Maviş

1508 Words
Deniz'in Anlatımından Devam Ne kadar kendimi tutmuş olsam da merakıma yenik düşüp kendimi Gamze'yi takip ederken bulmuştum. Huriye yengelerin sokağına girdiğinde belki de Faruk'u görmeye geldi diye düşünmüş olsam da onların evini geçti. "Nereye gidiyor bu kız?" deyip adımlamaya devam ettim. Bir evin önünde durduğunda sokağın karşısına geçip duvar dibine sindim iyice. Arkası bana dönüktü. Kapının önünde durdu da durdu. Çalacak da içeri girecek diye bekledim. Hatta ne bileyim, belki erkek arkadaşı onu bekliyordur diye düşündüm ama o öylece durdu. Dakikalarca ayakta dikildikten sonra arkasını döndüğünde beni görmesin diye saklandım. Gidecek sanmıştım ama sırtını kapıya yaslayıp oturduktan sonra bacaklarını kendisine çekti. Kollarını da bacaklarına dolayıp başını eğdiğinde bir kaç dakika boyunca da öyle bekledi. "Ne yapıyor bu kız?" merak ettikçe yanına gitmek istedim ama gidersem canıma okurdu. Bunu da çok iyi biliyordum. Kaç dakika onu öylece izledim bilmiyorum, hiçbir şey yapmadan öylece oturup durdu. "Neye bakıyorsun sen?" Bir teyzenin sesini duyduğumda arkamı döndüm. "Efendim teyze?" "Neye bakıyorsun sen?" dedi. Teyzemin kaşları çatıldı. "Sen bizim mahallemizin kızlarını mı kesiyorsun?" dediğinde güldüm. "Yok artık. Ben kendi kadınımı kesiyorum sadece." dediğimde bastonunu kaldırdı. "Sakın teyze bak. Huriye teyzeden çok yedim zaten, sakın bak." deyip elimi kaldırdım. "Huriye teyzenin dul kızına mı bakıyorsun yoksa sen!" deyip dizime vurdu. "Ne! Yuh! O benden büyük bir kere ya!" dediğimde bir kez daha vurdu. "Büyükse ne olmuş? Siz edepsizler hep aynısınız?" deyip tekrar vurdu. "Ya teyzem!" dediğimde bir kez daha vurdu. "Edepsiz orosbu seni!" diye bağırdığında bir kaç kişi daha çıktı sokağa. "Ne oluyor Leman teyze?" dedi bir adam. Hayda, gizli saklı iş yapalım dedik başımıza gelene bak. "Arkadaş benimle." dedi Gamze. Onun sesini duyunca arkamı döndüm. Çok sinirli görünüyordu. İşte şimdi yandın sen Deniz. "Kızım bu adam seni rahatsız mı ediyor yoksa?" "Etmiyor teyze. Etmiyor." deyip yanıma yaklaştı. "Birazdan ben onu rahatsız edeceğim." dediğinde kaderime razı gelip nefesimi bıraktım. "İyi bakalım, biz de sapık var zannettik." dedi. Teyzem ölümcül bakışlarını bana göndererek yanımızdan uzaklaşırken gözlerimi kapatıp açtım derin bir nefes aldım. "Gamze açıkla..." lafımı bile bitirmeme izin vermeden yumruğunu yüzüme geçirdi. "Komutanım siz hayvan mısınız acaba!" dedi sinirle. Hem komutanım deyip hem de vuruyordu. Tamam ona aramızda bir yıl rütbeliğin lafı olmaz diyen bendim de... O da bundan cesaret alıyordu gerçi. "Kızım ne yapmışım?" deyip geri çekildim. "Merak ettim seni!" "Sen kimsin ki merak ediyorsun beni ya!" deyip üstüme geldiğinde geriye doğru adımladım. "Sığır!" deyip yakalarıma yapıştı. "Gebertirim lan seni!" dedi. Komutanımı da atmıştık artık. Güzel, şimdi dayağımın tadını çıkarabilirdim. "Ne yaptım sanki?" dediğimde kafa attı burnuma. Burnumu tutarken alnına baktım. "Kızım bir dur! Sende de ne kafa varmış! Kırılmıyor da!" "Ben senin kafanı kıracağım dur sen!" deyip yakamı bırakıp yumruğunu kaldırdı. "Gamze bak hayır!" dediğimde yanağıma vurdu. "Dümbük piç!" dediğinde nefeslenip başımı kaldırdım. "Ehh! Yeter be!" deyip ittirdim onu. Düşmedi ama geriye doğru gitti. "Alt tarafı merak ettik seni. Her seferinde askeriyeye bok gibi bir suratla gelmenin sebebi ne diye merak ettim!" "Sensin bok! Terbiyesiz göt!" dediğinde kaşlarımı kaldırdım. "Ne halin varsa gör! Seni düşünende kabahat!" deyip arkamı dönüp adımladım. "Bir daha beni takip etme, s****i keser eline veririm!" Tekrar ona dönüp elimi kaldırdım. "Sen çok terbiyesiz bir kadınsın!" "Sen de özel hayata saygı duymayan bir pezevenksin!" "Üsteğmenim!" diye bağırıp aramızdaki mesafeyi kapatıp karşısına dikildim. "Şu dakikadan sonra bana bir daha ağzını aç bakalım. Yok sana iltimas falan artık. Haddini bil." dediğimde içten içe bozuldu ama belli edemedi. "Emredersiniz komutanım." dedi sessizce. Ha şöyle, fazla iyilik göz çıkarırmış. Öğrenmiş oldum. Tekrar arkamı dönüp evin önünden geçerken duraksadım. Kim yaşıyordu acaba bu evin içinde? Ama şimdi sorsam ağzıma sıçardı belki yine. Yine de onu burada bırakıp gitmek istemedim. "İznin bitti, takip et beni. Dönüyoruz." "Emredersiniz komutanım." deyip peşimden gelirken nefesimi bırakıp burnumdan ve ağzımdan akan kanlara dokundum. Tır çarpmışa döndüm sayende Gamze. Elin de amma ağırmış, bir kez daha anlamış oldum. ~ ~ ~ ~ ~ ~ İklim'in Anlatımından Devam Yanaşan araçlarla beraber merakla yolu izlerken Aral komutanım dışarı çıktı. Ben de merakla onun yanına koştum. "Komutanım!" "Gelme İklim." dedi sakince. Ellerini beline yerleştirip araçlara baktı. "Komutanım kim geliyor?" "Albay geliyor." nefesini bırakıp bıkkın bakışlar attı. "Paşa albay geliyor." "Adı Paşa mı?" "Lakabı Paşa. Adı Selim Yıldız. Paşa Selim." dediğinde arkasına geçtim. "Sakın yanında bir saçmalık yapma. Hatta mümkünse uzaklaş sen." "Komutanım ne zaman bir saçmalık yaptım sanki?" dediğimde başını çevirip yüzüme bakarken sıkıntıyla nefesini bıraktı. "Sakın onunla da benimle konuştuğun gibi konuşma." "Dikkat ederim komutanım." "Benimle konuşurken de dikkat etsene sen." deyip önüne döndüğünde gülümsedim. "Seviyorum komutanım sizi, kendimi tutamıyorum." dediğimde tekrar bana döndü. "Seviyorsun diye sıçıyorsun ağzıma herhalde." dediğinde dudaklarımı birbirine bastırdım. "Estağfurullah komutanım. Ne münasebet..." dediğimde tekrar önüne döndü. Araçlar kışlaya giriş yaptı. Paşa albay arabadan indiğinde Aral ona yaklaşıp selam verdi. "Yüzbaşı Aral Kağan Tuğdeniz, Ankara. Emret komutanım!" "Rahat!" dedi. Bakışları beni bulduğunda selam durdum. "Teğmen İklim Polat, İstanbul. Emredin komutanım!" "Sen de rahat asker." deyip yaklaştı. Ben de rahata geçtim. "Sen yeni misin burada?" "Evet komutanım." Ağır ağır başını sallayıp konuştu. "Kızıma benziyorsun." deyip gülümsedi. "O da senin gibi maviş." dediğinde gülümsedim. "Teşekkür ederim komutanım." dediğimde sanki içinde büyük bir özlem varmış gibi Aral komutanıma döndü. "İçeride konuşalım Kağan." "Komutanım oda çok sıcak, klima arızalı. Dilerseniz bahçede konuşalım." Albay başını salladı. "Takip et beni." deyip banklardan birine doğru giderken ben de Aral komutanı takip ettim. "Defol İklim." dedi sessizce. Arkasını bile dönmemişken omuz silktim. Albay bile bir şey dememişti. Ben de gelip onları dinleyecektim işte. Albay yerine otururken Aral komutan ayakta kalmayı tercih etti. Ben de yanında durdum. "Durumu araştırdım." dedi hemen. "Müsteşar yarın öğle otele giriş yapacak. Otel çok kalabalık. Kimseyi ürkütmek istemiyoruz, bunu iptal de edemeyiz. Müsteşarın önemli bir görüşmesi var. Karısı ve evlatlık edindiği kızıyla o otelde konaklayacaklar." "Komutanım, ne görüşmesi bu? Hayatları tehlikede." "Özel Kağan. Şimdilik kimseyle paylaşılmıyor. Sizle de." deyip Aral komutanıma döndü. "Ama hayatları tehlikede olmayacak. Sen ve bir kadın meslektaşın eşlik edecek onlara." Kadın meslektaş! Ben! Ben işte... Benim olmam lazım. Heyecanla Aral komutanıma baktım. Beni görsün istedim ama o albaya bakıyordu. "Gamze ile gideriz komutanım." dediğinde hayallerim yıkıldı resmen. Zaten İklim ile gider geliriz dese bir yerleri incinirdi. "Gamze değil. Tugaydan birini ayarlamak zorundayım. Müsteşar'ın evlatlık bir kızı var. Rus. Rusça bilen biri yanında olursa daha iyi olur." Şans yeniden yüzüme güldüğünde bir adım atıp öne geçtim. "Albayım." dedim heyecanla. "Ben Rusça biliyorum, dilerseniz göreve katılabilirim." Albay memnuniyetle başını salladı ama Aral komutanım ona da itiraz etti. "Komutanım siz tugaydan birini ayarlayın. Teğmen İklim'in burada işleri olacak." "İşim yok komutanım." dedim. Adam her seferinde beni geri plana atmaya çalışıyordu ya. Ne güzel mis gibi operasyona katılacağım, karışmasana bana be adam! "İşi neyse iptal et Kağan. İklim ile gidiyorsun. Sizler için sahte bir rezervasyon yapacağız, sahte kimliklerle oraya karı koca gibi gireceksiniz." dediğinde zevkten dört köşe oldum. Geri çekilip Aral komutanımın yüzüne baktım. Fena bozulmuştu. "Karı koca derken komutanım?" "Otelde asker olduğunuzu kimse bilmeyecek. Müsteşarın ailesi bile bilmeyecek. Sadece müsteşar sizin kim olduğunuzu bilecek. Sizin orada onu korumak için olduğunuzu bilecek." Ne oldu Aral bey? Ne oldu, bak kocam oldun işte. "Komutanım en azından nişanlı falan olsak? Ben bu kadınla evliymiş gibi rol yapmak bile istemiyorum." Albay yanımızda olmasa ben sana diyeceğimi biliyordum da neyse işte. Benim gibi kadınla evlenmişsin yat kalk şükret be! "Ne varmış Kağan? Görev mi seçiyorsun şimdi de? İki gün evliymiş gibi yapacaksın sadece." "Yok komutanım, görev seçmek gibi olmasın da yanımda daha iyi birini tercih ederim. Çatışma olursa yeni mezun bir askeri istemiyorum yanımda." Aral komutanım beni sinir etmeyi başarırken albaya dönüp onu muhatap aldım. "Albayım ben yeni mezun değilim. Bir buçuk yıldır görev alıyorum. Akademide birinciydim ve Rusça dahil olmak üzere pek çok dil biliyorum. Türkiye'deki önemli bütün kişilerin kim olduklarını da biliyorum. Bir çatışma çıkarsa da yüzbaşım silahımı ne kadar iyi konuşturabildiğimi görür. " Albay gülümseyerek ayağa kalktı. "Sevdim ben bu kızı Kağan. O geliyor seninle. Yarın sabah size bir araba tahsis ederim. Kimliklerinizi de alırsınız." Sevinçten deliye dönmüştüm ama belli edemedim albayın yanında. Ay acaba ismim ne olacaktı? Benimki Gül olsun, Papatya olsun, Menekşe olsun ya da. Odun komutanımın adı da Abdulrezzak olsun. "Anlaşıldı komutanım." dedi Aral komutan. Fazla rahatsızdı ama bu beni fena mutlu etmişti. Eh, hep benle mi uğraşacaksın. İki gün boyunca ben de seninle uğraşacaktım. Aral komutan albayı yolcu ederken arkasındaydım. Albay gittiğinde sinirle bana döndü. "Ben sana git demiştim değil mi?" dedi. Gülmemeye çalıştım. "Fena mı komutanım? Sizinle beraber ilk görevime çıkacağım." "Aptalın tekiyle göreve çıkmak isteyen vardı sanki." dediğinde bozuldum. "Müsteşar'ı bir de seni koruyacağım sanki ben." "Kalbimi kırıyorsunuz ama komutanım. Ben aptal bir insan değilim. Kimsenin beni korumasına da ihtiyacım yok." "Kalbini mi kırıyorum?" deyip yaklaştı. Başını eğdiğinde kaşlarımı çattım. "Çok da umrumdaydı İklim." dedi ters ters. Umarım sana verecekleri isim Abdulrezzak olur da yol boyunca gülerim. Öküz. "Peki komutanım. Umrunuzda olmasın. Ama sonuçta bu benim de görevim." dedim. "Siz isteseniz de istemeseniz de." dediğimde arkasını dönüp adımladı. Sinirli olduğu her halinden belliyken aklıma gelen şeyle gülümsedim. "Kocacım!" diye bağırdığımda hışımla bana döndü. "İklim getirtme beni yanına!" "Ama kocacım, alışmam..." dememe kalmadan bu tarafa doğru gelmeye başladığında geri geri adım attım. "Komutanım tamam, gelmeyin!" deyip arkamı döndüğüm gibi koşarak uzaklaştım. Neyse ki peşimden gelmedi de kurtuldum ondan. "Aferin İklim. Bas damarına, kudursun yüzbaşı!" ~ ~ ~ ~ ~
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD