Bavullarda elbette uyuşturucu yoktu. Ve bunun rahatlığıyla limanda bulunan herkes şaşkın bir halde o anda önlerinde duran araçlara bakıyorlardı. Ellerini kaldırmamışlardı, panik yapmamışlardı. “Polis! Yat, yat, yat! Yat yere, kafayı kaldırma!” Araçlardan inen yetkililer, yüksek sesle uyarılarda bulunur, oldukları yerde kalmalarını emreder ve orada bulunan her elemanın ellerine ters kelepçe takarken Timur’un içi yanıyordu. Fakat… Anlayamadığı bir şeyler de vardı. Daha yata gidip içindekileri kontrol etmeden tüm elemanları tek tek yatırıp kelepçeliyorlardı. Yine de herkes oldukça sakin ve kendinden emindi. Hiçbir şeyden haberi olmayan bazı günlük hamallar ise ödleri kopmuş bir halde bir şey yapmadıklarını söyleyerek yalvarıyorlardı. Timur’u şoka sokan hareket ise Mehmet’ten gelmişti. Elin

