4. Bölüm

597 Words
Hayatımda ilk defa bir erkekle bu kadar temas halindeydim en kötüsü karşımdaki adam neler diyordu böyle. "Bana dokunamazsınız istemiyorum lütfen bırakın!" Diye sızlandığımda elimi çekmeye çalıştım. Parmakları bacaklarıma sertçe saplandı, o unutmaya çalıştığım aletinin baskısı hâlâ kadınlığımın üstündeydi ve nefesimi kesiyordu. "Sözleşmeyi imzalandığında seni her türlü becermeme izin verdiğini unutmamalısın bu evin her noktasında seni dilediğim gibi sikebilirim!" Gözlerimi sıkıca yummuştum nefesi kulağımı yalayıp geçiyorken sert dikenli sakalları yanağıma batmaya başladı. Ve dedikleri her kelimesi doğruydu. Acıyla inledim, haklıydı bunu bilerek gelmiştim fakat beni nasıl aşağıladığı ortadayken beğenmediği birini becermesi saçmaydı; dediği gibi onun eğlencesi olacaktım. Ben nasıl bir işe bulaşmıştım böyle. Başımı geriye attım ondan uzaklaşmak için. "Kimse yüzü güzel olmayanı istemez, ben size dilediğiniz zevki veremem lütfen başka bir eğlence bulun!" Kendini bana sertçe bastırdığında yutkunamadım, nefesim kesildi. Çok sertti, erkekler normalde ereksiyon olduklarında bu kadar sertleşirlerdi ancak onu etkileyebilecek biri değildim kendi de söylemişti, peki bu şey nasıl bu kadar büyüktü ve karnıma doğru yol almıştı. Başını yavaşça çektiğinde bacağımdaki eli yukarı çıkmaya başladı, "Hayır başka bir tane bulmakla uğraşamam onlar oyuncuya dönüşür para için, ama sen..." bornozumun kuşağını tek seferde çözdüğünde şok ve korkuyla açıldı gözlerim. "Sen gerçeksin emrettiğimde her dediğime uyacak istediğimde çileden çıkacaksın; bunu ayarlayacağım." Bir psikopat gibi görünüyordu ve altında kalan zayıf ve güçsüz bedenim debelenmekten hep incinmişti. "Çekilin artık lütfen!" Desemde duymadı. Bakışları neredeyse çıplak kalmama neden olacak bornoza gitti, sonra bedenimi bu loş aydınlıkta süzdü, parmaklarını göğüsümün arasına koyduğunda kalbimin sesi duyulacak kadar hızlı atmaya başladı. Yavaşça kaydırarak aşağı doğru sürtmeye başladı elini, "Eğer karşı gelip gitmeye kalkarsan bana sözleşmedeki paranın iki katını ödemekle mükellefsin aksi takdirde hiç bir yere gidemez ve bana boyun eğmek zorunda kalırsın." Dedikleri beynimden vurulmuşa çevirdi o kadar parayı bulmam imkansızın ötesiydi o kadar param olsa burada işim neydi. Göğsüm hızla inip kalktı, üzerimde hafifçe kalktığında ve parmakları kasıklarıma ilerlemeye başladığında bacaklarımı birbirine bastırdım hızla. "Sesini çıkaramadığına göre itaât edeceksin bana," sesi bıçak kadar keskindi. Orta parmağı kadınlığımın üzerine geldiğinde gözlerimi sıkıca kapadım. "Bacaklarını aç ne durumda olduğunu görmek istiyorum!" "Hayır bırakın lütfen!" Desemde duymadı başını aşağı eğdi ve parmağını bacaklarım arasına girmesi için zorladı. Öfkeyle kaldırdı başını. "Parayı ödeyemiyorsan itaât edersin aksi halde hapise kadar yolun var!" Dediğinde duraksadım. "Şimdi daha fazla canın yansın istemiyorsan aç bacaklarını, deliğine bakmam gerek, hissetmeliyim." Dediğinde keskin bir soluk bıraktım, ciğerlerim patlayacaktı sanki. "Ben bir bakireyim parmaklarınızla bozulmak istemiyorum! İlkim parmaklarınız olmamalı!" Dedim hızla yutkunarak ancak kuruyan ağzıma hiç iyi gelmiyordu. Bana inanamazca baktı, alnına dökülen ıslak saçları kurumaya başlamıştı. "Tenin fazlasıyla pürüssüz dokunduğum kadarıyla amında öyle." Derken üzerime eğildi tekrar. Bir nefes kadar uzaklığımdaydı artık, "Daha önce kimseyle yatmadın yani öyle mi?" Dediğinde hızla başımı salladım. "Size söyledim bedenim de ruhum kadar temiz, sizin aksinize!" Dudaklarını yaladı ancak bedeni rahat durmayarak aletini havlusunun altından gözlerime baka baka sürttü kadınlığıma. Bu hareketi bir ateş düşürmüştü orama. "Madem bakiresin o halde seni burada sikmeyeceğim," dediğinde büyük bir rahatlama çöktü üstüme. Bedenimin üstünden kalktığında hızla düzelttim bornozumu, titreyerek kalktım ayağa. Karşı karşıyayken yüzüne bakamadım. "Bir daha yasak olan hiç bir şeye kalkışmayacağım efendim, iyi geceler." Titreyerek kurduğum cümleyle hızla arkamı dönüp kapıya ilerledim. Ancak saniyeler içinde saçlarımın diplerine parmaklarını geçirdiği gibi ensemi kavrayıp geri çekti bedenimi! Kolunu karnıma sarıp kendine bastırdığında kalçamda hissediyordum onu. Hızlı nefeslerim dağıldı ortamda bu sefer yanlış ne yapmıştım ki?! "Sana gidebilirsin dedim mi ben!" Bedenimi seri bir hamleyle kendine çevirdi. Korkuyla ona bakarken elini belindeki havluya attı ve tek hamlede çözüp yere düşmesini sağladı. Şahlanan erkekliği karnına çarptığında nefes almayı dahi unuttum! İri elini erkekliğine sarıp sıvazladı şok içinde kalmış bana bakarken. "Beni boşaltmadan bu gece sana uyku yok! Yüz Elli Altı Numara."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD