Hastane koridorunda adımlarım yankılanıyordu. Beyaz önlüğüm omzumdan kaymasın diye düzeltirken elimdeki dosyaları sıkıca tuttum. Gün ağır başlamıştı; sabahın ilk ışıklarıyla birlikte acile gelen hastalar, üst üste girilen muayeneler, tetkikler, bekleyişler… Derin bir nefes aldım. Yorgunluğuma rağmen kendimi ayakta tutmaya çalışıyordum. Çünkü burası benim alanımdı, mesleğim, nefes aldığım yer. İçimde büyüyen hayatın varlığı, her ne kadar beni biraz daha hassas kılsa da, aynı zamanda bana güç de veriyordu. Tam odama yönelmek üzereydim ki, koridorun sonunda tanıdık bir siluet belirdi. Adımlarımı istemsizce yavaşlattım. Uzun, ince topuklu ayakkabılarıyla yürüyordu. Siyah elbisesi, loş koridordaki ışıkta daha da keskin görünüyordu. Gözlerim istemeden de olsa yüzüne kaydı. Selin. Kalbim bir an

