Saat sayılmıyor, tüketmekten korktuğumuz zamanlarda. Korkuyorsun. Kaç dakika geçmiş demekten. Kaç saat olmuş ki demekten çekiniyorsun. Öyle bir kaos ki en çok da o bitmesini istemediğin anlarda vızır vızır akıyor hilekâr zaman. Öyle bir andayım. Annesinin en değerli eşyasını kıran suçlu çocuk pozisyonunda ellerim iki bacağımın arasına sıkıştırdım bekliyorum. Üşüyorum da. Kaç dakika geçti bilmiyorum ama gözüm aynı nokta da. Hızla tükenen zamanın içinde gözlerime sunduğum anlık şenliğin tadını çıkarıyorum. Bakmıyor Hatem yüzüme. Görmek istemediğini açıkça belli ediyor. Sarsıyor bu beni fakat suçumu bildiğimden irdeleyemiyorum. Alnını ovalıyor ara ara. Sıkılıyor klimayı bir açıp bir kapatıyor. Yetmiyor sanki saçlarımdan asılmış gibi direksiyonu iki eliyle sıkıca tutuyor ama bir kere olsu

