6

1229 Words
gözlerimi açtığımda kapalı bir depoda gibiydik. gözlerim ilk uğuru gördü yüzü kan içindeydi burnudan kanlar geliyordu, halsiz düşmüştü. "uğur..." dedim sezsizce. gözlerini gözlerime çevirdi. "uyandın mi prenses?" "özür dilerim uğur hepsi benim hatam..." "sus be kızım." diyerek çıkıştı. o sırada içeriye kerem girdi. "o küçük sürtüğümüz de uyanmış." uğur büyük bir kahkaha attı ve lafa girdi "senin gibi bir pezevenk varken burda orospu bulunmaz" "kes lan sesini! demek bu kız senin sözlün ha!" uğurla mesafesini kapattı, üstten ugura bakıyordu. "ya senin gözünün önünde sevgilim dediğin kıza tecavüz edersem ne yaparsın?" uğur güldü "seni sikerim." dedi onu demesi ile kereme tükürmesi bir olmuştu. ellerim arkadan bağlıydı. üzerime o an dikkat etmiştim siyah bir gecelik vardı üstümde. telaşla uğura baktım, uğurda o an aydınlanmıştı. "kızı bırak derdin neyse benimle hallet." "başka emirinizde var mı?" bir süre uğura odaklandı, adamlarına döndü ve bağırarak emretti "çıkın dışarı!" bana döndüğünde göğsüm inip kalkıyordu. çünkü yolun sonundaydım. "şşş sakin ol..." yavaş adımlarla bana yaklaştı. içimden dua ediyordum. "sadece biraz canın acıyacak." "yaklaşma bana!" benim sesim ve uğurun sesi birbirine karışmıştı. "seni kalkarsam yemin ederim sikerim kerem! o kızın bir milimine dokun senin her milimini birer birer sikerim!" uğur nefes almadan bağırıyordu. "derdin benimle kızı bırak! ervayı ben kaçırdım o gelmedi bırak onu!" "bir kes sesini be adam! erva senin hiç bir zaman olamayacak benim olacak anladın mı?" uğur çığlık atıp beni bırakmasını söylerken kerem çoktan yanıma gelmişti. "bana zarar verme." "sana zarar vermiyorum karıcığım benim karımsın." "hayır istemiyorum zorla bana bir şey yapman tecavüze girer!" "umurumda mı sence?" "olmalı polise giderim." "birincisi gidip polise diyemezsin kocam bana tecavüz etti diye, ikincisi bu depodan çıkamazsın." "ya çıkarsam?" "ne bok yersin?" "tahmin edemezsin onu. bu gün burada beni öldürmediğin için pişman ederim." uğurun sesini artık duymuyordum. "belki öleceksin köle!" köle... beni arayan gizli numara buydu, odama girip fotoğrafımı çekende. "zevkten öldüreceğim seni" elini geceligimin fermarına attığın da gözümü kapattım uğur ise deli gibi bağırıyordu. "şimdi hazır mısın?" gözlerimi usulca açıp kereme baktım. "senden nefret ediyorum!" diye haykırdım. uğur küfürleri ardı ardına sıralarken, olduğum yerde çırpınmaya başlamıştım. ama kerem benden oldukça güçlüydü. "senin ağzına bir bez tikmak farz oldu uğur. bir susmadın burada bunu düzeyim!" "seni gebertecegim orospu çocuğu senin her milimini acı cektire cektire sikecegim, sana öyle bir tecavüz edecem ki bildiğin tüm fantazileri sana unutturacam. izle ve gör kerem yalçınkaya!" kerem eline bir bez alıp, ugurun ağzını bağladı. "olayın tadını kaçırıyor değil mi köle?" gözlerim dolmuştu. "bırak bizi lütfen..." "şşşt hayır... öyle deme altımda edileceksin daha." sandalyeye bağlı olan ipi çözdü, elimi arkamdan bağlamıştı. hareket bile edemiyordum. arkamda hissettiğim sertlikle ağlamaya başladım. "yalvarırım bırak!" hem bağırıyordum hemde ağlıyordum. bir anda silahını çıkardı. gözlerim fal taşı gibi açılmıştı "eğer sesini kesip kendini bana teslim etmezsen, uğurun beynini dağıtırım." kendi canım bile namusumdan degersizdi. ama uğura karsi farklı şeyler hissediyordum. onu goz göre göre öldüremezdim. gözlerimi çaresizce onaylar şekilde açıp kapattım. ben kaybetmiştim o kazanmıştı. "güzel şimdi sıra seni soymaya geldi. bu gün bekâretine dokunmayacağım, ama yarın benimle birlikte bir çok kişi senin bekâretinden sonra vücudunda şenlik yapacak." uğurun gözleri dolmuştu, onun içinden geçenleri hissediyorum. şu an oda benim kadar çaresizdi ve bu çaresizlik onu da maf ediyordu. kerem geceliğimin iki parçasınıda bir çırpıda yitirmiştı. altımda ki siyah sütyen ve siyah tanga ile kalmıştım. gözleri deli gibi vücudumu süzüyordu. uğura başımı çevirdiğim de yeri izliyordu. karşımda ki iki adam da acımasızdı, ama biri insandı diğeri bir vasıfsızdı. "lazer kullanmadan vücudun nasıl böyle pürüssüz." ellerim bağlı olduğu için hiç bir şey yapamıyordum. dudaklarını boynuma sürttüğünde onun duyabileceği bir ses tonunda konuştum. "yalvarırım bırak bizi, lütfen." "zevkten inleyecegin ağzını boş yere açma." öpüşü gittikçe derinleşiyordu, hoşuma gitmemesine rağmen zorla izin veriyordum. boynumdan aşağıya doğru gögüslerime geldiğinde durdu. sütyeni çıkarıp sağ göğsümde ki tomurcuğu ağzına aldı. saçma sapan hiriltilar çıkarıyordu. sol eliyle diğer göğsümü okşarken, gözlerimi kapatmiş ağlıyordum. elleri kalınlığıma gittiğinde inlememek için kendimi sıkmıştım, hormonlarimdan dolayı tahrik oluyordum. ama bunu yapmasına istekli olduğumu düşünmeyecekti. ellerini tangamin üzerinden kilotrisime dokunduğurdugunda, inlememe engel olamadım. ağlamalı sesimle. "lütfen yapma..." diyebildim. ama o durmadı beni duymuyordu. tangami da cikardikdan sonra kadınlığımda dilini hissettim. her dil darbesinde ayakta olmama rağmen tüm vücudum geriliyordu. ıslak dili sulu kadınlığımı daha fazla kül etmişti. dilini kadınlığımdan içeriye soktuğunda, kendimi yere bıraktım. çünkü artık bacaklarım bu durumu kaldırmıyordu. keremin yüzüne baktığımda sinsi bir gülüşü vardı. "daha zevkten bayılmak için erken." kadınlığımı bıraktı. baskırından aletini çıkardı. aleti oldukça büyüktü. uğurla o an göz göze geldik. gözlerime büyük bir acı ile bakıyordu. aletini göğüslerimin arasına soktuğunda gözlerimi tekrardan kapatmıştım. onu vücudum dan zevk alirken görmek istemiyordum. göğüslerimde git gel yaptığını hissedebiliyorum. ama dudağım da hissettiğim aletle gözlerimi daha sıkı yumdum. "hadi aç ağzını doyursun seni bir kocaman sikim!" açmadım... silah emniyetini açtığını duydum. gözlerimi açtığımda emniyeti açık silahı uğura yöneltmişti. uğur pişmanlıkla bana bakıyordu. istemeyerek ağzımı açtım. o ise kendinden emin bir hareketle aletini ağzıma itti. ağzımda ileri geri yapıyordu. bu iğrençlik benim boynumda ömür boyu bir leke olarak kalacaktı. her baskı uyguladiğında kusacak gibi oluyordum. daha fazla hızlanmaya başladı, bir anda hızını daha çok attırdı. ağzımda hissettiğim ılık döllerle gözümü açtım. istediğini almiştı ama üzerimden kalkmadı. kadınlığıma geri döndü. dilini yeniden kadınligima sürttü. dilini içine ittiginde, kendimden geçmiş belim yay gibi gerildi. organzm olacaktım engel olamadığım bir sekilde inledim. "ahh... uğur, uğuru birak..." boşalırken onun adını değilde uğurun adını söylememe sinir olacak ki hışımla ayağa kalktı. "sana bu gün yemek falan yok geberin burada!" pantolonunu yukarıya çekerken beni giydirmemişti. ama içeriye de adamları sokmuyordu. depodan çıkmıştı. olduğum yerde uzanmiş onun pis döllerini ağzımda taşımanin verdiği hüzünle ağlıyordum. ağlamamı uğur kesti "erva iyi misin?" gözlerimde ona bakacak güç yoktu. onun karşısında çırılçıplaktım. üstüne bir de ağzımda o piçin dölleri vardı. "erva sakin ol güzelim o çıktı. şimdi yanıma gelip elimi çöz çöz ki buradan kaçalım." susuyordum tepkisizdim. "hadi be kızım... anlıyorum seni ama bana yardım etmen gerekiyor lütfen..." yavaşça ayaklandim ve dediğini yaptım. ellerini çözmüştüm. ama o bir anda üzerinde ki t shirti çıkardı. ellerimde ki ve ayaklarımda ki ipi çözüp sütyenimi geri taktı. keremin ağzına bağladığı iplede göğüsüm deki, boynumda ki, ağzımda ki dölleri temizledi. "amina koduğumun çocuğu o bitti." sütyenimi giydirdikten sonra, t shirtini de giydirdi. altında ki kolt pantolonunu çıkardı uzun süre bekledim. pantolonunu vereceğini sanmıştım ama o tersini yaptı. bana baskıirini uzattı. uğurun üzerinde sadece beyaz tenine süs olan siyah atleti ve kolt pantolonu vardı. "çabuk giyin, benim kıyafetlerim sende bol ve güzel duruyor. hadi!" aceleyle verdiği baskırı giyinip ayaklandım. "gel benimle evra. önden çıkamayız, her ihtimalle oraya bir ton adam yığmıştır." depoda havalandırma vardı. "kaçış yolumuz bu havalandırma." "korkuyorum..." diyebildim sessizce. uğurun kolumdan tutup havalandırmaya sürüklemesi ile bu düşünceye çok takilamadim. *** depodan çıkmıştık, uğurun farklı bir mekanına gelmiştik. hâlâ üzerimde uğurun kıyafeti vardı. uğur yatakta uzanmişti ben ise onun karşısında ki sandalyede oturmuştum. bu gün olan onca iğrenc şeyi düşünüyordum. düşündükçe vücudumu parcalayasım geliyordu. "ne düşünüyorsun?" uğura döndüm. "bana dokundu, o adam bana dokundu." uğur sakin bir ses tonu ile yanıma gel işareti yaptı. yatağına gidip yanına uzandım. beni göğsüne koyup saçımı okşamaya başladı. "seni anlıyorum evra, bu gün yasadıklarin ciddi tramvalar. ama bu tramvalari kafa takarsan daha ciddi şeyler yaşarsın. ben ne olursa olsun her zaman yanindayim." "ya yine gelirse?" "burayı bulursa ve gelirse ki dua et gelsin, burası sadece benim korumam altında değil. babamın da burada gücü var. burada ne benim ne de senin kılına zarar gelemez." "iyi ki varsın." "şimdi huzurla uyu evra ve bana güven o picin canını sen alacaksın." gözlerimi yavaşca kapadim uğurun kalp atişlari eşliğinde kendimi uykuya teslim ettim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD