Gerçekler, yalanlar, doğrular, yanlışlar... Birbirine hem zıt hem de bütün olan durumlar iç içe girmişti. Öyle bir karışmıştı ki her şey, bu koca düğümü oluşturan zıtlıklar bütününü nasıl çözeceğimi bilmiyordum. Kusursuz şekilde gelişen planım, yüksek bir tepeden aşağı yuvarlanan ufak bir kartopu gibiydi. Başta küçük olsa da aşağı doğru her yuvarlanışında kartopu biraz daha büyümüştü. Boyutu şimdi öyle bir hâldeydi ki ne tutmaya ne durdurmaya gücüm yetiyordu. Sıkkınca ofladım. İçinde bulunduğum çaresiz durum canımı sıkarken içim daralmaya başladı. Cama ilerleyip perdeleri açtım. Hava bugün parçalı bulutluydu. Grileşen gökyüzüne bir süre baktıktan sonra arkamı döndüm. Dün hazırlandığım esnada odayı dağıtmış, vaktim olmadığı için toparlayamamıştım. Yavaş hareketlerle odayı toplamaya başladı

