Poyraz
Dağ evinde 3. gecemiz. Yanımıza hiç bir teknolojik cihazı almadan bir şekilde sorunsuz ulaşmıştık
Eğer babamı bir nebze tanıyorsam her taşın altını kaldırıp bakıyordu. Sincaba öfkeleri geçene dek dedim ama yalan söyledim
Bizim erkeklerin öfkesi giderek artardı, açıkçası bir çare arıyordum onu bu intikamdan vazgeçirmek için
Çünkü artık ne yapabileceğini ben de kestiremiyordum. Bir sonraki ambulans aileden birisi için bir adrese gidebilirdi
Karşımda mantar toplayan kıza bakarken düşündüm, onu nasıl korurum... ve o ses.. sırdaşım
" Yiyecek içecek getirdim"
Yiğitalp kolları poşetlerle dolu gelmişti.
" Hoş geldin kardeşim"
Bu ikimiz arasında bir anlaşmaydı. Bir gün birimiz sırra kadem basarsa gizli evde saklamıyordur. 3. gün gidip bakacak ve ihtiyaçlarını götürecek dinleyeceksin
Unutmamış eşek herif!
" Herkes sizi arıyor" deyip kafasına ile sincabı işaret etti " balyozu sikmiş"
Hay senin Türkçeni sikeyim Yiğitalp!
" düzgün konuş"
Gülerek oturdu poşetlerden birisinden 2 kutu kola çıkartıp birisini uzattı " Adamın halini görsen az bile demişsin derdin"
Keyifle içmeye başladı kolasını " iyi yapmış, hayatta sevmem işkenceci. yarrak herif kıza elektirik vereceğine sorsaydı "
Al işte bir sosyopat daha!
" O boynundaki ne?"
Boynunda morluklar vardı.. gülümseyerek
" Sevgilimin hediyesi" deyip göz kırptı
" Sakın bana Buğlem deme"
" Peki "
Senin ben haysiyetini sikeyim göt herif!
" Ulan Volkan amcam seni öldürür"
" işine baksın o ihtiyar" deyip poşette çıkarttığı etleri üstüme attı
" şunları pişirelim de karnımızı doyuralım"
Gözü kütük eve döndü. " özlemişim burayı"
En son Yiğitle çok büyük bir bok yiyip saklanmıştık buraya.
Babamlar bir aya yakın aramıştı bizi!
Nihayet yanımıza geldi minik sincabım " aaa hoş geldin Yiğitalp "
Gülerek selamladı " Hoş buldum en favori yengem. " yağ çekiyor korkusundan it herif!
" Bakın size mantar topladım, gidip yemek yapayım " diyerek içeri girdiğinde "galiba zehirleyerek öldürmeyi planlıyor" diyerek kahkaha attı
Evet ben de farkındaydım, mantarların bir tanesi zehirliydi.
" Neyse karın sonuçta elinden zehir olsa yersin"
Bok yerim, deyim lan o! durduk yere bok yoluna mı gideceğim
Hemen kalkıp minik sincabın arkasından mutfağa gittiğimde gülerek bekliyordu mantarları çöpe atmış poşetteki ürünleri açarak
" Ne oldu bir şeye mi baktın?"
Çöpte görünce içim rahatlamadı desem yalan olur. " yardıma ihtiyacın var mı güzelim?"
Kafasını hayır anlamında sallayıp makarna çıkarttı.
" Kıymalı makarna yapayım mı?'
Zaten başka bir makarna yemiyoruz. Kıymalı peynirli..
" olur birtanem"
Buna da şükür, en azından zehirli yapmıyor. Yani herhalde yapmıyor...
Ceren
Onun kızı, kahretsin onun kızı. Odada kendimi güçlükle de olsun sakinleştirdiğimde sekreterin araması ile bir darbe daha yemiştim
Gelen bir devlet görevlisiydi. İçeri girer girmez sanki o kendi evine gelmiş de ben ziyaretçiymişim gibiydi estirdiği hava
" Sayın müsteşarım " deyip elimi uzattığımda bir müddet elleri cebinde bekleyip elimi sıkmadan koltuğa oturdu
" bana Yalçın de... "
Eli ile koltuğuma oturabileceğimi işaret etti. Derin bir nefes al Ceren, geçecek. Neden geldi ki bu adam, kimin nesi?
Masanın üstündeki sırası ile dizilmiş kuru kafalarla oynuyordu. Zaferimin işareti olarak gümüşten kuru kafalar yaptırmıştm masa süsü olarak bir zaaatçıya.
Tam 9 kurukafa vardı. Aldığım 9 canı hatırlatması için, ödediğim bedelleri, nasıl bir cehhem ateşine razı geldiğimi onlara bakınca hatırlıyordum
" Şimdi merak içindesinizdir, bu adamın burada ne işi var, ne istiyor benden?"
50 li yaşlarda gayet iyi görünümlü bir adamdı. Üstündeki takım elbise, duruşu ile tam bir devlet adamı.
" açıkçası evet, beklemiyorduk. "
Kafasını sallayarak az önce oynadığı kurukafayı masaya bıraktı
" kızımın dnası ile yakından ilgilendiğiniz haber aldım, sebebini sormaya geldim teyzesi?"
Şaşkınlığımı eminim gizleyememişimdir. Gözlerimin hayret içinde açıldığını farkındaydım
" Anlamadım?"
Aptal Ceren, gerçekten mi,söyledin mi bunu sahiden?
" Herhalde kız kardeşinizi çok özlediniz kızımla da onun hasretimi gidermek, bağrımıza basmak istiyorsunuz"
Elleri ritmik şekilde masaya parmak uçları ile sırasıyla dokunarak ses çıkartmaya başlamıştı
" Ben..."
Ne, ne demek gerek... Tamam topla kafanı, hadi... Ne söylemelisin
" O annesine çok benziyor, kardeşim kaybolduğunda hamileydi. Ben de..."
" Siz de onu görünce dna testine yaptırdınız ve yeğeniniz olduğundan emin oldunuz. Şimdi de benim babası olduğumu öğrendiğimize göre yeğeninizle olan samimiyetinizde bu gerçeği hiç unutmazsınız"
Bu bir uyarıydı. Aşiret içindeki hesaplaşmaya karışmadı devlet, ama şimdi açık açık karşımda bana sınır çiziyordu
Kahretsin neden bu kadar zor olmalı, lanet Sümbül öldü gitti başıma hala bela oluyor.
" Benden izin almadan kızımla iletişime geçmenizi yasaklıyorum. Oldukça net mi?"
Hem de oldukça.
" evet anlıyorum. Siz nasıl isterseniz sayın müsteşar. "
Sakin ol, anksiyete geçirecek zaman değil sakin ol! Adam seni süzüyor, her hareketini inceliyor sakin ol.
" Başka bir konu var mıydı sayın müsteşar?"
" Terliyorsunuz"
Kahretsin, şu te bezlerinin çaresine bakmalıydım.
" evet biraz rahatsızım "
Ayağa kalkıp beni süzerek konuştu
" Dikkat edin, grip deyip geçmeyin dünya üstünde en çok can alan illettir"
Sakin ol, anksiyetene hakim ol. Ayağa kalktım gülümseyerek " size eşlik edeyim. Tavsiyeniz dikkate alırım"
Elini uzattı... bilerek yaptı, ellerimin titreyip titrwmediğine bakacak, elim de terli mi kontrol edecek. Belki de çaktırmadan nabzına bakacak.
" Gribim size bulaştırmak istemem, buyurun lütfen" kapıyı işaret ederek onunla yürüdüğümde sanki konuşmuyor ustaca birbirimizin hamlelerini hesaplayarak restleşiyorduk.
" Güzel sohbetti, bir dahakine siz bize konuk olun"
" Kısmet "
Git artık be adam git!
Odadan çıkması ile kapıya sırtımı sayayarak dengemi sağlayıp derin derin solumaya başladım
Hayır olmaz, olmaz... Bunca zaman sonra o kadar günaha batıp kurduğum imparatorluk elimden gidemez!
Umutları yoktu, mecburdurlar şu ana dek sesleri çıkmıyordu ama beni sevmediklerini biliyorum. Şimdi Sümbül'ün kızı ortaya çıkarsa her şeyimi kaybederim
Kaybedemem! yapamam, o kadar kana günaha birkaç sene saltanat sürmek için mi katlandım!
Bir çaresini bulmalı ama ne? gerekirse ikisinden de kurtulurum. Babasından da beraber kurtulurum... Bu kadar yakınken kaybedemem.