bc

BİR AŞK İKİ NEFRET 💔🥀

book_age18+
42
FOLLOW
1K
READ
dark
family
HE
confident
drama
no-couple
soldier
highschool
war
musclebear
like
intro-logo
Blurb

​"Neden... Neden... Neden?"

​Zülal ağlayarak, kendini kaybedercesine durmadan Kadir'in göğsüne vururken ağzından sadece "NEDEN?" kelimesi çıkıyordu. Kadir en sonunda Zülal'in iki bileğinden tuttu ve kendine çekerek ona sımsıkı sarıldı. Zülal, Kadir'in kollarından çıkmak için çırpındıkça Kadir daha da sıkıca sarıldı. Sonra alnını Zülal'in alnına dayarken sakince konuştu:

​— "AŞIĞIM SANA! SEVİYORUM SENİ! HER ŞEYİ, HERKESİ UNUTACAK, KENDİMDEN GEÇECEK KADAR SEVİYORUM!"

​Zülal hızla başını kaldırıp Kadir'in yüzüne baktı. Bir şey söylemek isteyince Kadir, işaret parmağını onun dudaklarına koyarak konuşmasına izin vermeden devam etti:

​— "Evet, biliyorum. Şimdi dersen ki 'Hayır, bu mümkün değil; biz düşman ailelerin çocuklarıyız.' Hem ben senin komutanınım, mesleki kurallar gereği her koşulda ikimizin beraber olması imkansız. Ama ne yapayım be GÜLÜM? Aklım olmaz diyor ama kalbim söz dinlemiyor..."

chap-preview
Free preview
1 bölüm Tanıtım ✍️
Kars.... Akyaka...... Türkiye - Ermanıstan sınırı..... Sessizce parmak işaretiyle geriden saymayı başladım..... 3..... 2.... 1 diyecektim ki hemen bizden az uzak mesafede bulunan ZPT (Zırhlı personel taşıma) aracımız sınır ötesinden gelen bazuka isabet edince boooommmm diye patladı. Biz daha bazuka nin nereden isabet ettiğini bulmaya yetişemeden bu sefer nefret ettiğim ıslık sesini duydum. Patlamanın olduğu yere, patlama sonucu yaralananlara bakmak için koşarken bu sefer ikinci defa çok yakından yine ıslık sesi geldi...... Anında yere düştüm. Düşerken de sol tarafımden sıcak bir şeyin akmasını hissettim. Başım dönmeye, gözümün önüne kararmaya başladı. Bunlara aldırış etmeden ayağa kalkmaya yaralı askerlerimize gitmeye çalıştım. Biz Şerefli Türk askerlerıyız. Bizi öyle kolayca tek kurşunla düşüremezler. Biz düşerek millet düşer, halkin bize olan güveni düşer..... Daha ayağa kalkmadan hemen hemen çaprazımda deki ikinci askeri aracın patlaması ve benim aynı araç gibi havada savrulmam bir oldu. Patlayan aracın bir parçası karın boşluğuma saplandı. Tekrar hızlı suretle yere düşerken başım sert bir cisima çarptı.... Dünyam alt üst oldu. Karanlığa geçmeden çok kısa süreçte 26 senelik hayatım bir film şeridi gibi göz önümden geçti..... Tüm askerlerin en kutsal hayali olan " "ŞEHADETLİK" belkide bu seferde bana nasip eder. Tamamen karanlığa geçmeden önce duyduğum son ses kulaklıktan gelen babamın acılı feryat içinde adımın bağırmasıydi.... Sonrasır ise sessiz KARANLIK...... Ben Zülal Aslan. Namıdiğer "SU". Albay Özgür Aslan'ın kızı, Kıdemli Üsteğmen Zülal Aslan. Babamın kurduğu "GECE KURDU" "Kadir DERİN Binbaşı 32 Tim Komutanı. "Buz Kütlesi" Murat SOYKAN Yüzbaşı 31 Tim Komutan Yrd. İstihbarat & Yakın Dövüş Selçuk YILMAZ Yüzbaşı 30 Keskin Nişancı (Sniper) "Gözcü" Zülal ASLAN Üsteğmen 26 Sızma & Su Altı "SU" Kerem AYDIN Üsteğmen 27 Muhabere & Siber Güvenlik . "Hacker" Emre KARA Üsteğmen 28 Sıhhiye (Medic) "Hızır" Osman GÜÇLÜ Üsteğmen 29 İstihkam & Patlayıcı Uzmanı . "Barut" Burak TAŞ Üsteğmen 28 Ağır Silah & Zırhlı Araç Sürücüsü . "Ayı" timinin tek kadın askerî yım. Timimiz, yaptığı operasyonlarla sadece Kars'ta değil, tüm Türkiye'de gece gibi sessizliği ve kurt korkusuz liderliğiyle bilinen, ordunun göz bebeği timlerdendir. Bu time katılmam hiç kolay olmadı. Babam evde her ne kadar sevecen, babacan, ponçik bir baba olsa da kışlada tam tersi; sert ve disiplinli bir albaydır.... Hele benim üzerimdeki eğitimi ve beklentisi, normal bir askerden on kat fazladır. Her daim, "Burası ev değil ve sen de benim kızım değilsin. Sen emrimde olan asker, ben de senin üstün olan Albay. 'Babasının gücüyle, torpiliyle buralara kadar geldi' demelerini istemem ve dedirtmem!" diyerek tabiri caizse içimden geçer, bıraksalar çiğ çiğ yerdi. Ama ben bunlardan asla şikayetçi değilim; çünkü bilirim ki bu eğitimler sahada hayat kurtarır. Ben ve ikizim Hilal daha yeni yeni aklımızı almaya başlarken, ikimize ne kadar dövüş, kendini koruma, yüzme ve su altında belli dakika nefessiz kalma antrenmanı varsa tek tek bize bizzat kendisi öğretti. Kaç tane dünya çapında kazanılması zor dövüş sporu varsa en az 4-5 defa dereceyle galip geldik. Sonunda bizi Bursa yatılı askeri okuluna gönderdi. Ben karada, Hilal hava kuvvetlerinde okulun en gözde öğrencilerinden olduk. Okulu dereceyle bitirince Hilal Muğla Datça Hava Radar Mevzi Komutanlığına, ben de Kars 14. Mekanize Piyade Tugayı'na, babamın gölgesinin en ağır olduğu o topraklara atandım. . "...Timde sekiz kişiyiz ve her birimiz bu vatanın farklı yerlerinden kopup gelmiş, çelikten birer halkayız. Ben 26 yaşındayım, timin en genci sayılırım ama rütbem Üsteğmen. Babamın gölgesinde kalmamak için her okulda, her tatbikatta kendimi parçaladım. ​Diğerleri... Hepsi benden yaşça büyük ama aramızda uçurumlar yok. Murat Yüzbaşı (31) timin ikinci adamı, sağ kolumuz. Selçuk Yüzbaşı (30) ise o sessizliğiyle dağı taşı dinler. Diğer arkadaşlarım; Kerem (27), Emre (28), Osman (29) ve Burak (28) ile rütbedaşız. Hepimiz Üsteğmeniz. Sivil hayatta onlara 'Abi' derim çünkü her biri benden önce bu üniformayı giydi, benden önce ateş hattına girdi. Hepsi bana bir kardeş, bir yoldaş gibi yaklaşıyor. ​Ama Binbaşı Kadir Derin (32)... O sadece 6 yaş büyük benden. Aramızdaki rütbe farkı bir basamak olsa da, onun bana ördüğü duvarlar koca bir dağ gibi. 32 yıllık ömrünün kaç yılını o 'buz kütlesi' olarak geçirdi bilmiyorum ama bana bakarken gözlerindeki o donmuş ifade hiç değişmiyor. Herkese komutan, herkese abi olan adam; bana gelince sadece rütbesinin arkasına saklanan bir yabancı..." Sebebini bilmiyorum ama bana, ona 'Abi' dememi bizzat rütbesini kullanarak yasakladı. Askeri disiplinden ödün vermeden, sadece 'Komutanım' demem için kesin emir verdi. Timdeki herkesle haşır neşiriz; birbirimizden sakladığımız bir sırrımız, birbirimize koyduğumuz bir sınırımız yok. Tabii, bazı özel durumlar hariç... Ama Kadir Komutan... Ben time dahil olduğum ilk günden beri bana karşı duvar örüyor, aşırı soğuk ve mesafeli davranıyor. Çok az konuşuyor ve gözlerindeki o geçit vermez buz kütlesiyle bakıyor. İlk başlarda genel olarak kadın askerlerden hoşlanmadığını, mesafeli olduğunu düşünmüştüm. Ama sonra fark ettim ki bu tavrı sadece bana özel. Karargahtaki diğer kadın askerlerle gayet efendi, şakacı ve güler yüzlü bir şekilde muhatap olurken, sıra bana gelince aniden o 'Buz Kütlesine' dönüşüyor. Nedenini bilmediğim bu dışlanmışlık hissi, her seferinde karın boşluğuma bir yumruk gibi iniyor..." Babam bizi her ne kadar kendini savunabilen, kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü birer eryiğit gibi yetiştirse de; annem tam tersi, 'hanım hanımcık' olmamız için elinden geleni yaparak babamdan sonra içimizden resmen geçti. Bazen Hilal ile birbirimize bakıp, 'Bursa daha rahattı, keşke orada kalsaydık' derdik. Çünkü bizim için nefes alacak bir boşluk yoktu: Sahaya çıkarız karşımızda Albay Özgür Aslan'ın çelik disiplini, eve geliriz karşımızda annemin bitmek bilmeyen protokol ve hanımlık kuralları... Biri ruhumuzu bir asker gibi sertleştirirken, diğeri bizi narin bir vazo gibi şekillendirmeye çalışıyordu. İki otorite arasında ezilmek, bazen en zorlu operasyondan daha yorucu geliyordu." Biz ailede 4 kardeşiz ben, ikizim Hilal güzeller güzeli Elif ve babamın ilk eşinden olan abimiz Murat. Gerçi babam abimin öz oğlu olduğuna şüphe eder. Babamın o sert disiplininin altında, aslında yıllar önce töreyle ezilmiş ve ihanetle yakılmış genç bir adamın külleri yatardı. Dedem, babamı daha 18’inde, iki aile arasındaki kan davası dursun diye 'Berdel' denilen o karanlık pazarlığa kurban etmişti. Babam bu evliliği asla istemedi, o kadına elini bile sürmedi. Düğünün ertesi sabahı, ruhundaki o esaretten kaçmak için vatan görevine, askerliğe sığındı. Ancak döndüğünde karşılaştığı manzara, sınır boylarındaki pusulardan daha kalleşti...... Babam eve adımını attığında, karısı kucağında bir bebekle karşısına dikilip, "Bu çocuk senin, Özgür," dedi. Adını Murat koymuşlardı. O an babamın dünyası başına yıkıldı.... Dokunmadığı bir kadının kucağındaki o bebek, babam için ihanetin en somut kanıtıydı. Aşiret 'töre' diyordu, 'barış bozulmasın' diyordu ama babamın onuru bunu kaldırmazdı. Babam o gün bir karar verdi: Bir daha asla dönmemek üzere her şeyinden vazgeçti. Ailesini, toprağını, soyadının getirdiği o koca mirası elinin tersiyle itti. Sadece sırtındaki çantasını aldı ve arkasına bile bakmadan o evden, o şehirden, o geçmişten çekip gitti. Murat’ın kimliğine resmiyette adı yazılmış olsa da, babam onu ömrü boyunca bir kez bile görmedi, yüzüne bakmadı, adını anmadı. O günden sonra babam için ne o kadın vardı, ne de o geçmiş... İşte bu yüzden ben, ikizim Hilal ve Elif, babamın akrabalarından tek bir kişiyi bile tanımayız. Babam bizi o köklerden tamamen kopardı. Ne bir bayramda kapılarını çaldık, ne de bir cenazede yan yana durduk. Bizim için o taraflar koca bir kara delikten ibaretti. Babam bizi bir aileye değil, bir vatana ait olarak yetiştirdi. "Sizin benden başka geçmişiniz yok, vatanınızdan başka da geleceğiniz olmayacak" derdi hep..... Vurulunca ve ondan sonra ki patlama sonucu yere çarpmadan sonra kendimi varla yoklu arasında ki gel gitte buldum...... Tüm vücudumu saran gittikçe artan dayanılmaz ağrılar, titreme, üşüme hareketsizlik..... Sol omzum sanki suyun altında kalmış gibi ıslakken akan kan. ..Sanki bütün vücudumdaki kan bir tahliye musluğu açılmış gibi akıp gidiyor, yerini buz gibi bir boşluğa bırakıyordu. O an duyduğum tek şey, beynimin içinde bir balyoz gibi yankılanan o ritmik ses: Bip... Bip... Bip... Sonra, o korkunç, uzun ve düz ses her şeyi kesti: Biiiiiiiiiiiiiip! Zaman durdu. Ruhumun bedenden çekildiğini hissederken, dış dünyadan gelen sesler artık birer uğultu değil, birer savaş narasıydı. — “HASTA EX OLUYOR! NABIZ ALAMIYORUM, KALP DURDU!” Göğsümde devasa bir ağırlık hissettim. Birisi tüm gücüyle kaburgalarımı ezercesine masaj yapıyordu. Kemiklerimin çatırtısını ruhumda duydum. — “ADRENALİN! HEMEN 1 MG ADRENALİN YAPIN! DEFİBRİLATÖRÜ DOLDURUN!” Biri üzerime kapandı, soğuk metal kaşıkların göğsüme yerleştiğini hissettim. O an dünya başıma yıkıldı. — “150 JOULE! ÇEKİLİN!” Vücudum bir yay gibi yatağa çarpıp havalandı. Elektrik her hücremi dağladı ama karanlık gitmiyordu. Gölgeler beni geri çağırıyordu. — “HOCAM DÖNMEDİ! DÜZ ÇİZGİ DEVAM EDİYOR!” — “PES ETMEK YOK! 200 JOULE’E ÇIKARIN! ÇABUK!” İkinci darbe... Göğsüm yanıyor, etim kavruluyor gibiydi. Ama kalbim o inatçı sessizliğini koruyordu. Genç bir asistanın titreyen sesini duydum: — “Hocam... Faydasız... 10 dakikadır yanıt yok, kalbi durdu...” İşte o an kıyamet koptu. Cerrahın kükreyişi ameliyathanenin duvarlarını dövdü: — “KAPA ÇENENİ! ÇEKİL ŞURADAN! HEMEN AMELİYATHANEYİ TERK ET, DEFOOOOLLLLL! İSTİFA DİLEKÇENİ BİZZAT BEN ALACAĞIM, ŞİMDİ DEFOL GİT!” Ölümle pazarlık eden o sesin sahibi vazgeçmiyordu. Metalik bir şarj sesi kulaklarımı tırmaladı. Son şans. — “360 JOULE! MAKSİMUM GÜÇ! ZÜLAL, BENİ BIRAKMA KIZIM... ÇAK!” Vücudum son bir kez korkunç bir sarsıntıyla sarsıldı. İçimdeki o karanlık perde, büyük bir patlamayla yırtıldı. Ve o mucizevi ses geri döndü: Bip... Bip... Bip... — “HOCAM DÖNDÜ! SİNÜS RİTMİ GELDİ, KALBİ ATIYOR!” Derin, karanlık bir kuyuya düşer gibi oldum. Sesler uzaklaştı, ışıklar söndü. Geri gelmiştim ama bedelim çok ağır olacaktı..." Karmaşık, uğultu dolu uzak yakından gelen insan ve makina sesler..... Sonrası yine dipsiz karanlık....... Derin, karanlık bir kuyuya düşer gibi oldum. . Geri gelmiştim ama bedelim çok ağır olacaktı..." "...Derin, zifiri karanlık bir kuyuya, sonsuz bir boşluğa düşer gibi oldum. Bilincim bir gidip bir geliyordu. Geri gelmiştim, evet, o korkunç makine seslerini susturup hayata dönmüştüm ama hissediyordum; bu dönüşün bedeli çok ağır olacaktı... Gözlerimi açmaya çalışıyorum ama sanki göz kapaklarıma ıslak beton dökülmüş de kurumuş gibi ağır. Kirpiklerimin arasına paslı çiviler çakılmış gibi, milim oynatamıyorum. Nefes almayı denedim; ciğerlerime hava değil de kızgın cam kırıkları doluyormuşçasına ağrılı ve sancılı olsa da sonunda o kesik soluğu başardım. Elimi, kolumu oynatmayı denedim. Olmuyor anasını satayım... Vücudum bana ait değilmiş gibi bir hissizlik içinde. Epeyce zorlandığım ve sayısını unuttuğum kadar denemeden sonra nihayet gözlerimi aralayabildim. İlk saniyelerde dünya sadece bulanık bir gri bulutuydu. Hiçbir şey hissetmiyordum. Sonra o his geldi... Sanki kutupların ortasında, çıplak halde bir buz kütlesinin üzerinde bırakılmışım gibi felaket derecede üşüyorum. Kemiklerim birbirine vuruyor ama ben hareket edemiyorum. Nerede olduğumu anlamak için gözlerimi güçlükle odada gezdirdim. Tanıdım... Burası benim odam. Kendi yatağımdayım. 'Annem,' dedim içimden, 'Galiba odam hava alsın diye açtığı camı kapatmayı unutmuş.' Kış günü Kars’ın o bıçak gibi keskin ayazında camı açık uyursan olacağın bu Zülal... Şükret ki donarak ölmedin. Kendi kendime söylenerek yataktan doğrulup o camı kapatmaya çalıştım. Ama bırak kalkmayı, parmağımı bile santim oynatamıyorum. Ne oluyor be? Allah’ım, bu sadece soğuk olamaz... Hiiii! Olamaz! Hayır, hayır... Yoksa felç mi oldum? Aklıma gelen bu ihtimalle bir an nefesim kesildi, kalbim göğüs kafesimi dövmeye başladı. Kendimi sakinleştirmek için bunun sadece soğuktan kaynaklanan bir uyuşukluk olduğunu fısıldadım ruhuma. Son bir gayretle ayak parmaklarımı kıpırdattım. Oh be... Çok şükür. Hareket ediyorlar. Felç değilim. İşte tam o an acı gerçeği fark ettim. Hareket edemememin sebebi uyuşukluk değildi. Birisi ellerimi ve kollarımı, yatağın demirlerine sanki bir suçluyu zapt eder gibi sımsıkı bağlamış! Metalin soğukluğu bileklerimi kesiyordu. Ama peki neden? Kendi evimde, kendi yatağımda kim beni neden zincirlerdi? Zihnim bu sorularla boğuşurken, vücudumun aşağısında, bacaklarımın arasında bir ıslaklık hissettim. Sıcak ve yapışkan bir sıvı yavaşça tenimden süzülüyordu. Dehşet içinde dondum kaldım. Daha yeni reglim bitmişti... Bu hissettiğim de neydi? Kan mı? Yoksa o ağır bedelin ilk işareti mi?"

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Ağanın Sözde Karısı

read
90.0K
bc

AŞKLA BERDEL

read
93.0K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
556.1K
bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1K
bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
3.8K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
47.0K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
58.6K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook