Huseynova Ailesi

2422 Words
İçeri arkalı önlü giren çift anne babasının radarına takılmıştı. Kısa sürede Rüya ve Ahmet korrdine olmuş çaylar konulup anne babasına servis edilmişti. Doktor Rüya'nın eli lezzetliydi Ahmet güzel güzel anlatıyordu anne babasına . Rahşan hanım büyük bir dikkatle bir oğluna birde karşısındaki kıza bakıyordu. Olmuştu bunlar olmuştu işte. "EE kızım sen aslen nerelisin?" diye bombayı patlatınca Ahmet olayı anlayıp bakışlarıyla nesine durmasını dedi. Tabi Rahşan hanım oğlunu görmezden gelmeyi yeğledi. "Ben aslen İstanbulluyum efendim. Anne tarafım arnavut göçmeni ama uzun yıllar olmuş geleli ama babam doğma büyüme İstanbullu." "Demek baban gerçek bir İstanbul beyefendisi." diye sorunca Ahmet annesine baktı neler diyordu. Şimdi babasının kıskançlık damarı kabaracaktı. "Hanım hanımmmm" diye dediği olmuştu bile. "Vallahi babam diye demiyorum gerçek bir beyefendidir." dedi Rüya. "İnşallah biz de bir gün tanışırız kızım." dediğinde bu kez eşi gözleriyle yemiş bitirmişti Rahşan hanımı. "Sen hayırdır kızım taaa buralara?" "Ben doktorluğu çocukluğumdan beri seviyordum. Bir can kurtarmak her zaman dikkatimi çekmiştir. Nasipte varmış cerrah oldum ve doğu görevim buraya çıktı. Ailem istemedi bende yalan değil ilk başta korkmuştum ama zamanla insan her şeye alışıyor. Hem şimdi Ahmet yüzbaşım var sağolsun kendimi daha güvende hissediyorum." dedi Ahmet'e bakıp gülümserken. Rahşan hanımın keyfi yerine gelmişti. Demek Rüya da oğlundan hoşlanıyordu. "Hayırlısı kızım." deyip çaylar sessizce içip Rüya evine geçti. Rahşan hanım boş durur mu? Hemen oğlunun yanına oturup başladı konuşmaya. "Ahmet ne zamandır tanışıyorsunuz? Kaç yaşında ? Başka kardeşi varmı? Annesi çalışıyor mu? Kaç yaşındalarmış?" Ahmet hayretle annesine bakıp gözlerini devirdi. "Annem ben nereden bileyim. Biz komşuyuz ve çok yeni tanıştık. Sadece babası kalp krizi geçirince destek olmak adına yanında gittim. Başka bir şey yok. Görevden gelince evde bir şey yok diye bana kek verdi hepsi bu. Sanki sevgilim gibi davranma lütfen." "Neden olmasın annecim sana nasıl baktığını gördüm." dediğinde Ahmet belli etmeden annesine dönüp merakla sordu. "Nasıl bakıyor annem ya?" dedi ama duyacağı cevabı çok merak ediyordu. "Hanım hanımmmm abartma kız nezaket olsun diye öyle dedi hemen aldın aşırdın. Yeter gari hem sen de bakem bene İstanbul beyefendisini? Sana ne hatun kızın babası beyefendimiş değilmiş.Töbeler olsun." Ahmet babasının daha fazla dayanamadığını anlayıp hak verdi. Annesi fazla ciddiye alıp abartıyordu. "Annem Rüya ile aramızda düşündüğün gibi bir ilişki yok. Sadece komşuyuz ha zaman ne gösterir bilemem ama şimdilik durum bu." dedi ellerini birbirine vurup. "Ay tamam ya size de bir şey denmiyor ben kıza ayıp olmasın diye dedim beyefendi diye. Hem bana ne elalemin adamından benim adamım bana yeter bak ne yakışıklı." diyerek kocasına uzaktan öpücük attı. Yaptığına hem kendi hemde oğlu ve kocası şaşırmış hepsi kahkahaya boğulmuştu. Rahşan hanım ne yapsın durumu böyle kurtarmıştı. O gece bu konu hakkında daha konuşulmadı ve herkes yattı. Annesi olmaz dese de Ahmet yatağını anne babasına vermiş kendisi de kametinde yatmıştı. Belli olmuştu bu kampet kaderiydi.Sabah erkenden kalkıp meydandaki fırına gidip sıcak ekmek simit alıp geldi. Ayrı bir poşeti de Rüya'nın kapısına asıp zili çalmayı ihmal etmeden. Annesi kalkmış oğlunu görmeyince işe gittiğini düşünüp evi toplamaya başlamıştı. Pek eşya olmasa da etrafı silip süpürmek için kolları sıvamışken Ahmet eve geldi. "Annem göremedim seni? İşe gittin sandım." "Daha erken fırına gitmiştim ekmek almaya simitte var. Çay yok ya ayran aldım olur mu yada ordu evine mi gitsek. Ama ben kalamam mesaiye gitmem lazım." dedi. "Oğlum biz yabancı mıyız? Ne o misafir gibi orduevi falan ne olsa yeriz maksat karın doyurmak değil mi?" diyerek oğlunun elindeki poşetleri alıp mutfağa geçti. Kapının sesiyle kapıya giden Ahmet elinde koca tepsi üstünde bir sürü kahvaltılıkla Rüya yorulmuş halde kapıdaydı. "Ahmet kolum koptu alsana ya." diye sitem edince Ahmet'in aklı başına gelip tepsiyi elinden aldı. Şaşkın halde kapıda elinde tepsi kalakalmıştı. Rüya hemen karşı daireye geçip ocağın altını kapayıp demliğide alıp kapısını çekti. Ahmet'e bakıp "Hadii." diyerek içeri yolladı. Ahmet önde Rüya ardında salona girdiler. Ortadaki masaya tepsiyi bırakırken mutfaktan elinde tepsiyle çıkan Rahşan hanım masadaki bir sürü kahvaltılık ve çay ile şaşkınca önce oğluna sonra da bayıldığı Rüya'ya baktı. "Ahmet?" diye seslendi. "Şey kusura bakmayınben size sormadım ama mağlum bekar evi kahvaltıya bir şeyler hazırladım. İlaç falan alacaksanız aç karnına almayın istedim. Çayda yeni buyrun." diyerek bardaklara doldurmaya başladı. Ahmet sevinmiş bir o kadar da şaşırmıştı. Rüya Ahmet'in hayatını oldukça kolaylaştırıyor ama annesinin de söylemlerini haklı çıkartıyordu. "Zahmet etmeseydin kızım biz bugün babasıyla çıkıp eksiklerini alacaktık." dedede Rüya anne babasına yaptığı gibi çaylarını koyup servis etmişti. "Tabi ki ama aç karnına da dışarı çıkmayın. Şimdi izninizle benim çıkmam lazım görüşürüz teyzecim." diyerek salondan çıktı. Ahmet hemen ardından yürüdü. "Rüya kahvaltı yapmayacak mısın?" "Nöbetim var erkken gitmem gerek." "İyi de tüm bunlara ne gerek vardı yorulmuş olmalısın?" "Ne varki alt tarafı kahvaltı sorun değil afiyet olsun anne babana mahcup olmanı istemem." diyerek evine girdi.Hem güzel hem düşünceli hemde insanı yormuyor arasan bulunmazdı. Kapısını kapayıp içeri girdiğinde babasında sofranın etrafında oturmasıyla oturup kahvaltılarını yediler. Rüya börekler kızartmalar reçeller doldurmuştu. Çayda tam tavşan kanıydı.Rahşan hanım büyük bir keyifle Rüyanın hazırladığı kahvaltıyı yemiş ve oluru vermişti. Ahmet giyinip evden ayrıldı. Akşam çarşıda buluşup eve bir kaç bir şey alacaklardı. Anne babasının yaptığı alışverişle evi artık daha ev gibiydi. Bir hafta çabuk geçmiş ve evlerine dönmek için otogarda vedalaşıyorlardı. "Allah'a emanet ol yavrum kendine dikkat et." diyerek sarılıp sırtını sıvazladı Rahşan hanım. "EvvelAllah annem" diyerek babasının eline uzandı Ahmet. "Allah yoldaşın olsun oğlum Allah'a emanet." diyerek oğluyla sarılıp otobüse bindiler. Bu bir hafta sanki evde gibi gelmiş akşam eve gelmek daha anlamlı olmuştu. Şimdi ev bomboş olacaktı. Alışınca da kötü oluyordu. Neyse deyip işyrine geri döndü. İşlerini hızla halledip başını duvara yaslayıp gözlerini halletti. Evrak işlerini halletmişti. Çalan telefonu kulaklarına gelince başını kaldırıp telefonu cevapladı. "Yüzbaşı Ahmet." "Yüzbaşım hemen odama gelin." diyen tabur komutanıydı. Ahmet hemen kalkıp üzerini düzeltti ve odadan çıktı. Komutanın odasının önünde boğazını tenizleyip kapıyı çaldı. İçeriden gelen gel sesiyle kapıyı açıp girdi. Komutan önündeki dosyalardan başını kaldırmadan "Geç otur Ahmet." diyerek eliyle masanın karşısındaki sandalyeleri gösterdi. Ahmet geçip oturdu ve komutanının konuşmasını bekledi. "Ahmet yüzbaşım şimdi sana özel bir görev vereceğim ama bunu senden başkası bilmeyecek." dedi. Ahmet nasıl bir görev ki başkası hatta timi bile bilmeyecek diye düşündü. "Görev nedir komutanım?" "Bekle." sessizce beklemeye başladı. Telefondan postasına istediği evraklarla ilgili emirler verip kapadı. Bir kaç dakika sonra tabur komutanının postası elinde 3 tane kalın dosya ile içeri girdi ve masaya bırakıp dışarı çıktı. Dosyaları eliyle gösterip "Bunları incele yala yut görevin bu." dedi. Ahmet bir şey anlamamıştı elini uzatıp üstteki dosyayı aldı ve açtı. Gözlüklü sarı saçlı bir kadın fotoğrafı vardı. Ata binerken silah kullanırken falan bir kaç fotoğraf falan poşet dosyanın içinde ayrı tellenmişti. Diğer dosyayı da alıp baktığında elinde şahin kel kafalı bir adamı gördü. Elinde kabzası altın kaplama ve işlemeli silahla çekilmiş bir kaç poz vardı. Ahmet hiç bir anlam veremedi. son dosyayı da önüne çekip baktığında küçük bir kız çocuğu gördü .Ama bu kız çocuğu tekerlekli sandalyede oturuyordu. Ve fotoğraftan anladığı kadarıyla mutsuzdu çünkü yüzü asık gözlerinin feri gitmiş gibiydi. "Komutanım." dediğinde Kurmay Albay Deniz Akbaş elini kaldırdı. "Sana 24 saat veriyorum Ahmet bu dosyaları incele ve kendin bir profil oluştur. Küçük kızın koruması olacaksın ama asker olduğun bilinmeyecek. Kendini ona göre hazırlayıp takdim edeceksin.Yarın bu saatte seni bekliyorum ve cevabını yalnız müsbet kabul edeceğim." dedi. Ahmet kafası karışsa da emredersiniz deyip kucağında dosyalarla odadan çıktı. Devresi koridorda karşısına geçip "Hayırdır okul yıllarına mı döndün Ahmet?" diye takılınca gülüp geçti. Komutanı kimse bilmeyecek demişti. Hemen odasına girdi ve kişisel eşyalarını toplayıp eve geçti. Gelirken aldığı bir kaç şeyi yerken dosyaları incelemeye başladı. Agil Huseynova 52 yaşında Huseynova ailesinin son reisi silah ve uyuşturucu kartelinin Azerbaycan kolunu temsil ediyor. Uyuşturucu ve silaha dair her şey önce Agil Huseynova'nın elinden geçip diğer kişiler ve ülkelere dağılıyor. Evlenmiş ama eşini öldürdüğü söylense de kanıt bulunamadığından dava düşmüş . Eşi 2 yıldır kayıp herhangi bir bilgi yok. Silahlara aşırı meraklı kendi özel koleksiyonu var. Şahinleri var ve kendini kandıranları parçalayıp şahinlerine yedirmesiyle anılan bir psikopat. Ata binmek hız en büyük tutkusu. Kadınlarla pek görüntülenmediğinden erkeklerle de gören olmasa da gay olduğu söylentisi kulaktan kulağa yayılsa da dedikodudan öte geçememiş. 2 yıldır görüştüğü bir kadın var ve resmen esir gibi özel villasından hiç dışarı çıkmamış olacak ki 2 yıldır kadından hiç bir haber iz yok. Afag Huseynova 33 yaşında Moda tasarım mezunu kendi moda markası ve şirketi var. Modayla ilgili pek çok alanda öncü sayılır. Ağabeyi Agil Huseynova sayesinde tüm kapılar kendine açılınca dünya da ünlü markalarla yarışır hale gelmiş yetenekli ama zengin şımarık bir kadın. Başından bir evlilik geçmiş eşi kayıp boşanmasa da bekar görünüyor. Alkole ve gece hayatına aşırı düşkün ağabeyinin korumasında kendilerine ait bir gece kulübünde her akşam eğleniyorlar ancak hiç sarhoş yada kötü halde bir görüntüleri yok. Altuna Huseynova 8 yaşında Agil Huseynovanın kızı 10 yıllık evliliklerinden olan tek çocuğu. Eşi alkollü araç kullanıp kaza yapınca kızın omuriliğinde ki kırık nedeniyle 2 yıl önce sakat kalmış. İki yıldır tekerlekli sandalyede. Sayısız bakıcı koruma değişmiş ve henüz yakın korumaya ikna olamamışlar. Bakıcılar da en fazla 6 ay dayanabilmiş. Türkiye'ye uyuşturucunun ve silahların girmesine önderlik eden Agil Huseynova kızı için yakın çevresine haber vermiş güvenilir işinde ehil bir yakın koruma arıyor. İstediği tek şark sadakat kızı için canını ortaya koyacak birisi. Buna karşılık her şartı şartsız kabul etmeye razı. Birde kendi teste tabi tutacağını söylemiş. Elindeki dosyalara saatlerdir bakan ve Huseynova ailesinin şerecesini çıkaran ezber eden Ahmet Yüzbaşı sırtını koltuğa yaslayıp Off dedi. "Ne karışık iş bunca yıllık askerim bir yapmadığım bebek bakıcılığı kalmıştı. Şimdi onu da yapayım tam olsun. Hayır anlamıyorum bana bu görevi nasıl uygun gördünüz? Ben kaba saba kocaman bir adamım 8 yaşındaki kız beni görse korkar. Kaldı ki Türk'üm beni kabul etmeleri offffff." diye gözlerini kapadı. Kafasında bir sürü plan belirdi ve kendine dair göçmen bir aile yalanı ve hayat hikayesi uydurdu. Önce kendi inanmalıydı bu hikayeye yoksa kimseyi ikna edemezdi. Hele 52 yaşındaki uyuşturucu baronu kötü bir adamı asla ikna edemez kurşun yerdi. O gün sabaha dek yana döne dosyaları karıştırdı. Küçük kızın alerjisi olduğu yiyecekler sevdiği renkler evcil hayvanı olan iguanaya kadar her şeyi öğrenmişti. Hatta en çok yapmayı sevdiği sudoku ve ok atmayı öğrenmiş bir dönem kendinin de ok atma yarışmalarına hazırlandığı ve birinci olduğu aklına gelince kader demişti. Sabah ezanı okunurken duşa girip abdest aldı. her zaman değilse de daraldığında namaz kılardı Ahmet. Evinde seccade olmadığından temiz bir çarşafı kıbleye doğru serip namaza durdu. Huşu içinde namazını kılıp ellerini semaya kaldırdı. "Yarabbi ben daha öncesi böyle bir görevde bulunmadım. Bütün o kötü insanlar ve pis ortamda günahsız bir sabi var ve ben onu korumakla görevli olacağım. Ya rabbi hem beni hemde o küçük masum kızı koru ve benim sorunsuz görevimi ifa etmemi nasip et." diyerek elini yüzüne sürdü. Üzerini değiştirip hemen evden ayrıldı. Kolunun altında kabarık dosyalarla odasına girdiğinde kararını bildirmek için Tabur komutanının odasını aradı. Postası henüz gelmediğini söyleyince diğer işlerine odaklandı. Yapması gerekneleri yapıp bitirdiğinde kapısı tıklandı ve devresi içeri girdi. "Devrem nasılsın ya? Hiç sesin soluğun çıkmıyor anne baban gelmiş." "Evet göreve gidip benden haber alamayınca merak etmişler. Allahtan sorun çıkmadı da bir kaç gün kalıp döndüler." "Vallahi seninkiler de ne cesaretli. Bizimkiler olsa ne işimiz var orada deyip hayatta gelmezlerd. Canları çok tatlı" dedi şakasına ama içten içe de kıskanmadan edemedi. "Ne bileyim devrem " deyip konuyu kısadan kesti. Çalan telefonla açıp dinlemeye başladı. "Emredersiniz komutanım." diyerek telefonu kapadı ve ayağa kalktı. "Devrem Tabur komutanı beni çağırıyor gitmem gerek sonra devam ederiz." diyerek eline dosyaları alıp kapıya doğru yürüdü. Devresi de elindeki dosyalara bakıp "Hyırdır?" diye sordu. "Komutan bekler gitmem gerek sonra görüşürüz." diyerek odadan çıktı ve bir üst kata yürüdü. Odanın önünde kendini bekleyen posta ile hemen kapı açılıp içeri geçip selam verdi. "Otur Ahmet otur." "Emredersiniz komutanım." "E ne diyorsun? Başarabilir misin?" "Komutanım siz bana dün Altuna Huseynovanın yakın koruması olacaksın dediniz." "Evet." "Peki bu gizli bir görev mi? Yani sonuçta bu insanlar uyuşturucu ve silah laçakçısı bende bir askerim." "Evet Ahmet." "Yani asker birini kendilerine bu kadar yakın tutmak istemezler diye düşünüyorum." "Haklısın zaten bilmeyecekler." "Yani gizli görev." "Kesinlikle şöyle ki sen ücretli izne ayrılacaksın ve Bakü'ye oradan da Gence ye gideceksin zaman sınırın yok." "Nasıl yani?" "Senden istenen görevi bitirene dek geri gelemezsin." "Ama komutanım ben ." "Evet Ahmet sen ne?" "Komutanım benden istenen tam olarak nedir?" "Uyuşturucu bağlantıları özellikle Türk kanadıyla ilgili ve en önemlisi kanıtları teslim noktalarını rotalarını bize vermeni istiyorum." "Komutanım kusura bakmayın ama ben dağda bayırda terörist avlarım anlamam ki böyle nazik işlerden." "Haklısın ama bunu mesleğinde bir sıçrama noktası say." "Bebek bakıcılığımı sıçrama noktası?" "Ahmet " "Komutanım." "Ülkemiz için hayati önem taşıyor bu mesele. Bazı siyasilerin üst düzey kişilerin bu işte olduklarını biliyoruz ama kanıtımız delilimiz yok. Senden istenen bu. Seni seçtim çünkü sana güveniyorum. Senden başka kimse o ailenin içine giremez ve güven kazanamaz." "Anladım komutanım." "Bir sik anlamadın Ahmet. Diyorum ki Altuna Huseynova'ya koruma olacaksın Agil Huseynova'nın kız kardeşine aşık olup güvenini kazanacak ve tüm belgeleri delilleri toplayıp bize vereceksin. Bunun için zaman mekan önemli değil istediğin kadar orada kalabilirsin ama senden tek istediğim şimdi ki kimse ile iletişim kuramazsın. Gölge olman gerekiyor kimseyle irtibat kuramazsın." Ahmet komutanının ağzından çıkanları dinleyip akıl süzgecinden geçirdi. Her şeye tamamdı da kimseyle görüşmeyecek konuşmayacaksın kısmına takılmıştı. "Komutanım iyi güzel de kimse derken ne kadar mesela hiç mi?" "Hiç... Bu iş netliğe kavuşana dek hiç." Ahmet derin derin düşündü annesini babasını timindeki herkesi yüz üstü bırakmış gibi olacak her hangi bir açıklama yapmayacaktı. En kötüsüyse Rüya'yı ardında bırakacak ve bir şey demeyecekti. Kafasını olmaz anlamında sallayınca komutanı kaşlarını çattı. "Ne diyorsun Ahmet?" "Komutanım ülkemin menfaatleri için hayır diyemem ama kimseyle konuşma kısmına takıldım. Aileme ne diyeceğim ki? Sonuçta 3 5 ay gibi bir zamanda olabilecek bir şey değil." Haklıydı birinin güvenini kazanmak öyle ha deyince olmuyordu. "Bunu senin maharetin belirleyecek güvenlerini en kısa zamanda kazanaksın ve en önemlisi Afag Huseynova'nın gönlünü kazanıp tüm bilgileri ondan alman gerekiyor. Modacı olsa da bu işin bel kemiği para trafiğinin kontrolü onun yönetiminde. Yani hem küçük kızı koruyacak hemde büyük bir aşık olacaksın." "Komutanım benim gerçekte bir kız arkadaşım bile olmadı ben nasıl davranacağım ne diyeceğim nasıl olacak?" "Aslanım iç güdülerinle davran bazen oyun oyna internetten araştır bak. Onuda ben mi öğreteyim." deyip kahkaha attı. Tabi komutanının tuzu kuruydu oryantal gibi kıvırması gereken Ahmet'ti. Vatanı ve çıkarları için yapmayacağı yoktu ama amaydı işte. Ayağa kalkıp "Ben bu işi kabul ediyorum komutanım ama sizden bir hafta izin istiyorum aileme gidip kısmen bir açıklama yapmalıyım . Belli olmaz belki dönemem kim bilir. O yüzden ailemle 1 hafta geçirmek istiyorum." dediğinde komutanı haklı isteğine karşılık. "Sana 10 gün izin Ahmet sonrasında seni yeni bir imaj yeni bir kimlikle bekliyorum. Bana adını ne olduğunla ilgili mesaj at ki kimliğin hakkındaki bilgileri sisteme yükleyelim." dedi. Ahmet komutanına selam verip odadan ayrıldı. Elinde dosyalar doğru eve geçti. Kafası karmakarışık kanepeye uzanıp kolunu gözlerini üzerine bıraktı ve evin sessizliğini dinledi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD