Masal
Gece yarısı kabus görüp kalktım yine... Sincaplarimi çöp kenarına bırakıp gidiyordum. Nefes nefese kendimi yatakta sürükleyerek aşağı düştüm.
Poyraz nerede ki... neden yatakta değil? Sincaplarin yanına gittiğimde ikisi de uyuyordu. Rüya hala çok küçük çok zayıf... Aslı'nın ise kolları bogum bogum oldu.
Künyesi nerede ise bileğine oturduğu için çıkarmıştık, Rüya'nin ise bileği o kadar inceydi ki düşüyordu
Kardeşi var, benim gibi olmayacak. Koca bir ailesi var. Yıldırımdan korkup başını yastık altında saklamayacak, Yatakta kendi kendini bacaklarını sallayarak uyutmayacak.
En acısı yetimhaneye aile edinmeye gelenler aileler ile olan anilarim. Kara kuru genelde de üstü başı toz kır içinde olurdum. Kimse beni istemezdi. Sarışın renkli gözlü güzel kızlar... Daha çocukken bile tanri onların yüzüne gülerdi
Aynada kendime bakıp ağlardım, belki bu kadar çirkin olmasam beni de isterlerdi. Annesiz ailesiz kalmamın suçu çirkin olmam yani ben olmamdı.
O kadar sevmedim ki kendimi şimdi Poyraz'in beni neden sevdigini de bir türlü anlamıyorum.
Hala aynaya baktığımda o çirkin kızı görüyorum. Yük olurum diye... yakalanmamak icin bırakmış beni. Elbette o böyle demiyor, tasiyamazdim, beni yakalasalar da senin şansın olsun istedim diyor ama ... Ya sonra?
Sonra yıllarca bir kulübede yaşamış. Ben yetimhanede korkarken de... Simdi ise aşiretin başına geçecekmiş. Onu sevmek istiyorum, ben de annem başımı okşasin isterdim ama bu yaşımda bile çöp kenarına terk edilebilirmisim gibi hissediyorum hala...
Poyraz
" Eti nerede ise yanmış nasıl fark etmezsin Ezgi?" Sabrımın son sinirindaydim. Onu Masal'imi iyileşirsin diye getirdim ama kızın bacağı yara bere içinde
" İnan fark etmedim, basmış işte... "
Ne demek basmis işte... bu kadar kolay mı? Kremi sürerken içimden bir şeyler söküldü. Kalbim sıkıştı.
" Bak Ezgi, bir kere daha senin yüzünden karım zarar görsün bunun bedelini sadece işten çıkmakla odemezsin"
Korktu, bakışında duruşunda hissediyordum. Korkmalı mi, evet! O benim annem sincabim. Kalbimin sahibi. Nasıl izin veririm canının acimasina
Bir kere koruyamadim ama bu ikinci kez olmayacak
" Anlamadim ne demek istiyorsun?"
Gözüm üstündeki geceliği takıldı o an? Neden bu gecelikle dolanıyor etrafta ?
" Umarım anlamak zorunda kalmazsin" Mutfaktan çıkarken ise son uyarısını verdim " o gecelikle de ortada gezinme, bu evin kuralları var"
Odaya gittiğimde gözyaşı döken bir sincap vardı.
" Birtanem ne oldu?"
Bacaklarına vurup ağlıyordu " Neden varlar ki, kesilmiş olsalar umudum olmazdı ama şuna bak hem varlar hem de yok"
Kendimi caresiz hissettiğim çok an oldu, ama ilk defa çaresizlik bu denli canımı yaktı.
" Iyileseceksin Masal"
Gözlerime bakti " Ne zaman beni bir şeye ikna etmeye çalışsan adımla hitap ediyorsun bana " goz yaşlarını silerken sarıldım yanına oturup
" Beni çöplüğe yük olurum diye bırakmış... sana da yük oluyorum. "
Küskün, kirgin bir çocuk tınısındaydi sesi...
" Senin tek yüküm kalbimde" Elini kalbimin üstüne götürdüm, Neden inandiramiyorum aşkıma? " O da her geçen gün aşkınla birlikte büyüyecek ama azalmayacak"
Göz yaşları göğsüme başını saklarken azaldı, huysuz huzursuz hali giderek dinginlesti. Kendini tamamen bıraktığında uykulu bir sesle "Kendimi çöp gibi hissediyorum" dedi yine.
Neden bu his hiç silinmiyor? Çocuklar olduktan sonra daha da derinlesti sanki. Yataga götürüp yatırdım. Üstünü örtüp kasvet basan odadan aşağı bahçeye attim kendimi.
Tek uyku tutmayan ben değildim, Babam da bahçede purosunu yakmış havuz basinda oturuyordu. Düşünceli mi, evet. Deli deliden anlar, ona mi sorsam acaba diye düşünürken " Geleceksen gideceksen de git orada öyle dikilip durma"
Adamın arkasında da gözü var! Çocukken de hep yakalanirdim zaten. Yanına geçip koltuğa oturdum. Dolunay o kadar güzel aydınlatıyordu ki bahçeyi. Havuza düşen yansımasını izleyerek içki puro ikilisine dönmüş.
Demek ki derdi var...
" Sorun ne? mutfakta çıplak gezen eski sevgilin disinda?" dediğinde göz göze geldik. Elbette gördün degil mi baba?
" uyardim bir daha dikkat edecek"
Kafasını sağa sola salladı. " Anneni hiç sevmedim" dediğinde uzattığı viski şişesi elimden düşecekti adeta ama babam işte! " Verami kaybettigimi düşünürken çok pis bir adam oldum, ona kavuşunca ise bambaşka şeyler bas gösterdi. Aradan 28 yıl geçti ve hala ihanetim onun canını acitiyor"
Bana ne demek istiyor " Asla Masal'i aldatmam" Özellikle de Ezgi ile...asla!
Uzun uzun beni süzdü. " Hayat Asla dediğin şeyleri yaşadığın bir oyun sahnesidir. Cok fazla Asla diyerek dolanma, aldatmaya gelince şuan bile aldatıyorsun. Git o kızı gönder "
Nasil yaparım, o bu alanda en iyisi... en imkansız vakaları bile tedavi etti. Onun disinda kimse bir umut var demedi.
" Baba!"
" Git oğlum, geç olmadan baba sözü dinle"
Kalkıp gittiğinde başka çarem olmadığını anlamıştım. hakli, sincapa bunu daha fazla yapamam. Aynı durumda 4 hastayı iyileştirdi, sincabi da iyileştirir biliyorum isterse... Onun dışında kimse bir umut vermiyor, kime gitsem yapsa yapsa Ezgi hanım yapar diyor...
İstemeden de olsa odasina gittim. Kapıyı caldigimda yine o geceliği ile karşıladı.
" Poyraz?" Yüzündeki bu mutluluk ne?
" Masal ile ilgili bana net bir şey söyle, yürüyebilir mi?"
Kapıyı tamamen açtı, içeri girdim. Neden bu kadar huzursuzum. Ruhum sıkışıyor
" Evet, onu iyilestirebilirim"
Yapabilir, bu konuda ödüller almış, herkesin peşinde koştuğu kişi o.
" Yap o zaman, neden onu incitiyorsun, bacağına yaptığını gördüm sakin bana kaza deme bilerek yaptın biliyorum"
Ona zarar verdi. Bakışları üstümde dolandi
" Seni sevmekten hiç vazgeçmedim ben Poyraz. Seninle bir anlaşma yapacağız, beni terk edip gidişini hatirliyor musun? "
Üstünden onca yıl geçti unut artık unut, biriniz de unutun!
" Ne istiyorsun?"
Bakışı, beden dili her şeyi ne isteyeceğini haykırırken yine de el mahkum sordum.
" Söz vereceksin, ben senin minik sincabini yürütecegim sen de çocukların üzerine söz vereceksin sözünü yerine getirip benimle olacagina"
Ne saçmalıyor? böyle bir şey mümkün mü? Ben sincabimdan başkasıyla olur muyum? onu kadın olarak bile görmezken üstelik
" Saçma sapan konuşma Ezgi, yarın buradan gidiyorsun. Senin niyetin anlaşıldı. Sen sincabi iyileştirme derdinde degilsin"
Odadan çıkarken arkamdan sıra seslendi " senin de derdin belli ki iyileşmesi değil, bu kadar kolay reddettiğine göre "
Bir an sorguladım, sonra ise babamın dediği geldi aklıma. Vera annenin bunca yıla rağmen canının acimasi gerçeği.
Hayir, ben sincabi bir ömür sırtımda taşırım ama onun onurunu kırmam
" Yarın sabah kahvaltıda seni gormeyeyim"
Masal
Kahvaltıda da suratı beş karış, tüm gece de surat asti. Ne yaptım Masal düşün hadi..
" Merhaba, sizinle vedalasmaya geldim"
Elindeki cantasi ile yanımıza geldiğinde elimdeki catal düştü
" Ne demek vedalasmak" Vera hanım da benim kadar saskindi,
" Kızım ne oldu, bilmeden seni kırdık mı? Masal'in tedavisi ne olacak?"
Evet, ne olacak. Ellerim saman yığını bacaklarıma gitti, tirnaklarimi geçirdim etime göz yaşları içinde
" ama sen... yuruyebilirsin dedin... neden gidiyosun"
Poyraz ise omzuma elini koymus beni teselli etmeye çalışıyordu ki Ezgi'nin gitme sebebi olduğunu anladım.
" Evet yuruyebilirsin Masal, dün ben bunu Poyraz'a da söyledim ama o uygulayacağım metotları ve sonrasını kabul etmedi. benim de burada yapacak isim kalmadi" dediğinde yaş dolu gözlerimle ona döndüm
Bana acı çeker bir ifade ile bakıyordu
" Ne demek onaylamadı, ben istiyorum, ben yürümek istiyorum... Sen benim bu halde olmamdan keyif mi alıyorsun?"
Gözü dolmuş bana bakıyordu " Kesin sonuç verecek diye bir şey yok, caninin acimasini istemiyorum" dedi şaka yapar gibi
" Ne can acıması ya, hissetmiyorum ben" Elime aldığım bıçağı bacağıma sapladigimda herkes çığlık atmaya başlamıştı
Poyraz elimi kavramış bıçağı çıkartıp tekrar saplamam için beni durdururken ben çığlık atmaya devam ettim " Hissetmiyorum nasıl bu kadar bencil olabilirsin, yuruyebilirmisim işte... neden ya neden? nefret ediyorum senden"
Gözünden yaş akarken yüzüme öyle bir bakıyordu ki sanki ... sanki bana sitem ediyordu. Benim mağdur neyin sitemi bu
" lütfen Ezgi gitme, ben söz veriyorum ben ne dersen yaparim ben imzalarim... gitme yürüt beni gitme"
Araştırdım, o kızı araştırdım meslekte en iyisi. onun tedavi edemediğini kimse edemiyor be Poyraz iyileştirir demesine rağmen istemiyor
Ezgi bir kere daha Poyraz'a bakti
"Hala kararlı misiniz Poyraz bey?" Baktım, umutla baktim... gözyaşımı silerken Eylül Cem'i arıyordu bir taraftan da bacağımdaki kanamaya baskı yaparak
" Evet son kararım gidebilirsin"
Gözlerimin icine baka baka söyledi bunu!
Poyraz
Dudağını öyle bir büktü ki, gözünden öyle bir yaş akitti ki... " sen benim iyilesmemi istemiyorsun, sana muhtac kalmamı istiyorsun. Nefret ediyorum senden"
Masadaki her şeyi odaya atmaya başladı, bacagina sıcak çay döküldü, yarası var ama hiç birine aldırmadan tüm masayi birbirine kattı
Bu kadar çok mu istiyordu. " bizi yalnız birakin" dediğimde çığlık sesleri telkinler susmustu " yalniz birakin" diye bağırdım.
Gözyaşı durmuş, bana bakıyordu burnunu cekerek. Herkes çıktıktan sonra " o kız benim liseden eski sevgilim, evet seni yürütebilir ama bunun karıştığında benimle yatmak istedi kabul etmeyince de bu çirkinliği yapti"
Burnunu cekerek sordu " yurutebilir mi?"
Ne? duymuyor mu eski sevgilim diyorum, benimle yatmak istedigi için seni tedavi etmiyor diyorum
" Masal az önce söylediklerimi duydun mu? sana eski sevgilim benimle yatmak is..."
" Yürütebilir mi?" diye bagirdi. Bakışım donuk bir halde kafamı salladı " Yapabilir"
" Tamam de o zaman"
Bakışlarını benden kaçırdı, " beni yuruturse ne isterse yaparim, ayrılırım da yeter ki yürütsün beni. Tekrar yatağa işemek istemiyorum. Çocuğumu doyurmak için ağladığında besigine uzanıp alamamak istemiyorum. Onları terk etmiş gibi hissetmek istemiyorum"
Peki ya ben Masal, bana dahil bir şey hizsetmiyor musun?
" Sen ne dediğinin farkında misin?" Bakmadı yine, kafa salladı " Bir gece yatacaksın anladim... tamam yat, ama bir gece"
Vera anne hala acı çekiyor o bir gece için, o bu halde olsa babama izim verir miydi? Sanmıyorum ama o ne kolay kabul etti.
" Bacağını geri kazanacaksın, ama beni kaybettin sincap. Sana bacağını geri vereceğim. Sonra da bu evlilik bitecek. "
Belli ki onun için ayakta durmaktan daha sonra geliyorum. Ben onun için ne kadar uzuvum varsa kaybetmeye razıydım oysa.
Salondan çıktığımda ise Ezgi ile karşılaştım. " Her zaman sevdiğin kadar sevilmezsin. Seni bana birakti... "
Kazanmanın verdiği gurur...
" İşini yap, yürüt onu. "