Sabah olmuştu. Gece boyunca kapıyı kilitleyip Baran’ın dışarıda kalmasını sağlamıştım ama o tek bir kelime bile etmemişti. Ne kapıyı çalmıştı, ne içeri girmeye çalışmıştı. Öylece gitmişti. Bu durum beni daha da sinirlendiriyordu. Ama sabah olduğunda tüm bu düşünceleri kafamdan atmaya karar verdim. Bugün gelinlik bakmaya gidecektik. Gülsüm Hanım sabah erkenden beni almış, çarşıya çıkmıştık. Baran ise ortalıkta yoktu. Nereye gittiğiyle ilgilenmiyordum. Sonrasında bir çay salonuna geçmiş, küçük yuvarlak masanın etrafında oturmuştuk. Çalışanlar bize demli çay getirmişti. Önümüzde kağıtlar, dergiler, kataloglar vardı. Gelinlik modellerine bakıyorduk. Gülsüm Hanım çayından bir yudum aldıktan sonra gözlerini kısarak katalogdaki bir modeli işaret etti. “Bak Efsun, şu nasıl?” Baktığımda önü da

