Çalışma odasına girip biraz kitap okuduktan sonra Büyük Hanım’ın yanına kahvaltıya indim. Gözde Abla Büyük Hanım’dan yediği tokattan sonra sessizleşmiş durgunlaşmıştı. Hiçbirimizle konuşmuyor, yemek saatleri dışında odaısndan çıkmıyordu. Alışveriş yapmayı da bırakmıştı. Sadece pencereden Baran Abiyi izliyordu. Bu kahvaltı da sessiz kaldığı günlerden biriydi. Ne kadar ısrar ettiysem de kahve içmeye razı edememiştim. Çok hafifçe gülümseyip “Kahve içesim yok. Size afiyet olsun…” diyerek odasına doğru yürümeye başlamıştı. Büyük Hanım’ın da ondan geri kalır yanı yoktu. Büyüklük bedne kalsın deyip de adım atmıyordu. Kahve fincanını dikkatle eline alıp küçük bir yudum aldı. “Biz bu akşam Fırat’la İstanbul’a gidiyoruz.” Dedim laf açılsın diye. “Hayır mıdır?” dedi ciddiyetle. “En son gidişi

