YAZILAN herşeyi
YAŞAMAK kolay olmadığı gibi, Yaşanan her şeyide YAZMAK kolay olmuyor bazen..!
Alfabe YETERSİZ, kalem BÎÇÂRE kalıyor...
Ve
Devreye SÜKÛT dili giriyor ki, Dinleyenin ANLAMADIĞI gibi,
Konuşanın YÜREĞİNİ yakıyor..
Hikayelerin yeni bölüm hakkında bilgi almak için I
Insta hesabım:
#Yazar minik# üzerinden takip edebilirsiniz.
🌹Beni takip etmeyi ve hikayem hakkında yorum bırakmayı unutmayın 🌹
"Bazı günahların bedeli kanla, bazılarınınki ise masumiyetle ödenir."Yıllar önce o yarış pistinde yanan sadece bir araba değil, Edmund Kıvanç’ın ruhuydu. İkizinin çığlıkları kulaklarında yankılanırken, o merhameti o yangında, o küllerin arasında bıraktı. Artık Adler imparatorluğunun tahtında bir adam değil, kalbi buz tutmuş bir cellat oturuyor.Beş yıl süren bir sessizlik... Beş yıl süren bir av...Edmund, hayatını karartan Souza’yı saklandığı delikten çıkarmak için en acımasız hamlesini yaptı: Onun hiç günahı olmayan, hayata henüz yirmi yaşında duru bir su gibi başlayan kız kardeşi Irmak’ı bir ganimet gibi teslim aldı.Bu bir evlilik değil, bir imha operasyonu. Bu bir aşk hikayesi değil, bir itibar infazı."Seni sevmek için değil Irmak, seni ablanın günahlarında yakmak için evlendim. Sen benim karım değilsin; sen benim intikam kalemimsin."Münih’in soğuk, gri gökyüzü altında bir genç kızın sessiz çığlıkları yükselirken; Trabzon’un hırçın dalgalarına sığınmış yaralı bir aile ve evin içine sızmış maskeli hainler...
Yıllarca "mükemmel asker" olarak görülmüş, duyusal hassasiyetlerini ve sosyal mesafesini "disiplin" sanmış. Ancak ağır bir travma sonrası yapılan testlerde yüksek işlevli otizm (Asperger Sendromu) teşhisi alıyor ve orduyla ilişiği kesiliyor İki hayat, tek bedel: Biri zihninin hapishanesinde, diğeri törenin gölgesinde.Karan: Eski bir Kıdemli Yüzbaşı. Hayatı boyunca disiplini kalkanı sanmış, ancak ordudan atılmasına neden olan Asperger Sendromu teşhisiyle dünyası başına yıkılmış bir adam. Onun için hayat; emirler, rutinler ve katlanamadığı yüksek seslerden ibaret.Işık: İnsan ruhunun labirentlerini çözen uzman bir psikolog. Abisinin suçunun bedeli olarak bir "berdel" gelini. Şimdi, profesyonel bilgisini kendi hayatını kurtarmak ve hiç konuşmayan, göz teması kurmayan kocasının zihnine sızmak için kullanmak zorunda.Bir yanda duygularını ifade edemeyen, gürültüden ve belirsizlikten kaçan bir asker; diğer yanda bir obje gibi satılmanın acısıyla yanan ama karşısındaki adamın "tanısını" koyan bir kadın.Bu, bir aşk hikayesi değil; iki yabancı zihnin aynı evin içindeki hayatta kalma savaşıdır.
ALEYNA LUNA: GÜNAHIN MİRASI 🥀🌙
"Babamın ellerine bulaşan kan, benim kaderimin mürekkebi oldu. O öldürdü, ben öldüm; üvey babam ise bizi gömdü."
Geçmişte yaşanmış, sonu ölümle biten o talihsiz kaza, Aleyna Luna’nın boynuna takılmış görünmez bir ilmekti. Babasının işlediği günahın bedeli, yıllar sonra hiçbir suçu olmayan Aleyna’nın ruhuna kesildi. Ancak onun hapishanesi taş duvarlar değil; nefretle beslenen üvey babasının karanlık zihnidir.
Aleyna, bir intikam oyununda masum bir piyon olarak kullanıldığından habersiz, her gün kendi celladının gölgesinde biraz daha soluyor. Geçmişin hayaletleri peşini bırakmazken, Aleyna bu kanlı satranç tahtasında kurban mı kalacak, yoksa oyunu bozacak o tehlikeli hamleyi mi yapacak?
Miras kalan bir suç, intikamla bilenmiş bir hayat... Acı, bazen en masum kalpten başlar.
"Sırtımdaki hançerin sapında babamın parmak izleri, ucunda ise üvey babamın intikamı var."🥀🥀
"Neden... Neden... Neden?"
Zülal ağlayarak, kendini kaybedercesine durmadan Kadir'in göğsüne vururken ağzından sadece "NEDEN?" kelimesi çıkıyordu. Kadir en sonunda Zülal'in iki bileğinden tuttu ve kendine çekerek ona sımsıkı sarıldı. Zülal, Kadir'in kollarından çıkmak için çırpındıkça Kadir daha da sıkıca sarıldı. Sonra alnını Zülal'in alnına dayarken sakince konuştu:
— "AŞIĞIM SANA! SEVİYORUM SENİ! HER ŞEYİ, HERKESİ UNUTACAK, KENDİMDEN GEÇECEK KADAR SEVİYORUM!"
Zülal hızla başını kaldırıp Kadir'in yüzüne baktı. Bir şey söylemek isteyince Kadir, işaret parmağını onun dudaklarına koyarak konuşmasına izin vermeden devam etti:
— "Evet, biliyorum. Şimdi dersen ki 'Hayır, bu mümkün değil; biz düşman ailelerin çocuklarıyız.' Hem ben senin komutanınım, mesleki kurallar gereği her koşulda ikimizin beraber olması imkansız. Ama ne yapayım be GÜLÜM? Aklım olmaz diyor ama kalbim söz dinlemiyor..."