Beatrice atını ağır adımlarla sürerken, aklında hala az önce yaşananlar vardı.Her zaman başkalarına şaka yapan kendisi, şimdi bir şakaya maruz kalmış gibiydi. Aslında yaşadıkları çok komikti gerçekten. Düşününce sadece komik olmayan tek şeyin o hırsız adam olduğuna karar verdi.Geyiği kazanınca nasıl da mutlu olmuştu öyle serseri... Acaba aç oldukları için bu kadar çok istemiş olabilir miydi geyiği? Vicdanı sızladı bir an... Yoo hiç sanmıyorum dedi kendini toparlayıp.Hem o kadar kötü biri açlıktan ölsede olurdu değil mi? Kendisine kaba davranmış, bayan olduğu halde kibarlık göstermemişti. Nasıl olsa bir daha görmeyecekti o zaman sorun yoktu. Sonra yine gülümsedi umursamayarak.Kaleye oldukça yaklaşmışlar,keyifleri yerine gelmişti.
Zavallı askerler Leydilerinin her zamanki bela çekme huyuna yine şahit olmuşlar,geri dönüş yolunu şimdiden düşünmeye başlamışlardı bile.
Arkalarından iki atlının yaklaştığını fark ettiler. Hepsi o yöne dönerek gelenlere doğru baktılar. Beatrice bir an yanlış gördüğünü sandı. Kesin bu bir şakaydı... Birileri ondan intikam alıyordu belki de. Az önceki adamlar tam arkalarında aynı yöne doğru geliyorlardı.Ama nasıl olur?
Atlılar onları görünce,tıpkı onlar gibi şaşırdılar.Daniel bir daha görmeyi umut etmediği kadınla yine karşı karşıya gelmişti. Kahretsin! Geyiği bir geniş beze bağlamış,atının üzerinde taşıyordu genç adam.
Aralarındaki mesafe iyice azalınca birbirlerinin yüzüne yine öfke ile baktılar.Daniel atını Beatrice doğru sürerken, Beatrice sakin olacağına söz verdi kendi kendine.Tam dibinde duran adama soran bakışlarla baktı.
"Bizi takip etmenizin sebebi nedir acaba?"dedi bu kez sert bir sesle." Yoksa geyiği almam için ısrar mı edeceksiniz?Öyle ise boşuna yoruldunuz bayım.Gerçekten istemiyorum."
Daniel kendini tutamayıp gür bir kahkaha attı.Onu takip etmek mi?Acaba cazibesine kapıldığını falan mı sanmıştı küçük hanım?Bu kadınlar ne kadar ilginçti hakikaten. Güzel olduklarında her erkeğin onların peşinde koşmaya meraklı olduklarını zannediyorlardı.
" Yalındınız Leydim,sizi takip falan etmiyorum." diye cevap verdi alaycı bir tonda. "Aynı yöne gitmemiz acı bir tesadüf sadece.Birden kendinizi önemli hissettiniz sanırım.Üzgünüm ama yanıldınız."
Beatrice sinirlendiğini yüzüne yansıtmadı. Amacı belliydi zaten adamın, kendisini kızdırmak. Ona bu zevki yaşatmayacaktı. Kahkaha attı cevap verirken.
"Sizin beni önemli hissettirmeniz hiç umurumda değil açıkçası. Hayatımda beni önemseyen çok fazla insan var emin olun.Siz önemsemeseniz de olur.Gerçekten çok komiksiniz..."
Daniel onun hakkında yanılmadığını bir kez daha anladı. Burnu havada, şımarık bir Leydi...
Kısa süre sonra kendilerini kalenin büyük kapısında buldular. Daniel atını önlerinde duran manastıra doğru çevirdi hemen sonra.Beatrice onun manastıra doğru gittiğini görünce.
"Bay hırsız çaldığınız herşeyin günahını çıkarmaya geldiniz sanırım."dedi bağırarak. "Bilmiyorum günah çıkarmak yaptıklarınızı affettirir mi?"
Daniel bu sivri dilli kadına belli belirsiz gülümseyerek baktı.
"Sizin gibi asiller her zaman kendinizi masum ve günahkar sanıyorsunuz.Ben sizin yerinizde olsam kiliseden hiç çıkmazdım. Belki o havalı burnunuz biraz küçülür Leydim."
Bir kaç saniye hiç konuşmadan bakıştılar sadece. Beatrice adamın söylediklerini umursamamaya karar verdi. Aklı ile kendisini küçük düşürmeye çalışıyordu belli ki... Daha sonra kalenin kapısından atını hızla içeri sürdü.
Büyükbabası Beatrice i görünce gerçekten çok mutlu oldu.Genç kız her geldiğinde buraya ayrı bir neşe getiriyor,ona keyifli günler yaşatıyordu. Artık değnekle yürüse de,onunla gezmek,sohbet etmek ayrı bir keyifti işte... Uzunca bir süre konuşarak güldüler. Sonrasında Beatrice kendi odasına çıkarak bir süre dinlendi ve yolculuğun yorgunluğunu üzerinden attı. Adriana nın ve kendisinin bu kalede ayrı odaları vardı.Burayı kendi evleri gibi görmüşlerdi her zaman.
Akşam yemeğine kadar uyudu.Uyanınca yıkanarak, saçlarını taradı ve omuzlarında serbest bıraktı.Sabahtan beri sıkıca topladığı için kafa derisi resmen gerilmişti. Üzerine pembe renkte,yakası açık,kolları dirseklerine kadar uzanan,eteği işlemeli bir elbise giydi.Kendine bakmayı seviyordu genç kız. Güzelliğini sergilemekten asla rahatsız olmaz aksine keyif alırdı.
Yolculuk boyunca giydiği elbisenin ne kadar kirlendiğini hatırladı... Güzel bir gül kokusu süründü ve evet artık büyükbabası ile yemek yemeğe hazırdı.Odasından çıkıp, güzel bir şarkı mırıldanarak merdivenlerden inmeye başladı.Sesinin güzel olduğunun kendisi de farkındaydı elbette.
"Melekler yanında her zaman...
Sen onlara inanmayı sakın bı-rak-maaaa..."
Salona girince büyükbabası onun sesi ile neşelendi hemen. İşte benim güzel kızım dedi her zaman neşeli ve narin. Beatrice gülümsüyor, neşesi insanın içini ısıtıyordu. Ve sanki ışık saçıyordu etrafına. Genç kız içeri girer girmez iki ayrı gözün kendisine baktığını fark etti. Lanet olsun!
Bu gözleri tanıyordu.Hele de masada oturan adamın dikkatlice bakan mavi gözlerini nasıl unutabilirdi? Kendini toparlama gereği duyarak, olduğu yerde durdu. Onun burada ne işi vardı Tanrım? Bu bir şaka olmalıydı kesinlikle.Yoksa nereye baksa onu mu görüyordu? Şaşkınlığını gizleyemedi haliyle.Büyükbabasına doğru adım atarak, hala kendisine bakan adamlara zoraki bir şekilde gülümsedi.
"Bu kız benim meleğim." dedi yaşlı afam. "Yaşam kaynağım, güzel torunum Beatrice beyler.Gördüğünüz üzere neşesi ile hayatıma hep renk katıyor."
Daniel merdivenlerden inen kadına bakarken vücudunun ateş bastığını fark etmişti. Sanki bu gördüğü kadın, bir süre önce kendisine meydan okuyan asi Leydi değildi.Bir insan bu kadar çok değişebilir miydi? Evet güzeldi ama şuan daha güzeldi.Gözlerini ondan almayı istedi yapamadı.Burnuna gelen gül kokuları başını döndürdü adeta. Ondan etkilemesine öfke duydu.
Beatrice adamların karşısında hezimete uğrayamazdı. Özellikle de Daniel denilen adama... Daniel gülme dedi içinden.Sen gülünce içim titriyor.Hadi kov bizi masadan.
Ne kadar kendini beğenmiş bir Leydi olduğunu görelim.Ama bana öyle güzel gülümseme...
Asil hanımları aşağılayan adam kibarlık nedir görmeliydi değil mi? Yanlarına doğru giderek, Daniel in karşısında durdu genç kız.En sevimli hali ile elini uzattıp gülümsedi.
"Hoşgeldiniz beyler." dedi inanılmaz kibar bir sesle. "Büyükbabamın misafirleri benim de misafirim sayılır.Sizleri ağırlamak bir şeref inanın."
Daniel oldukça şaşırdı.Genç kız ya çok iyi oyuncu yada ciddiydi karar veremedi.Oysa ki son bir kaç saattir,kendisini öldürmek istediğine yemin edebilirdi.Ayağa kalkarak Beatrice in elini elinin içine aldı ve dudaklarına götürdü.Yumuşacık bir öpücük kondurdu hemen sonra. Ona dokunmak bile kalbinin çarpıntısını arttırdı.Eğer bu bir oyunsa, kendisi de oynamaya hazırdı,Aynı gülümseme ile Beatrice in gözlerine baktı.
"Sizi tanımak da benim için ayrı bir şeref Leydim."dedi.
Beatrice içinden sinsice gülerken,bu gecenin nasıl biteceğini tahmin edebiliyordu...Yine bir şaka yaparak...