Elimdeki kurşun kalemi sıranın üzerinde yuvarlarken, şu fizik şeysinin biran önce son bulmasını istiyordum...
Arkadaş milletin ilk dersi müzik yada beden eğitimi olur, bizim ilk dersimiz fizik ve matematikten öteye geçemiyor mübarek...
Tahtaya sığdıramadığı denklem yüzünden yere diz çökmüş ve biraz daha aynı pozisyonda kalırsa gerim gerim gerilen pantalonunun patlayacağına bahse girdiğim Rasime hocaya, içimi baydın be kadın demek vardı şimdi ama...
İşte malesef yemiyordu...
Sağ tarafımızda oturan ikizler kendi aralarında yine bir konu hakkında fısır fısır konuşurken,-ki iyi anlaştığını gördüğüm ilk ikizler oluyordu kendileri- tam yanıbaşımdaki Ece'de facedeki taş erkeklerin baklavalarını saymakla meşguldü...
Bir sıra arkamızda tek başına oturan İsmail'den yine poşet sesleri yükseldiğinde, yine ve yine bir şeyler tıkındığını anlamamak imkansız bir şeydi...
Çantasından çıkan salatalı hamsiyi çöpe attığım için bana surat assada, öğle arası karışık tost sözü vermiş ve gönlünü almıştım..
"Eveeet çocuklar bu denklemi gelecek sınavda sorabilirim..Anlamayan var mı."
25 kişilik olan sınıftan çıt çıkmazken, büyük yuvarlak gözlüklerini düzeltmiş ve ön taraftan yürümeye başlayarak sıraların arasına girmişti hoca...
Ece'nin bacağına attığım çimcikle beraber hemen elindeki telefonu sıranın altına sokmasını sağlarken, tam arkamda kola açılma sesine sebep olan arkadaşıma dönemeden Rasime hoca'nın sesi duyulmuştu içeride...
"İsmailll..Konuyu anladın mı evladım.." diye sorduğunda, artık sıranın dibine kadar gelmiş ve gözlerini bir an olsun İsmail'den çekmeden cevap beklemeye başlamıştı...
" Anlodom hocom." diyen ses bir iki kez öksürürken, kendime hakim olamayarak sınıftaki diğer herkes gibi sıramda geriye doğru dönmüştüm...
Gördüğüm tek şey ise İsmailin tıka basa dolu olduğu ağızından kelimeleri çıkartmakta zorlandığı olmuştu...
"Oğlum ben sana kaç kez söylüycem, benim dersimde dersi dinleyeceksin..Mideni değil..."
Sanki ortada oynanan bir tenis maçı varmış gibi, şimdi topu atma sırasını takip ederek hocadan sonra İsmaile dönmüştük..
"Amo hocom, bönim karnom oçken derstön bişöy anlomuyörum kö..Açlokton öleyöm mü yonü..."
Sanırım söylediklerinin açılımı 'Ama hocam, benim karnım açken dersten bişey anlamıyorum ki..Açlıktan öleyim mi..." oluyordu...
Rasime hoca üzerindeki gömleğin yakalarını daralmış gibi daha çok açmaya çalışırken, başını emme basma tulumba gibi salladıktan sonra gerisin geri dönmüş vede masasına doğru ilerlemeye başlamıştı...
"Cezalısın İsmail, bir ay boyunca öğle aralarında yanıma geliceksin ve bu güne kadar işlediğimiz tüm konuları gözden geçireceğiz birlikte..."
Tüm sınıfın gözleri kocaman açılmış halde İsmailin vereceği tepkiyi merak ederken, o ne yaptı dersiniz...
Ağızındaki yemekler bitmiş olacak ki--ki İsmail dakikada 60 kaşık yemek yiyebiliyordu,bunu denedik ve onayladık-- konuştuğu daha net anlaşılıyordu...
"Hocam bu demek oluyor ki, bir ay boyunca öğle yemeklerimi siz ısmarlıcaksınız..Doğru mu anladım.."
Rasime hocanın yutkunduğunu gördüğümde, kahkaha atmamak için büyük çaba sarfediyordum...
Ve eminimki diğerlerininde benden farkı yoktu...
Çünkü İsmaili doyurmak demek, züürt kalmakla eş değerdi...
Bu bir ay ona ceza değil, ancak ödül olabilirdi...Ve Rasime hocada ne yazıkki bu durumun şu anda farkına varabiliyordu...
İçeride yankılanan teneffüs ziliyle herkes eşyalarını toplarken, hepimizden önce saygıdeğer hocamız çıkıp gitmişti...Yada kaçmıştı mı demeliydim..
"Hocam, bu öğleden mi başlıyoruz.." diyerek ardından bağıran İsmaili duymazdan gelerek yapmıştı hemde bunu...
______________Asi_Gece______________
Başım yerde adımlarımı sayarken, arkadan Ece'nin ikizlerle kapışmasınada kulak kabartıyordum...
Anladığıma göre ikizlerden biri ki bu Doğu oluyor, okulun popilerinden birine abayı yakmış ve Ece'de kızın sabıka kaydını itina ile Doğuya anlatmakla meşguldü...
Batu her ne kadar bu konularda daha iyi olsada, Doğununda hatrı sayılır bir manita geçmişi vardı..
Ama sanırım bu seferki kız boyunu aşmış olacaktı ki, başka birilerinden destek almaktan çekinmiyordu...
"Ne kadar midesizsin Doğu yaaa, sidikli Emrahla bile çıktı o kız..Futbol takımını sıraya koyduğundan bahsetmiyorum bile..Ama çok ısrar edersen bahsedebilirim belki.."
Doğunun bahsetmesi konusunda, ağzından tek bir sözcük çıkması için kimbilir ne dualar ediyordu içinden...
"Geçmişi beni ilgilendirmiyor Ece..Hem zaten boşuna dil döküyorsun, beni farketmesi için bir uzay mekiğinden falan önüne düşmem gerekiyor..."
Sona doğru Doğunun sesi kısılırken, başımı yerden kaldırmış ve tek kaşımı kaldırarak beni farketmelerini beklemiştim...
Ki ben bir işe el atacaksam, bu herkes için bir ödül mayetindedir...Yani ben öyle olduğunu düşünüyorum...
Bekleyişim Batunun bakışlarıyla son bulurken, hala yanında hem yürümeye çalışan hemde aptal aşıklar gibi kara kara düşünen ikizine dirseğiyle dürterek beni gösterdi..
"Ben bu bakışı tanıyorum..." diyen Eceye neredeyse gözlerimi devirecekken, elinde büyük boy cips paketini sömürmeye çalışan İsmailin yanından beş altı adım gerimizdeki üçlüye yaklaştım...
"Neydi bakayım bu kızın adı.." diye sorarken, Doğu kafasını sağa sola sallıyor ve kızın ismini vermemesi için Ecenin ağzını kapatmaya çalışıyordu...
Kaşlarımı alnıma doğru kaldırmış ve kıstığım gözlerimle üçünün hareketlerini izlerken arkamdan yaklaşan İsmail lafa girmişti...
"Geçen seneki olaydan sonra bence sen kimsenin aşk hayatına karışma kanka...Malum sonra karakolluk oluyoruz.."
Dişlerimin gıcırtısını duyduklarından emin olsamda, sakin davranmaya çalışarak ellerimi okul eteğimin cebine iliştirdim ve seğiren kaşımı umursamadan gülümsemeye çalıştım..
"Ciddi ciddi soruyorum lan, kızın adı ne.."
"Söylüyenin Allah belasını versin inşallah.." diyerek panikleyen Doğunun üzerine atlamayı düşünmedim değil aslında...
Ama bir ona baktım, birde benim şu narin kırılgan bedenime...Sonrasıysa malum..
"Hadi ama yaa, o konuyla bunun ne alakası var..Hem kızın karakol komutanının kızı olduğunu nerden bilebilirdim acaba ben..Hem o kızın yaptığını neden konuşmuyorsunuz, resmen Batuyla çıkma ihtimali olsa bile benim gibi bir arkadaşı olduğu için, şansını kaybettiğini söyledi yaa..Bana dedi bana.." dedim işaret parmağımla kendimi gösterirken...
Pis yosma..Bak yine aklıma geldi avucum kaşınmaya başladı resmen...
"Neslicim bana kızma ama sen kıza Batuyla çıkacaksın diye baskı yapmasan, işler bu duruma gelmiyecekti canım benim.."
Gözlerimi belertmiş Eceye 'demek öyleeeee' bakışı atarken, Doğu kolunu omzuma atmış ve beni yürütmeye çalışıyordu...
Diğerleri ardımıza düşmüş pısır pısır bişeyler konuşurken, Doğunun kolundan dolayı geriye dönüp bakamıyordum...
"Kurban olayım Nesli, sen benim aşk hayatımla uğraşıpta kendini yorma..Hem Ece doğru söylüyor, baban olmasa resmen hakkında işlem yapılacaktı be kızım..Alt tarafı gidip kıza Batunun numarasını verecektin, ama sen resmen düğün alışverişinde hiç bişeyi beğenmeyen kaynana moduna girdin... "
Nolmuş yani kıza 'erkekleri bunlarla mı tavlıyorsun diye sorduysam'...Kızda kafam kadar meme vardı maşallah..Benim kafamdan, iki kafa kadar hatta...
"Kız resmen senin yüzünden başka okula gitti beeee..." diyerek böğüren İsmaille şartellerim atarken, üzerimdeki kolu silkeleyerek Doğudan uzaklaşmış ve elimi belime koyarak köpürükler saçmaya başlamıştım...
"Doğru düzgün bir kız bulamıyorsanız benim ne suçum var..Tüm okul kızın üstünd...Hasbi rabbi yaaa..İlla ağzımı bozduracaksınız bana..."
"Seni tanımayanda, ağzın düzgün sanacak ben gülüm.." diyerek bizim bakkalın peşimi bırakmayan çırağının taklidini yapan Batu'yla, bu seferde dördü birden basmıştı kahkahayı..
"Ne bok yerseniz yeyin be, iki gün sonra kapıma gelmeyin ama..Bizim evde ekmek yok, önünüze ancak kemik atarım.."
Sinirle ayaklarımı yere vura vura yoluma devam ederken, arkamdan bağırmalarını hiç takmadım bile ...
Ben karakolluk oldum diye dert yanmıyorumda, beyefendiler kızı kaçırdılar diye dert babası olmuşlar...
Aahhh o Ece yokmuuu, nasılda sattı hemen beni iki dakkada...Akşama kapımı arşındırdıklarında ben biliyorum onlara yapacağımı...
Nankör köpekler nolucak...
Eve giden o, 10-15 dakikalık yolu belkide toplasan 5 dakikada bitirmiştim...
Bahçe kapısını gürültüyle açıp ardımdan aynı şekilde kapatırken, bitişiğimizde oturan Nuran teyzenin ayıplayan bakışlarınada maruz kalmıştım...
Kocası öldükten sonra temelli çekilmez olan yan komşumuzla muhatap olup, dahada sinirlenmemek için kapının ziline üst üste basmaya başlamıştım...
Açılmayan kapıya ayağımıda dahil ettiğimde, bir yandanda anneme seslemeye başlamıştım...
Kapı tık yapınca koşan kadın, şimdi neden ortalıklarda görünmüyordu gerçekten çok merak ediyordum...
"Annneeeeeee...Aaannnneeeeeee"
Bir kaç defa daha devam ettiğim işleme duyduğum öksürük sesiyle son vermek zorunda kalırken, başımı geriye çevirmiş ve tanımadığım bir adamla yüz yüze gelmiştim...
Yanında büyük bir bavul...Uzun bacaklarını saran kot pantolon ve üzerinde beyaz bir tşört bulunan bu yabancıyı süzmeye başladığımda, aynı işlemi onunda benim için yaptığını farketmiştim...
Ve ben şu anda can alıcı bir şekilde sırıtan bu adamın hayatımı değiştireceğinden bihaberdim..