Dövüş

1800 Words
İklim'in Anlatımından Devam Omzumun pek bir olayı yoktu. Tedaviden sonra direkt çıkmıştım hastaneden sırf bu yüzden. Komutanımın dediği gibi kendime bir kaç kıyafet alıp tekrar kışlaya dönmek üzere yola çıkmıştık. Gamze üsteğmen de sağ olsun hiç konuşmamış, omzumun nasıl olduğunu bile merak etmemişti. Ama ben onunla konuşmak için yanıp tutuşuyordum. "Komutanım?" deyip nefeslendim. Size bir soru sorabilir miyim desem muhtemelen hayır derdi. Bu yüzden doğrudan sorumu sordum. "Siz Turan timine nasıl katıldınız? O time girmenin zor olduğunu duydum da." "Çok mu önemli?" deyip bana döndü ve kuşkuyla süzdü beni. "Ben de Turan timine girmek istiyorum da komutanım. Belki siz bana yardımcı olurdunuz." dedim tatlı davranmaya çalışarak. "Giremezsin. Unut onu." "Neden komutanım?" "Paçalarından dahi acemilik akıyor. Yüzbaşım seni timine asla almaz." deyip önüne döndü. "Daha fazla konuşma benimle." dedi sessizce. Önüme dönüp başımı salladım. Paçalarımdan acemilik mi akıyor? Oysa akademide birinci olabilmek için her şeyi yapmıştım. Gayet iyi dövüşür, iyi silah tutardım. Operasyonlarda da gayet iyiydim. "Sizinle müsabaka yapsak ve sizi yensem yüzbaşım beni timine alır mıydı?" Küçük bir kahkaha atıp acıyarak baktı yüzüme. "Sen mi yeneceksin beni? O kolunla mı?" Başımı salladım. Delilikse delilik. "Size meydan okuyorum komutanım." dedim. Daha onu tanımıyordum bile ama yine de bunu istiyordum. Ben gerçekten iyi dövüşebilirdim. "Pekala." dedi. "Sağ elimi kullanırım ama senin için sağ elimi hiç kullanmadan sadece sol ile karşılık vereceğim. Eğer beni yenersen Turan timine alınman için her şeyi yaparım." "Gerçekten mi komutanım?" dediğimde gülerek önüne döndü. "Kazanacağını düşünmen çok komik." dedi. Geri kalan yol boyunca da hiç konuşmadı. Ama ben kendime inanıyordum. Onu yenebilirdim. Ne olursa olsun onu yenebilirdim. Araç durduğunda önce Gamze üsteğmen ardından da ben indim. Kışlaya girdikten sonra onu takip ettim. Aral komutanın yanında durduğunda olduğum yerde kalakaldım. Bir süre konuştuktan sonra Aral komutan bana döndü. O bakışlar ne... Gerçekten yerin dibine girmek istiyorum artık ya. Aral komutan bana doğru adımladığında nefesimi tuttum. Tam karşımda durdu. "Demek Turan timine girmek istiyorsun ha?" "Evet komutanım!" "Gamze'yi indir, time gir. Hadi." deyip kenara çekildi. Bu kadar kolay mıydı? İnanamıyordum ama elime gelen fırsatı kaçıracak değildim. Başımı salladım. "Emredersiniz komutanım." dediğimde Aral komutanım güldü. "Beyler! Gelin, burada eğlence var." dedi. Sürekli beni aşağılaması sinir bozucuydu ama biraz sonraki yüz ifadesini görmek istiyordum. "Çaylağın çok üstüne gitme Gamze." "Emredersiniz komutanım." dedi. Şu an psikolojik olarak bile bir baskı vardı üzerimde. Bu bile kaybetmeme sebepti işte ama tüm bu sözleri unutup sadece işime odaklanacaktım. Yen onu İklim. Yen hadi. Tüm askerler etrafımızda çember oluşturduğunda nefeslendim. Yenilirsem fena rezil olacaktım ama bir şansım varsa bunu değerlendirmek zorundaydım. Gamze üsteğmen sağ elini arkasına sakladı. Kadını tek elini kullanırken bile yenemezsem zaten bana yazıklar olsun. "Avans veriyorum. Başla." dedi. Kollarımı kaldırıp yumruklarımı sıktım. Görelim bakalım. Sol elini kullanacağı için tersine gelsin diye düşünüp sol yumruğumu kullanıp sağ tarafına doğru savurdum. Elinin tersiyle bile yumruğumu yakaladığında bir an şaşırmış olsam da beklediğim bir şeydi. Rakibimi asla hafife almamıştım. Yumruğumu tutup kendisine doğru çektiğinde istediğim şey buydu. O beni kendisine çekerken afallamış gibi davranıp karnına yumruğumu geçirdim. Bir anlığına vücudu kasıldı ama hemen toparlanıp güldü. "Bak sen." deyip küçük bir kahkaha atarken diz kapağımı karnına geçirip yüzüne kafa atıp elinden kurtuldum. Hızlıca kenara geçip onu beklerken o hâlâ gülüyordu. "Hâlâ mı avans Gamze? İçinden geç şunun!" diye bağırdı biri. Kim olduğuna baktığımda Sancar olduğunu fark ettim. Birazdan kim kimin içinden geçecekti görecektik. "Peki. Hızlı başladık." deyip hızla adımladı. Sol yumruğunu kaldırdı. Acımadan yüzüme vurmak istediğinde elini tuttum. Yumruğunu havaya kaldırdığında elim de onunla beraber havaya kalkmıştı ve ne yapabilir ki diye düşünürken kafa attı. Yüzüme değil. Doğrudan boynuma. Nefesim kesilirken elini bırakıp boynumu tuttum. Hızlı hızlı nefes alıp geri çekilirken karnıma yumruğunu geçirdi. İki büklüm olurken belini sıkıca kavrayıp hareketini engelledim. Omzuma yumruklarını geçirirken sağ elini kavrayıp ters çevirdim. Ağırlığımı ön tarafa bırakıp onu yere düşürdüm. Üzerine tüm ağırlığımı bırakıp sağ eli acısın diye baskı uyguladım ama acı bile çekmedi. Çektiremedim. Bacağıyla bacağımı kavrayıp üzerime çullandı. Bu kez o beni altına aldığında iki elimi de sıkıca tuttu. "O kadar kolay değil çaylak!" Bacaklarıyla bile bacaklarımı hapsetmişken altında kıvrandım. "Ben çaylak değilim!" diye bağırdım. Ben buralara gelebilmek için çok çalıştım. Ben İklim Kurşun'u öldürdüm. Ben İklim Polat oldum. Yenilmeyeceğim. Çaylak olmak için gelmedim buraya. Gamze üsteğmen alayla üzerime eğildiğinde gülümsedi. Dudaklarını araladığı anda kafamı kaldırıp burnuna kafa attım. Acıyla inlese bile üzerimden kalkmadı ama ellerini gevşetti. Üzerimden onu ittirip hızlıca ayağa kalktım. Gamze üsteğmenin burnunun kanadığını fark edip keyiflendim ama çaktırmadım. "Seni küçük..." dedi. Susup hızla üzerime atıldığı gibi yumruğunu yüzüme geçirip yakalarımı tuttu. Bir kez daha vurduğunda dudağım patladı. Kan ağzımın içine dolarken sanki karşısında düşman varmış gibi bir kez daha vurduğunda bu hamlelerini beklemediğim için şaşırmıştım. "Gamze yeter." Aral komutanın sesini duyduğumda yumruğu havada kaldı. Öfkeyle beni ittirdiğinde yere düştüm. "Bir daha çıkma karşıma!" öfkeyle soluyarak uzaklaşırken kalabalık da hafiften dağılmaya başlamıştı. Bu neydi şimdi? Ben kazanmak üzereyken bu yaptığı neydi? Bu hiç adil değildi. "Off! Yeni kız baya iyi çıktı." dedi. Biri karşımda durduğunda Mehmet olduğunu fark ettim. "Bir an kazanacağından emindim." dedi. Ağzımın kenarını sildim. "Bu adil değildi. Çağırın, gelsin." hatta gidip ben çağıracaktım. Sırf bu yüzden adımladım ama biri kolumu tuttu. "Sana kendine dikkat et dedikçe sen neden beni dinlemiyorsun?" Aral komutana döndüm. "Ben kazanacaktım. Oyunu kurallarına göre oynamadı." dedim inatla. "Kaybettin. Bizim oyunumuzda kural olmaz." sesi sert ve baskındı. "Gidip omzuna baktır." Başımı eğdiğimde tekrar kanadığını fark ettim. "Arkadaşınız diye böyle yapıyorsunuz." diye direttim. "Çünkü her oyunun kuralı olur." kolumu elinden kurtardım. "Siz kazanmamı istemediniz. Oyunu bozdunuz." "İnan bana ben burada kimseyi birbirinden ayırmam ama böyle devam edersen sana bir istisna yapacağım." "Siz kimseyi ayırmadığınız için mi iki tim var? Ayırıyorsunuz işte. Askerlerinizi ayırıyorsunuz!" diye diklendim. "İklim odama." deyip arkasını döndüğünde içeri girdi. Öfkeyle nefesimi bırakıp yumruklarımı sıktım. "Anasını satayım! Kavgaları yarım kaldı." dedi Mehmet gülerek. "İzlemek için bütün mal varlığımı feda edebilirim." "Boş konuşma lan!" dedi Deniz üsteğmen. Hızlıca nefes alıp verdim. "Sen de bekletme onu. Bekletilmekten hoşlanmaz." Cehennemin dibine kadar beklesin! Başımı sallayıp paşa paşa içeri girdim. Odasının önünde durup kapıyı tıklattım. "Gel." dedi. İçeri girip kapıyı kapattığımda odanın içinde volta atıyordu. "Ne diyorsun sen teğmenim? Anlat derdini." Böyle tek kalınca da bir tuhaf olmuştu. Az önceki cesaretimi kaybetmiş gibiydim. Dut yemiş bülbüle dönüştüm. "Söyle asker!" diye bağırdığında irkildim. Kapıya yaslandım. "Şey..." "Bir daha benimle konuşurken kem küm etme." dedi uyarıcı bir tonda. Bu adam canıma okuyacaktı. Timine girmesem aslında çok daha iyiydi ama Ali abiye söz vermiştim. Önceliğim time girmekti. "Haksızlık ediyorsunuz. Kartal timinin adı bile duyulmuyor, siz sadece kendi timinizdeki askerleri ön plana çıkarıyorsunuz." dediğimde bir adım atıp aramızdaki mesafeyi kapattı. Yer yarılsa da içine girsem... Hemen şu an. "Öyle mi? Üç günde mi karar verdin buna?" Başımı salladım. "Öyle. Daha bu sabah öğrendim başka bir tim olduğunu." Bu yeterli değildi ama Ali abim bile bahsederken söylememişti bunu. Adam kendi timinden olmayana kötü davranıyordu işte. Ben bile en büyük örneği değil miydim? "Yani ben kendi timime önem verip diğer askerleri umursamıyor muyum?" dedi sakince. Utanmadan başımı salladığımda hafifçe tebessüm etti. "Kim çatışma çıktığında sana siper oldu?" dedi tek kaşını kaldırıp. "Kim beni iki gün boyunca orada bekletti?" dedim ona ithafen. "Ben sana ben çağırana kadar gelme dedim. Git dışarıda aptal gibi bekle demedim." "Ben aptal gibi beklerken beni çağırmadınız ama." diye direttim. "Sabrımı falan sınamak için mi gönderildin sen kızım?" Yüzüne yaklaştım. "Ben sizin kızınız değilim. Siz benim komutanımsınız. Benimle böyle konuşmayın." "İstediğim gibi konuşurum." deyip eğildi. Yakınlığından rahatsız olup uzaklaşırken o biraz daha yaklaştı. Nefesi yüzüme çarparken gerildim. Kapı kulpunu tuttum. Kaçmak istiyordum ama o daha çok yaklaştı. Gram kaçacak yerim yokken utanıp başımı eğdim. "Şimdi çık dışarı İklim. Bir daha benimle inatlaşma. Bir kez daha söylemeyeceğim." Acilen buradan çıkmam gerektiği için başımı salladım. Çıkmak istedim ama elini kapıya dayadı. "Git yaralarına baktır." "Emredersiniz komutanım." derken süt dökmüş kediye döndüğüm için kendime lanet okudum. Elini çektiğinde hızlıca kapıyı açıp dışarı çıktım. Hızlı adımlarla revire doğru adımlarken Deniz üsteğmen durdu önümde. "Aferin çaylak. İyi yaptın." dedi. "Anlamadım komutanım." "Gamze'ye diyorum. Hakkından geldin. Arada şununla dövüş. Belki aklı başına gelir." Yine anlamamıştım ama önümden çekildiğinde başka bir şey demedim. Revire doğru gidip kapıyı tıklattım. "Gel." sesiyle içeri girdiğimde Mehmet teğmen de buradaydı. "Geldi benim ilk aşkım." deyip yanıma geldi. "Bekir bak bu kıza iyi bak." deyip kolunu omzuma attığında rahatsız oldum. "Gel bakalım." deyip masaya oturttu. "Gamze'yi fena zorladı bu var ya." "Yine de onu yenemedim." dedim. Mehmet daha bir cana yakın gibiydi. O bana yardımcı olabilirdi. "O son anda üzerine hayvan gibi çullanmasa sen onu yerdin." dedi. "İyi ettin o Gamze'ye." "Neden böyle diyorsunuz?" derken gömleğimin düğmelerini açtım. "Soğuk nevalenin teki. Timde hepimizi dövmüştü zamanında. Ama sen onu yenmeye en çok yaklaşan insansın." "Ben mi?" dedim hayretle. "Hepinizi mi yendi?" "Hiç acıması yok. Aral komutanım hariç hepimizi yendi." Gamze yerine Aral komutanla mı dövüşsem? Aynen, seni iki saniyede yere serer adam. O hiç olmaz. "Siz time girmek için ne yaptınız?" diye sordum. "Ben mi?" gururla gülümsedi. "Aral komutanım bayılırdı bana. Beni direkt aldı." deyip yanıma otururken doktor yaramla ilgilendi. "Ben nasıl girebilirim?" "Sen bizim time mi girmek istiyorsun?" heyecanla başımı salladığımda güldü. "Kızım deli misin sen? Gir Kartal timine işte. Kafan mı güzel senin?" "Neden? Siz sevmiyor musunuz Turan timinde olmayı?" "Ben seviyorum ama Turan timinde olmak akıl işi değil. Yakında anlarsın. Aral komutanım canımıza okuyor." "Olsun. Ben yine de Turan timinde olmak istiyorum. Siz bana yardım edemez misiniz?" "Valla beni yere sersen bile Aral komutanım seni time almaz." "Ya ne yapacağım?" Nefesini bıraktı. "Aral komutanım gözü kara insanları sever. Ama kendine de dikkat edeceksin. Biz bir yola çıkarken ölüme gideceğimizi biliyoruz. Ama hiç kimse ölüme atılmaz. Biz bu vatan için ölüme gideceğimizi biliriz ama biz ölürsek olmaz. Önce kendi güvenliğin önemli bu yüzden. Yani öyle kurşunun önüne atlayayım, iki gün soğukta oturayım, canımın kıymetini bilmeyeyim deme. Canının kıymetini bil önce." Başımı eğdim. Sanırım haklıydı. "Daha ilkinden kaybettim." "Kaybetmiş sayılmazsın. Hırslısın. Hırsını cesaretinle harmanlarsan eğer girersin bu time." "Nasıl yapacağım?" "Aral komutanın gözüne gireceksin. Birincisi, onunla inatlaşma." Başımı salladım. "Denerim." "İkincisi, anlayışlı ol. Tersleşme. Ne derse tamam de." hiç bana göre değildi. Çok sinir bozucuydu çünkü. "Ona da tamam." "Üçüncüsü, seni sınayacaktır. Yeni gelenleri sessizce test eder. Ne yapacağını bilemeyiz. Söylediği her şeye dikkat et. Seni sınayabilir. Onun duymak isteyeceği şeyleri söyle." "Onun duymak isteyeceği şeyler ne olabilir ki?" "Bilmem. Öğrenirsin." ellerini cebine yerleştirip ayağa kalktı. "Hadi gidiyorum ben. Biraz da Gamze'ye sırnaşacağım." "Aral komutan nasıl bir adam?" dedim aceleyle. Gitmeden sormak istedim ama sadece gülümsedi. "Gördüğün gibi bir adam." dedi ve odadan çıktı. Gördüğüm gibi bir adam mı? Bu nasıl bir cevap ya? Baya üstü kapalı olmuştu. Nefesimi bıraktım. Omzumdaki yaraya yeni bir pansuman yapılırken iyice düşündüm. Zıtlaşmak, inatlaşmak yok. Ve sınanmak mı? Nasıl sınayacak ki beni? Ne yapacak mesela? Bilmiyorum ama sanırım bu süreçte Mehmet'in ağzından laf alabilirdim. Bu time girmeme biri yardım edecekse bu kesinlikle Mehmet olacaktı. Turan timine gireceksem hepsini yakından izlemeliydim. Gamze komutanım dahil hepsini tek tek izlemeli, aralarına bir şekilde girmeliydim. Bu time ancak böyle girebilirdim. ~ ~ ~ ~ ~ ~
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD