Demir
Son emir ile evlerdeki güvenlikler arttirilmisti. Amacım Eylül ile Gökçemi de eve getirmekti ama Sedef'in yaptığı son aptallıktan sonra Mete amcalara gitmenin daha doğru bir karar olacağına kanaat getirmiştim
Vera anne sagolsun bana kizimim yanındaki odayı hazırlanmıştı. Mete başkan ise adeta bir Amerikan babasi edası ile sessizdi ki kısa sürede anladim bu sessizliğin sebebini.
Bir gece elinde ağır makinalilar ile girip dolaba saklamami istediğinde fazladan guvenecegi bir asker kazandığı için ses etmediğini anlamıştım.
Gece kizimin aglama sesine kalktığımda odaya girmemle onunla karşılaştım.
Kızımızı emdiriyordu. Üstelik yorgun, ara sıra kolları açılacak gibi oluyor aniden uyanıyor.
" Eylül?"
Yanına geldiğimde ise aramızdaki mesafeyi bana tek bir hareketi ile bir daha hatırlattı.
Göğsünü kapattı. O kapatırken göğsünü son anda fark ettim yara izini.
Kahretsin, tekrar yuvaya gidip o şerefsizi altına yaptırana dek ezeceğim. Elimle göğsünü kapattığı elini çektim. Kızımız iştahla emerken o istemeye istemeye açtı
"Demir yapma" Sesi öyle ağlamaklı öyle isyan eder bir tonda ki...
" O mu yaptı?"
Ne zaman güzelim, kaçtığın geceden önce mi döndüğünde mi?
Gözlerinden yaşlar dökülürken piçin anlattıkları geldi yine aklıma. Nasil izin verdin Eylül aklım almıyor nasıl?
" Sedef dün akşam aptalca bir şey yapti"
Göz yaşları bebgimizin başına düşüyordu. Hem o damlaları sildim hem de konuyu değiştirmeyi seçtim
" Ne?"
Gözlerine baktım, merak mi gözlerindeki
" akşam odamın kapısı caldi actim, Sedef gelmiş. "
Yüzü bozulmaya başladı, ifadesi karmaşık bir hal aldı
" Ne olduğunu anlamadan dudağıma yapıştı, hemen kendime gelip uzaklastirdim. Sana söylemek zorundaydim"
Kaşlarını catip benden çekti gözlerini. Sinirden çenesi gerildi.Neden ?
" Hoşuna gitti mi bari?"
Emen çocuğu öyle sert sallamaya başlamıştı ki mırıldanarak uyanırken kucağından aldim. O ise göğsünü saklayarak kıyafetini duzeltti
Bebeğimi beşiğine bırakıp ayak ucuna oturdum. Başımı dizlerine koydum.
" Soruna cevap bile vermiyorum farkindaysan" deyip kollarımı beline sardım.
" Neden birbirimize bunu yaptık biz Eylül?"
Neden güzelim, neden bu kadar yara açtık birbirimizde
" Çünkü sen bana inanmadin"
Başımı dizinden kaldırıp ona baktım, Kırgın... benim kadar kırgın. Dizlerimin üstünde dikilip dudaklarına kapandım. Nasıl özlemişim
" İzin ver... izin ver tüm kötü anılarını sana unutturayim"
Ben olayım sevgilim, bedenindeki son iz o şerefsizinki olmasın.Birak , izin ver ben olayım.
" O kadar basit değil Demir"
Kalkıp arkasına bir defa bile bakmadan gitti. Sevmiyor mu? hayır buna inanmam. Biliyorum seviyor... hem de çok seviyor!
Bir gün güzelim, bir gün yumusayacak o kalbin. Simdi yara bere içinde ama iyileşecek.
Hatalarımizla yaraladik birbirimizi şimdi aşkımıza iyilestirecegiz.
Tuna
Aksam mutfakta kahve içerken yine kapı sesini duydum. " Yine ne var Lale, ne halt alacaksan bana bulaşmadan al git sinirim tepemde"
Ve yine o koku...
İçtiğim kahve boğazımda kaldı. Yutamadim
" fazla var mi?" Karşıma geçmiş kahveye bakıyordu. Konuşmadım, sessizliğim ile yüzü düştü.
Dun geceki geceliği üstünde. O gecelik üstünde!
Kendine kahve doldurup Karşımdaki sandalyeye oturdu.
"geç oldu, uyumamissin"
Gözlerindeki isilti ne? Sonunda oldu mu istegin. Girdin mi koynuna?
"Allah rahatlık versin" kalkıp giderken elimde sıcacık ellerini hissettim
" yapma Tuna gitme "
Dönüp baktım, gözleri nemli nemli bana bakıyor... Ne oldu Sedef, red mi etti seni, düşündüğün gibi mi geçmedi yoksa. Sabahına kalmadan işini halledip yatağından mi attı
" Dün gece sizi gördüm " dediğimde kollarimi tutan elleri çözüldü. Titreyen akışları ile " Düşündüğün gibi değil " dedi
Ne dusundugum gibi değil... ya da ne dusunmeliyim.
" Neymiş düşündüğüm gibi olmayan şey?" kollarımı bağlayıp göğsümde yaslandım kapıya " anlat ya çok merak ettim... Ne?"
Yüzü kızardı, kızarmali! Kendini nasıl bu konuma düşürdün sen Sedef?
" Ben... özür dilerim, ama gerçekten düşündüğün gibi değil ...emin olmak istedim"
Neden bahsediyorsun yine? Neden emin olmak istedin
" Ne saçmalıyorsun?"
Yüzünde kocaman bir gülümseme yayıldı, saka mi bu kız, alay mı ediyor benimle. Nasil gülümseyebilir?
"Ben onu öptüğümde ne hissedecegimi ..." gözlerimi kapatıp çenemi sinirle kilitledim. Ellerim kollarımı sımsıkı kavrayıp kendime hakim olmaya çalışıyordum
" Ben, seni çok... Ben sana karşı.... yani seninle olduğu gibi olmadi"
Gözümü açıp baktığımda ayni gülümseme ile devam ediyordu
"Sen öptüğünde çok daha farklı hissediyordum ben hep"
Ne diyor bu, benim ile Demir'i mi kıyaslamis, ne saçmalıyor?
" Ne diyorsun sen?"
Gözleri göz bebeklerimde heycanla bir çırpıda söyledi
" Sen öptüğünde benim kalbim yerinden firlayacak gibi atıyor ama onunla öyle olmadı... anladim ki ben ... Ben onu istemiyorum. "
Bana bakıyordu, bir şey duymayı umarak
" Tuna duymadın mı beni, benim istediğim o değilmiş anladim dedim."
Duydum, ve bir kere daha kahroldum
" Yani gittin Demir'i öptün bana olan hislerini anladin öyle mi?"
Keske değil dese, özür dilerken daha da saçmaladım dese
" Evet " dedi gülerek. " Evet istedigim o degil, sensin"
Derin derin nefes verdim gözlerimi kapatıp açarak. Sabır allahim sabir
" Ben de emin değilim, sana olan hislerimden. Şu konuşmayı bir kac kizi öptükten sonra yapalım mı? Baksana sende ise yaramış. Ne var ki gider öperim bakarım senle başka gelirim sana "
Sonunda anlamisti ne kadar saçmaladığini. Yüzü soldu " Ama ben..." sen ne? sen ne???
" Acelemiz yok, ben bir öpüp garantiye alayım. Sen zaten buradasın... elimin altında, tıpkı benim senin elinin altında olduğum gibi "
Mutfaktan çıkarken çöken omzunun, solan yüzünün farkindaydim. Muhtemelen çok farklı hayal etmişti. Küçük bir çocuk gibi, yaptığının karsisinda nasıl bir yara açtığını bile bilmeden bilinçsizce davranıyor
Diğer taraftan bana aşkını mi ilan etti o az önce... Her adımda sinirim yavaş yavaş silindi. Mutfaktan 10 adim uzaklaşmistim oysa ama öfkem her şeyim gecmisti
Demir saçmalığı bitti mi? Bitti mi artık, elimi uzattigimda tutacak mı?
Gerdi döndüm, mutfak kapısına geldiğimde sırtı bana dönük elleri ile yüzünü tutup ağlıyordu.
Narin omuzları sarsılıyordu. Yanına gittim, kollarımı açıp sardım başımı boynuna gömerek
Şaşırdı, ürperdi ama beni fark edince gözyaşı durmuş yüzü yine gülmeye başlamıştı
" Tuna! "
" Geldim güzelim, geldim birtanem bir daha asla bırakmam seni "
Ve loş ışık aniden aydınlandı. İkimiz de telaş ile ayrılıp baktığımızda Gökhan bey ile karşılaştık
" Baba..."
Gözünü kismis " kizim" diyordu ölümcül bakislarini benden çekmeden. " Daha önce de dediğim gibi, seninle her mutfakta karşılaştığımızda kızıma daha da yaklaşmış oluyorsun iri kiyim"
Gece yarısı bir insan neden elinde kazma kürek ile gelir be adam!
" Gokhan bey aciklayabilirim"
Bok aciklarsin Tuna, ulan birini mi gömmeden geliyor acaba?
Elindeki eldiveni çıkartıp kendine bir su doldurdu. İkimiz de karisindaydik.
" Ben de öyle olur diye umuyorum yoksa..." kazmasi ile küreğine bakti.
Siktir, gerçekten de birisini gömmüş!