İçeri giren hasan albay , ve hüseyin orgeneral ile ayağa kalkıp tekmil vermiştim
"KIDEMLİ ÜSTEĞMEN RABİA ÖZTÜRK, EMREDİN KOMUTANIM"
Hasan albay tebessüm ederken hüseyin orgeneral ifadesiz yüzüne rağmen sert bakışları ile bakıyordu .
O sırada hüseyin orgeneralin gür sesi yükseldi.
" NE İŞİN VAR BURADA ASKER "
" BİYOLOJİK AİLEMLE YEMEK YEMEYE GELDİM KOMUTANIM."
" SEN BENİM KARIŞAN TORUNUM MUSUN ASKER "
" SİZİN KARIŞAN TORUNUMUZ MU VARDI KOMUTANIM"
" SENİN BİLMEN Mİ GEREKİYORDU ASKER "
" HAYIR KOMUTANIM."
" ELİMİ ÖP ASKER " elini kaldırınca asker selamımı bozup , hızlı ve dik adımlarla gidip elini öptüm, ve tekrar asker selamında durdum.
Hüseyin orgeneralin tebessüm ederek, başını salladı
" rahat."
Rahat konumuna gelip hasan albaya baktım.
" komutanım, bir sıkıntı yoktur inşaallah "
" Kardeşimin evine gelmek için kardeşimin çocuğundan mı izin alacaktım asker "
" estağfurullah komut- anlamadım "
" ömer, yani baban ,benim kardeşim olur, babamız, yani deden, hüseyin orgeneral. Zaten tanışıyorsun."
" hass- binallah ve ni'mel vekil " küfürden nasıl imana dönüyorum , oynat bakalım.
" bir sorun mu var asker" hüseyin orgeneralin sorduğu soru ile başımı anında iki yana salladım.
" estağfurullah komutanım, ne sorunu. Sadece biraz şaşırdım "
" şaşırılacak ne var asker , söyle bende şaşırayım "
Bir - bütün karargahlarda, kör içtima yaptıran bir asker di kendisi
Kör içtima ise , 900 şınav. 800 barfiks. 700 tur koşu içeriyordu. Ve bu içtimayı yapan kişiler 1 gün yataktan kalkamıyorlardı.
Bir asker bu yorgunluk ile uyuyup sabah kör uyanmıştı. Allahtan geçici bir körlükmüş, bu yüzden ismi kör içtima olmuştu.
" yok komutanım. Sadece sizin gibi bir gurur kaynağı bir orgeneralin torunu olmak gururlandırdı , o manada dedim ben onu "
Yüzünde gururlu bir tebessüm oluştu.
Ömer beyin öksürmesi ile salonda , bana , ışık görmüş tavşan gibi bakan gruba döndük.
Zeliha şaşkınlıkla " sen asker misin " diye sorduğunda içtenlikle gülümsedim
" Evet askerim" diyerek cevapladım.
Ayşenur hanım " hüseyin baba, sen galiba rabia ile tanışıyorsun. "
" Evet kızım. Sevdiğim askerlerimden birisidir kendisi "
O sırada selimin homurdanmasını duydum ama bir şey anlamamıştım
" yemek hazır galiba, buyurun geçelim " diyen ayşenur hanımla yemek odasına ilerledik.
Ömer bey" çocuklar yemeğe geçiyoruz hadi gelin " diyerek seslendi.
Odanın içine 5 tane çocuk girdi. Hepsi birbirinden tatlıydı.
Bir kız çocuğu alinin kucağına oturdu, diger kız çocuğu ise, ayça ablanın kucağına oturdu.
Anlaşılan onların çocuklarıydı.
Bütün çocuklar oturduğu sırada bir çocuk benim bacağıma yapıştı.
" abya,çen çok güzeysin "
Bebek diliyle çok tatlı olmuştu. Boyuna gelmek için eğildiğim zaman, demir çocuğu kucağına almıştı.
" Gel oğlum, ablayı rahatsız etme , mazaallah merdivenlerden yuvarlanırsın elimden bir kaza çıkar "
Kaşlarımı çattığımda ne demeye çalıştığını anlamaya çalışıyordum ama fazla kurcalamak istememiştim.
Yemeğe oturduğumuzda, Hüseyin orgeneralin 'afiyet olsun ' demesiyle yemeğe başlamıştık.
Tabağıma bir kaç çeşit yemek aldığımda hüseyin orgeneralin, dediği şey ile anında hareketlendim.
" Rabia, tuz"
Tuzu hemen uzatmam ile yanımda oturan yeliz'in alayla konuşması bir olmuştu.
" şimdi sen askersin ama dedem ve amcamdan emir alıyorsun, havan nasıl sönüyor ama "
O sırada beklenmeyen bir ses yükseldi ortamda.
" ÇAVUŞ KERİM ÖZTÜRK, EMREDİN KOMUTANIM "
Kerimin bana karşı tekmil vermesine içten içe kahkaha atıyordum.
" Rahat asker, otur "
Oturmayınca sırıttım.
" Şuan meslek dışındayız , rahat olabilirsin "
Yerine otururken
" bir dakika, siz benim karışan ablam mısınız komutanım." Diye sordu
" burada oturduğuma göre kerim "
Kerim kendisine sorulan soruları cevaplarken yelize dindüm ve onun duyabileceği bir ses ile konuştum.
" abin benden emir alıyor, havası nasıl söndü ama..."
Yüzünü asarak yemeğine döndü.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Yemekten sonra çay içilmişti , hüseyin orgeneralin gitmesi gerkmişti.
aileyle biraz daha kaynaşmıştım
Aile den kastım yenge ler ,ömer bey ve ayşenur hanımdı.
Yengeler tatlılardı. Sadece ayça ve zeliha biraz soğuk davranıyorlardı, ondada pek aldırmamıştım.
İlerleyen saatlerde lavaboya gitmek için izin isteyip kalkmıştım. Tarif edilen yolu izlediğimde lavaboya girmiştim.
İşim bittiği zaman tam çıkacakken telefonuma gelen bildirim ile telefonuma baktım.
0534****** - ne olursa olsun benim olacaksın.
0534****** - ve ne olursa olsun benim elimde son nefesini vereceksin.
0534****** - seni altımda inlettikten sonra ,acı çektirerek öldüreceğim
0534****** - sadece zamanın gelmesini bekle .
Kaşlarımı çatıp mesajları anlamaya çalışıyordum.
Canımı sıkmıştı.
Salona girip ömer beye döndüm.
" izninizle acil bir işim çıktı, benim artık gitmem gerekiyor "
Hasan albay " bir sorun mu var kızım"
" yok hayır hasan amca, dediğim gibi acil bir iş. Müsaadenizle. Çok memnun oldum tanıştığıma "
Son cümlemi yenge lere bakarak demiştim , onlar da başlarını sallayarak gülümsemişlerdi.
Ömer beyin ise yüzü gözle görülür bir şekilde asılmıştı.
Sebebini anlayamamıştım
Kapıya doğru ilerlerken merdivenin başında duran erkek bebek dikkatimi çekti. Deniz...
S*ktir düşecekti.
Merdivenlerden nasıl çıktığıma dair hiç bir fikrim yoktu. Ama son anda yakalayabilmiştim.
" ufaklık. Senin ne işin var merdiven başında. Ya düşseydin ne olacaktı. " merdivenlerden indirdiğim zaman avluya çıkan ali, gelip hemen denizi kucağımdan almıştı.
Arkasına bile bakmadan ilerlerken göz devirmiştim.
Evden çıkıp motoruma baktığımda 2 tane korumanın motorun başında , birini koruyorlarmış gibi durduklarını gördüm.
Dudağım hafifçe kıvrılırken ilerlemeye devam ettim.
Motoruma geldiğimde adamlar kenara çekilip anahtarı bana vermişlerdi.
Bir şey demeden motoruma binip kaskımı taktım.
Motoru çalıştırıp son hız ilerlemeye başladığımda asfalt inlemişti.
Seviyordum.
Hız.
Tehlike.
Aksiyon.
Macera.
Risk.
Birde dağda olunca tadından yenmiyordu.
Girdiğim yolun ıssızlığı ile tedirgin olup hızımı düşürmüştüm.
Kaskımın camını kaldırıp yavaşladığımda aniden silah sesleri duymaya başladım
Kendimi en yakınımdaki evin kenarında bulduğumda kolumdan vurulduğumu fark ettim.
Silahımı çıkartıp emniyetini açtım ama kalabalıklardı
Hepsini halledemezdim.
Hemen telefonumdan yiğiti aradım
" emredin komut-"
" ........ Adreste saldırıya uğradım destek gönder"
" emredersiniz ko-"
Dıt. Dıt. Dıt.
-mutanım kelimesini telefonu kapattıktan sonra söylemişti her zamanki gibi.
Dayanabilirdim. Dememe kalmadan küfür ettirecek bir şey olmuştu.
Karşı taraftan son hız gelen arabalar aniden durup üzerime ateş etmeye başlamışlardı ama bilerek ıskalıyorlardı
Motorumu kendime siper etmiştim ama karnımdan vurulmuştum.
Kanamam fazla yoktu ama başım dönmeye başlamıştı.
O sırada saldıran adamlardan birisi bağırdı.
" ALİ ÖZTÜRK'E SÖYLE EĞER KARDEŞİM HAKKINDAKİ DAVADAN GERİ ÇEKİLMEZSE KIZLARINI SAĞ BULAMAZ, BU İLK VE SON UYARIM. "
Algılayamıyordum.
Vücudum bemden bilinçsiz tepkiler veriyordu.
Fazla kanama yoktu ama silahın içindeki bir madde benim bilincimi kaybetmemi sağlıyordu.
Arabaların hepsi gittiğinde yere yıkılmıştım.
Hiç bir şey hissetmiyordum.
Bilincim kapandığında tek düşündüğüm.
Silahın içindeki maddenin bana tanıdık gelmesiydi.
Flashback
10 yıl önce.
Kes lan sesini , ben seni asker olasın diye yetiştirmiyorum. ( bir tokat )
Niyetin belli değilmi zaten, erkekler ile yatıp kalkmak.( bir tokat )
Asker olamazsın, duydunmu beni ( bir tekme )
- a-asker olacağım.v-ve s-sen buna engel o-olamayacaksın.
Öylemi efendim. Bak bakalım bana karşı gelmek neymiş.
Tolga!
Efendim baba
Getir silahımı, ama biliyorsun.
Bilmezmiyim baba
Tolganın getirdiği silahı babası bir kere ateşlediğinde vücuduna kurşun girmiş gibi bir acı vardı.
Göğsünün tam üstünde.
Ama kurşun değildi bu !
Kurşun öldürürdü, acı çektirmezdi.
Vücudunda ateşler vardı, damarlarından kan değil alev akıyordu
Kız titremeye , sonrada yanmaya başladı.
Canı çok acıyordu.
Gerçek kurşun bu kadar acıtmazdı.
( sokak nöbetçilerinden esinlenmemiştir, farklı bir kurşun türüdür )
Flashback son