4

1047 Words
babamın evinden soğuk kanlilikla çıktım. bahçede bir sürü insan vardı. herkes ayrı arabalara binerken, ben ve kerem aynı arabaya bindik. "gerçekten neden bir adamin altına girdin?" sinirle kereme döndüm "inan bana senin ne düşündüğün umurumda bile değil! tek diyeceğim kendi isteğimle o adamın altında değildim." "ne kadar verdi sana?" "anlamadım?" "seni altına almak için ne kadar verdi?" "durdur arabayı!" "bana bak, sırf senin namusun iki paralık olmasın diye seninle evlendim sen benim karım değil kolemsin bunu o beynine sok!" "babam benim iki paralık namusumu size kaça sattı söylesene?" "baban bile senden nefret ediyor. yüzünde o nefreti gördüm yerinde olsam bana iyi davranırım, nede olsa evde seni neyin bekleyeceğini bilemezsin küçük hanım." ben yirmi yaşında olmama rağmen bu adam en az yirmi beş gösteriyordu. sesimi kestim ve sadece dışarıya odaklandım. sonunda evlerine gelmistik büyük bir konak gibiydi. içeriye girdiğimde bir kadın, yanıma geldi benimle yaşıttı. "hoşgeldin..." sesi hüzünluydu gülümsedim... "geç içeri!" arkadan gelen ses sedatın sesiydi. dediğini yaptım. konağın ortasına geldiğim de yaşlı bir kadın yanıma geldi. "ah canım yavrum, sen misin benim gelinim." muhtemelen sedatın karısıydı. "lan kahpe! ben sana demedim mi bu kadın bu evde gelin muamelemesi görmeyecek diye!" bu adamı boğardim ama neyse. saçma sapan hareketler yaptıklarının tek açıklaması bu. keremin kolumdan tutup sürüklemesi ile arkadan bir kzın sesini duydum "ben olsam bu kızı gebertirdim siz üstüne bu namussuzu gelin olarak eve getirdiniz." yüzüm kizardikca kızardi kim bilir daha ne kadar bu cümlelere maruz kalacaktım. "duydun mu evra? bu evde ki herkes senden nefret ediyor." bir odaya geldik "burası bizim odamız." oda büyük ve güzeldi yatak ve duvarın rengi uyumluydu. böyle varoş bir adamdan beklenilmeyecek hareketler. "eğer, bana asilik yaparsan..." "eee?" diyerek ona döndüm. "bu odada değil ahırda yaşarsın." "iğrençsin." "senin gibi iffetsiz olacağıma..." kerem odadan çıkarken ben olduğum yere diz çöktüm. bu kadarını haketmemiştim. o uğur pisligine bile razıydım. Allah'ım gelen gidenin yerini aratmaya başladı bile. odanın kapısı açıldı. içeriye az önce arkamdan boş konuşan kız girdi. "abimin yerinde olsam seni şu ana kadar gebertmiştim." neden kimse normal değildi bu evde? "anlamıyorum bizim gibi saygın bir aile nasıl olurda senin gibi ucuz bir orospuyu bu eve alır?" kız benden küçüktü, muhtemelen on dokuz yaşındaydı. "sana açıyorum evra...ve tanışalım ben Hatice bu evde çok sık duyacaksın." ayağa kalkıp Haticenin karşısına dikildim. meydan okurcasına gözlerine baktım. "memnun oldum, bu evde yaşadığım sürece sizde benim bir orospu olmadığımı anlayacaksınız." "güldürme beni basit şey seni..." içeriye kerem girdi. "al şu kıyafetleri bu evde şort ile gezemezsin." Hatice odadan çıkarken keremin karşısına geçtim. "emin ol bu yaptıklarına pişman olacaksın." histerik bir şekilde güldü. "bakire misin?" uğur iki oldu başıma "şaka mısın?" telefonundan babamın aynı bana gösterdiği fotoğrafı açtı. "bunu çerçeve yapıp odama asmamı mı istiyorsun?" "bunu yapan kişi bunu bilerek yaptı. benim uyumamı fırsat bildi, anladın mı beni aptal!" kolumdan tutup beni duvarla arasına aldı "emin ol seni burada sabaha kadar beceririm ama eğer o çeneni kapatmazsan seni becermem sana zevk değil, acı verir." gözleri koyulaşmıştı. "altımda inlemek istemiyorsan o sikik çeneni kapat!" çaresizce sustum. o yatağına yayılırken ben yere uzandım. bu adam gaddardı. babam bile beni satmış üstüne bir de para vermişti. ağlıyordum hıçkırıklarım duyulmasın diye kendimi sıkıyordum. ama elimde değildi canım çok yanıyordu. bir eve orospu gibi gelmiştim, o şekilde hor görülüyordum. "uğur kara kim?" uğurun ismini duyunca şaşırdım. "ne yapacaksın?" "seni arıyor muş?" "olabilir, sözlümdü." "hah sözlüymüş o yüzden bu gün benimlesin." uğur benden kurtulmuştu, ben ise kaderime teslim olmuştum. "kimlerden bir aşiretten değil gibi." "ne bileyim ben!?" "şş bağırma bana, alırım altıma." şizofren... gözlerimi zorluklarla kapadım. **** "uyan be kadın!" gözlerimi araladığımda, keremle goz göze geldik. "sonunda kalk pazara gideceksin." "saat kaç?" "sabahın beşi başka sorun yoksa kalk?" "saat daha beş... uyuyayım biraz daha lütfen." "ya sabır kalksana kızım." "şimdi gitsem bile pazar daha kurulmamıştır" "daha iyi ya uzun uzun üç saat beklersin daha orada." bu adam harbiden gerizekalı. polise gitme şansım olabilirdi. "ha küçük hanım! sakın polise gideyim deme yoksa babanı gebertirim." "benden ne istiyorsun ya ne!? ha ne istiyorsun söyle bana ben sana ne yaptım!? babam beni sana namusumu koru diye verdi bana eziyet et diye değil anladın mı!?" güldü... "ben senin ahlak bekçin miyim? baban hatanin bedelini iyi bir şekilde öde diye seni bana verdi." adi şerefsiz. "hazırlan..." yatağa fırlattı kıyafetleri ve çıktı. bunlar benim alıştığım kıyafetler değildi. uzun abiye tarzı bir elbiseydi. giyindim ve evden dışarı çıktım. kahvaltı yapmadan resmen evden kovar gibi atmışlardı beni. bir restoranda benzer bir yer vardı orada bir şeyler yesem ne olur du ki sanki? restorana girdim ama aklıma sadece pazar için yetecek para olduğu geldi. harika mal gibi ortada kaldım yine. tam resteondan çıkacakken tanıdık bir ses duydum. "erva?" bu uğurun sesiydi "öldün sandım kzim?" "öldüm zaten uğur" "ne o kostüm partisi mi var? bu ne kılık?" "müstakbel pic kocamın emri" "ne kocamı?" "evet aşiret çocuğumus." "tüh ne kadar şanslısın." "şanslı mı babamın zoru ile evlendim ne şansı!?" "benimle evlenmedin ya ondan dedim." "seninle evlensem daha iyiydi." "nasıl yani?" "o evde orospudan farkım yok çünkü..." "o evde kalmak zorunda değilsin." "zorundayım babamı öldürmekle tehdit etti. üstüne bana köle muamelesi yapıyor." "taş devri mi bu ya?" "demek ki öyle." "sen iyisin değil mi?" "korkuyorum uğur. o adamdan da korkuyorum o evdekilerdende... her yer silahlı adamlarla dolu." "siktir... o zaman seni de takip etmişlerdir." "ne?" "off evra basimiza bela mi açmak istiyorsun? git işine bak." gözlerimi Uğurdan ayırdım haklıydı. haksızdim. "sadece derdimi anlatmak istemiştim..." cevap vermeden restorana geri girdi. ben ise pazara doğru yöneldim. ama önüme siyah bir Doblo kırınca durmuştum, manyak mi bunlar. kerem arabadan inip saçlarımdan tutarak arabaya bindirdi. sıkıyorsa bunu insanların işlek olduğu saate yapsaydı. "o sikik kim?" Uğurdan bahsediyordu. "sana sordum!?" "arkadaşım." "aşirete gelin geldiğini unutuyorsun evra. bunun bedeli ağır olacak." benden gözünü ayırıp telefonunu eline aldı. "o çocuğu, ne yapın edin ben konağa varmadan onun leşi konağın kapısında olsun." korku ile ona baktım. "manyak mısın sen!?" "kes sesini!" "o hiç bir şey yapmadı ne haddine onu öldürmek!" "burda bana haddini bildirecek son insan bile değilsin o çeneni kapat." "ona zarar verme!" "o kim amına koyayım o kim!?" "arkadaşım lütfen zarar verme ona." "adamlarim onun lesini konağın önüne atınca da böyle bağırırsın!" benim yüzümden uğurun başı yanmişti konağın önüne geldiğimizde korku ile arabadan indim. ama gördüğüm cesetler ugurun cesedi değildi. "bu ne lan! beş adam gönderdik nasıl hepsi ölür!?" anlamaz gözlerle çevreme bakındım. bu nasıl olurdu ? uğur o kadar uzun boylu değildi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD