Oldukça güzel mi güzel bir bölümle karşınızdayım. Bölüm sonu sizi biraz şok ve sinir edebilir, aman benden söylemesi! Satır arası yorumlarınızı ve bölüm sonun teorilerinizi beklediğimi unutmayın bebeklerim 😘 O zaman başlayalım;
Keyifli okumalar. :))
8. Bölüm
Alina uyuduğundan olsa gerek Havin çoktan yerde yaptığı yataktaydı ve uyumuştu. Çok da ses çıkarmamaya dikkat ederek topuklularımı ayaklarımdan söktüm. Bileğim fena sancısa da önceliğim o değildi. Aslında artık önceliğimin ne olduğunu da şaşırmıştım. Ümit Beyi arayıp arsayı alamadığımı mı anlatmalıydım yoksa Hazan'ın teklifini mi beklemeliydim, emin olamıyordum. Aslında daha çok kendime kızmakla meşguldüm. Hazan'ın söyledikleri, konuşurken yüzünden dökülen kırgın ifadesi... Neden bana söylemedin, şeklindeki serzenişleri aklımı allak bullak ediyordu. Ah... Bir de ona dokunduğum anda beynime doluşan görüntüler vardı... Tüm dengem altüst olmuştu. Onu bulamadığım için bu durumu kendime sakladığımı söylediğim her seferinde dört yıl sonra nasıl buldun peki, argümanıyla karşıma çıkıyordu. Haklıydı. Ama haksızdı da! Onun cephesinden dökülen her argümana hak veriyordum ama peki ya benim cephem? Hiç benim penceremden bakmayı düşünmüş müydü? Alina'ya ihtiyacım vardı; onun varlığına muhtaçtım ve o hamilelik sürecinde Hazan'ı ne kadar tanıyordum ki? Neredeyse hiç. Ya onun karşısına çıktığımda bebeği istemeseydi, aldır deseydi? Daha da fenası kolumdan tutup kürtaj masasına yatıracak kadar gaddar biri olsaydı. Öyle biri demiyorum ama o zamanlar Hazan'ı tanımıyordum ve tüm bu ihtimaller gerçek olabilir diye çok korkuyordum. Bu korkular kabuğuma çekilmeme yegâne sebeplerdi. Evet, hatalıydım, hatalıyım... Sustum, saklandım ve kaçtım ama haksız mıydım? Hayır, ben sadece korkan bir kadındım. Haksız olduğum tek bir konu varsa o da hamileliğimi saklamak değildi; Alina doğduktan sonra Hazan'a haber vermemekti tüm haksızlığım. Ama diyordum ya, korkmuştum. Delilercesine...
Derken telefonumun bildirim sesi ötünce düşüncelerimden sıyrılarak koltuğa sektim. Telefon ekranı yanıp söndüğüne göre uygulamalarımın birinden bildirim gelmişti. En azından kafamı dağıtırım dedim. İş, Hazan ve Alina köşeye sıkışmışım gibi hissettiriyordu zaten.
hkmrnHzn ve 217 kişi daha fotoğrafınızı beğendi

Lilith Power 💪💅
Yorumlar
skr33: Bizde bile böyle mühimmat yok. Füze misin Allahsızın kızı?
mhndsİzmr: Düşmana korku vermeye geliyorum, ondandır.
ebrushka: Ben çektim. Hem fotoğrafı, hem kahrını...
mhndsİzmr: Bon çoktom. Hom fotoğrofo, hom kohrono...
Kaşlarım havaya kalkarken hayretle ekrana bakıyordum. Hazan beni mi stalkluyordu? Stalkluyordu diyorum çünkü beğendiği fotoğrafım iki yıl önceye aitti. Dudağımı ısırarak bu sefer ben de bildirimlerdeki Hazan'ın ismine tıkladım ama o da ne? Bildirimlerdeki Hazan'ın ismi anında yok oldu. Hayretle gözlerimi kısarak dudağımı ısırdım. Bu kadar amatör bir stolker olamazdı herhalde, değil mi? Yanlışlıkla beğeni atmış sonra da bunu görmememi umarak beğenisini çekmişti. Gülümsemem yanaklarıma yayılırken aklımda kalan hkmrnHzn nickini arama kutucuğuna yazdım. Bir de engellemiş miydi beni? Bu sefer gülmekle yetinmeyerek gözlerimi devirdim. Amatör stolkcu... Ama benim gibi profesyoneller bunu yemezdi. Hemen stalklarım için açtığım insta hesabıma girip hkmrnHzn nickini arattım bir daha. Evet, Hazan bu stalk konusunda kesinlikle acemiydi. Beğeniyi geri çekip beni engelleyince tüm delilleri kararttığını düşünüyordu ama benim gibi özel sektörde çalışanlar için bildirim sesi hayatidir ve sesi duyduğunuz anda telefonun başına koşmanız gerekir. Onu yakalamıştım ve madem eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmüştü... O zaman ben de Hazan'ı stalklardım.
Evet, buradaki mevzu bahis eşek bendim. Hazan da karpuz kabuğu.
Ve aslında profili o kadar da kalabalık değildi. Sadece üç resmi vardı ve bunlar da uzun aralıklarla paylaşılmıştı.
AdrHukumrn ve 712 kişi bu fotoğrafı beğendi

Sirius maviliklere düştü...
Yorumlar:
_3handee: Ben de düştüm...
mllkedgn: Düşen sadece Sirius değil 😍
Dudak büktüm. İlanı aşk işleri bu kadar ele ayağa düşmemeliydi. Neyse ki Hazan hiçbir yorumu beğenmemişti. Kaldı ki bu yorumlardan onlarcası vardı. Ancak benim dikkatimi çeken asıl şey yorumlarda Ayşem nickli kimsenin olmayışıydı. Belki de evliliklerini çok göz önünde yaşamıyorlardı. Neden bilmiyorum ama bu bana garip geldi. Tamam, Ayşem yorum yapmamıştı ama peki beğeni? O da yoktu. Elbette nicki öngörülemez bir şey de olabilirdi ama nedense tüm Hükümran'lar kendi isimlerini kullanıyor gibiydiler. Ayrıca hadi diyelim yorum yok, beğeni yok ama neden bir evlilik fotoğrafları da yoktu ki?
Kızmadı, hatta ilik örneği vermek istedi... Hazan'ın sesi kafamın içinde çınlarken oturduğum yerde rahatsızca kıpırdanarak ayak bileğimi ovdum. Şartlar değişik olsaydı; Ayşem ben, ben de Ayşem olsaydım bu durumu onun kadar soğukkanlı karşılayabilir miydim? Hiç mi kızmazdım Hazan'a? Gerçekten, benden önce olup bitmiş bir şey diye geçiştirebilir miydim?
Dudağımı ısırdım gerginlikle. Cevap çok netti. Hayır. Ben bu filmi daha önce izlemiştim; başrollerde annem ve babam vardı ve film asla tahammül edilebilir bir noktada değildi. Peki ben ne yapacaktım? Ayşem'le yüz yüze geldiğimizde, anlayışın için teşekkürler, deyip elini mi sıkacaktım? Bu da fazla yüzsüzlük olmaz mıydı? Telefonu bir kenara bırakarak başımı ellerimin arasına alıp sıkıştırdım. Kafam kelimenin tam manasıyla kazan olmuştu! Dibi tutmuş, kara bir kazan!
Orada, o pozisyonda ne kadar durduğumu bilmiyorum. Sadece oturmuş alternatifleri düşünüyordum. Her konudaki tüm ihtimalleri. İş konusundaki, hastalık konusundaki ve çözümsüz kalırsak yapmak zorunda olduğum o ihtimali... Ki telefonumun bildirim sesi tekrar öttü. Bu kez şaşırdım çünkü saat gece yarısını geçmişti ve neredeyse bire geliyordu.
Mesaj Hazan'dandı. Bu kez stalkcılıktan ele vermemişti kendini. Ayan beyan bir mesajdı.
'Çok güzel görünüyorsunuz.'
-Hazan

Ona gönderdiğim onlarca resimden bir tanesini bana geri göndermişti. Geniş geniş sırıttım; Bu Alina'nın birinci yaş günü için hazırlandığımız geceden bir kareydi. İkramlıkları hazırlamış ve balon şişirme işini Yiğit'e kakalayarak nihayet dinlenceye çekilmiştim. O zaman Ebru da beni ve kızımı çekivermişti böyle. Hayattaki en büyük başarım kollarımın arasından başıma yükseliyordu ve tüm yorgunluğum onun yüzündeki bir gülücükle kuş olup uçmuştu.
'Her ikiniz de.'
-Hazan
Telefon daha mesaj bildirimi için titrerken okudum mesajını. Her ikiniz de, derken... Güzel olduğumu mu söylemeye çalışıyordu?
Şey... Teşekkür ederdim ama... Bu etik değildi. Bunu kendime söyleyip durmaktan bıkmıştım ancak adam evliydi! Ve Hazan bu hatırlatmayı sürekli yapmam için istikrarlı adımlar atıp duruyordu. O yüzden ben de tüm bu konuyu halının altına süpürebilmek için muzurluk yapmaya karar verdim.
 (kızlar stalk yaparken / erkekler stalk yaparken, temalı iki kedi kamuflajı vardı bu görselde)
'İyi geceler hkmrnHzn.'
-İzmir
Anında görüldü oldu ve kısa birkaç saniyenin ardından bir şeyler yazmaya başladı. Sonra sildi ve biraz daha bekledi. Bir kez daha bir şeyler yazmaya çalıştı. Duraksadı ve nihayet aramıza girmesi gereken o mesajı attı.
'İyi geceler İzmir.'
-Hazan
***