Kerem sinirle yerdeki leşlere baktı:
"Siktiğimin oğlu! Bulun lan o iti bana!"
Arkamdan Uğur'un sesini duymamla arkamı döndüm:
"Beni mi arıyorsunuz beyefendi?"
"Sen..." dedim sessizce.
"Kimsin lan sen, ha!?"
"Kızı bırak!"
"O benim karım!"
Harika, boktan bir meselede bir de beni paylaştırıyorlardı.
"Benim de sözlüm."
"Kes sesini! Karımı benden kimse alamaz!"
"Ona karım diyen dilini sikerim!"
Uğur'un arkasında siyah takım elbise giymiş bir grup silahlarını çıkardı. Kerem bir, ben iki; şaşırmıştık.
"Ben Türkiye'nin en büyük mafya çocuğuyum, o mafyanın tek varisiyim. Bilmiyorsan bilmiş oldun. Canını bağışlamamı istiyorsan o kızı bırak."
"Polisi ararsam ne yaparsın?"
Uğur silahla ellerimi tutan adamın kafasına sıktı. O an çığlık atıp kulağımı kapattım. Uğur bu sefer Kerem'e döndü:
"Eğer o kızı bırakmazsan, kalan beş mermiyi senin vücudunda test ederim."
Konak ayaklanmıştı bile. "Anladın mı?"
Kerem ne yapacağını bilemez bir halde sağına soluna bakıyordu. Sayıca Kerem çok fazlaydı ama Uğur'un mafya varisi olması onu korkutmuştu. Bir anda arkama geçip elindeki silahı başıma doğrulttu.
"Gebertirim! Karım marım demem, öldürürüm!"
"Şu an bu çevrede keskin nişancılarım var... Eğer bir yanlış yaparsan başta senin beynin dağılır, daha sonra tüm adamlarının. Ailenin hayatını da riske atmak istemezsin. Evi tararız, konağı da yakarım."
Kerem de iri yapılıydı ama beklemediği bir anda bu saldırıyı görmüştü.
"Uğur..." diye söylendi dişlerinin arasından.
"Kızı bırak, ben de seni ve senin aileni rahat bırakayım."
Silahı boynumdan çekip hırsla bağırdı: "Siktir git!" dedi. Bunu bana demişti. Uğur yanıma gelirken adamlarına emir verdi:
"Tek bir yanlışlarında hepsini öldürün!"
Kolumdan tutup beni siyah bir BMW araca bindirdi.
"Kurtardım seni küçük hanım. Yüzün gülsün biraz."
"Gerçekten mafyanın tek varisi misin?"
"Evet, bunu takma kafana şimdi."
"Ne demek takma..."
"Eeee, nereye gidiyorsun?"
"Babamın yanına."
"Gerçekten geri zekalısın kızım!"
"Neden?"
"Bu adam babanın evine gitmez mi? Kızım, bazen gerçekten zekandan şüphe ediyorum."
"Gidecek başka yerim yok."
"Var."
"Var mı?"
"Evet, benim yanımda kimse sana zarar veremez."
"Nasıl bundan bu kadar eminsin?"
"Seni alırken nasıl eminsem öyle eminim."
Uğur bizi merkezden uzak bir yere getirmişti. Uğur ona avel avel bakmamdan anlamış olacak ki:
"Kızım, ben mafyayım. Kimse bana kolay kolay zarar veremez."
"Emin olma o kadar, bu da aşiret çocuğu."
"Aşiretinin de amına koyayım, onun da."
Boş kelimelere biraz daha devam ederse ben çıldıracaktım. Arabadan indim, o sırada içeriye geçtik.
"Keyfine göre takıl."
Merkezden uzak bir dağ evi gibiydi...
"Odama geçiyorum ben."
O odasına geçerken ben de yanına gittim.
"Benden nefret ettiğini söylemiştin, neden beni kurtardın?"
"Sana sevgilim olduğunu da söylemiştim ama sevgilim yoktu. Bilmem anlatabildim mi?"
"Ne yani, aklımla dalga mı geçiyorsun?"
"Ne alaka be kızım, ne alaka?"
"Ne bileyim, öyle hissettim."
"Uyu biraz."
"Sabahın köründe mi?"
"Dışarısı şu an için uygun değil, sana biraz buralarda takıl."
"Telefonum yok..."
"Alırız yenisini, merak etme."
"Sahiden mi?"
"İstediğin telefon olsun."
Ben sanırım Uğur'u yavaş yavaş sevmeye başladım. Salak şey gözüme giriyor artık.
"Oooo, küçük hanım haberlere çıkmışsın."
"Ne?"
"Üstüne bir de para ödülü var."
"Oha! Nasıl?"
"Baksana, okuyorum haberi: Ülkece tanınmış Yalçınkaya'nın dini nikahlı karısı kaçırıldı. Bulup getirene aile tarafından iki milyon lira ödül verilecektir."
"Off ya..."
"Bence bu para çok az, yakışmadı aşiret... Pardon, orospu çocuğuna."
"Ya ne diyorsun sen Uğur?"
"Diyorum ki o aşiret bozuntusunun gözünde iki milyoncuk değerin var."
"Eee, bununla da mı dalga geçeceksin?"
"Yok, hayır; aksine kendimle gurur duydum. Yani ben senin için canımı ortaya koydum, o adam ise sadece parasını konuşturdu."
"Gerçekten değişik bir insansın."
"Teşekkürler prenses. Ben duş alıyorum, sen de sakın buradan ayrılma. Bu şimdi adamları ile seni arıyordur."
Sanki kaçacak çarem varmış gibi konuşuyor cins.
O duş almak için banyoya girerken ben de yatağına bir seksen uzandım. Babamın döşeği sanki. Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu.
Gözlerimi dışarıdan gelen gürültü ile açtım. Ne oluyordu yine?
"Erva Hanım, bizimle gelin!"
Odaya giren iki adam kolumu çekiştirirken ben itiraz ediyordum. Belki de Kerem'in adamlarıydı.
"Bırakın beni!"
Adamın bir tanesi önümde durdu: "Bakın, sakin olun ama bizimle gelmeniz lazım. Biz sizi koruyacağız, sınırlı bir zamanda."
"Aklınızı mı kaçırdınız siz!?"
"Bakın, lütf..."
İki el ateş sesi duydum ve ikisi de önümde yere yığıldı. Yüzüm kan olmuştu, kanın soğukluğunu tenimde hissedebiliyordum. Karşımda ise Kerem vardı.
"Ne sandın, bir mafya veledi senden ayırabilir mi beni?"
"Bırakın beni..."
Kerem'in gözlerine acımasızca baktım:
"Uğur seni yaşatmaz."
"Uğur sence yaşar mı?"
"Ne?"
"Çok sevdiğin, güvendiğin adam şu anda benim ellerimde."
Adeta şok olmuştum. Nasıl olur da Uğur gibi bir insan bunların eline düşerdi? Aklım almıyordu.
"Hayır, yalan söylüyorsun."
"Onun karşısında sana tecavüz edeceğim... O yetmeyecek, senin gözünün önünde ona türlü işkenceler yapacağım. Sadece izle ve gör küçük orospu..."
Arkamdan aldığım sert bir darbe ile bilincimi kaybettim...