Banyonun içi, sıcak suyun yarattığı yoğun buharla tamamen kaplanmıştı. Fayanslardan süzülen su damlaları, içerideki o boğucu ama bir o kadar da arındırıcı havanın tek şahidiydi. Başımı fayans duvara yaslamış, sıcak suyun saçlarımdan omuzlarıma, oradan da sırtımdan aşağı bir şelale gibi dökülmesine izin veriyordum. Gözlerimi sımsıkı kapattım. Aslan’ın az önce odada, o kapının ardında bana verdiği o acımasız ceza zihnimde yankılanıp duruyordu.”Bu gece ve bundan sonraki geceler, o kibrin tamamen kırılana, bana o üç günün hesabını kendi iradenle verene kadar sana dokunmayacağım. Bu odanın içinde, kendi yaktığın o ateşte tek başına kavrulacaksın.” Suyun sıcaklığı bile içimdeki o ani ürpermeyi, o reddedilişin verdiği sızıyı dindirmeye yetmiyordu. Beni kendi silahımla vurmuştu. Benim ona teslim

