13

1414 Words
Çalıştığım iki gün boyunca Kutay, bir gün tek başına bir günde Erdinç'in sevgilisi Cüneyt'le birlikte gelip efendi efendi içip çıkış saatime kadar bekledi. Yine sabahına evime kadar bırakıp öpücükleriyle uğurladı. Bir daha da burada çalışmayacaksın diye azarını da çekmeye kalkıştı ama benim diklenmem yüzünden vazgeçmek zorunda kaldı. "Bana karışırsan götünü keserim" dediğimde cidden yapabileceğimi biliyordu. İkimizinde manyak olduğunu kabul etmiştik. Mükemmel bir çift olmuştuk. İki deli, iki manyak, iki kafası kırık. "Yaparsın güzelim bilirim" deyip gülerek arabada öperek eve girene kadar bekledi. Yılmaz'da geldiği için kendi işime dönmem gerekiyordu. Asım Amca babalığını gösterip izinde vermişti. İyiliğini suistimal etmek bana yakışmazdı. Kutay bir gün dinlen yat uyu dese de sabahına üstümü değiştirip dükkana gittim. Yarı uykulu bol bol kahveyle günü bitirmeyi başarmıştım. Kutay babama yemek getiriyorum ayağına öğle saatine pide yaptırıp getirmişti. Üçümüz beraber yemek yiyip çay içtikten sonra Kutay işe gitmem lazım deyip gitti. O an ne iş yaptığını bilmediğimi fark ettim. Sormama fırsat kalmadan gidince konuşmam akşam çıkışıma kaldı. Akşam Kutay'ı beklemeden dolmuşa atlayıp mahalleye yakın durakta inip yürümeye başladım. Uyku eşiğini aştığım için ve kahveyi fazla kaçırdığım için hafif göğsüm sıkışmaya başlamıştı. Mahalleye girince köşedeki apartmanın duvarına yaslanmış üç kişinin bana kitlendiğini fark etmem zor olmadı. Ortadaki içtiği sigarayı yere atıp ayağıyla ezip duvardan çekildi. Elinde tesbih sallaya sallaya yanıma doğru yürümeye başladı. Yanındaki iki kişide yere tükürerek arkasından geliyordu. "Bak hele bi bebe." Yüzünü hatırladığım çocuk Kutay'ın yanındaki, elini kırarım dediği Serhat'tı. Yürümeyi durdurup karşıma geçmesini bekledim. "Baktım gardaş noldu?" Serhat denen beyaz gömlekli, siyah ceketli çocuk karşımda durup burun çekti. "Sen hayırdır gardaş şekil şukul yapıyordun. Tenhada kıstıracağımızı bilmiyo muydun? Şimdi de yapsana artistliğini." "Olur abisi yapayım ama yanımda götüne sokacak şişe yok az bekle şu tekelden bira alayım. Onunda tadını seversin belki." Gevşek gevşek ağzımı eğerek konuşmam sinirlendirmişti karşımdakini, dilini ısırdı. "Kendine çok soktun ellam tadını da biliyon he" deyince yanındakiler gülüştü. "Yok yavru kurt senin gibilerine çok soktum. Abi biraz daha derine diye bağırıyorlardı" dedim sırıtarak. Serhat yumruklarını sıktı. "Adam olacan lan bu mahalleye girerken bundan sonra benden izin alıp geçecen anladın mı İstanbul bebesi. Burası senin geldiğin yerlere benzemez yavru. Pestilini çıkartırım burda." deyip dibime kadar girdi. "Bitti mi abisi artistlik konuşman? Sıkıldım çekil yolumdan, sikmeyeyim belanı akşam akşam." Beri ki histerikçe güldü. "Bak hele bebeye ağzında iyi laf yapıyor" dediğinde aklıma geldi. "Kutay abine dayak attığım sırada sen yoktun ellam. Abine sor sadece ağzım mı iyi laf yapıyor?" "Kes lan, abimi meselemize karıştırma. Hayırdır bebe Kutay abimden eyvallah mı aldın da arkana alıyorsun." Yok daha arkama almadım ama alırım ellam yakında deyip kendi düşünceme gülerek kafamı sağa çevirdim. "Abisi bak son kez uyarıyorum. Çekil yolumdan da mahalleme gideyim." Serhat elinde ki tesbihi çeke çeke güldü. "Önce benden geçiş izni alacaksın yavru. Geçebilir miyim Serhat abi de bakayım da bakalım ben izin veriyor muyum?" "Tamam abi alırız iznimizi" dediğimde keyifle sırıttı. Sağındaki solundakine görünüyonuz mu ağırlığımı, bebeye abi dedittirdim artistliği yaparken ceketinin yakasından tutup kafa attım. Serhat'ın kafası geriye doğru savrulurken yakasının birini bırakıp burnuna yumruğu geçirdim. Şaşkınlıktan kurtulan solundaki ceketimin yakasından tutunca karnına tekme attım. Serhat elimden kurtulmuştu. Sağındakine hücum yapmasını beklemeden burnuna kafa attım. "Ben İstanbul'da sizin gibilerinden kaç tanesini gömdüm haberiniz var mı Ankara bebeleri, ciklet niyetine çiğnerim hepinizi" deyip tekrar Serhat'ın üstüne yürüyüp tekmemi kafasına attım. Kavgayı gören esnaf koşa koşa elimden almıştı bebeleri. Deli damarım atmıştı bir kere. Götlerine şişeyi sokmadan bırakmayacaktım. Ama esnaf amcalar kollarımdan tutup sokaktan uzaklaştırdılar. Yolun yarısında "Tamam lan bırakın beni, ellemeyeceğim bebelerinize" deyip ellerinden kurtuldum. Eve gidene kadar burnumdan soluyordum hıncım dinmemişti. "Anasınııı sigarayı unuttum" deyip kendi kendime güldüm. Bu defa Kutay'ın sigarasından deneyeceğim diye karar verip Suat abiden iki paket sigara alıp eve geçtim. Salonumdaki koltuğa oturup sigara paketini açarak içinden bir tane çıkarıp dudaklarıma götürdüm. Ceketimin cebindeki çakmağı çıkarıp sigaranın ucunu yakıp içime çektim. Ayaklarımı sehpaya uzatıp sigaranın tadını anlamaya çalıştım. Üçüncü nefeste boğazım yanmıştı. "Ben dedim Winston boğaz yakıyor diye" diyerek güldüm. Bir nefes daha çekip koltuğa yaslanıp dumanı havaya üfledim. Bitiremeyince küllüğe bastırıp söndürdüm. Odama geçip kendimi yatağa attım. "Hadi bakayım gecikmiş uykum sevişelim" deyip örtüyü üstüme alıp gözlerimi kapattım. Sabaha kadar camış gibi uyumuştum. Uyandığımda yastığın altında telefonu aradım ama bulamadım. Yataktan çıkıp tişörtümün üstünden göbeğimi kaşıya kaşıya salona geçtim. Ceketime uzanıp cebine baktım. İçinde unutmuşum. 18 Cevapsız Arama 3 Mesaj Aramada mesajlarda aynı kişidendi. Emcürdüğüm: Babam bugün Yakup gelmesin dinlensin az, dün ceset gibi geziyordu dedi dükkana gitme. Emcürdüğüm: Yat uyu biraz daha yavrum. Öğle saatlerinde bizim mahallenin kahvehanesine gel. Emcürdüğüm: Senin çocukları da getir. Yalnız çağırmadığına göre yine bi bok yemişti bizimkiler. KARDEŞLER PİDE SALONU Yakup: Gençler mahalle abisi bizi kahvehaneye çağırıyor. Öğle saatlerinde ellerinizi boşaltın. Piç Kaan: Dine döneyim ki ben bir şey yapmadım kardişim. Yılmaz: Aha yapmayacağı bir şeyin üstüne yemin ettiyse bu ırsız pezevenk yine bi bok yedi. Erdinç: Niye çağırıyormuş abi, hem de kahvehaneye. Yakup: Bilmiyorum abisinin gülü. Gidip bakalım derdi neymiş gene. Cidden bu defa neden çağırdığını bende bilmiyordum hem de hepimizi. Vardır ellam bi sıkıntı deyip mutfağa geçtim. Ama yiyecek bir şey yoktu yine. Suat abiyi aradım ve yanında çalıştırdığı çocukla poğaça simit kola ne varsa göndermesini söyledim. Beş dakika sonra 13-14 yaşındaki orta okullu çocuk kapıyı çaldı. Elinden poşeti alıp parayı verdim. On lirada harçlık verip Suat abine verme deyip gönderdim. Okuyordu belli ki, küçük yaşta çalışmanın ne demek olduğunu bilmiyordum belki ama hayatı erken yaşta öğrenmiştim. Hızlı yaşayıp çabuk kavramıştım bu dünyayı. Okuyamadığım için de öğrencilere daha çok içim ısınıyordu. Poğaçaları yiyip kolayı içerek kahvaltı yaptım. Düzensiz, bok gibi bir hayat yaşadığımın farkındaydım ama düzeltmek için artık çok geçti. Yüz sürülmeyen bir salon bir oda evi hızlıca toplayıp temizledim. Geri yatıp uyuyamazdım, uyanmıştım bir kere. Türbe mutfağı da toplayıp buzdolabına baktım. Tamam azcık alışveriş yapsam iyi olurdu. O kadar da ölmedik be ya. Öğlen birde bizimkiler kapımda toplaşınca üstümü değiştirip çıktım. Ellerimiz ceplerimizde kaç sene yatacağını kara kara düşünen mahkumlar gibi aşağı mahalleye yürüdük. Lan biz niye bu role girmiştik diye düşünürken çoktan kahvehaneye gelmiştik. Ben önde bizimkiler arkada içeri girince herkes ayağa kalktı. En ön masada oturan Kutay hariç. O önünde çayı, bir elinin parmaklarında sigarası, diğer elinde tesbihi bana bakıyordu. Masalara göz gezdirince mahallenin tüm delikanlıların toplaştığını fark ettim. Kutay'ın yan masasında başı önde benden dayak yiyen Serhat yanında da diğer ikisi vardı. "Orda dikilme semt çocuğu gel hele" diyen Kutay'ın masasına doğru yürüdüm. Karşısına geçtiğimde o da ayağa kalktı. "Buyur otur masama" deyip yanındaki sandalyeyi gösterdi. Bizim çocuklarda arkamda ne oluyor abisi ketenpereye mi geldik diye düşünüp kaşlarını çatarak bize bakıyorlardı. Onlara işaret edip oturmalarını söyledim. Üçü de Kutay'ın masasındaki sandalyelere oturunca bende Kutay'ın yanındaki sandalyeye oturdum. Kutay'da oturmasına rağmen kahvehanedeki diğerleri oturmadı. Kutay çay ocağına dönüp "Kemal abi bize beş çay, iki de kaşarlı tost" dedi. Elindeki tesbihin boncuklarını sakin sakin çekiyordu. "Kahvaltı yaptın mı?" diye sorunca kaşlarım çatıldı. Lan milletin içinde ne diye ilgili ilgili davranıyorsun mal diyesim vardı ama sadece baş salladım. Ne oluyordu bu lanet olası mekanda? Diğer gençler hâlâ ayaktayken Kutay boynunu kütletip "Serhat" diye seslendi. Arkasındaki çocuk hemen karşısına geçip elini önünde bağladı. "Buyur abi" Serhat'ın suratı benim attığım yumruklar yüzünden morarmış, kaşı patlamış, burnunda tampon vardı ama elindeki sargı benim eserim değildi. Kutay ona dönüp bakmadan bana baktı, gözlerimin içine. "Bizim çocuk sana bi yanlış yapmış semt çocuğu. Benim olana el kaldırmış bende gerekeni yaptım. Ama kendisi abi ben af dilerim ondan, beni affeder dedi" Serhat hâlâ başı önde bekliyordu. "Sen ne dersin semt çocuğu affeder misin bizim lavuğu?" Kafamı ayakta duran Serhat'a çevirdim. Cezasını bekleyen yaramaz bir çocuk gibi bana baktı. Ayağa kalkıp Serhat'ın önüne geçtim. Elimi omzuna koydum. "Bak kardeşim eminim her horoz kendi çöplüğünde öter, sende çöplüğünün haliyle horozusun. Ama benim ya da kardeşlerimin hiçbirinizle bir derdi yok. Seninle de derdim yok, sen geldin sataştın ama ben küslük düşmanlık sevmem. Hepimiz bu mahallenin çocuklarıyız. Evet biz sonradan gelip yerleşmiş olabiliriz ama bil ki bugün başın sıkışsa, mahallede birine bir şey olsa biz de koşup geliriz. O yüzden bırak bu artistliği düşmanlığı gül gibi geçinip gidelim." Serhat eğdiği başını kaldırıp bana baktı. Dostça gülümseyip omzuna hafif hafif vurdum. "Eyvallah abi ver elini öpeyim" deyip elime uzandı. "Hössttt lan o kadar da yaşlı değilim" deyip eline vurdum. Kutay arkamda gülünce diğerleri de gülmeye başladılar. Serhat'ı da masaya oturtup, diğerleri de oturunca hep beraber konuşa konuşa çaylarımızı içtik. Kaan yine piçliğini sergileyip İstanbul'da neler yaptığını anlatırken Kutay tostu yiyeyim diye kaş göz yaptı. Cüneyt, Erdinç'in çayı içmediğini görünce "Kemal abi sen bize iki oralet yap" deyip tostun diğerini Erdinç'in önüne itti. Erdinç utana sıkıla tostu eline aldı. Kutay'la göz göze gelince onların bu hallerine bıyık altından güldük. Yılmaz kaşlarını çatmış ikimizi izliyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD