14.

2460 Words
Kollarını açıp bana koşan asiyeyi bende kollarımı açarak karşıladım. Kucağıma alıp etrafımda 1 tur döndürdüm ve boynuna kokulu bir öpücük kondurdum. Başını kaldırıp yüzüme baktı ve konuşmaya başladı. " sözünde durdun, geldin " " ben her zaman sözümde dururum, buna şüphen mi vardı " Başını olumsuz anlamda sallayıp yanağımı öptü. Asiyeyi tek kolumla sabitleyip diğer elimle cebimden çikolata çıkarttım. " al bakalım, bu da diğer sözüm " Çikolatayı alırken gülümsemişti. " teşekkür ederim " dediğinde yanağını öptüm. " rica ederim " Yasemin, " ee bize yokmu sarılmak " Asiye kucağımdan inip yasemine koştu " ABLA " Arkamı döner dönmez kucağıma atlayan yelizi beklemiyordum. Bacaklarını belime dolayıp başını boynuma gömdü. " sana bir şey olacak diye çok korktum." başı boynumda olduğu için sesi boğuk çıkmıştı. Yaralı olmayan elimle kalçasına minik bir tokat attım. " koca dana " Hemen kucağımdan inip tekrar sarıldı. Aynı karşılığı verirken yanağını öpmeyi ihmal etmemiştim Bacağıma yapışan minik eller ile başımı aşağıya eğdim. Deniz'di. ( deniz erkek ) Eğilip kucağıma aldığımda yelizin sesini duydum. " elin! Eline ne oldu " " sakin ol, ufak bir kesik " Bayağı ufaktı. Bıçak elime saplanmıştı yani ne büyüğü. Denizi koklayarak öptüğümde demir ile göz göze gelmiştik. Göz kırpıp 'ne bakıyon' mesajı verdim. Başını olumsuz anlamda sallayarak sorun olmadığını söyledi. Feyzi, " komutanım biz emanetleri verelim " Arabanın bagajına ilerleyip içinden 4 poşet abur cubur çıkarttı. " lan ne ara aldınız onları " Emek, " iki dakka markete uğramıştık " Başımı onaylayarak salladığımda sinan ile göz göze geldik. Bu adamın gözleri niye bu kadar güzeldi oğlum ya Göz kırptığında kalbim teklemişti. Vicdansızın oğlu. Gözlerimi devirip başımı çevirdim. Denizi yavaşça indirip doğruldum. Bahar ile göz göze geldiğimde kollarımı açtım. Pıtı pıtı gelip kollarımın arasına girdi. " teşekkür ederiz, sen olmasaydın-" " sus bakalım. Biz görevimizi yaptık, sende kızına bakarak, güzelce yetiştirerek kendi görevini yapacaksın. Asiyenin ve senin her türlü ihtiyacını biz tim ile karşılayacağız " " abla bu kadarına gerek y-" " hadi içeri geçelim daha bizimkilerle selamlaşacağım." " abla ama " " aması yok, daha sonra biz senle özel olarak konuşacağız zaten " " tamam abla " Ayşenur h, " yavrum, hoş geldin annem " Gülümseyerek sarıldığımda içime ılık ılık bir şey aktığını hissettim. Derin bir nefes alarak daha sıkı sarıldım anneme " hoş buldum." Benden ayrıldığında ömer bey duruyordu karşımda, kollarını açar açmaz aynı şekilde ona da sarıldım. " hoş geldin yavrum. Hoş geldin çiçeğim " " hoş buldum " " iyisin değil mi " " iyiyim, sadece elim biraz kesildi o kadar " Çarpılmama son 10... 9... " bakarız eline de, döndün ya, o bana yeter " Babamdı o benim. Ayrıldığımızda ayşenur hanım seslenmişti. " yavrum hadi yemek hazır, açsınızdır. Çabuk " Sadece bize değil tim'e de diyordu Ali, " yok biz gidelim, siz hasret giderin. " Emek, " aynen, ali haklı, gidelim biz. " Yasemin, " bahar ve asiyeyi görmeye gelmiştik zaten " Ayşenur h, " olmaz öyle, sonra gidersiniz aç acına göndermem sizi yürüyün içeri haydi " Sinan, " biz gerçekten gid- " "Annemin emrine karşımı geliyorsunuz asker " " & estağfurullah komutanım! " Herkes, yüksek çıkan seslerine irkilmişlerdi. " bir bağırmayın, iki bir daha annemin dediğini ikiletmeyin " " & emrederisiniz komutanım " " anca bundan anlıyorlar, deliler " Ayşenur hanıma döndüğümde gözleri dolu doluydu. Kaşlarımı çattığımda sebebini anlamaya çalışıyordum. Anne dedin ya salak, dedi iç sesim. " hadi yavrum geçin içeri " bu kez ikiletmeden içeriye girmişlerdi. Diğerleride içeriye girdiğinde bende ilerlemiştim ama üniformam üzerimdeydi. Kurumuş kan lekeleri vardı. Çocuklar korkabilirdi belki. Sofra bahçeye hazırlanmıştı, tim için tabak konmuştu. Hepsi yavaş yavaş otururken yelize seslendim " yelooozz " " efendim abla " " senin siyah kıyafetin varmı " " hayır, ben kim siyah kim abla " " yenge takımı, sizden birinin varmı " Yağmur, " benim var, olur belki, gel vereyim " " tamam. Geliyorum ben hemen, siz başlayın. Yeliz yanını boş bırak " " tamam bebeğim " Göz kırptığımda yağmur ile birlikte içeri geçmiştik. " pantolon-sweet olurmu " " olur. " Yukarı çıktığımızda bir odaya girdi. " geleyim mi, müsaitmi " " gel gel " İçeri girdiğimde odayı fazla incelemedim, mahrem alanlarıydı. Yağmur dolaptan kıyafet alıp bana uzatırken elini ağzına kapatarak koşarak ebeveyn banyosuna gitti. Kıyafetleri yataga koyarak bende arkasından gittim. Klozetin önünde eğilmiş kusuyordu. Saçlarını, sağlam olan elimde toplayıp diger elimde sırtını sıvazladım. Eliyle git işareti yaptığında başımı iki yana salladım. Yeliz mesajda bahsetmişti, bir kaç gündür midesi bulanıyordu demişti. Sifonu çekip doğrulduğumda lavaboya ilerledi. Suyu açıp elini yüzünü yıkadı. " daha iyimisin " " iyiyim, teşekkür ederim " " rica ederim ne demek, üşüttünmü " " yok başka bir şey " " ney gibi bir şey " Sustuğunda kaşlarımı çattım. İlkel bir dürtüyle banyo tezgahına baktığımda ağzım açılmıştı. " hamilemisin " Başını onaylarcasına sallayınca tebessüm ettim. " çok sevindim tebrik ederim. " " teşekkür ederim " " asaf biliyormu " " hayır, daha söylemedim " " ne zaman söyleyeceksin " " aslında, ben senin gelmeni beklemiştim söylemek için, ailemizin tam olmasını istedim " " söyleyebilirdin, neden beni bekledin ki " " dediğim gibi, ailemizin tam olmasını istedim. " Buruk bir tebessüm ettim. " ailenizden biri değilim, beklemene gerek yoktu " Kaşlarını çatan bu sefer oydu. " ne demek o. Sende ailenin bir parçasısın " " biliyorum ama insan hissetmediği bir yerin parçası olamaz " " rabia, hata yaptık hepimiz ama... Bizde kendimizi korumak zorundaydık, tanımıyorduk seni. Aliyle birlikte konuş önce anlatacaktır sana zaten sonra bize hak ver- " " sorun değil, ciddiyim. Zaten eğer böyle bir durum olmasaydı da pek aidiyyet hissetmezdim. Kendinizi suçlamayın " " Rabia bak- " " üzerimi değiştireyim, üniformadaki kokudanda miden bulanabilir " Banyodan çıkınca yatağın üstündeki kıyafetleri alıp odadan çıktım. Yelizin odasına girip hemen üzerimi değiştirdim. Silahımı çekmeceye koyup üniformamı katladım ve çalışma masasının üzerine koydum. Aynadan kendimi süzdüğümde kendime göz kırptım Aşağıya indiğimde hemen bahçeye çıktım, yağmur çoktan gelmişti. Bende bekletmeden oturdum. Emre, " komutanım sizin burcunuz ne " " aslan, niye sordun " Yasemin, " iddiaya girdik. Eger ikizler olsaydınız emre kazanacaktı, aslan olduğunuz için ben kazandım. " Emre, " ama komutanım ikizler kişiliği taşıyor, aslan olması imkansız " " aslan burcuyum, özelliklerimide taşıyorum. Asiliğim, liderliğim... Güzelliğim " Herkesden ufak bir kıkırtı yükseldi. " ne var, güzel değilmiyim. " Hepsi bana bakmaya başladığında tekrar sordum. " çirkinmiyim " Hepsi şaşkınca bana bakmaya başladı. Ama beklediğim cevap hiç ummadığım kişiden geldi. Sinan'dan " emin ol, görüp görebileceğim en güzel kadınsın rabia " Bu sefer hepsinin gözleri sinana döndü Ama öfkeli gözler... Sinan ise 'dünya yansa fena mı ısınmıs oluruz' misali sadece bana bakıyordu. Kalbim yine göğüs kafesime vurunca derin bir nefes alma ihtiyacı hissetmiştim. Ama sinan susmamıştı. " hatırlıyormusun bir kere özel göreve gitmiştik. Sen liana rolündeydin. Ben alex " Evet hatırlıyordum ama o kişi sinan olamazdı " alex senmiydin" " evet. Bende sen olduğunu bilmiyordum. Eniştem söylemişti banada." " bende asker oldugunu biliyordum ama sen olduğunu bilmiyordum. Birde o gün olanlar. " Yanaklarım yanmaya başladığında sinan bana göz kırpıp önündeki sudan içmiş üstüne hatırlatmak ister gibi dudaklarını yalamıştı. Allah belamı verseydi keşke. Yasemin, " hangi görev bu " Sinan, " siyah elmas " Emre," hatırladıkça mal mal sırıttığın siyah elmas görevimi." Yasemin, " kırmızı, derin bacak yırtmaçlı, sırt ve göğüs dekolteli olan elbiseli kadın sizmiydiniz " Cevabı ben değil sinan vermişti. " siyah topuklu ayakkabı, beyaz elmas küpeli, koyu göz makyajı, saçları açık dalgalı, gerdanını kaplayan ucu göğüs dekoltesinin hemen üstünde küpelerle takım olan kolye, gözleri mavi... Kırmızı rujlu kadın " Son cümleyi dudaklarıma bakarak söylemişti. Zafir, " bizim aralarını yapmamıza gerek kalmadı, bunlar halletmişler zaten " Bunları yasemine söylerken bende duymuştum. Görevin ismi siyah elmas dı. Görevin detayları ise... Of utancımdan yüzüne bakamıyordum, ama gözlerimi gözlerinden ayıramıyordum. Sinan da aynıydı, gözlerini benden ayırmıyordu. Gözleri dudaklarıma iniyor ve daha sonra sırıtıyordu. Yüksek bir öksürük sesi ile gözlerimiz ayrılmıştı. Öksüren kişi abi takımından aliydi " görevin detaylarını bize de verseniz, bir aydınlık yaşasak " Sinan, " görev gizliliği sebebiyle söyleyemeyiz... Gizlilik olmasa bile yine söylemem çünkü o görev ikimize özel oldu, öyle kalacak." Bu sefer öksüren bendim. Her anı hatırladığını belirtmişti. " seni döverim oğlum " alinin yükselmesi ile sinan sandalyeye yaslanmıştı. " sıkıntı yok " Alinin gözleri bu sefer bana döndü. Sadece alinin değil, bütün ailenin. Yeliz ile şaşkınlıkla bakıyordu. " bakmayın öyle, aramızda hiç bir şey geçmedi. Karı koca rolündeydik, inandırmak için biraz öpmüş olabilir sadece... Ama yanağımdan, başka türlü yakınlık olmadı aramızda " Çarpılacaksın kızım. Bu sefer cidden çarpılacaksın. Yakalamamız gereken kadını, evli olduğumuza inandırmak için restoranın banyosunda yaptığımız bir kaç şey vardı sadece. Fazla bir şey değildi canım. Hiç fazla değildi dedi iç sesim Ya sen bir kes sesini iç ses. Kimlikten arındıktan sonra 3 gün boynunda kalan morluklar için fondöten sürdüğünü unutmuş olamazsın dedi bu sefer Unutmadım, unutamazdım zaten ama bunları onlara söyleyecek değildim. Ömer bey, " bir şey olmuş olsa bile bu bizi ilgilendirmez " Ali, " baba " Ömer bey " 1- o zaman hayatında biz yoktuk. 2 - görev gereği emir neyse onu yapması gerekiyor. 3- kendisi zaten özgür birisi. Hayatına ne olursa olsun müdahale edemeyiz, hakkımız yok. Hele bunca yıldan sonra karşısına geçip yaptığı şeyler için hesap sormak veya onu bu yaşından sonra kısıtlamaya hiç hakkımız yok. " Ali derin bir nefes alarak önüne döndüğünde bu sefer ömer bey sinana döndü. " o zaman neler olmuşsa olmuş, bunun konusu hiç değilse bizim yanımızda açılmasın " Sinan, " tabi, kusura bakmayın haddimi aştım " Ömer b, " estağfirullah, ne kusuru. Buyrun yemeğe devam edelim. " Yemeğin geri kalanı ufak sorular ve koyu sohbet ile geçmişti. Ali, sinana bakış atsa bile sinanın umurunda değildi. Benim hiç değildi. Sinanla göz göze gelmemeye çalışırken nasıl sürekli göz göze gelebiliriz anlamaya çalışıyordum. Yemekten kalkıp salona geçtik, bir süre sonra çaylar ikram edildiğnde yine koyu bir sohbet dönmeye başlamıştı. Çocuklar yukarıda oyun oynuyorlardı. Bahar ise benim yanımdaydı. Fakat bir gariplik vardı. Rüzgar ve bahar arasında sürekli bir bakışma geçiyordu. Bu işle sonra ilgilenirdim çünkü içeri gelen asiye hemen benim yanıma koşmuştu. " asker abla bak sana resim çizdim ben " Kağıdı elime aldığımda kurşun kalemlerle yaptığını gördüm. Kırtasiye malzemeleri almak farz olmuştu. Resmi incelediğimde çok güzel çizildiğini fark ettim dağ üzerinde bir ev çizmişti, kapının önünde venim elimden tutuyor, annesine gülümsüyordu. fakat şaşırdığım şey ise bu resmin fazla detaylı çizilmiş olmasıydı. resim yeteneği çok güzeldi Bahar, " neden boyamadın kızım, arkadaşların sana boyama kalemleri vermişti ?" Asiye, " dayım demişti anne " " ne demişti " Asiye, " bu dünyada en güzel iki renk kırmızı ve beyazmış. Diğer renkler güzelliğini yitirir ama kırmızı ve beyaz asla yitirmezmiş. O renkleri hep görürmüşsün... zaten dayımı en son gördüğümde yüzü kırmızıydı... " Son cümleden sonra asiyenin ağzından bir hıçkırıç çıkmıştı. Gözleri dolarken gülümsedi. " ben yukarı gideyim " koşarak salondan çıkınca bahara döndüm " dayısına ne oldu " diye sordum. Ama fısıldayarak söylediği şeyler, aldığım cevap, boğazıma yumru oturmasını sağlamıştı. " abim, askerdi... Bir gün evde oturuyorduk, baskın yaptılar... Bizi korumak istedi ama, gücü yetmedi, çok kalabalıklardı... Bizi bağladılar. Gözümüzün önünde abime işkence ettiler, sonra elektrik verdiler. Evlerin hepsini yakarak gittiler... Abim kollarımda şehit düştü rabia abla. Kurtaramadım abimi. O günden sonra asiye bütün boya kalemlerini attı, sadece kırmızı ve kurşun kalemi kaldı " Çok büyük bir travmaydı asiye için, sadece onun için değil bahar içinde travmaydı. Telefon çalma sesiyle içine girdiğim düşüncelerden sıyrıldım. Sinanın telefonu çalıyordu. Ağzının içinde bir şeyler geveleyip dudaklarını dişledi. Zafir, " hayırdır abi " " anam arıyor " Emre, " haber vermedim demeyin " " vermedim haber. " Hiç dememişti. Telefonu açtı ve kulağına biraz mesafe koyarak cevap verdi. " efendim cennet kokulum, canım annem " " neredesin sen, dönmüşsün kaç saat önce hiç mi haber vermek aklına gelmedi hayırsız, ölüyoruz meraktan, elim kalbimde, kulağım telefonda senden haber beklerken sen nerelerdesin kim bilir. Hiç mi aklına gelmedi aramak, hiç değilse mesaj atsaydın " " annem bir dinl- " " gelme eve, açmayacağım kapıyı, neredeysen orada kal, almayacağım seni eve, bir daha arama beni, annen değilim ben senin. " " annem bak" " sus hayırsız evlat " Ayağa kalkıp ilerledim ve telefonu elinden aldım. " sultan teyzeciğim " " rabia kızım sen misin " " evet benim, sinan ve tim bizim evdelerde, annem aç karına göndermedi, bende emir verdim kalmak zorunda kaldı, telefon yasağı da vermiştim de o sebeple haber veremedi kusura bakma " " yok yavrum ne kusuru, tamam işi bittiğinde gelsin eve " " tamam sultan teyze teşekkür ederim " " ne teşekkürü yavrum, nasılsın iyimisin sen, yaralandınmı " " yok bir şeyim, elim ufak bir kesildi sadece " " geçmiş olsun yavrum, bir ara gel bize sohbet ederiz " " tamam sözüm olsun " " tamam kızım selam söyle size, sinanda fazla oyalanmasın " " tamam söylerim " " allaha emanet ol kızım " " sizde " Telefonu kapatıp sinana verdim. Tim şaşkın duruyordu. " ne var be ne oldu. " Zafir, " sultan teyzenin sinirini yatıştıran ilk insansınız, verin elinizi öpeyim " Elime uzandığı sırada kafasına vurdum " saçmalama alt tarafı bir kaç şey söyledim. " Sinan, " ama cidden annemin sinirini yatıştıran ilk kişisin " " farkım, tarzım, ben bir aslanım " " & ooooo " Saçımı savurarak omuzumu silktim. Sinan, " bu sefer kalkalım biz, annem daha fazla merak etmesin " Tim ayaklanınca bizimkilerde ayağa kalkmıştı. Dışarıya kadar geçtiklerinde annem konuştu. " allaha emanet olun, tekrar bekliyorum, çıkın çıkın gelin kapımız her zaman açık " Ömer bey, " hatunum haklı, sık sık bekliyoruz " Annem cilveyle gülümsedi. Yasemin, " inşaallah " Tim arabaya ilerlerken sinan ile göz göze geldik. " iki dakika bir gelirmisin rabia " Başımı sallayıp bizimkilere döndüm. " siz geçin geliyorum ben" Babam başını sallayıp herkesi içeri sokmuştu, en son kendisi girmişti. Sinana döndüğümde gülümsedi. " sizinkileri sevdim, özellikle babanı ve anneni. " " diğerlerini sevmene gerek yok boş ver " " yarın müsaitmisin " " sabah görev raporu yazdıktan sonra müsaitim " " bir yerlere gidelim mi " " ne gibi yerler " " bilmem, yemek yeriz belki, olmadı bir şeyler içeriz " " olur, askeriyeden gelirim ben " " ben alayım seni " " zahmet etme " " yok ne zahmeti, bende enişteme uğrarım hem " " iyi, tamam. Olur yani " " tamam, o zaman hoşçakal. " " sende, dikkatli git " " olur giderim. " Arkasını dönüp bir kaç adım attığında tekrar bana döndü. " bir şey yapacağım ama umarım bir yerime kurşun sıkmazsın " Soru sormama fırsat olmadan tek adımda yanıma gelip yanağıma derin bir öpücük kondurması bir olmuştu. Tepki vermeme fırsat olmadan diğer yanağımdan da öpünce hepten donmuştum. En son burnumu ucundanda öptüğünde hızlı adımlarla arabasına bindi. Bir elim yavaşça yanağıma gittiğinde kendisi arabayı çalıştırıp gitmeye hazırlanıyordu. O sırada arabasından bir ses yükseldi. Ata ata dertleri hep içime attım İnsan gibi yaşamak benim de hakkım İçimdeki zemberek kırıldı artık Tamiri mümkün değilse işte o gün yandık Her gün yağmur yağabilir, insan hata yapabilir Birbirimize tutunursak belki güneş doğabilir Araba yavaşça bahçeden çıkarken, ben kapıda, elim yanağımda kalmıştım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD