Yavaş ama seri adımlar ile büyük bir kayalığa gizlenmiştim.
" emek, rapor ver "
" görev yerimdeyim komutanım. Hareketlilik yok, 9 şerefsiz var. Uygunsuz şeyler yapıyorlar "
" ne gibi? "
" komutanım şey... "
" ney "
" komutanım ağzımı açtırmayın ne olur "
Zafirin sesini duydum kulaklıktan.
" iğrenç "
" ne oluyor lan! "
" komutanım kadın var yanlarında anlayın işte, 18 içerik. Bu yaşımda bunu gördüm ya daha da bir şey demiyorum. "
Cidden iğrençlerdi.
" akkız durum ne "
" içeride 6 adam var. Biri gaflette. Diğeri zıkkımlanıyor. 3 tanesi leş içiyor. Diğer adam... İhtiyaç gideriyor. "
" tercüme edin bana "
" biri uyuyor. Diğeri yemek yiyor, 3 tanesi içki içiyor. Diğeri hela ihtiyacını karşılıyor "
Sinan yüzbaşının açıklaması ile başımı salladım.
" emreyi gören varmı. "
" şerefsizlere su taşıyor komutanım... Suyu bıraktı... İçiyorlar... Bingo... İşaret geldi, hazırız komutanım "
Saate baktığımda 23:39 du.
" tam 12 de başlıyoruz. Şehit düşmeyi yasaklıyorum. Yaralanan olursa kör içtima yaptırırım ona göre. Anlaşıldımı? "
"& anlaşıldı komutanım. "
Silahımın dürbününden bir süre daha incelemeye devam ettim.
3 hafta olmuştu. Timin 3 gün izni vardı. bittiği an gelen emir ile leş avına çıkmıştık.
2,5 haftadır buradaydık.
Göreve gitmek için helikopter havalandığı zaman hasan albayın geldiğini görmüştüm. Fakat yetişememişti.
Onlarla konusmamıştım. Askeriyeden çıkmadığım için telefonumu kapatmıştım.
Tim ile biraz daha yakınlaşmıştık. Cidden elleri iş görüyordu... Çeneleri gibi.
Yasemin; Ben ve sinandan sonraki rütbelimizdi. Kendisi konyalıydı. 26 yaşındaydı. Ailesi yoktu, fazla detay vermemişti ama sorun olduğu belliydi.
Emek; rizeliydi. 24 yaşındaydı, ailesi 1 yıl önce rütbe töreninde düzenlenen saldırıda vefat etmişti. Emek onların kanını yerde bırakmamak için toparlanmış ve göreve dönmüştü. Ama aile yasını hala tutuyordu. Ki ailesinin kanları yerde kalmamıştı
Emre; grubun neşesiydi. 24 yaşındaydı. Mersinliydi. Ailesi çocukken trafik kazasında ölmüştü. Anneannesi ve dedesiyle büyümüş ve asker olmuştu.
Zafir: 24 yaşındaydı. G.antepliydi. ama ailesi ile yaşadığı sorunlar sebebiyle hiç memleketine gitmiyordu.
Ali; 24 yaşındaydı. kocaeli'liydi. sessiz ama konuşkan bir tipti. Normalde konuşmaz ama konu açılınca susmazdı. Ailesi ile düzenli görüşüyordu.
Feyzullah. 23 yaşındaydı. İstenbulluydu. Grubun çaylağıydı. Ama gevşek değildi. Hafızlığını yapmış, daha sonra asker olmuştu. Kuran okurken duymak nasip olmuştu. Maşaallah çok güzel okuyordu.
Gevşek değillerdi ama sert te değillerdi. Alıştıkları için konuşma yapıları onlara göre normal geliyordu.
Teröristlere leş veya şerefsiz diyorlardı.
Yemek yiyenlere zıkkımlanıyor diyorlardı.
İçki içenlere leş içiyor diyorlardı.
Gaflette olduğu zaman uyuyor manasındaydı. Feyzullah en büyük gafletin uyku olduğunu söylemişti.
Alkol yoktu hiçbirinde. Sigara kullanıyorlardı.
Hiçbirinin sevgilisi yoktu. Sevdiğide yoktu. Sap kalmışlardı garibanlarım... Benim gibi.
Saat tam gösterdiğinde sessizce başlamıştık.
Susturucu takılı silahlar ile tek tek öldürüyorduk.
Emre içeriden tamam işareti verdiğinde her yerin temizlendiğini anladık.
Mağaraya girdiğimizde içeride 2 kadın vardı.
Birisi çıplaktı. Sebebi malum.
Diğeri ise baygındı. Büyük ihtimal rehin düşmüş köle diye çalıştırıyorlardı.
Görevimizin odağı ise mağaranın gizli yerindeki esir 4 çocuktu
1 ay önce köylerinden kaçırmışlardı.
Bizde görevimizin icabında onları ailelerine teslim edecektik.
Çocuklar çok korkmuşlardı. Hepsi titriyordu.
Çantadan su verdiğimizde hala korkudan titriyorlardı.
İşkence ederek öldürecektim o leşleri.
Kaskımı çıkartıp yasemine verdim ve konuşmaya başladım.
" sakin olun. Ben askerim ismim rabia. Şimdi sizi ailenize götüreceğiz tamam mı. Bizden korkmayın."
" askermisiniz gerçekten, dayım gibimisiniz? " içlerinden en büyük gözüken kız'ın sorusuna gülümsedim.
" evet. Askerim. "
" koruyacakmısınız bizi "
" her daim. "
" annem nerede "
" evinizde bekliyor.gidelim mi "
" gidelim. ( kürtçe ) Çocuklar bu abla bizi koruyacakmış onlardan korkmayın bize zarar vermezler tamam mı "
Uzak dur bizden kardeşlerime zarar vereceksin.
Git buradan
Sana güvenmiyorum.
Sende zarar verceksin. Kardeşimi alacaksın benden.
Korkmayın artık bize zarar veremez ben sizi korurum.
Aklıma gelen şeylerle burukça gülümsedim.
Cebimden bir kaç tane çikolata verdim.
Büyük olan kıza yetmemişti
" ben sana sonra vereceğim söz veriyorum tamam mı "
" tamam. "
Çocuklardan onay aldığımızda hepsini tektek kucağımıza aldık
Zafir ve sinan bizi koruyorlardı.
Köy yakındaydı.
10 kilometre kadar yakında...
" senin adın ne bakalım."
" asiye "
" çok güzel bir ismin var, kaç yaşındasın.
" 9 "
"annenin ismi ne "
" bahar "
" annenin adı da güzelmiş. Şimdi sen omuzuma yaslanarak uyu asiye. Ben seni uyandıracağım tamam mı "
" tamam. "
Başını omuzuma yasladığında ilerlemeye başladık. Bayağı uzaklaştığımızda elimizdeki kumandayla mağarayı patlatmıştık.
" o ses neydi " asiyenin sorusuna sinan cevap verdi
" havai fişek ti. "
" keşke görebilseydim. "
Söze ben girdim
" biz dönelim sana daha güzellerini göstericem "
" tamam "
10 dakika bir süreden sonra asiye uykuya dalmak üzereydi. Uyumadan öncesi son sözleri beni bi hayli şaşırtmıştı.
" annem gibi kokuyorsun. Huzur kokuyorsun asker abla "
~~~
2 saat kadar yürümüştük. 10 dakikada bir mola veriyorduk. Çocuklar yürüyorlardı fakat çoğunlukla kucağımızda kalıyorlardı.
Köye yaklaşmıştık hatta dışarıdaki insanlar gözüküyorlardı.
Köy resmen harabe olmuştu. Çoğu ev yıkılmıştı. Tek tük bir kaç ev kalmıştı.
Yardım etmek zorundaydık.
Köye git gide yaklaştığımızda köy halkı dışarı çıkmaya başladı.
İçlerinden birisi bizi tamamen gördüğü zaman sevinçle haykırmıştı
"Gelenler asgerdiir. "
Hepsi birbirlerine sarılırken çocuklardan birinin annesi bize doğru koşmaya başladı
" OĞLUUMM "
yasemin çocuğu kucağından indirir indirmez çocukta annesine koşmaya başlamıştı.
" ANNE "
" YAVRUM. "
" ASİYE'M YAVRUM "
Asiyeyi kucağımdan indirip bir adım geri çekildim.
Annesi gelip asiyeyi bağrına basarken bir yandanda bize dualar ediyordu.
" rabbim ne dualarınız varsa versin, ayağınıza taş değmesin inşaallah, rabbim ailenize bağışlasın. Bizi yavrularımıza kavuşturdunuz, allah sizden razı olsun "
" amin cümlemizden inşaallah "
" amin "
" saol bacım "
" görevimizi yaptık "
Hepimiz farklı cevaplar verirken ailelerin gözleri doluydu.
" buyurun bir şeyler hazırlayalım, aç susuz kalmışsınızdır. Geçin eve haydi "
" yok teyze bizim yolumuz var. " diye cevap verdiğimde asiyenin annesi söze girmişti
" biraz dinlenin, yorgun görünüyorsunuz. En azından bir yemek. Hakkınızı ödeyemeyiz "
" olurmu öyle şey, sizin güvenliğiniz her şeyimizden önemli, lütfen kendinizi boçlu hissetmeyin "
Sinan yüzbaşı yanıma yaklaştığında bahar hanıma 1 dakika işareti yaptı.
Kulağıma eğildi. " bir yemek yiyelim, tim yorgun. Fazla oyalanmayız hem buranın güvenliğinden emin olmalıyız. Birde... "
" birde? "
" buralardaki tek mağaranın o olmadığını düşünüyorum "
" o yüzden erken gidelim diyorum, daha etrafa bakacağız "
" haklısın "
Dağ'a doğru baktığımda aklımı kurcalayan bir sürü şey vardı.
Bu kadar kolay olamazdı!
Bir şey vardı bu işte , ama ne?
İçimdeki bu kötü his'se bir anlam veremiyordum
Köye bakarak göz gezdirdim.
Hepsi çocuklar ile hasret gidiyorlardı. Teyze ve bahar benden bir cevap bekliyordu.
Islık çalarak tim'i yanıma topladım.
" bir sorunmu var komutanım " feyzullaha baktığımda kaşları çatıktı.
" yok diyelim öyle olsun feyzi, biraz buradayız. Yemek falan ikram etmek istiyorlar, güç toplarız. Daha sonra etrafa bakmaya gideceğiz. Bu kadar kolay olmamalıydı. Bir iş var "
Emre," tuzak kurmuş olabilirlermi "
Sinan, " onlardan her şey beklenir "
Ali, " komutanım. Bence daha başka bir şey var "
" bir şey olacak, her an tetikte olmalıyız. Saldırabilirler. "
Hepsi başını salladığında bahar hanıma doğru ilerledim.
" biraz buralardayız. Fazla zahmet etmeyin, bir kaç lokma yesek yeter "
" hemen hazırlayalım siz içeri geçin "
" siz yemeği hazırlarken biz etrafın güvenliğinden emin olalım. Hazır olduğu zaman geliriz "
" tabi nasıl isterseniz "
Asiyenin elini tutup içeriye girdiler.
Time döndüğümde hepsi bir yere odaklanmışlardı.
Baktıkları yöne döndüğümde bir teyze kayanın üzerine oturmuş dağ'ı seyrediyordu.
" sorunu ne öğrendiniz mi "
Ali " Kaçırılmayla bir alakası yok. Kızı 3 yıl önce 5 yaşında bir oğlan getirmiş. Sana emanet diye, kadında o zamanadan beri çocuğa nenelik etmiş ama 4 ay önce kaybolmuş. Bulamamışlar "
O çocuğun önemini daha sonra anlayacaktım.
" polis falan gelmemişmi "
Emre," buralarda hiç iletişim falan yokmuş. Araçla ise bozulmuş. Yani burada mahsur kalmışlar diyebiliriz. "
" onlar için helikopter istersek bizim oraya gönderebiliriz "
Sinan," albay ile iletişime geçelim "
Başımı salladım.
Sinan yanımdan ayrılırken bende ileriye doğru gitmeye başladım.
Biraz dolandıktan sonra geri döndüm.
~~~
Önümüzdeki yemeği yerken bir yandan bize sorulan sorulara cevap veriyorduk.
" kaç yaşındasınız evladım "
Emre " nenem komutanlarımız 28 yaşındalar. Yasemin 25 yaşında. Biz 24 yaşındayız. Feyzi 23 yaşında "
" maşaallah yavrum. "
Bir teyze bana bakıp yemeğin boğazımda kalmasına sebep olacak bir soru sormuştu.
" yüzbaşı adam senin yavuklunmu kızım "
" yok teyzem ne yavuklusu "
Sinan, " yok teyze yavuklu değiliz biz "
Yasemin, " şuanlık değiller teyzem ama ilerde olmayacaklar diyemeyiz. Biraz naz yapıyorlar sadece "
" yasemin! "
" emredersiniz komutanım "
Tim bize bıyık alrından gülerken hepsine ters bakış atmak ile yetinmiştim.
Bir süre sonra yemekten kalktık. Yasemin, emek, ali, feyzullah dışarıya çıkmışlardı.
Ben bahar hanım ve ismini unuttuğum bir kaç kadın ile birlikte oturuyordum.
Asiye içeriden elinde bir kağıt ile geldi .
" asker abla bak seni çizdim ben "
" bakayım "
Elindeki resmi bana uzattığında yüzündeki heyecan belli oluyordu.
Arkaya dağ resmi çizmişti. Dağın üstünde ben olduğumu düşündüğüm bir asker ve yanımda bir çocuk vardı, bu da asiye olmalıydı.
Gökyüzündeki güneş, bulutlar, dağdaki çiçekler. Asker kıyafetlerini hep kuşun kalemle çizmişti.
Boyama kalemi yoktu...
" çok güzel çizmişsin. "
" teşekkür ederim. Beğendinmi "
" evet hemde çok beğendim "
" ben sana daha çok yaparım kii "
" bende seni yerim kii "
Kucağıma alıp gıdıklamaya başladım. Kucağımda kahkahalar ile gülerken aynı zamanda kurtulmaya çalışıyordu
" asker abla hahahaha dur çişim geldi dur hahahah "
Gıdıklamayı bıraktığımda hemen tuvalete koşmuştu.
Derin bir nefes alıp koltuğa oturdum.
Yemekten sonra albay ile iletişum kurmuştuk. Koordinatları vermiştik.
1 saat içinde helikopter gelecekti.
Köy halkını gönderecektik.
Ve tahminlerde haklıydık. Bir tane daha kamp vardı.
Bunu da tesadüf eseri feyzi bulmuştu.
Köylüler gittikten sonra kampı patlatıp dönecektik.
Uzun sürmezdi çünkü tek tük leş vardı. Terk etmeye hazırlanıyorlardı.
Bir kaç dakika sonra bir sarsıntı başladı.
Dağdan yüksek bir ses geldiğinde sarsıntı artmıştı.
Hemen asiyenin üzerine kapandım.
Digerleri koltukların yanlarına çökmüştü.
Bizimkiler nerede bilmiyordum. Ama iyi şeyler olmadığı kesin di.
Sarsıntı kesildiğinde asiyeyi annesine vererek hemen dışarı çıktım.
Yanıma gelen yasemin ile sordum
" ne oluyor? "
" dağdan kayalar yuvarlandı. Sarsıntı bu yüzden di. Helikopter gelmek üzere. Köyü boşaltmamız lazım. Timin diğerleri diğer köylülerle ilgileniyorlar."
Hemen içeriye koştum.
" hepiniz dışarı haydi bakalım. Boşaltıyoruz evi "
" ne oluyor rabia abla "
Baharın korkulu sorusuna gülümsedim.
" sizin için helikopter geliyor, burası artık güvenli değil. "
Baharın gözleri dolmuştu.
" ama biz orada ne yaparız "
" biz halledeceğiz hepsini, siz merak etmeyin, hadi eşya almayın "
~~~
Köylüleri helikoptere bindirmiştik. içeride güvenlik için bir asker vardı
" hasan albaya selam söyle. Bahar ve asiye ona emanet, böyle söyle anlar "
" emredersiniz komutanım "
Helikopter havalandığı zaman bizde diğer kamp için harekete geçmiştik...