14

1218 Words
Akşama doğru dörtte evlere dağıldık. On dakika sonrada evin kapısı çaldı. Dayanamamış on dakika bensiz durmaya emcürdüğüm. Üstümü değiştirmiş, rahat bol bir kazak ve eşofman giymiştim. Saçlarımı düzeltip kapıyı açtım. Başında şapkası elinde dosyayla duran yirmili yaşlarında bir çocuk kapıyı açınca suratıma bir kaç saniye boş boş bakıp "Güler apartmanı 2. numara mı?" dedi. Lan kim ne yapsın benim evimin adresini derken kaşlarım çatıldı. "Evet burası." Çocuk elindeki dosyaya baktı. Emin olamamıştı ama "Kutay abinin bir siparişi vardı bu adrese, onu teslim etmeye geldim." Aha sakın bana liseli ergenler gibi çiçek yolladım deme Kutay o çiçeklerle sana cenaze töreni hazırlarım. "Ne siparişi?" derken aşağıdan koca bir kutu taşıyan iki adam merdivenlerde göründü. "Yatak" dedi çocuk. Adamlar benim şokumu fırsat bilip içeri girdiler. Büyük kutuyu salona koyup tekrar aşağı indiler. Koltuğun üstünde ki telefonuma uzandım. Yavuklum: Zeka seviyesini belli eden yarim, yatak ne alaka laannnn?????? Emcürdüğüm: Geldi mi? Tamam beş dakikaya geliyorum. Yavuklum: Gelme götünde torpil patlatırım yeminle. Bu arada ikinci büyük kutu salonumda yerini alınca adam kağıda teslim aldığıma dair imza alıp gitti. Kapı tekrar çalınca yerdeki kutulardan bakışlarımı çevirip kapıyı açtım. Kutay elinde tesbih yüzünde salak bir sırıtışla ayakkabılarını çıkarıp içeri girdi. Salona geçip yerdeki kutuları kontrol etti. Ellerimi belime koyup onun belindeki çakıyı çıkartıp eğilerek kutuyu kesmesini izledim. "Hangi ölüm şeklini istersin paşam?" diye sorduğumda güldü. "Senin elinden gelen her ölüme razıyım gülüm sen seç" dedi. Ne desem bi kılıf bulacaktı anlaşılan. "Kim sana yatak al dedi Kutay adamı sinir etme" Sesimden sinirlendiğimi anlamıştı. Yerden kalkıp açtığı kutuyu kenara koydu. Bana dönüp dudaklarını büzerek baktı. Çakıyı kapatıp beline koydu. "Sana almadım kendime aldım" dediğinde sinirle güldüm. "Lan o zaman kendi evine gönderseydin ya beynine turp sıktığım" "Burası da benim evim değil mi?" "Yok anasını bir de yerleşseydin." Kutay karşıma geçip ellerimi tutup dudaklarına götürdü. Parmaklarımı teker teker öptü. Yumuşak dudakları yüzünden öfkem diniyordu. "Bu eve sığmayız. Sen benim evime yerleş desem götümü pıçaklayacağını bildiğim için en azından ikimizin uyuyabileceği yatak alayım dedim. Sığmıyorum gülüm o yatağa valla"deyip mızmızlandı. Haklıydı kıç kadar yatağa sığamamış put gibi yatmıştı garibim. "Tamam o zaman fiyatını söyle ben vereceğim" Kutay gülümseyerek ellerini yüzüme koydu. "Biliyordum karşılıksız kabul etmeyeceğini. Tamam babama söylersin haftalığından keser" dedi gülerek. Dalga geçiyordu farkındaydım. Neyse en azından beraber eskitecektik zaten. Bende Asım Amca'dan daha az alırdım paramı. "İki parça bu nasıl kuracağız?" Kutay elleri yüzümde kutulara baktı. "İçinde montalama tarifi var diye biliyorum bakalım yavrum" "O zaman önce içeri taşıyalım orada kurarız" Beraber kutuları odama taşımadan önce eski yatağı salona çıkarttık. Kutuları onun boşluğunun olduğu yere koyup içlerinden bazasını ve parçalarını çıkarttık. Kutay parçaların hangisi nereye takılacak diye bakarken bende mutfağa geçip çay koydum. Çaysız duramazdı o. Yerdeki demirlere bakarken Kutay bazayı açmış içlerindeki vidaları eline aldığı L şeklindeki parçayla sıkılıyordu. Demir çubuklardan birini alıp baktım. "Olum bu çelik çok ağır" Kutay başını eğip "Sağlam olsun dedim" diyerek güldü. "Niye?" Farkında olmadan ağzımdan çıkmıştı. Kutay sırıtarak başını iki yana salladı. "Laannn ohaaa" dediğimde kahkaha attı. "Ben deli yatarıp kurban olduğum ondan" dese de fesatlığını biliyordum. Demiri yere koyup sırtına bir tane geçirdiğim de acıyla sırtını ovaladı. "Valla elin ağır gülüm erken yaşta kötürüm kalıcam" diyerek dudaklarını büzdü. Sonra çöktüğü yerden kalkıp önümde durdu. Ellerimi tutup boynuna, oradan da ensesine uzatıp koydu. Kollarını da belime dolayıp kendine çekti. Aramızda mesafe bırakmayarak bedenlerimizi birbirine bastırdı. "Dellenmen bitti mi sevgilim?" deyip burnumun ucunu öptü. "Gülüm ben bunun hayaliyle bir yıl boyunca deliye döndüm. Ne ederim nasıl ederim de seni ayarlarım diye kafayı yedim. Şimdi sana kavuştum ve bazı geceler buraya gelip seninle uyumak istiyorum, uyandığımda yanımda seni göreyim istiyorum. Kapını çaldığımda açacağını bilmek istiyorum. Bana bunları çok görme ha canına yandığım. Geç kavuştum zaten sana, bırak doya doya seninle yaşayayım." Oha abiiii adam aşkını pat pat diye korkusuzca itiraf ediyor bense mal mal suratına bakıyorum. Söyledikleri beni mayıştırmıştı ama göğsümde de bir ateş yakmıştı. Güzel seviyordu be. Uslanmaz bir deliydi ama beni içinden geldiği gibi rol yapmadan, doğal, kendi halinde seviyordu. Gerçekten bir yıl boyunca bana ulaşacak yol araması, kendine de itiraf edip kabullenmesi zor olmalıydı. Cesurdu fazlasıyla ama ben yeni yeni alıştığım bu durumda cesaretimi bulamıyordum. Ben bir adım atarsam o on adım bana geliyordu. Ama güzellikle, severek, içimi titreterek. Ensesinde olan elimi kendime çekip dudaklarından öptüm. Geri çekilirken belimde olan kollarını sıkıca sarıp kendine daha da çekti. Başını hafif sağa eğerek dudaklarıma dudaklarını uzunca bastırdı. Bu öpüşmeye bir davetti bizim için. Karşılık verip dudaklarımı araladığımda yüzünü yüzüme sabitleyip alt dudağımı ağzının içine alıp emdi. Bende üst dudağını emerken dilimi ağzının içine ittim. Belimi okşayarak dilimi diliyle karşılayıp içine çekerek emdi. Ellerini belimden kalçalarıma doğru götürüp avuçlayıp sıktı. Büyük ellerinin bu hareketi beni deli ediyordu artık. Ellerimi saçlarının arasına geçirip çekiştirerek bende daha hırslı öpüşmeye başladım. Onun dudaklarına ve dokunuşlarına dediği gibi bağımlı olabilirdim. Daha fazlasını istediğimi fark etmiştim. Elimi ensesinden çekip pantolonun düğmesine indim. Kutay geri çekilince dudaklarım ondan uzaklaştı. Ayrılınca ikimizde derin derin nefesler aldık. Neden geri çekildiğini anlamak için baktım. Kutay gözlerini kapatıp açtı. Ellerini yüzüme koyup baş parmağıyla dudağımı okşadı. "Seni deli gibi istiyorum ama kendimi kontrol edemeyebilirim yavrum. Önce bana daha da alışman ve kendini bu duruma alıştırman lazım. Acelemiz yok, bekleyebiliriz" dedi. Ne demek istediğini anlamıştım. Eğer o düğmeyi açarsam birbirimizi çekmekten daha ileri gitmeyi isteyeceğini düşünüyordu. O yüzden ilk kez geri adım atan o olmuştu. İstemediğinden değil benim hazır olmadığımdan sakin kalmaya çalışıyordu. Beni bırakıp yatağın diğer parçasına geçti. Az önce bende ne yaptığımın farkında değildim ama devamını benim de isteyeceğimi fark ettim. Bir tarafım isterken diğer tarafım zaman diyordu. Onu tanımam lazımdı önce. Sırtımı kapıya dayadım. "Kaç yaşındasın?" Kutay vidaları sıkarken gülümsedi. Zamanının geldiğini anlamıştı. "32" "Baya büyükmüş yaşın" Sırıttı. "Başka şeyimde büyük biliyorsun" "Cıvıma hemen." "Tamam tamam devam et." "Ne iş yapıyorsun?" "Emlakçıyım. Ara sırada araba alıp satıyorum." "Bir yıl önce ev ararken burada hiç bir emlakçı görmedik." "Çünkü burada değil merkezde. Bir iş çıkışı götürürüm." "Kaç tane sevgilin oldu?" Başını kaldırıp ciddi misin der gibi baktı. Omuz silktim. Gülerek başını iki yana salladı. "Hiç kız sevgilim olmadı. O meseleyi başka yollarla hallediyordum. Bir tane erkek sevgilim oldu." "Neden ayrıldınız?" Kutay vidalamayı bitirip ayağa kalkarken cevap verdi. "Gözü yükseklerdeydi. Yetemedim ona. O yüzden gitti." Kurcalamak istemesem de merak ediyordum, birazda farkında olmadan kıskanıyordum. "Çok üzüldün mü gitmesine?" Kutay yatağın döşeğini kaldırınca yardıma gittim. Bazanın üstüne atıp yerleştirdik. Tekrar kapıya yaslanıp kollarımı önümde kavuşturdum. Kutay'da karşımda eli belinde yatak yerleşti mi diye kontrol ederek cevap verdi. "Hmm nasıl desem. Başlarda baya üzülmüştüm. Çünkü o sadece sevgilim değil arkadaşımdı. Aynı mahallede büyüdük ve kendimi onunla keşfetmiştim. Ama daha sonra onunla sevgili olmasaydık arkadaş kalsaydık daha iyi olurdu dedim kendime çünkü sevgiyi karıştırmıştım." "Beni arkadaşın olarak gördün mü hiç? Kutay yanıma geldi, kolumdan tutup kendine çekti ve sıkıca sarıldı. "Hayır semt çocuğu görmedim. Çünkü seninle ya düşman olacaktık ya da sevgili." Kutay'ı göğsünden kurduğumuz yatağa doğru ittim. Şaşkınlıkla kaşları çatıldı. Yatağa çarpınca oturdu. Bende bacaklarının üstüne oturdum. "Sana karşılık vermeseydim ne yapacaktın mahalle abisi?" "Pes etmeyecektim. Kavgayla olmuyorsa başka yollar arayacaktım." Kollarımı boynuna dolayıp boynuna yüzümü gömdüm. "Acaba erken mi yüz verdim. Biraz daha mı düşünsem" dediğimde altımdaki bedeni hareketlendi. Çenemden tutup yukarı kaldırdı. Korkuyla gözlerime baktı. Çakırları titriyordu. "Yapmazsın bana bunu demi gülüm?" Kahkaha attım. Dalga geçtiğimi anlayınca çenemi hafif sıkıp ısırdı. Gülmeye devam ederken kazağından tutup kendime çekerek dudaklarını öptüm. Korkuyu görmüştüm gözlerinde bu bana yeterdi. Sağlam adımlar atmam için gözlerine bakmam yetiyordu. Çünkü yüzü ve gözleri her duygusunu açık ediyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD