~BÖLÜM 3~

984 Words
Gözlerimi kısmış suratıma bön bön bakan adamın konuşmasını beklerken, tek gözümü kırpmış ve ağızımı yamultarak başımı sağa sola sallamıştım.. Bu hareketin anlamı 'Sen ne ayaksın birader' oluyordu...Kahvede yada mahalle esnafının yanında bir kaç kez takılan her genç, bu kamyon şöförü hareketlerini çok iyi bilirdi... "İyi günler, ben Gökhan'a bakmıştım ama.." diyerek yüzüme beklentiyle bakarken, az önceki yamulup eğrilen suratım en bi sevdiğim abimin adını duyunca şoklanmış gibi donakalmıştı... "Abim evde yok..." demiş ve hala açılmayan kapıyı işaret ettikten sonra devam etmiştim... "Hatta görüldüğü üzere evde hiç bir Allahın kulu yok.." "Hmm, görüyorum..." Ellerinden biriyle saçlarını karıştırıp gülümserken, beni yeniden tepeden tırnağa süzmesi sinir uçlarımın en uç noktalarını bile germişti... "Abim olmadığına göre beklemeyin bence, isminiz neydi ben geldiğinizi iletirim.." Hala pişkin pişkin sırıtırken, elindeki bavulu yere yan bir şekilde yatırmış ve üzerine oturmuştu... Ağızım 'O' şeklinde açılırken, artık harbi harbi şartellerimin atmasına ramak kaldığının sinyalini veriyordu pıt pıt atan gözüm... "Sorun değil, ben beklerim.." "Anlatamadım galiba, abim burda yok dedim..Akşamdan öncede gelmez eve.." diyerek uzamasını ima ederken, o herif ne yaptı sanırsınız... Yine ve yine kocaman sırıttı.. "Ben sizi anladımda, siz beni anlamadınız sanırım..Gelinceye dek beklerim.." Adamın üzerinde kırmızı renk olmamasına rağmen, o renkte bir matador görmüş boğa kadar gözünü kan bürümüş ve çıldırma aşamasındaydım şu anda.. "Yalnız.." derken işaret parmağımla oturduğu yeri göstermiş ve bir kaç kez 'cıkcık'ladıktan sonra devam etmiştim.. "Oturduğunuz bu bahçe bizim oluyorda, hani diyorum başka yerde mi bekleseniz." Dudakları yeniden büyük bir tebessüm halini alırken, alt dudağını dişleri arasına aldı ve başını sağa sola salladı.. Size yemin ederim, boğazımdaki yutkunma hissi nereden geldi bilmiyorum..Ama tamda şu anda karşımdaki bu herif beni süzerken, gülümseyen dudaklarına bakmaktan kendimi alamıyordum.. Lan Nesli, kendine gel.. Tüm lise hayatın boyunca kimseyle çıkmadın diye, hormonların tavan mı yaptı kızım..Elin adamına neden tren muamelesi yapıyorsun bacım sen..Bu ne ergenlik barındıran hisler, böyle.. "Anlatamıyorum galiba, Gökhan için geldim diyorum..Beni bizzat kendisi çağırdı, tam olarak onun bahçesinde onu beklemem kadar doğal ne olabilir sizce..?" Adamın mantık çerçevesinde sorduğu soruyu yanıtsız bırakırken, boynumdan yüzüme doğru bir yanğın mı desem.. Yoksa bir lav sıçraması mı desem bir ateş bastı yavaştan.. Bu salaklaşan halimi çaktırmamaya çalışırken saçımı sırtıma doğru havalı bir şekilde attım ve "hıımm" gibisinden birşeyler lakırdadım.. Sonra aklıma, bu yalı kazığının en en en bi sevdiğim abimin arkadaşı olduğu gerçeği dank etti.. Umarım boşboğaz biri değildirde, sayğıdeğer abime bir bok yumurtlamaz.. "Tabii canım, bu durumdan doğalı köyde zaten.." dedim espiri yapıp gülümsemeye çalışırken.. Ne diyor bu mal dermiş gibi kaşlarını havaya kaldırınca, elimle havada sinek kovalıyormuş gibi bi hareket yaptım.. Olmayınca olmuyor gardaşş.. "Boşver boşver, lQ'su düşük olanlar pek anlamaz benim espirilerimden.." Kulaklarımın pasını silen bir kahkaha patlatmaz mı bay sığırtkan.. Ben kaşlarımı çatmış neden kahkaha attığını anlamaya çalışıyordum ama, beyefendi hala karnını tuta tuta gülüyordu karşımda.. "Şişşt, hayırdır birader..Açıkta bir şey mi gördünde böğürüyon.Söylede beraber gülelim.." "Ne değişik kızsın sen yaa.Stres topu gibisin, tüm sinirim yok oldu sayende.." demez mi birde bana.. Bu sefer kaşlarını çatan kişi bendim..Ne diyor lan bu lavuk, top mop falan.. Beni kendisini eğlendiren şaklabanlardan sandı sanırsam beyimiz.. "Ben sana burdan bir uçarım, maçta savunmada yememişsindir böylesi bir topu..Top mop ne ayaksın oğlum sen.İki dakka sakin olayım diyorum, sen hayırdır oğlum.." Sağ kolumu ileri uzatmış pençelerimi geçirmek istermiş gibi sağa sola sallarken, oturduğu bavulun üzerinden ayağa kalktı oda.. Ellerini ceplerine sokarken, şimdi yüzü artık ifadesiz bir şekil almıştı.. "Kafan mı güzel kızım, iltifat ettik zararlı çıktık.." "Etme kardeşim bana iltifat falan, senden iltifat bekleyen mi var .." Adamın burnunun dibine kadar girmiştim..Çatık kaşlarımla ona bakarken, uzun boyundan dolayı oda bana tepeden bakıyordu.. Sinirlenmeye başlayan suratı, yüzümün her zerresinde gezerken gözleri dudaklarımda takılı kaldı.. Dişlerini sıktığını dalğalanan yanaklarından anlarken, gözleri hala dudaklarımdan ayrılmıyordu.. Şimdi siz aklından suratına yumruk atmak mı geçiyor kız Nesli, kıyma dalyan gibi çocuğa diyorsunuzdur eminim.. Yok yok.. Şu anda aklımdan tamda, kitaplardaki gibi dudağımı mı yalasam, yoksa burnumumu çeksem ikilemi geçiyordu.. "Oğlum bak gitt.." dedim..Allah belanı vermeye Nesli.. Söylediğime benim gibi oda şaşırmış olacak ki, dudaklarını birbirine bastırırken kaşlarını havaya kaldırdı.. Yakınlığımızdan dolayı nefesi yüzümü yalayıp geçerken, bir adım yakınından geriye adımladım.. "Ne bu atarlı haller koca dudak.." Kulaklarımdan dumanlar çıkıyor..İtfaiye, izsu falan birilerini arayın hemen.. "Ne..Sen,sen.." diye kendimi hazırladığım küfür dolu serenatımı, başka bir ses kesmişti.. İkimizde başımızı çevirip bahçe kapısına dönerken, Okan kırmızı görmüş boğa misali bize bakıyordu.. Şimdi tezeği avuçla yedin Nesli..Bu bakış hiç hayra alamet değil.. "Nesli, sana diyorum ne oluyor burada.." "Bişey olduğu yok, abimin misafiriymişde beyefendi..Bahçenin neresine gömsem..Ahh yani çöktürsem diye konuşuyorduk, değil mi.." derken onaylaması için karşımdaki yalı kazığına kafa sallıyordum.. Okan benim, emme basma tulumba gibi kafa sallamama anlam verememiş olacak ki gözlerini benden ayırmadan dibimize kadar geldi.. Sonra bir boyunu geçen adama, birde yerde yan yatan bavuluna baktı.. "Kızım madem abimin misafiri, neden eve buyur etmedin.." "Giremediğim eve, misafiri nasıl sokayım abicim.." diye sorduğumda, elini karşımdakine uzattı ve "Ben Okan, kardeşimin kusuruna bakma kardeşim sağ beyin lopunda sorun varda biraz.." dedi.. Gece sana isal ilacı içirip, odanın kapısını sen içindeyken kilitlemeyen Nesliyi s**ksinler emi.. Neyse sakinim, neydi o ismailin söylediği şarkı.. Langıdı langlang, langıdı langlang.. "Anormal birşeyler olduğu o kadar farkediliyor ki, kardeşinize kızamıyorum bile.." Tokalaşmaları nihayet bittiğinde, artık gözümde yunan askerinden farkı olmayan Okan bey elini cebine attı ve anahtarlığını çıkartıp evin kapısına doğru aldımladı.. "Abim sizi haftaya bekliyordu ama, eminim erken gelmenize çok memnun olacaktır.." derken anahtarı çevirmiş ve kapıyı bu yabancı için ardına kadar açmıştı.. Ağzımla gözlerim eş zamanlı olarak "0" şeklini alırken, bu misafirden benim nasıl haberim olmaz makalesine ardı ardına çentik atıyordum içimden.. Ben bu evin kapı paspasımıyım arkadaş.. "Planda bazı değişiklikler oldu ama.." dedi gözleri üzerimde haddinden fazla oyalanırken.. Üzerimdeki okul eteğimi yumruklarım arasına aldığımda, bende kıstığım gözlerimle kıtır kıtır bu puştu doğradığımı hayal ediyordum.. "Bana çok iyi gelecek, yarım saat önce bundan emin oldum.." "Senin adına sevindim, odan hazır..İstersen abimi beklerken eşyalarını yerleştirebilirsin." "Ha..?" derken Okanın son cümlesini anlamakta güçlük çektim.. Ne demek odan.. Ne demek eşyanı yerleştir.. Hayır hayır..Düşündüğüm gibi olamaz.. Ben bu taş'la.. Pardon puştla, aynı evde kalamam.. "Kalmam.." Sesli düşünmesem iyiydi amma..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD