6

1209 Words
Gözlerimi açtığımda kapalı bir depodaydık. Gözlerim ilk Uğur'u gördü; yüzü kan içindeydi, burnundan kanlar geliyordu, halsiz düşmüştü. "Uğur..." dedim sessizce. Gözlerini gözlerime çevirdi. "Uyandın mı prenses?" "Özür dilerim Uğur, hepsi benim hatam..." "Sus be kızım," diyerek çıkıştı. O sırada içeriye Kerem girdi. "O küçük sürtüğümüz de uyanmış." Uğur büyük bir kahkaha attı ve lafa girdi: "Senin gibi bir pezevenk varken burada orospu bulunmaz." "Kes lan sesini! Demek bu kız senin sözlün, ha!" Uğur'la mesafesini kapattı, üstten Uğur'a bakıyordu. "Ya senin gözünün önünde sevgilim dediğin kıza tecavüz edersem ne yaparsın?" Uğur güldü. "Seni sikerim," dedi. Onu demesiyle Kerem'e tükürmesi bir olmuştu. Ellerim arkadan bağlıydı. Üzerime o an dikkat etmiştim; siyah bir gecelik vardı üstümde. Telaşla Uğur'a baktım, Uğur da o an aydınlanmıştı. "Kızı bırak, derdin neyse benimle hallet." "Başka emriniz de var mı?" Bir süre Uğur'a odaklandı, adamlarına döndü ve bağırarak emretti: "Çıkın dışarı!" Bana döndüğünde göğsüm inip kalkıyordu çünkü yolun sonundaydım. "Şşş, sakin ol..." Yavaş adımlarla bana yaklaştı. İçimden dua ediyordum. "Sadece biraz canın acıyacak." "Yaklaşma bana!" Benim sesim ve Uğur'un sesi birbirine karışmıştı. "Kalkarsam yemin ederim seni sikerim Kerem! O kızın bir milimine dokun, senin her milimini birer birer sikerim!" Uğur nefes almadan bağırıyordu. "Derdin benimle, kızı bırak! Erva'yı ben kaçırdım, o gelmedi; bırak onu!" "Bir kes sesini be adam! Erva senin hiçbir zaman olamayacak, benim olacak, anladın mı?" Uğur çığlık atıp beni bırakmasını söylerken Kerem çoktan yanıma gelmişti. "Bana zarar verme." "Sana zarar vermiyorum karıcığım, benim karımsın." "Hayır, istemiyorum! Zorla bana bir şey yapman tecavüze girer!" "Umurumda mı sence?" "Olmalı, polise giderim." "Birincisi, gidip polise diyemezsin 'Kocam bana tecavüz etti' diye. İkincisi, bu depodan çıkamazsın." "Ya çıkarsam?" "Ne bok yersin?" "Tahmin edemezsin onu. Bugün burada beni öldürmediğin için pişman ederim." Uğur'un sesini artık duymuyordum. "Belki öleceksin köle!" Köle... Beni arayan gizli numara buydu; odama girip fotoğrafımı çeken de. "Zevkten öldüreceğim seni." Elini geceliğimin fermuarına attığında gözümü kapattım; Uğur ise deli gibi bağırıyordu. "Şimdi hazır mısın?" Gözlerimi usulca açıp Kerem'e baktım. "Senden nefret ediyorum!" diye haykırdım. Uğur küfürleri ardı ardına sıralarken ben olduğum yerde çırpınmaya başlamıştım. Ama Kerem benden oldukça güçlüydü. "Senin ağzına bir bez tıkmak farz oldu Uğur. Bir susmadın burada, bunu dizeyim!" "Seni geberteceğim orospu çocuğu! Senin her milimine acı çektire çektire sikeceğim, sana öyle bir tecavüz edeceğim ki bildiğin tüm fantezileri sana unutturacağım! İzle ve gör Kerem Yalçınkaya!" Kerem eline bir bez alıp Uğur'un ağzını bağladı. "Olayın tadını kaçırıyor, değil mi köle?" Gözlerim dolmuştu. "Bırak bizi, lütfen..." "Şşşt, hayır... Öyle deme, altımda ezileceksin daha." Sandalyeye bağlı olan ipi çözdü, elimi arkamdan bağlamıştı. Hareket bile edemiyordum. Arkamda hissettiğim sertlikle ağlamaya başladım. "Yalvarırım bırak!" Hem bağırıyordum hem de ağlıyordum. Bir anda silahını çıkardı. Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. "Eğer sesini kesip kendini bana teslim etmezsen Uğur'un beynini dağıtırım." Kendi canım bile namusumdan değersizdi. Ama Uğur'a karşı farklı şeyler hissediyordum; onu göz göre göre öldürtemezdim. Gözlerimi çaresizce onaylar şekilde açıp kapattım. Ben kaybetmiştim, o kazanmıştı. "Güzel, şimdi sıra seni soymaya geldi. Bugün bekaretine dokunmayacağım ama yarın benimle birlikte birçok kişi senin bekaretinden sonra vücudunda şenlik yapacak." Uğur'un gözleri dolmuştu, onun içinden geçenleri hissediyordum. Şu an o da benim kadar çaresizdi ve bu çaresizlik onu da mahvediyordu. Kerem geceliğimin iki parçasını da bir çırpıda yırtmıştı. Altımdaki siyah sütyen ve siyah tanga ile kalmıştım. Gözleri deli gibi vücudumu süzüyordu. Uğur'a başımı çevirdiğimde yeri izliyordu. Karşımdaki iki adam da acımasızdı ama biri insandı, diğeri bir vasıfsızdı. "Lazer kullanmadan vücudun nasıl böyle pürüzsüz?" Ellerim bağlı olduğu için hiçbir şey yapamıyordum. Dudaklarını boynuma sürttüğünde onun duyabileceği bir ses tonunda konuştum: "Yalvarırım bırak bizi, lütfen." "Zevkten inleyeceğin ağzını boş yere açma." Öpüşü gittikçe derinleşiyordu; hoşuma gitmemesine rağmen zorla izin veriyordum. Boynumdan aşağıya doğru göğüslerime geldiğinde durdu. Sütyeni çıkarıp sağ göğsümdeki tomurcuğu ağzına aldı. Saçma sapan hırıltılar çıkarıyordu. Sol eliyle diğer göğsümü okşarken gözlerimi kapatmış ağlıyordum. Elleri bacak arama gittiğinde inlememek için kendimi sıkmıştım, hormonlarımdan dolayı tahrik oluyordum. Ama bunu yapmasına istekli olduğumu düşünmeyecekti. Ellerini tangamın üzerinden klitorisime dokundurduğunda inlememe engel olamadım. Ağlamalı sesimle: "Lütfen yapma..." diyebildim. Ama o durmadı, beni duymuyordu. Tangamı da çıkardıktan sonra kadınlığımda dilini hissettim. Her dil darbesinde ayakta olmama rağmen tüm vücudum geriliyordu. Islak dili sulu kadınlığımı daha fazla kül etmişti. Dilini kadınlığımdan içeriye soktuğunda kendimi yere bıraktım çünkü artık bacaklarım bu durumu kaldırmıyordu. Kerem'in yüzüne baktığımda sinsi bir gülüşü vardı. "Daha zevkten bayılmak için erken." Kadınlığımı bıraktı. Boxer'ından aletini çıkardı, aleti oldukça büyüktü. Uğur'la o an göz göze geldik. Gözlerime büyük bir acı ile bakıyordu. Aletini göğüslerimin arasına soktuğunda gözlerimi tekrardan kapatmıştım. Onu vücudumdan zevk alırken görmek istemiyordum. Göğüslerimde git gel yaptığını hissedebiliyordum. Ama dudağımda hissettiğim aletle gözlerimi daha sıkı yumdum. "Hadi aç ağzını, doyursun seni kocaman sikim!" Açmadım... Silah emniyetini açtığını duydum. Gözlerimi açtığımda emniyeti açık silahı Uğur'a yöneltmişti. Uğur pişmanlıkla bana bakıyordu. İstemeyerek ağzımı açtım. O ise kendinden emin bir hareketle aletini ağzıma itti. Ağzımda ileri geri yapıyordu. Bu iğrençlik benim boynumda ömür boyu bir leke olarak kalacaktı. Her baskı uyguladığında kusacak gibi oluyordum. Daha fazla hızlanmaya başladı, bir anda hızını daha çok artırdı. Ağzımda hissettiğim ılık döllerle gözümü açtım. İstediğini almıştı ama üzerimden kalkmadı. Kadınlığıma geri döndü. Dilini yeniden kadınlığıma sürttü. Dilini içine ittiğinde kendimden geçmiş, belim yay gibi gerilmişti. Organizma olacaktım; engel olamadığım bir şekilde inledim. "Ahh... Uğur, Uğur'u bırak..." Boşalırken onun adını değil de Uğur'un adını söylememe sinir olmuş olacak ki hışımla ayağa kalktı. "Sana bugün yemek falan yok, geberin burada!" Pantolonunu yukarıya çekerken beni giydirmemişti. Ama içeriye de adamları sokmuyordu. Depodan çıkmıştı. Olduğum yerde uzanmış, onun pis döllerini ağzımda taşımanın verdiği hüzünle ağlıyordum. Ağlamamı Uğur kesti: "Erva, iyi misin?" Gözlerimde ona bakacak güç yoktu. Onun karşısında çırılçıplaktım. Üstüne bir de ağzımda o piçin dölleri vardı. "Erva sakin ol güzelim, o çıktı. Şimdi yanıma gelip elimi çöz; çöz ki buradan kaçalım." Susuyordum, tepkisizdim. "Hadi be kızım... Anlıyorum seni ama bana yardım etmen gerekiyor, lütfen..." Yavaşça ayaklandım ve dediğini yaptım. Ellerini çözmüştüm. Ama o bir anda üzerindeki tişörtü çıkardı. Ellerimdeki ve ayaklarımdaki ipi çözüp sütyenimi geri taktı. Kerem'in ağzına bağladığı bezle de göğsümdeki, boynumdaki, ağzımdaki dölleri temizledi. "Amına kodumunun çocuğu, o bitti." Sütyenimi giydirdikten sonra tişörtünü de giydirdi. Altındaki kot pantolonunu çıkardı; uzun süre bekledim. Pantolonunu vereceğini sanmıştım ama o tersini yaptı. Bana boxer'ını uzattı. Uğur'un üzerinde sadece beyaz tenine süs olan siyah atleti ve kot pantolonu vardı. "Çabuk giyin, benim kıyafetlerim sende bol ve güzel duruyor. Hadi!" Aceleyle verdiği boxer'ı giyinip ayaklandım. "Gel benimle Erva. Önden çıkamayız, her ihtimale karşı oraya bir ton adam yığmıştır." Depoda havalandırma vardı. "Kaçış yolumuz bu havalandırma." "Korkuyorum..." diyebildim sessizce. Uğur'un kolumdan tutup havalandırmaya sürüklemesiyle bu düşünceye çok takılamadım. Depodan çıkmıştık, Uğur'un farklı bir mekanına gelmiştik. Hâlâ üzerimde Uğur'un kıyafeti vardı. Uğur yatakta uzanmıştı, ben ise onun karşısındaki sandalyede oturmuştum. Bugün olan onca iğrenç şeyi düşünüyordum. Düşündükçe vücudumu parçalayasım geliyordu. "Ne düşünüyorsun?" Uğur'a döndüm. "Bana dokundu, o adam bana dokundu." Uğur sakin bir ses tonuyla "Yanına gel" işareti yaptı. Yatağına gidip yanına uzandım. Beni göğsüne koyup saçımı okşamaya başladı. "Seni anlıyorum Erva, bugün yaşadıkların ciddi travmalar. Ama bu travmaları kafaya takarsan daha ciddi şeyler yaşarsın. Ben ne olursa olsun her zaman yanındayım." "Ya yine gelirse?" "Burayı bulursa ve gelirse ki dua et gelsin, burası sadece benim korumam altında değil; babamın da burada gücü var. Burada ne benim ne de senin kılına zarar gelebilir." "İyi ki varsın." "Şimdi huzurla uyu Erva ve bana güven; o piçin canını sen alacaksın." Gözlerimi yavaşça kapadım. Uğur'un kalp atışları eşliğinde kendimi uykuya teslim ettim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD