7

1053 Words
Gözlerimi araladım ve Uğur'a baktım. Daha düne kadar nefret ettiğim adamın bugün göğsünde huzur buluyordum. Ne kadar da garip bir hayat, öyle değil mi? "Uğur, sana bir şey soracağım?" "Sor Erva." "O gün seninle karşılaştığımızda beni bela olarak görmüştün. Neden şimdi bana yardım ediyorsun?" "O şerefsiz aramızda bir samimiyet görseydi sana zarar verirdi. Bu yüzden seni tersledim." "Peki ya nasıl bu kadar elin kolun uzun olabiliyor?" "O da bende kalsın Ervacığım, şimdi sen uyu." Yeniden gözlerimi uykuya teslim edecekken odanın kapısı hiddetle açıldı. Bu Uğur'un babası Murat'tı, annesi de arkasındaydı. "Uğur, bu kızın burada ne işi var!?" Uğur ayaklanıp babasının karşısına dikildi: "Erva benim sözlümdü baba, ben de sözlümü kaçırdım." "Bu kız başkası ile birlikte oldu, hem de seninle sözlüyken!" "Olmadı baba! O senin hâlâ gelinin." "Böyle bir kız benim gelinim olamaz Uğur!" Mehtap yanıma geldi, bana derince baktı: "Seninle özel konuşabilir miyiz yavrum?" Uğur ve babası tartışırken ben ve Mehtap dışarıya çıktık. "Bana doğruyu söyle yavrum, ben de senin annen sayılırım." "Yemin ederim o çekilen fotoğraf nasıl çekildi bilmiyorum. En iyi bildiğim şey, o gece çok derin bir şekilde uyuduğum; onun dışında hiçbir şey hatırlayamıyorum." Çaresizce baktım Mehtap'ın gözlerine: "Anlamazsanız da anlarım, babam bile inanmadı bana. Ama size gerçekleri söylüyorum, ben öyle bir kız değilim." "Ben sana inanıyorum yavrum. Uğur senin yanında oldukça asla zarar görmezsin, buna emin ol. Ama senden rica ediyorum; biz seni temize çıkarana kadar sen insan içine çıkma. Kötülüğün için demiyorum, insanoğlu sonuçta çiğ süt emmiş, sana bir şeyler yapmaya çalışırlar. Çıkacaksan da benimle çık dışarıya." Mehtap'a sıkıca sarıldım... Babam bile bana inanmamıştı ama o bana gözü kapalı güveniyordu. İçeriye geçtiğimizde Murat bana pişmanlıkla baktı: "Kusura bakma Erva, olayı tam bilemeden seni suçladım. Ama sana söz kızım; ben olduğum sürece değil bu şehrin aşireti, ülkenin aşireti bile sana zarar veremez. Şimdilik benim biraz işim var, ben senin yanına yine uğrarım. Mehtap da senin annen sayılır, bir şekilde yardıma ihtiyacın olursa ona danışmaktan çekinme." Ben ne sevap işlemiştim de bu aileyi hak etmiştim? İlk başta çok önyargılıydım ama şimdi anlıyorum ki tüm önyargım boşaymış, hepsi çok iyi insanlarmış. Boşuna onların günahını almışım... İkisi de kulübe tarzı evden çıkarken Uğur bana döndü: "Korkma Erva, sana bunları kim yaptıysa bulup bedelini ödeteceğim." "Sen bedel ödetebilirsin Uğur, en çok zoruma giden babamın bana olan tepkisiydi..." "Baban, yanlış anlamama ama çok geride kalmış bir insan gibi. Evet, gelenekler yaşatılmalı ama artık töreydi, akraba evliliğiydi, bunların hepsi mazide kalmış şeyler. Bu işlere ne gerek vardı?" Umutsuzca gülümsedim. "İyi ki varsın Uğur." Uğur göz kırptı. "Salak şey yaa," dedi ağzını gererek. Hemen de toton kalksın zaten, iki iltifata gelmiyorsun! "Yemek yapsana." Uğur'un bu sözleri ile Uğur'a döndüm: "Ne yemeği?" "Hangi yemekleri biliyorsun?" "Makarna yapabilirim, çok iyi yaparım," dedim heyecanla. Uğur da yapmacık bir üzüntü ile, "O kadar yorulmanı istemem ya, kalsın. Şimdi suyu koyarken narin ellerin yorulur falan, canın yansın istemem." "Dalga mı geçiyorsun?" "Dalga geçmesem aklımdan şüphe et Erva," dedi gülerek. "İyi, aç kal o zaman Uğur! Aç kal ki aklın başına gelsin." "Tamam be, bir şey demedim. Sen makarna yap, ben de menemen yapayım." "Tamam," deyip direkt mutfağa koştum. Makarna için suyu koyduğum esnada Uğur'un yumurta kırdığını gördüm, panikle Uğur'u tuttum. "Uğurcuğum, iyi misin canım benim?" "İyiyim de niye bir anda sordun ki?" "Sence?" "Hassiktir..." diye söylenip tavayı mutfak tezgahına fırlattı. Uğur'a masumca dönüp, "Sen istersen mutfaktan çık." "Sen bana yeteneksiz misin demek istiyorsun Erva?" "Demek istemiyorum, zaten öylesin." Hafif bir kahkaha tutmuştu beni. Ben kahkaha atarken Uğur beni izliyordu ama sesimizi kurşunlar böldü. Uğur anında beni kollarına alıp masayı devirdi. Ben ise korku ve panik ile Uğur'un boynuna iyice yerleşmiştim. Uğur sakin bir ses tonu ile, "Şşş, geçti, korkma..." diyordu. Silah sesleri durduğunda ikimiz de aynı anda ayaklandık. "Bu neydi?" dedim gözlerim dolu bir şekilde. "Erva sakin ol prensesim... Lütfen..." "O geldi, Uğur kesin o geldi! Ya beni yine kaçırırsa!?" "Uğur Kara'nın sözlüsünü kaçırmak öyle kolay değil. Götü varsa gelsin!" "Götüm varmış demek ki." İçeriye Kerem gelirken Uğur beni arkasına aldı. "Ne oldu, karşındayım işte. Ne yapabilirsin yarram?" Uğur bir anda kahkaha atmaya başladı; otistik mi bu? "Benim mıntıkamdasın Kerem Yalçınkaya!" "Eeee?" "Yani eesi şu," dedi ve iki adım önümüzdeki çekmeceden üç saniyede bir silah çıkardı. "Benim mekanımdan sadece cesedin çıkar!" Tam ateş edeceği sırada içerisi bir anda sis bombası tarzında bir madde ile doldu. Uğur bağırarak, "Erva, ağzını ve burnunu kapat!" dedi. Ağzımı ve burnumu mutfak bezi ile kapattım. Gözüm önünü görmezken bir kol beni kendine çekti. Sis dağıldığında Kerem yanımızda değildi. "Özür dilerim..." dedim çaresizce. "Neden özür diliyorsun?" "Böyle bir manyakla benim yüzümden muhatap oluyorsun." "Kızım sen olayı hâlâ ayıkmadın herhalde; benim babam mafya, ben de varisiyim." "Eeee?" "Eeesi, ben bunun belasını sikerim!" "Aynen, gördüm az önce." "Uff, makarnayı pişir, ben de o sırada babamı arayayım." Fav otistiğim; az önce üçüncü dünya savaşı çıkıyordu, hâlâ makarna istiyor. Gel de sinir olma! Masayı hazırlamış, beyefendiyi bekliyordum. Yanıma oturdu ve şaşkın bir şekilde bana baktı. "Olamaz!" "Ne oldu?" dedim ben de panikle. "Bugün maç var!" "Eee, yani?" "Kızım sen hangi takımlısın?" "Galatasaray." "Tamam, artık Fenerbahçelisin." "Hayatta olmam." "Olacaksın!" "Hayır dedim Uğur." "Kızım ne var bu Galatasaray'da? Kocanın dediğine uy sen." "Ne zaman kocam oldun beyefendiciğim?" "Beyefendiciğime" özellikle vurgu yapmıştım. "Yani olacağız işte yavrum." "Ne zaman?" "Şu it Kerem'e üç kere 'boş ol' de, olsun bitsin." "Alemsin Uğur vallahi ya..." "Tabii alemim kızım, ama ortamda öyle söyleme; şimdi bir de karizmamız çizilmesin." "Karizma mı, olmayan bir şey mi?" "Dalga mı geçiyorsun küçük hanım?" "Yok, direkt yüzüne diyorum; ne dalga geçeceğim." "Didişmeden duramıyorsun değil mi Erva? İlla uğraşacaksın." "Evet, seninle uğraşmasam duramam." "Uğraş yavrum ama sakın parçalama. Dişi kaplanım benim..." "Manyak mıdır nedir?" Bunu sesli söyledim. "Yani senin bu iç sesinle konuşmamız gerekiyor. Söz aldığımız günde kendi kendini rezil ettin." "Ne yapayım, alışkanlık olmuş bende; artık durduramıyorum kendimi." "Durdursan iyi edersin." "Off Uğur, vallahi insana kafayı yedirtirsin sen." "Biliyorum aşkım, karım, meleğim, peteğim." İki saniye bir bakışma geçti aramızda. "Ne oldu? Karıma mı takıldın yine?" diye söylenince kahkaha attım. "Yok, ilk defa hoşuma gitti," diye sözüne cevap verdim. "Bir şey ister misin, sipariş vereyim?" "Makarnayı beğenmedin mi?" "Makarnanın neyini beğenmeyeyim kızım? Zaten tuz ve su ile yapıyorsun." "Eee, o zaman neden sipariş vermek istedin?" "Kızım, film gecesi yapacağız seninle. Ondan diyorum, bir şey istiyorsan aldırayım." "Haaa... Mısır olsun." "Evde var, kendin yap onu." "Hmmm... O zaman kola, cips falan olsun." "Tamamdır yavrum... Niyazi! Lan Niyazi!" Ben telefondan sipariş vereceğini sanıyordum ama kendisi adamını çağırdı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD