Neden konuşmuyordu? Neden suskunluğunu uzatıyordu? Ve en önemlisi neden öyle bakıyordu? Ruhunu çekip alacakmış gibi, en derinine neden öyle uzun uzun bakıyordu? Hemde zifiri karanlık bu yerde. Nazlı, aklındaki bu düşüncelerle seslice yutkundu. Aklındaki soruları dile getirmek için kendisini cesaretlendirsede adamın söyleyeceği şeylerden korkuyordu. Geceden beri mutluluktan ayakları yerden kesilirken şimdi yere çakılarak tuz buz olmaktan korkuyordu. Kocası ondan önce davranarak yüzüne çevrili başından sonra bedenini de usul usul çevirdi kendisine. Ve dümdüz bakan bakışlarında ki değişikliği gördüğü an, etrafta ki fısıltıları işitti kulakları. Korkudan ayakları dahi titreyen Nazlı, kaşlarını çatarak etrafa bakınmaya başladığında zifiri karanlıktan başka bir şey göremedi. "Dünya ele avuca

