Berfin Mardin’in taştan, aşılmaz surları andıran konağı ufukta belirdiğinde, mideme oturan ağır, soğuk taş parçası büyüyerek tüm nefesimi kesmeye başladı. Yol boyunca arabanın içinde ölümcül bir sessizlik hüküm sürmüştü. Aslan direksiyonu sıkan kemikli parmaklarıyla, yola kilitlenmiş o kapkara, fırtınalı gözleriyle tek bir kelime dahi etmemişti. Safiye Nine’nin kerpiç evinden beni söküp aldığı andan itibaren, beni kendi cehennemine ait olduğum kafese geri götüren bir gardiyan kadar tavizsizdi. Ama aynı zamanda, beni o koltuğa oturttuğunda üzerime kendi kabanını örtecek kadar da sahiplenici… Bu çelişki aklımı başımdan alıyordu. Cip, konağın devasa demir kapılarından içeri girip avlunun ortasında durduğunda, Aslan motoru durdurdu ama hemen inmedi. Başını yavaşça bana çevirdi. Gözlerindek

