Bölüm 3

1079 Words
Fatih, özellikle bilgi sızdırırken daha temkinli olması gerektiğinin farkındaydı. Tüm kameraları bantlamış olsa da, sızmak istedikten sonra bir yol bulunacağını bildiği için, maskesinden eldivenine kadar fazlasıyla titiz davranıyordu. Kalkıp odasının kapısını kilitlemek üzere harekete geçti. Kapısını kilitledikten hemen sonra, şifonyerine doğru yönelip, kilitli çekmecesinin derinliklerinde gizlediği maskesini ve eldivenlerini bularak bilgisayarının başına doğru yöneldi. Linux ekranını açan Fatih hızla kodları girerek sistemin kilidini açtığında, karşısında birler ve sıfırlarla dolu ekran akmaya başladı. Sayılar yukarı doğru kayarken, adrenalin Fatih’in kanına çoktan karışmıştı. Sanal alemde tanınmayan biri olarak gezinmeyi sevme nedenlerinden biri de hissettiği bu tatlı heyecandı. Bir katilin damarlarına, birini öldürürken adrenalin nasıl psikopatik bir biçimde doluyor, gözlerindeki vahşeti uyandırıyorsa, sanal alemde birilerini kovalamak da Fatih'in damarlarında aynı psikopatik şekilde doluyordu. Yakalanmasının imkansız olduğunu bilse de, klavyeyi adeta dövercesine kod yazarak kedi fare oyunu oynamayı seviyordu. En ünlü ünsüz olma fikri onda eşsiz bir tatmin duygusu uyandırıyordu. Hikmet Karay’ın bilgilerinin formaliteden kendisine aktarılmasını bekleyen Fatih, çoktan sıkılmaya başlamıştı. Bilgisayarının başından kalkıp odasının camını aralayarak bir sigara yaktı. Böyle boş olduğu, hiçbir meşguliyetinin olmadığı bekleme anlarında aklına hep Ekin gelirdi. Minyon yapısı, beyaz teni ve ışıl ışıl mavi gözleri ile kızın kollarında kayboluşu beynine nükseder, anılar zihnine birer birer dolardı. “Oooo Fatih Kara, okulun yolunu bulabildin demek.” diyen algoritma profesörü, gözlüğünün üzerinden kapıda uykulu gözlerle dikilen Fatih’e baktı. Fatih, mahcup bir yüz ifadesi ile ensesini kaşıyarak “İzniniz varsa derse girebilir miyim?” dedi. Dersi hakkında fazlasıyla katı kuralları olan bu huysuz profesör, derin bir nefes alıp verdi. Kolay kolay hiçbir öğrenciye tolerans tanımazdı. Ancak tüm zenginliğine rağmen Fatih’in özel yetenek bursuyla bölümü okuduğunu ve birçok dersi kaçırmasına rağmen bölüm birincisi olduğunu okulda bilmeyen de yoktu. Böylesine yetenekli bir adamın mesleğe küsmesini de istemeyen adam “Kürsünün üzerindeki kağıda imza at ve ilk boş yere geç.” dedi sert bir tavırla. Fatih adama başıyla teşekkür edip kürsüye doğru ilerlerken, gözleriyle amfiyi taradı. Gördüğü tek boş yer, ise en ön sırada oturan, minyon yapılı, beyaz tenli ışıl ışıl mavi gözleri olan bir kızın yanıydı. Bir an için gözleri kızda takılı kalan Fatih, zar zor gözlerini kızdan ayırarak imzasını atıp doğrudan gördüğü boşluğa doğru ilerlemeye başladı. Kızı rahatsız etmeden yanına yavaşça oturdu. Çantasında not olabileceği bir şeyler aramaya başlayan Fatih, her zamanki gibi yine çantasına hiçbir şey koymadığını fark edince sıkıntıyla önüne döndü. Yanındaki kız ona boş bir kağıt ve bir kalem uzatarak “Dikkatimi dağıtma.” diye fısıldadı. Fatih, en çok da kızın, okuldaki diğer kızların aksine kendisi ile ilgilenmemesinden etkilenmişti. Adını bilmediği genç kızı istemsizce ders boyunca izleyen Fatih, kendisi için not tutmak yerine kızın eksik kaldığı yerlerin notunu almaya başladı. Mavi gözleri parlayan bu güzel kızın ilgini bulduğu yerlerde kaşlarının havaya kalktığını, zorlanınca alnının kırıştığını, sıkılınca dudaklarını kemirdiğini 1 saat içinde ezberlemişti. “Evet arkadaşlar, bugünlük bu kadar yeter.” sesiyle hayata geri dönen Fatih toparlanmaya çalışan kıza önündeki kağıdı uzattı. “Teşekkürler.” dedi. Kız önüne uzanan nota bakarken durakladı. Mavi gözlerini ürkekçe kağıttan kaldırıp kendisine kâğıt uzatan adama bakınca adeta adamın koyu kahve saçlarıyla kontrast yapan mavi gözlerine çekiliyor gibi hissetmişti. Gözlerini hızlıca adamın gözlerinden çekip kağıdı alarak çantasına atan kız “Ben teşekkür ederim.” dedi ve kaçar gibi sınıftan çıktı. Fatih kızın arkasından koşup yetişmeye çalıştı. Koridorun içinde o minyon güzel kızı zar zor bularak “Hey!” diye arkasından bağırdı. Kızın dönmediğini görünce koşarak önüne geçip kızı durdurdu. Fatih in nefes nefese kaldığını gören kız duraklayıp, ellerini dizlerine koyarak nefeslenmeye çalışırken kendisiyle ancak aynı boya gelen adama bakıp gülümseyerek çantasından bir peçete çıkardı. Fatih peçeteyi alıp doğrulurken yeniden kıza gülümseyerek “Bir günde iki yardım. Adını bilebilir miyim artık?” dedi. Kız elini ağzına kapatarak kıkırdadıktan hemen sonra tokalaşmak için elini uzatarak “Ekin ben.” dedi. Fatih kendisine uzanan eli memnuniyetle kavrarken “Fatih.” diye karşılık verdi. Bilgisayardan gelen bildirim sesiyle düşüncelerinden sıyrılan Fatih, sigarasını kültablasına basarak bilgisayarının başına geçti. Gelen bilgileri gözden geçirerek işe başladı. Fatih’e göre banka hesapları yaşam stili hakkında büyük fikir verirdi. Hızla adamın adına olan tüm kartları incelemeye başlayan Fatih, evin ağına sızmak için ortalama bir fikir edinmişti. İşe Hikmetin karısı Handenin telefonuna bir alışveriş linki göndererek başlayan Fatih kadının doğrudan linke tıklayacağından emindi. Sadece bunu yapmasını bekliyordu. Göz ucuyla saate bakan Fatih, yan ekrana döndüğünde kadının cihazına gönderdiği Trojan virüsünün aktive olduğunu görünce gülümsedi. Ellerini esneterek “İşte şimdi başlıyoruz.” dedi. Hızla ağa sızmak için kod girmeye başlayan Fatih, sert bir güvenlik duvarı ile karşılandığında şaşırmıştı. DDoS atağına ihtiyacı yoktu. Basit bir Phyton yazılımı ile bu işi çözebileceğini bilerek hızla yan ekrana geçerek yazılıma da kodları girmeye başladı. Çok geçmeden önce ev kameralarına, ardından hızla Hikmet Karay’ın bilgisayarına giriş alan Fatih, kendisini karşılayacak bilgi işlemci olmamasının rahatlığı ile tüm cihazları alt üst ederek kanıtlarını toplamaya başladı. Sabaha kadar dosyanın hazır olacağını bilmenin rahatlığı ile herşeyi kaydedip Karay ların sisteminden kolayca çıktı. Çıkarken, kendine ait imparator sembolünü bırakmayı da ihmal etmemişti. Sabah erkenden şirkete giden abisine, herkese gönderdiği gibi özel kuryeyle dosyayı gönderen Fatih, kuryenin arkasından şirkete geldi. Fatihi şirkete getiren Ediz, garip bir iş döndüğünü seziyordu. Adamı hiç bu kadar etrafı kolaçan ederken ve kontrolcü bir taburda görmemişti. Ayrıca şirkete gelmeden uğradıkları ücra cadde de Edizin ilgisini çekmişti. Bir gece buraya uğraması gerektiğini aklına çoktan kazımıştı. Fatih kendisine çok da güvenemediği için soru sormaktan kaçınan Ediz, Fatih arabadan inerken “Sizin için yapabileceğim bir şey var mı?” demekle yetindi. Fatih filiz aynasından, şöför koltuğunda oturan Ediz’e bakarak “Yok, sağol.” diye karşılık vererek arabadan indi. Abisinin ofisine çıktığında, camekanın ardından adamın gülen suratını görünce sırıtarak içeri girdi. “Keyifler tıkırında bakıyorumda İbrahim Kara.” dedi. İbrahim gülerek Fatih’e içeri gelmesini işaret etti. Fatih içeri girer girmez kapıyı kapatınca İbrahim “Adamın bugünkü donunun rengini bile yazmışsın.” diyerek bir kahkaha daha attı. İki kardeş biraz dosyayı inceleyip güldükten sonra Fatih abisine baktı. “Şimdi ne yapacaksın?” diye sordu. Abisi derin bir nefes alıp vererek “Bizim ihaleye girmek istiyor. Çekilmesini isteyebilirim ama işime gelmez. Ortaklık teklifi ile gideceğim.” dedi. Fatih, Karaylarla iş birliği yapmaya çok sıcak bakmıyordu ama ellerindeki kozlar sayesinde, Hikmetin kendilerini zarara sokmaya cesaret edemeyeceğini bildiği için sessiz kalmayı tercih etti. Ediz arabayı park ettikten sonra, güvenli hattını çıkararak ekibine gittikleri köhne mahallenin adresini attı. Adreste neler yapıldığını detaylıca araştırmalarını istedi. Yine de kendi gözüyle de görmeye ayrıca gitmeyi de ihmal etmeyecekti. Daha sonra bilgi işleme, evin Wi-Fi adresinin IP sini mesaj atarak güvenli hattını cebine koydu. Arabayı park ettikten sonra, şirketin içinde dönen dedikoduları en iyi duyabileceği yere, şirket kafeteryasına doğru giderek bir çay içmeye karar verdi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD