5

736 Words
kerem sinirle yerdeki leşlere baktı "siktigimin oğlu! bulun lan o iti bana!" arkamdan ugurun sesini duymamla arkamı döndüm "beni mi ariyorsunuz beyefendi?" "sen..." dedim sesizce. "kimsin lan sen ha!?" "kızı bırak!" "o benim karım!" harika boktan bir meselede bir de beni paylaştırıyorlardı. "benim de sözlüm." "kes sesini! karımı benden kimse alamaz!" "ona karım diyen dilini sikerim!" uğurun arkasında siyah takım elbise giymiş bir grup silahlarını çıkardı. kerem bir ben iki şaşırmıştık. "ben Türkiye'nin en büyük mafya çocuğuyum o mafyanın tek varisiyim, bilmiyorsan bilmiş oldun. canını bağïşlamamı istiyorsan o kızı bırak." "polisi ararsam ne yaparsın." uğur silahla ellerimi tutan adamın kafasına sıktı. o an çığlık atıp kulağımı kapattım uğur bu sefer kereme döndü. "eğer o kızı birakmazsan, kalan beş mermiyi senin vücudun da test ederim." konak ayarlanmıştı bile. "anladın mı?" kerem ne yapacağını bilemez bir halde sağına soluna bakıyordu. sayıca kerem çok fazlaydı. ama uğurun mafya varisi olması onu korkutmuştu. bir anda arkama geçip elinde ki silahı başıma doğrulttu. "gebertirim karım marım demem öldürürüm!" "şu an bu çevre de keskin nişancılarım var... eğer bir yanlış yaparsan başta senin beynin dağılır daha sonra tüm adamlarının, ailenin hayatını da riske atmak istemezsin. evi tarariz konağida yakarim." kerem de iri yapılıydı ama beklemediği bir anda bu saldırıyi görmüştü. "uğur..." diye söylendi dişlerinin arasında. "kızı bırak bende seni ve senin aileni rahat bırakayım." silahı boynumdan çekip hırsla bağırdı. "siktir git!" dedi bunu bana demişti. uğur yanima gelirken adamlarına emir verdi "tek bir yanlışlarında hepsini öldürün!" kolumdan tutup beni siyah bir bmv aracına bindirdi. "kurtardım seni küçük hanım. yüzün gülsün biraz." "gerçekten mafyanın tek varisimisın?" "evet bunu takma kafana şimdi." "ne demek takma..." "eeee nereye gidiyorsun?" "babamın yanına." "gercekten gerizekalısın kızım!" "neden?" "bu adam babanın evine gitmez mi? kızım bazen gerçekten zekandan şüphe ediyorum." "gidecek başka yerim yok." "var." "var mı?" "evet benim yanımda kimse sana zarar veremez." "nasıl bundan bu kadar eminsin?" "seni alırken nasıl eminsem öyle eminim." uğur bizi merkezden uzak bir yere getirmişti. uğur ona Avel Avel bakmamdan anlamış olacak ki "kızim ben mafyayim kimse bana kolay kolay zarar veremez." "emin olma o kadar bu da asiret çocuğu." "aşiretinin de amına dayarım onunda." boş kelimelere biraz daha devam ederse ben çıldıracaktim arabadan indim o sıra da içeriye geçtik. "keyfine göre takıl." merkezden uzak bir dağ evi gibiydi... "odama geçiyorum ben." o odasına geçerken bende yanına gittim. "benden nefret ettiğini söylemiştin, neden beni kurtardın?" "sana sevgilim olduğunu da söylemiştim, ama sevgilim yoktu. bilmem anlatabildim mi?" "ne yani aklımla dalga mı geciyorsun?" "ne alaka be kizim ne alaka?" "ne bileyim öyle hissettim." "uyu biraz." "sabahın köründe mi?" "dışarısı şu an için uygun değil sana biraz buralarda takıl." "telefonum yok..." "alırız yenisini merak etme." "sahiden mi?" "istediğin telefon olsun." ben sanırım uğuru yavas yavaş sevmeye başladım. salak şey gözüme giriyor artık. "oooo küçük hanım haberlere çıkmışsın." "ne?" "üstüne bir de para ödülü var" "oha! nasıl?" "baksana okuyorum haberi, ulkece tanınmış yalçınkayanin dini nikâhlı karısı kaçırıldı, bulup getirene aile tarafından iki milyon lira ödül verilecektir." "off ya" "bence bu para çok az yakışmadı aşiret... pardon orospu çocuğuna." "ya ne diyorsun sen uğur?" "diyorum ki o aşiret bozuntusunun gözünde iki milyoncuk degerin var" "ee bununladamı dalga geçeceksin?" "yok hayır aksine kendimle gurur duydum. yani ben senin için canımı ortaya koydum o adam ise sadece parasını konuşturdu." "gerçekten değişik bir insansın." "teşekkürler prenses, ben duş aliyorum sende sakın burdan ayrılma bu şimdi adamları ile seni arıyordur." sanki kaçacak çarem varmış gibi konuşuyor cins. o duş almak için banyoya girerken bende yatağına bir seksen uzandım. babamın döşeği sanki. gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu. *** gözlerimi dışarıdan gelen gürültü ile açtım. ne oluyor du yine? "evra hanım bizimle gelin!" odaya giren iki adam kolumu çekiştirirken ben itiraz ediyordum. belki de keremin adamlarıydı. "bırakın beni!" adamın bir tanesi önümde durdu "bakın sakin olun ama bizimle gelmeniz lazım, biz sizi koruyacağız sınırlı bir zamanda." "aklınızı mı kaçırdınız siz!?" "bakın lütf..." iki el ateş sesi duydum ve ikisi de önümde yere yığıldı. yüzüm kan olmuştu kanın soğukluğunu tenimde hissedebiliyordum. karşımda ise kerem vardı. "ne sandın bir mafya veledi senden ayırabilir mi beni?" "bırakın beni..." keremin gözlerine acımasızca baktım "uğur seni yaşatmaz." "uğur sence yaşar mı?" "ne?" "çok sevdiğin güvendiğin adam şu an da benim ellerimde." adeta şok olmuştum. nasıl olur da uğur gibi bir insan bunların eline düşerdi. aklım almıyordu. "hayır yalan söylüyorsun." "onun karşısında sana tecavüz edeceğim... o yetmeyecek senin gözünün önünde ona türlü işkenceler yapacağım. sadece izle ve gör küçük orospu..." arkamdan aldığım sert bir darbe ile bilincimi kaybettim...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD