Öncelikle Buzdan Gol'e gösterdiğiniz bu ilgi için teşekkür ederim. Bölümlerin okunma sayısı, oy sayıları, yorumlar hepsi beklediğimin üzerinde. Aman Maşallah diyelim nazar değmesin ?
Uzun, fazlasıyla uzun bir aradan sonra yeniden beraberiz. Bu uzun ara için hepinizden özür dilerim. Burada uzun uzun nedenlerimi anlatmanın gereği yok, hayat sorunları demek yeterli diye düşünüyorum. Bundan sonra bir sorun olmazsa her Cumartesi yeni bölüm gelecek.
Hikayeme oy vererek destek olmayı unutmayın ? Keyifli okumalar ?
Bol bol yorum yapmayı da unutmayınız ?
~ 5 ~
Duyduğum isimle elimdeki kahve fincanı avuçlarımdan kayıp abimin üzerine düşmüştü. Abim koltuktan hızla kalkarken ben öylece durmuş televizyona bakıyordum. Dakikalar önce yanından geçtiğim kazaydı. İyi olmaları için dua ettiğim kaza.
Kuzey Karahanlı'nın olduğu kaza.
"Beren, ne yapıyorsun abiciğim?" Diyen abimi duyduğumda zar zor ona doğru döndüm.
Üzeri, yarısı dolu olan bardağım yüzünden mahvolmuştu.
"Ben... elimden kaydı abi. Özür dilerim." Dedim ne diyeceğimi bilemezken.
Aklım sadece az önce duyduklarımdayken anne ve babamda endişeyle bana bakıyordu. Sanki dünya savaşı başlatmıştım. Alt tarafı bardağımı düşürmüştüm.
"Güzelim, sorun değil. Değiştiririm üzerimi olur biterde ne oldu birden sana?" Ben daha bir cevap veremeden annem söze girdi.
"Oğlum git değiştir üstünü, damlıyor her yere." Diyerek araya giren annemle abim mecburen kafasını sallayıp çıkmıştı salondan.
Abimin ardından babam aynı soruyu sordu bu kez.
"İyi misin Beren?"
Kafamı sallarken yanıtladım. "İyiyim, sadece gelirken bu kazanın yanından geçmiştim. Televizyonda görünce şaşırdım." Dediğimde babam kafasını sallayarak televizyona döndü.
"İnşallah bir şeyi yoktur adamın." Diyen babamla bende televizyona döndüm.
Bir süre sonra abimde üzerini değiştirmiş bir şekilde geri gelmişti.
"Durumu nasılmış? Söylediler mi bir şey?" Diyen abimle bir anda hepimizin ilgisi televizyona dönmüştü.
"Yok, söylemediler." Diyerek yanıtladı babam.
"Baksana şuraya nasıl sıkışmış arabalar, inşallah kimseye bir şey olmamıştır." Dedi abim.
"Arayıp yapabileceğimiz bir şeyler var mı öğreneyim ben."
O sırada haberi sunan kadın gür sesiyle olayla ilgili güncel bilgiler vermeye başladı.
"Evet sayın izleyiciler, an itibariyle sağlık görevlileri iki can kaybı olduğunu bildirdi. Kayıpların kimliği henüz açıklanmadı."
Daha fazlasını duymak istemiyordum. Kolktuktan kalkarken annemlere yorgun olduğumu söylerek salondan çıktım. Çıktığım merdivenin her bir adımında farklı bir soruya cevap arıyordum ama asıl soruya heniz bir cevap bulamamıştım. 1 aydır tanıdığım adam için bu kadar endişelenmem normal miydi?
Merdivenin korkuluğuna sıkıca tutunup derin bir nefes aldım gücümü toplamak istercesine. Ardından hızlı adımlarla odama girip kapımı kilitledim. Yatağıma doğru giderken cebimde titreyen telefonumu çıkarıp ekranına baktım. Arya'nın adını gördüğümde aramayı cevapladım.
"Beren!"
"Efendim?" Dedim onun aksine sakince.
"Haberleri gördün mü?"
"Gördüm Arya."
"Hastaneden bir arkadaşımla konuştum, durumu ağırmış. Şu an ambulansla hastaneye götürülüyormuş." Dediğinde ne hissedeceğimi şaşırmıştım. Tatlı bir anı olarak gördüğüm adam kaza yaptığında ve durumu ağır olduğunda ne hissedebilirdim ki?
"Tamam." Dedim öylece.
"Sen iyi misin?"
"Arya ben ne hissedeceğimi bilmiyorum." Dedim dürüştçe.
"İçinden geleni elbette. Üzülmek istiyorsan üzebilirsin, öyle ya da böyle hayatına dahil olan bir insan söz konusu."
"Arya..." Dedim ama devamını getiremedim.
"Söyle canım, ne hissediyorsan anlatabilirsin bana."
"Onu görebilir miyim? Ayarlayabilir misin? Pencereden dahi olsa görsem yeter." Dedim bir anda. Bunu düşünmemiştim bile ama bir anda ağzımdan çıkmıştı.
"Ayarlarım tabii, ama bugün çok zor. Hem ailesi olacak, dikkat çekersin. Sabah erkenden ayarlasam olur mu?" Dediğinde sabaha onu görememe ihtimalimin olması geldi aklıma.
"Ya sabaha göremezsem?"
"Düşünme böyle, göreceksin. Sen şimdi yat uyu, sabahta erkenden gideriz birlikte tamam mı?"
"Tamam." Demiştim mecburen.
Arya'ya tamam demiştim ama sabaha kadar gözümü bile kırpmamıştım. Sadece telefondan haberleri takip edip öylece oturmuştum yatağımda. Birde Arya'nın arkadaşından aldığı bilgiyle yetinmiştim. Kuzey hastaneye gittiği gibi ameliyata alınmış ve neredeyse 3 saat kalmıştı. Gecenin bir saati Arya'dan aldığım bir diğer bilgide ameliyatın başarılı olduğu ama hayati tehlikesinin devam ettiğiydi.
Saat sabahın 6'sına geldiğinde ise üzerime bir şeyler giyip evden sessizce çıkmıştım. İlk önce Arya'yı almış, onunla birlikte hastaneye gelmiştik. Arya bir tanıdığıyla konuşup görmem için gerekli ayarlamayı yapmasıyla yoğun bakıma doğru yola koyulduk.
Önce Arya gidip kimsenin olmadığından emin olacaktı ve sonrasında ben gidip görecektim. Koridorun köşesinde Arya'yı beklerken birkaç dakika sonra yanıma geldi.
"Annesiyle babası orada ama uyuyorlar, kısa tutman lazım Beren. Kimse görmesin tamam mı?" Dediğinde kafamı salladım.
Ardından Arya'nın gösterdiği odaya doğru ilerledim. Odanın penceresine doğru ilerlerken ilk gördüğüm şey koridordaki sandalyelerde oturmuş, omuz omuza uyuyan çift olmuştu. Fazla oyalanmadan pencerenin önüne geçtim hemen. Yatakta öylece yatan Kuzey'i görmüştüm bakar bakmaz. Kafasında bir sargı bezi vardı. Sol kolu alçıya alınmıştı. Sağ bacağı ise dizinin neredeyse bir karış üzerine kadar alçıya alınmıştı. Açıkta kalan teniyse morluklarla doluydu.
Daha günler önce gezdiğim, yemek yediğim adam şimdi yaşam mücadelesi veriyordu. Ne düşünmem ya da hissetmem gerektiğini bilmiyordum. Şu an hissettiğim şey ise bir insanın ölecek olma ihtimaline üzülmekti. Kazada yaralanan diğer insanlara hissettiğim gibiydi aynı. Tek farkı onu üstünkörü de olsa tanıyor oluşumdu.
Elimi yaslandığım pencereden yavaşça ayırıp duymayacağını bildiğim halde fısıldadım.
"Umarım iyileşirsin Kuzey Karahanlı."
Sözlerimden sonra geldiğim gibi sessizce ayrıldım oradan. Kimsenin dikkatini çekip birde manşetlere düşmek istemiyordum. Koridorun diğer ucunda beni bekleyen Arya'nın yanına ulaştığımda merakla bana bakıyordu.
"İyi misin?"
Kafamı salladıktan sonra ona başka bir soru yönelttim. "Diğer yaralıların durumu nasılmış, biliyor musun?"
"Taburcu olanda var, durumu kritik olanda. Arada kalan araçlardakilerin durumları kritik." Dediğinde Kuzey'in arada kalan araçlardan birinde sıkıştığını anladım.
Ardından kafamı sallayarak anladığımı belirttim ona.
"Gidelim hadi." Dedim.
Arya'nın da onayayıyla geldiğimiz gibi çıktık hastaneden. Bu kez arabayı Arya kullanırken ben yan koltukta oturmuş ve yolu izlemiştim. Sessiz geçen yolculuğumuz sonunda Arya'ların evine geldiğimizde birlikte indik arabadan.
"Bugün dersin var mı?"
Alya'nın sorusuna karşılık kafamı iki yana salladım.
"İyi, benimde yok, birlikte vakit geçiririz bugün. İstersen kalırsında, evde kimseye bir şey anlatamıyorsun. İçinde tutma Beren."
Birlikte eve girmiş odasına geçerken amacının bana destek olmak olduğunu biliyordum. Fakat sanki onu görünce başta hissettiğim korkuyu kaybetmiş gibiydim. Onu görünce rahatladığımı da söylemezdim çünkü durumu iyi değildi. Sadece korkum yerini endişeye bırakmış gibiydi.
Arya'nın odasına girdiğimizde kendimi köşede duran koltuğa bıraktım. Arya'da yanıma gelip oturmuştu.
"Neler yapmak istersin bakalım bugün? Kendimi tamamen sana bıraktım." Demesiyle ona döndüm.
"Bütün gün uyusam keşke." Dedim sakince.
Karşılığında Arya bana gözlerini devirdi.
"Sarılıp uyuyalım istersen." Dedi sitemkar bir şekilde. Oysa benim için gayet iyi bir fikirdi.
"Mükemmel fikir." Desemde hiç oralı bile olmamıştı.
"Beren?"
"Efendim."
"Sen Kuzey'e karşı bir şey hissetmediğinden emin misin? Birinden hoşlanmak kadar normal bir şey yok biliyorsun değil mi? Onun kim olduğunu da sen seçemiyorsun, ister Fenerbahçe'nin ister Beşiktaş'ın oyuncusu olsun. Bu senin hislerine engel olamaz." Dediğinde hiç düşünmeden yanıt verdim.
"Hissetmiyorum, 1 aydır tanıdığım insana bir şey hissetmemde imkansız. Kaç kez gördüm onu ben Arya, en fazla 5 kez. Akvaryuma gittik veya yemek yedik diye bir şey değişmedi, değişmemeli."
"Belki değişmemiş olabilir ama değişmemeli diye kendine sınır koymamalısın. Senin kontrölünde olan bir durum yok. Değişede bilir."
Arya'nın ısrarına karşılık derin bir nefes bıraktım. Neden onunla aramda bir şey olmasına bu kadar takılmıştı ki?
"Değişmesini istemiyorum, o yetenekli bir futbolcu ve öğrencimin dayısı olarak kalmalı." Diyerek konuyu kapatmaya çalıştım.
"Neden peki? Yazılı bir kanun mu var?"
Konu artık canımı sıksada Arya'yı kırmamak için sakin kalmaya çalıştım.
"Ben böyle istiyorum." Dedim.
"Sen öyle istiyorsun ama beynin o adam için tüm gece seni uyutmadı. Sabahın köründe de hastaneye götürdü, hatırlatmama gerek var mı?"
"Tanıdığım bir insan için endişelendim sadece." Dediğimde Arya gözlerini devirdi.
"Kendini kandırabilirsin ama beni kandıramazsın Beren. Yinede madem sen böyle istiyorsun, bir şeyler hissetmediğine inanmak ve bunu kabullenmek istiyorsun, o zaman tamam. Sen nasıl istiyorsan, ama bana Kuzey'in durumunu sordurmayacaksın bundan sonra, ölürse haber veririm sana."
Son cümlesiyle gözlerim şaşkınlıkla aralandı. Gerçekten söylemiş miydi bunu bana?
"Saçma saçma konuşma Arya, ne ölmesi?" Dedim hemen.
"Hoş ölürse zaten Alya'nın ailesinden veya haberlerden öğrenirsin, bana gerek yok." Diyerek devam ettiğinde sinirlerim bozulmaya başlamıştı.
"Arya!" Diyerek rahatsızlığımı belli ettim.
"Ne var? Umrunda olmayan adam için ben neden araya insanları sokup durumunu öğreneceğim? Gerek yok." Demesiyle onunla inatlaşmanın hiçbir anlamı olmadığını anladım.
"Tamam söyleme Arya, oturup adamı düşünecek halim yok. Duamı eder geçerim." Dedim bende inatla.
"Et et, sonra çok ah çekersin."
"Kuzenim misin, düşman mısın belli değil."
Kendi kendime söylenmeme karşılık omuzlarını silktim
"Açık sözlü bir insanım sadece, ve kör değilim." İnatla alttan alttan aynı şeyi ima etmesiyle hızlıca konuyu değiştirdim.
"Sen Akın'la uğraşsana Arya, taktın benim olmayan ilişkime."
"Tamam dedim ya, bundan sonra senin olmayan ilişkin hakkında tek kelime etmeyeceğim." Dediğinde sonunda amacıma ulaşmıştım.
"Göreceğiz." Dedim.
"Kahvaltı yapalım bari kalk, aç aç oturuyoruz." Dedi oturduğu yerden kalkarken.
"Saat daha sabahın 8'i, acıkmam için saatin en erken 10 olması lazım." Diyerek geçiştirdim.
Şu an kafamda sadece Kuzey olduğundan yemek yemek fazlasıyla geri plandaydı.
"Senin prenses bünyeni beklersek ben açlıktan ölürüm, yaparken acıkırsın merak etme."
Yemeden beni rahat bırakmayacağını bildiğim için uzatmadan kabullendim.
"Elimi bile sürmem söyleyeyim, her şeyi sen hazırlarsın." Dedim.
"Tamam tamam."
Günün geri kalanı Arya'nın dediği gibi geçmişti. Bir daha ağzına onun ismini almamış, onunla ilgili bir gelişmeden de haberdar etmemişti beni. Ne kadar internetten bir şeyler öğrenmeye çalışsamda her yerde farklı bir haber vardı. Arya'ya sorup onu haklı çıkarmakta istemiyordum ama durumunu merak etmeden de duramıyordum. Gayet normal bir şekilde, herhangi bir hissim olmadan sağlığını merak ediyordum.
Hava kararmaya başladığında ise Arya'yla ve teyzemlerle vedalaşıp evden ayrılmıştım. Yarım saat kadar süren yolculuğumdan sonra eve vardım. Arabamı park etmiş, çantamda anahtarımı arayarak eve giderken kapı aralanmıştı. Abim kapıyı aralamış bana bakıyordu.
"Sabah bir uyanıyorum sevgili kardeşim evde yok. Acaba sabahın köründe ne işiniz vardı Arya'yla prenses hazretleri?"
Çantamı kurcalamayı bırakıp kapıya doğru adımladım. Bir yandan da abime yanıt veriyordum.
"Aman abi ya, Arya'nın işleri işte. Sabahın köründe tutturdu gel beni al diye, sonrada götürdü bizi bir mağazanın önüne. Neymiş özel bir ürün gelecekmiş, sadece iki tane varmış, alması gerekiyormuş." Diyerek aklıma gelen ilk yalanı söylerken abim inanmış duruyordu.
Sabahın köründe gidip Kuzey Karahanlı'yı ziyaret ettim diyecek halim yoktu sonuçta. Yalan söylemekten hoşlanmasamda şu anlık başka bir çarem olmadığından mecbur kalmıştım.
"Geldiğine pişman edecek seni, sonra gideceksin yine gurbet ülkelere. Ben en iyisi Arya'yla bir konuşma yapayım." Derken gerçekten tekrar gitmemden korktuğunu anladım. Ses tonu bariz belli ediyordu.
Abime cevap vermeden önce içeriye girmiştim.
"Arya'da sözünü dinler zaten değil mi?"
"Dinletmesini bilirim ben."
"Tamam sen konuş abi, ben sadece yatmak istiyorum." Dedim yorgunluğumu belli ederek.
Gerçekten yorgun olduğuma ikna olduğundan sessiz kalıp odama çıkmama izin vermişti. Hızlı adımlarla çıktığım merdivenin ardından hemen karşıdaki odama girmiştim. Çantamı kenarıya bırakırken telefonumu elime alıp yatağa bıraktım kendimi. Ekran kilidimi açar açmaz ekranıma düşen bildirimde gördüğüm isimle tüm dikkatim bildirime kaymıştı. Gelen bildirim takip ettiğim bir Türkiye haber sitesindendi. Kuzey'in sağlık durumunun gizli tutulduğu ile ilgili uzun bir yazıydı.
Durumunu öğrenemediğim için bıkkınlıkla telefonumu bırakıp kalktım yatağımdan. Sadece iyi olup olmadığını bilmek istiyordum, neden bir şey açıklanmıyordu? Sadece ben değil taraftaları da durumunu merak ediyordu sonuçta. Huzursuz bir şekilde üzerimdekileri çıkarıp geceliğimi giydim. Yatmadan önce hızlıca dişlerimi fırçaladıktan sonra odamın ışığını kapatıp yatağıma girdim. Sabaha kadar telefonun başında bir haber beklemeyi hedeflesemde dün gece de aynısını yaptığım için bedenimin daha fazla direnecek hali kalmamıştı.
Ev sanki hiç sıcak değilmiş gibi yorganıma sarılıp telefonumu elime aldım. Son kez kontrol etmiş uyumak için hazırlanırken gelen mesajla bunu ertelemiştim. Arya'dan gelen mesaja merakla tıkladım.
Arya ?
Arya: Kuzey Karahanlı'nın durumu normale dönmüş, yoğun bakımdan çıkarıyorlarmış.
Arya: Ay hay Allah! Sana mı göndermişim ben, bir arkadaşa yazacaktım yanlış oldu. Kusura bakma.
Yüzüme istemsiz yayılan gülümsemeyle okudum son mesajını. Hızlıca cevap verdim.
Siz: Uykumu böldün ama sorun değil.
Arya: Hıııı, kesin öyledir. Sen prenses uykuna dön madem, bölmeyeyim daha fazla. İyi gecelerr
Siz: İyi gecelerrr
Kuzey'in durumunun iyi olduğunu öğrenmenin rahatlığıyla bu kez rahat bir şekilde daldım uykuma. Saatler süren uyuma çabama ne kadar 'rahat' denilirdi orası tartışılırdı tabii.
Aradan geçen iki günde normal hayatıma geri dönmüştüm. Dün dersime gitmiş, biraz olsun kafamı dağıtmıştım. Dersin başlamasına yarım saat kala Alya'nın annesinden onun gelemeyeceğini bildiren bir mesaj almıştım. Bu durumun Kuzey'le ilgili olduğunu düşünüp fazla üzerinde durmamıştım.
Ertesi sabah Arya'dan aldığım haberle ise tamamen normal hayatıma dönmüştüm. Kuzey Karahanlı iyileşmiş, hatta uyanmıştı. Sadece vücudunda fazlasıyla hasar olduğu için bir süre daha hastanede kalacaktı.
Kuzey'in uyanmasının üzerinden geçen bir hafta benim açımdan olmasada babamın açısından fazlasıyla yorucu geçmişti. Soz konusu kişi futbol dünyasından biri olunca işin ucu tüm takımlara dokunmuştu. Derse gitmek için hazırlanmış, kahvaltımı yaparkende bir yandan gündemi kontrol etmek için telefonumu elime almış, sosyal medyada geziniyordum. Günlerdir Twitter ana sayfamdan düşmeyen Kuzey'in yeni bir haberi daha çıkmıştı karşıma. Kuzey'in hastane koridorunda bir videosuydu. Sanırım ilk defa hastaneden bir görüntüsü düşmüştü basına. Videoyu izlemeden önce açıklamayı okudum.
Geçtiğimiz hafta kendisine gelen Kuzey Karahanlı hastaneden çıkmak için ortalığı birbirine kattı! Avrupa liginde oynayan futbolcu maçlara çıkmak için alçılarının alınması bekliyordu. Dün çıkarılan alçılarından sonra taburcu olmak için ısrar eden futbolcu, öğle saatlerinde hastaneyi birbirine kattı. Ailesinin ısrarlarına rağmen taburcu olmakta direnen futbolcu henüz ayağı eski sağlığa dönmediği için sakinleştirici yapılarak odaya alındı. Fenerbahçe'nin resmin hesabından yapılan açıklamaya göre Kuzey Karahanlı'nın sıradaki iki Avrupa ligi maçında oynamayacağı kesinleşti.
Okuduğum haberle yüzüm aşılmıştı. Kuzey sağlığı açısından iyileşsede psikolojisinin kötü olduğunu tahmin etmek benim için çok zor değildi. Geçen sene bacağımı kırdığımda paten kayamadığım her gün bende delirmiştim. Üstelik Kuzey şu an çok önemli bir konumdaydı, benim gibi bir hobi değildi onunkisi. Takımı için en önemli zamanda sakatlanmıştı.
"Hadi çıkalım Sarp." Diyen babamla ona doğru döndüm.
Bu saatte birlikte nereye gideceklerdi ki? Hemde bensiz. Aile kurallarına aykırıydı bir kere.
"Bensiz nereye gidiyorsunuz acaba?" Dedim gözlerimi onlara kenetlerken.
"Sinirlenme hemen cadı." Diyen abime karşılık kaşlarımı çattım.
"Sen nereye gittiğinizi söyle, ben karar veririm ona."
"Hastaneye gidiyoruz Beren, gelecek misin?"
"Niye? Sonunda kafanda bir sorun olduğunu kabul ettin ona baktıracaksın değil mi?" Diyerek uğraştım onunla.
"Beren! Kaşınma bak, fena olur." Dediğinde omuzlarımı silktim. En fazla uyurken gelip su dökerdi ve bu da büyük bir savaşı başlatırdı.
"İki dakika uslu durun yahu! Kuzey Karahanlı'ya geçmiş olsuna gideceğiz kızım, sonrada abin işe gidecek." Babamın araya girmesi ve geldiğimden beri evde adının bolca anıldığı o isimi söylesiyle ilgim ona döndü. Babam neden ona ziyarete gidiyordu ki?
"Rakip takımlara gidiyor muydunuz siz?" Diye sordum hemen.
"Normalde bir çiçek yollanıyor böyle durumlarda ama zamanında ben sakatlandığımda gelip ziyaret etmişti. Bende uğrayayım beş dakika." Kuzey, babamı ziyaret etmişti. İkisi birbirini fazlasıyla tanıyordu. İdrak ettiğim gerçek tüm bedenime yayılmaya başlamıştı. Belki beni de tanıyordu, kim olduğumu biliyordu.
Anladığımı belli edercesine kafamı sallarken Kuzey'in babamı neden ziyarete gittiğini düşünmeye başladım bu kez. Bir futbolcu rakip takımın teknik direktörüne ziyarete gider miydi? Yani bu olay normaldi de ben mi kafamda büyütüyordum acaba?
"Babam adama elli kere teklif yolladığı için sağ olsun, adam sonunda ayıp olmasın diye diye gelmek zorunda kaldı."
Abimin sandalyesinden kalkarken söyledikleri kendi kendime sorduğum soruya cevap olmuştu. Acaba abim düşüncelerimi okuyor olabilir miydi? Abim ve babam birbirlerine söylenerek ayrılmıştı evden. Bende kahvaltımı bitirdikten sonra dersime gitmek üzere evden ayrılmıştım.
Yaklaşık 4 saat süren dersimin ardından spor salonundan ayrılacakken bu kez başka bir öğrencimin, ailesi gelmediği için beklendiğini öğrenmiştim. Onun ailesiyle iletişime geçtikten sonra durumu öğrenip ailesi gelene kadar onunla beklemiştim. Onu yarım saat kadar sonra ailesine teslim ettikten sonra arabama doğru ilerlerken gördüğüm kişi yüzünden yine arabama binememiştim. Alya'nın annesiydi. Kuzey'in gizli ablası.
Göz göze geldiğimizde mecburen gülümseyerek yanına doğru ilerledim.
"Merhaba, Beren hanım." Diyerek benden önce söze girmişti.
"Merhaba?" Diyerek yanıtladım onu. Ardından sözlerime devam ettim. "Alya'yı babası aldı ama..." derken araya girerek sözümü kesmişti.
"Evet, biliyorum. Ben Alya'nın sağlık raporunu bırakmaya geldim. Sanırım bugün teslim edilmesi gerekiyormuş." Konuşma uzadıkça gerginliğimde artıyordu. Bu yüzden hızlıca kafamı salladım.
"Anladım, tutmayayım ben sizi." Diyerek kısaca vedalaşmıştım.
Ardından sorunsuz bir şekilde arabama ulaştığımda derin bir nefes bıraktım. Kadına baş sağlığı bile dilememiştim konuyu açmamak için. Kısa bir an kendimi kötü hissetsemde nunun daha doğru olduğuna kendimi inandırıp bu histen kurtulmuştum. Hiçbir yere uğramadan direkt eve gelmiştim.
Evden çıt sesi bile çıkmadığı için kimsenin olmadığını anlamıştım. Anlaşılan babam ve abiminde ziyareti uzun sürmüştü. Ya da başka işleri vardı. Ağır adımlarla merdivenleri çıkarken çalan telefonumu çantamdan çıkarıp cevapladım.
"Efendim Arya."
"Beren! Haberleri gördün mü?"
Panik dolu sesi benimde endişelenmem neden olurken merdivenin ortasında duraksadım.
"Ne haberi?" Diye sordum endişeyle.
"Senin haberin Beren..." Sesi kesildiğinde endişem daha da arttı. "Gönderiyorum sana." Diyerek devam etti sözlerine.
Görmeyeceğini bildiğim halde kafamı sallayarak onayladım ve telefonu kapattım. Anında gelen mesaja girmiş ve gönderdiği linke tıklamıştım. Büyük harflerle yazılmış başlığı okumam haberin içeriğini anlamam için yeterli olmuştu. Ellerim titremeye başlarken telefonumu sıkıcam kavramaya çalıştım. Titreyen parmağım ekranı kaydırmamı zorlaştırıyordu. Yazıları doğru düzgün okuyamıyordum.
Kuzey Karahanlı'nın gizli ziyaretçisi kim?
Gündemden düşmeyen futbolcu bu kez başka bir haberle yine basında. Elimize ulaşan yeni görüntüler Kuzey Karahanlı'nın kaza geçirdiği günün hemen ertesi sabahından. Fotoğraflarda görünen kadının Kuzey Karahanlı'nın gizli kız arkadaşı olduğu iddiası gündemi kasıp kavurdu. Ortaya çıkan bu görüntülerin ardından dikkatler ünlü futbolcunun iki ay önce verdiği röportajda ki sözlere döndü. Futbolcu verdiği röportajda hayatında kız arkadaşa ayıracak vakti olmadığını söylüyordu. Kuzey Karahanlı'nın gizemli ziyaretçesi sevgilisi mi?
~ 5 ~
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın ❤️?
Yeni bölümden kesitlere i********: hesabımdan ulaşabilirsiniz. (Biryazarkus)
Sizce Kuzey, Beren'in kim olduğunu biliyor mu?
•
Buzdan Gol her Cumartesi yeni bölümüyle burada olacak !
Sizde bol bol yorum yaparak destek olursanız çok sevinirim ?