Berfin Sobanın içinde çıtırdayarak yanan meşe odununun isli, genzi yakan ama bir o kadar da güven veren kokusu, kerpiç odanın her köşesine sinmişti. Dışarıda, Mardin’in yüksek dağlarına vuran rüzgarın uğultusu, ahşap pencere pervazlarını sarsıyor fakat içerideki turuncu, sıcak alevlerin yaydığı kora dokunamıyordu. Safiye Nine’nin üzerime örttüğü kalın, el dokuması yün yorganın altına büzülmüş, gözlerimi sobanın kapağından sızan alevlerin dansına dikmiştim. Bedenim buradaydı bu küçük, toprak kokan, güvenli odanın içindeydi. Ama ruhum… Ruhum devasa, soğuk taş konağın merdivenlerinde, Aslan’ın karanfil ve tütün kokan göğsünde asılı kalmıştı. “İç şunu kuzum,” dedi Safiye Nine, elindeki dumanı tüten tarhana çorbasıyla dolu bakır tası yatağın kenarına ilişerek bana uzatırken. Sesi, rüzgarın n

