"Duygun Kırç siz misiniz?" diye soru sordu polis memuru.
"Evet, benim," dedim.
"İhbar ettiğiniz motorcu adam bu mu? diye sordu.
"Memur bey bir yanlış anlaşılma var, Aslında düşündüğüm gibi bir şey değilmiş," diyerek katil adama yüneldim.
"Ben takside olduğum için yüzünü göremedim, bu yüzden onu bir sapık sandım," dedim gülmeye çalışarak.
"Bakın Duygun hanım, bize bir sapık değil, bugün gerçekleşen bir cinayetin katilini ihpar ettiniz," dediğinde ne yapacağımı bilemedim.
"Evet, öyle sandım çünkü bugün o cinayetin gerçekleştiği hastanede ben de vardım. Hastanede çıktığımdan beri beni takip ettiği için bende onu katil sandım."
Yanımdaki adamın üzerindeki deri ceketi yüzünden dövmeleri görünmüyordu ve buda katil olma ihtimalini azltıyordu.
Polis memuru ikimize bakıp "Peki, bu adam sizi rahatsız mı ediyor? " deyince yanımdaki katil "Sevgilime sürpriz yapmak istemiştim," dedi.
Affaladım .Ne! Ne sevgilisi?
Ne diyor bu adam?
Polis memuru tekrar bize baktı, doğruluğunu öğrenmek ister gibi yüzüme baktı.
"Evet öyle, sizi boş ihparla meşkul ettiğim için özür dilerim memur bey," dedim.
Polis memuru inanmayan gözlerle bakınca yanımdaki adam hemen beni kollarının arasına aldı.
Kaskatı kesildim.
Ya ne yapıyordu bu?
"Pekihala, bir daha böyle asılsız ihparlarla bizi meşkul etmeyin Duygun hanım," dedi imayla
"Peki, iyi akşamlar memur bey," dedim kaskatı kesilmiş bir vaziyetteyken.
Polis memuru sıkıntı bir şekilde başını sallayıp "Gidelim Akif," deyince sesli bir şekilde nefesimi verdim.
Polis memurları bizden uzaklaşıp arabalarına binip gittilerinde "Uzak dur benden pis katil," deyip kolunun altından çıktım.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi"Sakin ol," demesi beni deli edecekti.
Biraz ötedeki taksi şoförü bana bakıp " Abla madem sevgilindi ne diye katil deyip korkutuyorsun?" dedi.
Bu adam salak mıydı? Az önce yanımdaki bu katil bana ateş etti!
Ne yani, korktuğu için mi hiçbir şey söylememişti?
Kesin bu adamın sülaleme kadar beni araştırdığını duyunca oda aynı şeylerin başına gelmesinden korkmuştu.
Taksi şöfürü yanımdaki adama bakıp "Abi valla ben bir şey görmedim, gidebilir miyim?"deyince adam "Git!"dedi.
Bir dakika, nereye gidiyor bu?
Beni eve kim götürecekti ?
Ayrıca bu adam ikimizden de yaşca daha böyüktü; bize abla ve abi demesi çok sinir bozucuydu.
"Bekle, nereye gidiyorsun? beni de götür!" deyip taksiye koştum.
Bir daha götün yiyiyorsa kahramanlık yapıp bir katille uğraş..."Abla ben bırakmasam..." diyen taksi şoförüne, "Başlatma lan ablana! Sen nasıl bir adamsın? Az önce bana ateş edildiğinde çıt bile çıkarmadın!" dedim.
"Valla benim üç çoçuğum var abla," deyince sinirden kıpkırmızı oldum.
Arkama döndüğümde hâlâ oradaydı, bana bakıyordu. "Artık siktir olup gider misin? Senin yüzünden eve geç kaldım!"dediğimde öylece tepkisiz bir şekilde bana bakıyordu.
Çıldıracağım, bu ikisi yüzünden babam çok kızıcaktı.
Hemde ne halde olduğunu bilmiyordum.çok merak ediyordum.
"Seni eve bırakmamı ister misin?"dediğinde sinirden az daha dişlediğim dudağımı kanatacaktım.
İşaret parmağımla ona yolu işaret ederek "Lütfen git artık!" dememle taksinin ışık hızıyla yanımdan geçip gitmesi bir oldu.
Benim konuşmamdan yararlanıp kaşla göz arası kaçmıştı.
Bu hayvan evladı beni burada bu katille bırakıp nasıl gidebilirdi?
"Hayır! Pislik herif!" diyerek sinirden topuğumu yere vurdum.
Yanımdaki adam moturuna atlatıp kaskını takmadan hemen önce bana baktı.
"Üç saniyen var," dediğinde öfkeden gözüm hiçbir şey görmediği için "Defol git!" dedim.
Motor yanımdan geçip gitti.
"Allah belanızı versin Oruspu çocukları!"
Ne yapacaktım şimdi ben?
Bu karanlık yolda, yaşadığımız olaylardan beridir tek bir araba bile geçmemişti.
Karanlıktan korkmuyordum ama başıma bir şey gelebilirdi.
Biraz daha yürüyerek ilerlediğimde ana yola geldiğimi anladım.
Neyse ki buradan geçen arabalardan birine otostop çekip durdurdum.
Gri, markasını bilmediğim bir araba durduğunda sürücü koltuğunda yetmişli yaşlarında, yanakları kiraz gibi al al olan tonton bir dede oturuyordu.
"Amca ne olur beni eve bırak," dedim.
Şu anda o kadar yorgundum ki ağlaya bilirdim.
"Gel kızım," dediğinde ön koltuğa kuruldum.
Neyse ki yaşlı dede bu geceki aksiyonlarımı merak etmemişti.
"Amca radyoyu açabilir miyim?"diye sordum.
"Açabilirsin," dediğinde hemen radyoyu açtım.
Tamda benim hayatımı anlatacak o şarkı başladı:
Sıkıldım buralardan ben,
Sıkıldım bu zamandan,
Nereye gitsem ne yana baksam,
Çok haber aldım nasıl güzel...
"Aşk acısı mı?" diyen dedeye döndüm."Aptallık acısı," dedim.
Bir süre yolda ilerledikten sonra arabadan inmeden önce tonton dedeye para vermek istedim ama kabul etmeyince çokta östelemeden eve gelebilmiştim.
İyide neden salonda kimse yok?
Işıklar kapalı olduğu için duvar saatini göremiyordum.
Telefonumu çıkarıp saate baktığımda saat 23:41'di.
Evdeki herkesin en az üç kez aradığını gördüm.
34 cevapsız arama ve bir sürü okunmamış mesaja...
O katil adama yakalanmayayım diye telefonumun ışığını açtığım zaman cihazı sessize almıştım.
İyi de beni bu kadar merak ediyorlasa neden kimse ortalıklarda yok?
Yoksa o katil adam...Hayır!
Aklıma gelenlerle ilk Afra ve Çağla ile kaldığımız odaya girdim.
Çağla yatakta oturmuş ağlamaktan şişip kızaran gözlerle bana baktı.
Afra da onu sakinleştirmeye çalışıyordu.
"Ç-Çağla bir şey mi oldu?" dedim titreyen sesimle.
"Neden telefonlarını açmıyorsun ha? Babamın başına gelenlerden haberin var mı?"
diyerek üzerime yürümeye başladı.
"Ne? Ne oldu babama? Onu en son gördüğümde kolu kırılmıştı, bunun dış-" sözümü tamamlayamadan Çağla lafımı böldü:
"Babamın işaret parmağını kesmişler!" dediğinde üzerimden kaynar sular döküldü.
"Nasıl? Kim yaptı?" dedim Afra,"Sanırım dayım mafya babalarına bulaşmış," dediğinde hiçbir cevap vermeden babamın odasına koştum.
Kapıyı aniden açıp "Baba!" dedim içeriye girerken.
Babam, ışığı kapalı odada çalışma masasının yanındaki sandalyeye oturmuştu.
Gece lambasının cılız ışığından alçıyı gördüm.
Yani kolu kırılmamıştı, bize yalan söylemişti!
Parmağının kesildiğini bizden gizlemek için yalan söyleyip kolum alçıya aldırmıştı.
Ne oluyor? babam neden böyle davranıyor?
Afra'nın "Mafya babası"dediği adamın babamla ne ilgisi vardı?
Babama yaklaştı.
Hiçbir şey söylemeden elini kavrayıp havaya kaldırdığımda o korkunç gerçekle yüzleştim.
Babamın işaret parmağını kesmişlerdi.