SERHAT AĞA Konağın bahçesinde silahları birbirimize doğrultmuş , öfkeyle göz göze gelmiştik . Parmaklarımız tetiğe dokunmaya cesaret edemiyordu ; çünkü Zümrüt , bir hayalet gibi aramızda duruyordu . Onun varlığı , öfkemizi dizginleyen tek şeydi . Sonunda ikimiz de silahlarımızı indirdik . Sinirle arabaya atladım . Konağa gitmek üzere yola çıktım . Öyle öfkeliydim ki , nasıl vardığımı bile hatırlamıyorum . Konağa girdiğimde her yer sessizdi . Herkes uyumuş , ışıklar çoktan sönmüştü . Sessiz adımlarla odama çıktım . Aklımdaki düşünceler beynimde yankılanıyor , içimi kemiriyordu . Biraz olsun rahatlamak için yatağa uzandım ve gözlerimi kapattım . Gözlerimi açtığımda sabah olmuştu . Güneşin ilk ışıkları odamın duvarlarına vuruyordu . Telefona uzanıp saate bakmak istedim ama telefonum kapan

