Yazar majestelerinden
" komutanım, helikopter iniş yapmak için izin istiyor "
" izin verildi! "
Helikopter iniş yaptıktan sonra içinden önce görevli asker indi. Daha sonra ise köy halkı...
Görevli asker hasan albayın karşısına geçip tekmil verdi.
" teğmen kadir izcioğlu, emredin komutanım "
" söyle asker "
" yüzbaşı rabia öztürkün selamı var, bahar ve asiye size emanet "
" aleykümselam "
Köylülerin üzerlerinde göz gezdirdi Hasan albay.
" bahar ve asiye hangileriniz " diye sorduğunda içlerinden bir kadın, kucağında yaklaşık 8 yaşlarında kız çocuğuyla öne çıktı.
" b-bahar benim "
" asiye? "
" kızım. "
Hasan albay tebessüm etti, böyle iyi kalpliydi rabia.
" merak etmeyin, şuan türk cumhuriyeti koruması altındasınız. Size zarar gelmesine izin vermeyiz. Sizler için evler ayarlandı, birazdan oraya gideceksiniz. "
" allah sizden razı olsun, rabbim ne muradınız varsa versin " dedi içlerinden bir kadın.
" rabbim sizlerden de razı olsun, buyurun "
Köylüler ilerlemeye başlarken hasan albay bahar ve asiyeyi durdurdu.
" siz benimle geleceksiniz "
" bir sorun mu var "
"Rabia sizi bana emanet etti, kendisi buraya gelene kadar benim gözetimim altında kalmanız lazım."
" olmaz- gerek yok yani, zahmet vermeyelim. Yük oluruz size "
" asıl yük, emanete sahip çıkamamak olmazmı bacım. Hem rabia geldiğinde sizi benim yanımda görmezse... Derimi yüzer."
Bahar son duyduğu şey ile gülmemek için iç yanağını ısırdı.
Ama asiye öyle yapmadı.
" sen asker abladan mı korkuyorsunki asker amca, ama o kimseye zarar vermez. Hem beni ve arkadaşlarımı kötü adamlardan kurtardı, sana bir şey yapmaz ki "
Hasan albayın bakışları dalgalandı.
Kaçırılan çocuklardan birisi bu kız olmalıydı.
Ve o kadar tavmadan sonra gülümseyebiliyordu.
" işte o yüzden benimle gelmeniz lazım. Rabia kimseye zarar vermez ama sinirli bir bakışı vardır. Dağları deler, ve ben o sinirli bakıştan korkuyorum. Bu yüzden benimle gelirmisiniz "
" annem ne derse o "
" gerçekten gerek yo-"
" bahar bacım. Sen hele bi bana sorunun ne olduğunu söyle "
" laf ederler komutanım. Bana da, yavruma da "
" merak etmeyin. Hiç bir laf etmezler. Hem gideceğiniz yerde asiye ye çok güzel 4 tane arkadaş var. "
" arkadaş mı var asker amca. "
" evet arkadaş. Senin gibi çok güzel iki tane, iki tane de erkek var "
Asiye beklenti dolu yeşil gözleriyle annesine bakmaya başladı.
( arkadaşlar rabia'nın göz rengini vermedim galiba. Koyu kahverengi. Sinan'ın açık kahverengi )
" zahmet- "
" bu kelimeden benim kadar rahatsız olan insanların yanına götüreceğim seni kızım, anlaştıkmı ? "
Bahar başını çaresizce salladı.
Asiye çok sevinmişti. Hasan albayda aynı şekilde.
~~~
" anne bal ve kaymak sürermisin. "
" sürerim anneciğim. Ver ekmeğini. "
Öztürk konağında yine bir kahvaltı yapılıyordu.
Yelizin suskun hali ayşenur hanımı endişelendiriyordu.
" anneciğim neyin var. Kaç vündür hem böylesin, sesimi çıkartmadım ama bir sorun mu var "
" bir şeyim yok anne "
" annem haklı yeliz. Böyle değildin daha önce. " dedi kerim.
" ne yapayım abi, siz söyleyin ne yapayım. Ablam 3 hafta önce evi terk etti, şuan görevde. Eğer ş-şehit olursa bizi affetmeyerek şehit olmazmı, bizden helallik istedi giderken, peki o bize kalbinden hakkını helal ediyormu . Hiç mi umursama yok sizde ya, ali abi. Bir kadına el kaldırdın. Üstüne üstlük birde, ağzımı bozucam kusura bakmayın, orospu dedin bildiğin. Ve o senin dediğine rağmen sana kalkan eli tuttu. şimdi hiç bir şey olmamış gibi davranıyorsunuz. Hadi tamam aileden görmüyorsanız bir şey diyemem ama en azından böyle davranmayın. "
Yeliz masadan kalkıp içeriye giderken oldukça sinirli ve özlem doluydu.
Masadakiler susmuş yelizin dediklerini düşünüyorlardı.
Haklıydı her kelimesiyle, aslında hepsinin her an düşündüğü şey rabi'aydı.
Onlar yemek yerken rabia aç mıydı.
Onlar yataklarında uyurken Rabia nerede dinleniyordu.
Onlar üşümezken rabia ne yapıyordu.
Cuma sabahı ali, aysimayı okula götürecekken aysima üşümesin diye klimayı açtığında aklına rabia gelmişti tekrar. Ya rabia şuan üşüyorsa diye.
Hepsinin her anında rabia vardı. Peki rabia'nın neresinde onlar vardı.
...
Kapı çaldığında zeliha kapıyı açmaya gitti.
Kapıdaki kişi hasan albaydı ama yanındaki kimdi...
" hasan amca, hoş geldin, buyur içeri "
" saol kızım. Sizinkiler evdelermi "
" evet salondalar. Bugün pazar olduğu için işe gitmediler , rüzgar dışarıda sadece "
" tamam kızım. Geç bahar "
Hasan albay, bahar ve asiye içeriye geçerken zeliha da arkalarından gitmeye başladı.
" abi hoşgeldin.-iz. Kim bu hanım kızlar " diye sordu ömer bey.
" rabianın emaneti, kardeşim. Oturun anlatayım, çocuklar nerede. "
Ali " odalarında oyun oynuyorlar. Çağırayı- "
" hasan amcam geldi" diye bağıran 4 çocuk içeri girdi
Hepsi hasana sarılırken asiye annesine baktı.
Bu bakışı annesi biliyordu.
Çok güzeller
" bakın ben size bir arkadaş getirdim. İsmi asiye "
Aysima " buradamı kalıcak amca "
" biz bi konuşalım. Siz o sırada oyun oynamaya gidin tamam mı, asiye geç hadi "
" annemi bırakmam"
" anneciğim. Hadi ama "
Asiye annesinin kulağına yaklaştı.
" ya sana vururlarsa "
Bahar yutkunma ihtiyacı hissetti. Kendiside korkuyordu.
" yok anneciğim, merak etme tamam mı, sen geç şimdi. Bende geleceğim birazdan "
" tamam "
Asiye annesinin kucağından inip çocukların yanına gitti.
" sizin isminiz ne "
" benim ismim aysima, bu da kardeşim arzu "
" benim ismim yağız, en küçüğümüz deniz "
Asiye denizin boyuna eğilip saçını kokladı.
Annesi hep bebeklerin cennet koktuğunu söylerdi. Doğru söylüyormuş diye geçirdi içinden
" anne doğruymuş "
" ne doğruymuş kızım. "
" bebekler gerçekten cennet kokuyorlarmış. "
Hepsinin yüzlerinde birer tebessüm yer aldı. Ama ali ve ayçanın ki buruktu...
Yağız " hadi odaya gidip oyun oynayalım. "
" ben annem gelmeden gelmek istemiyorum " asiye tekrar annesinin kucağına oturdu.
Burada güvende hissetmiyordu kendini, en güvenli yer annesinin kucağı ve asker ablanın kollarıydı.
" anneciğim bir şey olmaz, gidebilirsin"
" istemiyorum anne, sende gel o zaman "
" ama bizim buradaki abilerle konuşmamız lazım "
Hasan albay söze girdi
" sende çık istersen, ben haber veririm sana "
" aslında-"
" anne lütfen "
" peki tamam o zaman çıkalım "
" yaşasın. Teşekkür ederim anneciğim "
" rica ederim kızım, hadi "
Çocuklar ve bahar odadan çıkarken meraklı bakışlar hasandaydı
" rabia gittiği görevde esir çocukları kurtardı, asiye o çocuklardan birisi. Çocukları ailelerine teslim ettikten sonra bizimle iletişime geçtiler. Orada yaşam zor olduğu için köylüleri buraya gönderdiler. Rabia, bahar ve asiyeyi bana emanet etti. Burada daha iyi olacaklarını düşündüm. Ben sürekli askeriyedeyim. Sizlik bir sıkıntı olurs-"
" ceylan! "
" buyurun ömer bey "
" boş odalardan birisini hemen hazırlayın, yiyecek bir şeylerde ayarlayın "
" hemen ömer bey "
Ceylan (hizmetçi) odadan çıkarken ömer bey abisine döndü.
" rabianın emaneti bizim emanetimiz. Gözün arkada kalmasın abi "
" kalmaz kardeşim merak etme "
" rabia ne durumda, görev ne zaman biter "
" bilmiyorum, fakat şuan onlara ulaşamıyoruz. Bir sorun olmadığına eminim ama... Bilmiyorum. "
Ali, " bir şey olmuş olabilirmi "
" şuan bir şey söylemek için erken. Bir süre daha beklememiz lazım. Ben bi yukarıya bakayım."
" tamam abi. Aşağıya çağır bahçede oynasınlar, hava güzel "
" tamam koçum "
Hasan albay yularıya çıkarken, dışarıdan eve gelen rüzgar, salona girdi.
" selamün aleyküm. "
&"aleyküm selam."
" hoşgeldin oğlum " dedi ayşenur hanım.
" hoşbuldum, çocuklar nerede "
Aysenur," yukarıda oyun oynuyorlar. "
" ben bir bakayım. "
" oğlum az dur, misafir var, gel otur bi "
" hayırdır, kim... Anne lütfen sana gelin getirdim deme bak kalp krizi geçiririm. "
" yok oğlum... Ama keşke "
" anne konuştuk bu konuyu, bir kariyerim var, evlilik bana göre değil "
" neyse oğlum. Rabianın görevde kurtardığı çocuk varmış, annesiyle birlikte buradalar "
" rabiadan bir haber varmı "
" şuanlık yok "
" tamam. Ben bi su içicem "
Rüzgar salondan çıkacakken çarptığı beden geriye doğru sendeledi.
Refleks olarak belinden tutarak dengesini sağladığı kadının yeşil gözleri, şuan kendi dengesini bozmuştu...
" ben özür dilerim, çarpmak istemedim. Kusura bakmayın, görmedim "
" yok... Sorun değil. Yani önemli değil, asıl siz kusura bakmayın, ben önüme bakmadım "
" estağfurullah ne kusuru "
Bahar, suan baktığı mavi gözlerde neredeyse sonsuzluğu görüyordu.
Bu kadar derin gözler olmazdı.
-
Orman kadar yeşildi gözleri
Orman kadar güzel... İçinde kayboluyordu bakan kişi.
İkisinin aralarındaki çekimi bölen şey, asiyenin sesi olmuştu
" anne ben susadım "
İlk gözlerini kaçıran bahar olmuştu.
O gözler neydi öyle.
" gel anneciğim vereyim ben "
" tamam. "
Bahar ve asiye mutfağa ilerlerken rüzgar yeşil gözlerin etkisinden çıkamamıştı.
" oğlum ne yapıyorsun ya, evli çocuklu kadın kim bilir kaç yaşında, hakim ol gözlerine. "
Hasan a, " aslanım hayırdır kendi kendine mi konuşmaya başladın "
" dalmışım amca ya, neyse ben odama çıkıyorum "
" iyi tamam "
Rüzgar odasına çıkarken kalbine giren ufak kasılma ile yerinde durdu.
Sebebi ise , aynı saniyelerde esir düşen AZRAİL timi'miydi bilinmezdi...