"Şiyar hiç bir eksik istemem yoksa kendinizi ölmüş bilin."
"Emrin başüstüne ağam sen hiç merak etmeyesin."
"Hadi gecikmeyin hemen gidip alın doktor hanımı."
"Başüstüne ağam." diyerek restoranttan çıktı Şiyar.
Cihat Reşanlı buraların en lüks restorantı ama bildiğin yöresel kebapçısında yerinde duramıyor hazırlattığı masanın etrafında deli dana gibi dolanıyordu. Masayı kendinden beklenmeyecek kadar özenle hazırlatmış hatta bu akşam yemeği için kapatmıştı. Doktor Rüya ile konuşurken kimseler görmesin rahatsız etmesin istiyordu. Yarım saat geçmesine rağmen gelen giden olmayışıyla kendi kendine söylenmeye başlamıştı ki duran araba sesiyle tamam deyip hemen restorantın kapısına doğru yürüdü. Kapıya elini atacakken kapı dışarıdan açıldı.
"Buyrun Doktor hanım." diyerek elinin biri kapının kulpunda diğeri ceketini tutan Şiyar ile göz göze geldi.
"Teşekkür ederim ama ben açardım." diyerek içeri giren Rüya daha önce doktor arkadaşları ve Ahmet ile bir kez geldiği yere bir göz atıp içerisinin boş olmasıyla şaşırdı.
"Hoş geldiniz doktor hanım." diyen Cihat Reşan'lı ile dikkatini toplayıp içeri tümüyle girip biraz tedirgin olarak Cihat Reşanlı'ya yaklaşıp elini uzattı.
"Hoşbuldum Cihat bey." dedi ve eline uzanan eli hafifce sıkarak geri bıraktı.
"Buyurun lütfen" diyerek camın önünde doğru konumlandırılmış masaya doğru elini uzatıp bekledi. Rüya üzerindeki kalın kabanının önünü açıp şalıyla beraber çıkartıp etrafına bakınca Cihat Reşanlı elini uzatıp aldı ve kenardaki sandalyenin arkasına bıraktı.
"Buyurun lütfen ayakta kaldınız." diyerek eliyle Rüya'yı masanın sağına doğru yönlendirip kendi de sandalyesini çekip bekledi. Rüya karşısındaki adamdan beklenmeyecek olan nezaketle şaşırıp gülümsedi.
"Teşekkür ederim." diyerek sandalyeye oturup düzeltti.
Cihat Reşanlı tam karşısındaki sandalyeye oturup dimdik Rüya'ya doğru durup tam gözlerinin içine baktı.Cihatt Reşanlı siyah takım elbisesi içindeki beyaz gömleğinin iki düğmesini açmıştı. Sol kolundaki büyük kadranlı ve metal kordonlu pahalıyım diye bağıran saat epey dikkat çekiyordu. Koca parmaklarındaki bir kaç taşlı yüzükte göze hitap ediyordu.
Cihat Reşanlı kendini inceleyen kadınla gururu okşandı . Demek doktor hanımın dikkatini çekmişti.Doğru yoldasın aslanım dedi kendi kendine.
Masanın sağ tarafındaki lilyumlara uzanıp eline aldı ve doktor Rüyaya uzatıp bekledi.
"Sizin için umarım beğenirsiniz?" dedi. Rüya ağa adı altında bu kadar nazik bir adamın bu coğrafyada nasıl var olduğuna şaşırıyor karşısında elinde çiçekle bekleyişine anlam veremiyordu.
"Çok teşekkür ederim zahmet etmişsiniz ama çok güzeller." diyerek çiçekleri Cihat Reşanlının elinden alıp kokladı. Çiçeklerden gielen kokularla gözleri kapandı. Rüya karşısında bu akşam için belli ki çok hazırlık yapan adama bakıp bende ne saygısızım diye düşündü. Rüya hastasının ailesi diye düşünmüş teşekkür yemeği diyerek sade bir kot pantolon ve kazakla gelmişti. Bu durumdan utansa da olan olmuştu.
"Beğenmenize sevindim." dedi Cihat Reşanlı. Elini kaldırıp Şiyar'a işaret etti.
"İsterseniz servise başlasınlar saat geç oldu açıkmışsınızdır." diyerek bekledi.
"Tabii ki " diyerek servis tabağındaki peçeteyi açıp dizlerine bıraktı. Cihat Reşanlı da aynını yapıp Şiyarın servise başlamasıyla güldü.
"Lütfen kusuruma bakmayın Şiyar bey sizin elemanınız sanıyordum. Şimdi burada yemek servis edince kendimi tutamadım." diyerek açıklama yapınca Cihat Reşanlı sırtını yaslayıp karşısındaki sade güzellikteki kadına baktı.
"Haklısınız Şiyar benim sağ kolumdur zaten burada olma sebebi de budur. "diyerek sustu. Şiyar mezeler salatalar derken en sondaysa kebapları masaya bırakıp kapıya doğru gidip bekledi.
"Doktor hanım ben bilemedim. Alkol alır mısınız? "
"Hımm ben arada alırım ama şimdi canım istemiyor. Hem bu canım kebapları da alkolle mahvetmeyeyim." diyerek lavaşa sardığı adanayı ısırdı.
Cihat Reşanlı karşısında hiç bir çekince göstermeyen doğal kadınla gülümsedi. Oda kebaptan bir lokma alıp yedi ve suyundan içip konuşmak için derin bir nefes aldı.
"Doktor hanım." deyip susunca Rüya kendini kaptırdığı yemekten ayırıp karşısında ki adama baktı.
"Doktor hanım sizi buraya davet ettim çünkü hem bir teşekkür hemde ." diyerek bekledi.
"Bana o kadar çok teşekkür ettiniz ki neredeyse neye ettiğinizi unuttum. Hoş Diyar için biliyorum ama biraz fazla olmadı mı?" dedi dürüstce.
"Haklısınız aslında Diyar için çokca teşekkür ettim hakkınızdır. Ama şimdi ettiğim teşekkür kendim içindi." dediğinde
"Nasıl yani? Nasıl kendiniz için?" Rüya anlamaya başlıyor ve içinden bir ses hayır olmaz lütfen olmasın diyordu ve içtiği su bile boğazına takılıyordu.
"Beni kırmayıp buraya geldiğiniz için teşekkür ederim. Beni dinlemeyi kabul ettiğiniz için de." deyip susutu. Gözlerini bir an bile Rüya'nın üzerinden çekmiyordu. Rüya karşısındaki adamın bakışlarından ilk kez rahatsız olmuş utanmıştı. Adamda öyle bir aura vardı ki sanki dört tarafından sarılmış gibi hissetmiş sadece bekliyordu.
"Ben 38 yaşında bir adamın doktor hanım. Ve inanın ilk kez bir insan hatta bir kadının karşısında kendimi açıklamak zorunda kalıyorum."
"..................." Rüyanın ses çıkarmayışıyla konuşmasına devam etti.
" Annem aşiretim şu zamana dek evlenmem konusunda baskı kurdu. Hoş dinlemedim dinlemem de sonuçta hayatına birini alacak olan benim ."
"..................."
"Kaldı ki biri diye söz ettiğim çocuklarımı doğuracak hayatıma aşkı sevgiyi katacak kadın."
"..................."
"Eminim kafanız karıştı hatta bu adam deli mi neden evleneceği kadından bana söz ediyor diyorsunuzdur." gülümsedi ve karşısında şaşkınca gözlerini açıp kendine bakan kadına baktı.
"Ben lafı dolandırmayı sevmem içimden ne geliyorsa dilimden de o dökülür."
"..................."
"Demem o ki doktor hanım sizi gördüğüm ilk anda işte hayatıma yakışacak kadın dedim.İsterim ki birbirimizi tanımak için bana bir şans verin. İnanıyorum ki müspet bir sonuca varacağız." diyerek karşısında nefesini tutan kadına baktı.
Rüya karşısında içindekileri patır patır önüne döken adama bakakalmış elinde su bardağı donmuştu. Sözleri kulaklarında çınlıyordu. Ama aynı zamanda da aklının bir yerinde Ahmet yüzbaşının sesi uğulduyordu. Beyninin içinde bir çınlama ile aklı başına geldi ve elindeki bardağı masaya bıraktı ve duruşunu düzeltip boğazını temizledi.
Direkt Cihat Reşanlı'nın gözlerine bakıp konuşmaya başladı.
"Cihat bey öncesinde yaptığınız her şey için teşekkür ederim. Ve bu akşam beni buraya davet ettiğiniz içinde teşekkür ederim ama sanırım bir yanlış anlaşılmaya sebep oldum."
"....................."
"Diyarı sağlığına kavuşturmak benim seçtiğim işim ve görevim. Bunun için ekstra bir teşekküre yada başka şeylere ihtiyacım yok.Ama gördüğüm kadarıyla Diyar sizin için çok kıymetli ağabeyinizden emanet olduğunu söylemiştiniz.."
"Evet haklısınız."
"Dolayısıyla hastane de yaptığınız jestler bunu haklı gösterdi."derin bir nefes alıp devam etti.
"Ama bu akşam burada beni ağırlamanız ve sözleriniz beni şaşırttı ve düşündürdü. Belki bu akşam davetinizi kabul etmemeliydim belki de Diyar söz konusu olsa da sizinle bu kadar iletişimde bulunmamalıydım. Belli ki beni samimiyetimi yanlış anlamışsınız. Ben size hastamın ailesisiniz diye bu kadar samimi oldum özür dilerim ama yanlış anlamanıza sebep olmuşum."
"Doktor hanım yanlış anlaşılma yok ben hissettiklerimi söyledim. Bu beni ilgilendiren bir şey."
"Haklısınız duygularınız sizi ilgilendirir ama bana aşkınızı ilan ederseniz takdir edersiniz ki bu beni de ilgilendirir. Sözleriniz bir kadın olarak gururumu okşasa da size karşılık veremem." Cihat Reşanlı kesin ve net bir çizgi çizen kadın hoşuna gitse de bu çizginin hayır olma olasılığı canını sıktı ve sesini kontrol edemeyerek
"Neden?" diye sordu.
"Neden? Çünkü benim hayatımda zaten biri var ve ben onu çok seviyorum." dedi. Cihat Reşanlı sırtına konan bir avuç köz hissetti ve omuzları gerilip kasıldı. Eli masanın üzerinde yumruk olmuştu. Kendini sevdiğini evlenmek istediğini söylemesine rağmen karşısında hiç korkmadan başkasını sevdiğini söylüyordu. Nefesini tutmuş karşısındaki kadına baktı. Rüya kucağındaki peçeteyle ağzını silip masaya bıraktı.
"Bakın biliyorum sizin için bir kadın tarafından red edilmek zor olmalı ama beni de anlayın. Sırf beni seviyor hoşlanıyorsunuz diye kollarınıza koşamam. Yani hayatımda biri olmasa da olmaz." dedi.
"Peki bunun için ne yapmalıyım?"
"Çok üzgünüm Cihat bey ama hiç şansınız yok Çünkü hayatımda ki adam ." deyip sustu. Daha fazla bir erkeğin gururunu kırmamalıyım diye düşünüp kalkınca Cihat Reşanlı da ayağa kalktı.
"Ben izninizi istiyorum saat çok geç değil kendim giderim tekrar görüşmeyeceğimizi var sayıyorum." diyerek çantası ve mantosuna uzandığında Cihat Reşanlı hemen adımlayıp eline aldı ve doktor Rüya'ya uzattı.
"Teşekkürler umarım gönlünüze göre birini bulursunuz iyi akşamlar." diyerek hemen restoranttan çıktı. Şiyar kapıda ağasına baktı.
"Evine vardığından emin olun." deyip geri yarı dolu tabakların olduğu masaya bakıp yerine gidip oturdu.
"Rasim bir büyük aç" deyip eliyle masada ritim tuttu. Bu gece bitmezdi belliydi.
Şiyar ağasına hayır diyen ve çekip giden kadına hem şaşırmış hemde gurur duymuştu. Sırf bir ağa ve kendini seviyor diye boyun bükmemesine dimdik birini seviyorum demesine hayran kalmıştı. Sevdiği nasıl bir adamdı ki karşısına çıkan ağasına bile minnet etmiyordu. Rüya lojmandan içeri girince apartmana girmesini ve kendi katına çıkıp ışığın yanmasıyla gerisin geri restoranta döndü. Ağası bir büyüğü daha şimdiden yarılamıştı. Fonda çalan uzun havayla ciğerinin yandığını anladı.Hemen ağasının yanına gelip elleri önünde konuşmaya başladı.
"Ağam Doktor hanım evine vardı." dedi.
"Şiyar ben sana ne dedim?" Şiyar şaşırdı ve tüm gün ağasının dediklerini düşünüp acaba bir şeyi mi unuttum diye kafasında tüm günü ağasının emirlerini tarttı.
"Ne dedin de yapmadım ağam?" dedi.
"Sana doktoru araştır dedim."
"Araştırdım ağam her bir şeyi araştırdım."
"Lan madem araştırdın neden bana demedin birini seviyor sevdiği var diye?" Şiyar duyduklarına inanamayarak ağasına eğildi.
"Ağam vallaha sevdiği falan yoktu. Ben sevdiği yemeği alerjisine kadar baktırdım. Bir adam görmedim duymadım ağam." dedi. Cihat Reşanlı elini masaya vurup bağırdı.
"Ulan madem biri yok bu kız ne demeye hayatım da biri var ve ben çok seviyorum dedi. Bana dedi lan bana dedi gözüme baka baka dedi." diyerek kadehi kafasına dikti. Şiyar hem şaşırmış hemde üzülmüştü bilse ağasına derdi ve bu akşam yaşanmamış olurdu.
"Ağam yeminle Allah kuran çarpsın araştırma yaparken biri var denmedi bana yoksa sana demem mi? Seni bu hale sokar mıyım?"
"........................."
"İstersen adam kimmiş bulalım ve halledelim ne dersin?" dediğinde Cihat Reşanlı ağaya kalkıp adamına bir yumruk çaktı.
"Ulan televizyon izleye izleye iyice mala bağladınız. Lan oğlum biz katil miyiz? Tamam aşiret ağasıyım da durup dururken birinin canına neden kast edeyim? " dedi ve geri yerine oturdu. Sol yanağındaki ve çenesindeki sızıyla eli yanağına giden Şiyar ağasına hak verdi saçmalamıştı işte. Biri birini seviyor diye ölmesi haksızlıktı. Yada hayır dedi diye kötü biri olmuyordu.Ağasının adaleti ve merhameti bir kez daha takdiri hak ediyordu.