2.BÖLÜM +18

3335 Words
2.BÖLÜM "TEK GECE" Çenemin üzerinde tehditkarca duran baş parmağı ağırca, sabırsız bedenime zulüm etmek istercesine oldukça yavaş bir şekilde dudaklarıma doğru çıktı. Alt dudağıma dokunan baş parmağı usulca dokundu tenime. Parmağının etli kısmı dudağımın ince derisini usulca okşayarak, kör kuytularını gözlerime dikti. Siyahları, boşluktu ama sanki bana istediğim her şeyi vaat edecekmiş gibi bakıyordu. Bedenimdeki ihtiyacı ve heyecanı tatmin edebilecekmiş gibiydi. Bakışlarındaki kor alevler bedenimi adeta ele geçirmişti. Dudağıma olan baskısını arttırarak, tenimi sertçe okşayıp, yüzümü kendine doğru kaldırdığı zaman kollarına atılma istediği doldu içime. Dudaklarının arasından nefesini üfleyerek kirpiklerimin birbirine dolanmasını sağladı. Yüzüme vuran sıcaklık, içimdeki ateşi körükledi. Göz kapaklarımı ağırca kapattığımda dudağımdaki parmağını çekti. Gözlerimi açıp, ona itiraz etmeyi düşündüğüm anda başım, arkamdaki duvara sertçe değecek bir şekilde dudaklarıma kapandığında bedenim, kasıklarıma doğru usul usul inen uyarıcılar göndermişti bile. Dudaklarımın üzerine kapattığı sıcak dudakları ile kendimi inlemekten alıkoyamadım. Kısık iniltim dudaklarının arasında kaybolurken çene kemiğimi okşadı, alt dudağımı işgal eden dudakları, sıcak ağzının arasına beni davet ederek dili ile tadını dudaklarımın üzerine bıraktı. Bu dokunuşuyla birlikte bacaklarım titredi, bedenim adeta bir kelebeğin çırpınışı gibi çaresizce kanat çırpıyordu. Kollarının arasına her an yığılabilirdim. Dudaklarım, dudaklarının arasında kıpırtısız duruyordu, tam olarak kendime gelememiştim. O, bana aldırmadan sert ve güçlü öpüşünü dudaklarımın üzerine bırakıyordu. İçime çektiğim soluğum, ciğerlerimi heba ederken dokunuşları yüzünden mahvolan bedenimle ellerimi siyah gömleğinin sardığı kollarının üzerine yerleştirdim. Dudaklarımı nefes dahi alamayacağım bir sertlikle öpmeye başladı. Başımı kendine doğru yaklaştırarak istediği açıyı oluşturdu ve dudaklarımı aralamamı sağladı. Karnımdan kasıklarıma doğru inen sızı, kadınlığımda birikmeye başladı. Alt dudağıma dişlerini geçirerek dudaklarının arasına çekiştirdiğinde, artık dayanamayacağımı anlayarak parmak uçlarımla onu hafifçe ittirdim. Bu küçük dokunuşumu görmezden gelerek avuç içini saçlarımın arasına bastırarak yüzümü yüzüne bastırdı. “Ah…” Dudaklarının arasında can bulan iniltim ile soluğumu adeta içine emdi. Eğer geri çekilmeseydi şimdi düşüp bayılacaktım kollarında ancak o geri çekilmek yerine sert ve güçlü kolunu belime dolayarak bedenimi duvardan ayırdı, sıcak göğsüne bastırdı beni. Bir an bile duraksamayan dudakları, beni öldürmek niyetindeydi. Az öncekine nazaran daha güçlü bir şekilde onu ittiğimde bedeni yerinden kımıldamadı bile. Dudaklarımı emerek, serbest bıraktığında arzu duyduğum nefesi hızla içime çektim. Göğsüm şiddetle inip kalkarken kirpiklerimin arasından ona baktım. “Бля, вкусно. (Siktir, leziz.)” diye dişlerinin arasından tıslamaya benzer bir ses çıkardı. Pembeye çalan dudakları, kızarmış ve şişmişti. Dudaklarının üzerindeki nemlilik beni ona çağırırken nefes almam için beklemedi. Dudakları dudaklarıma tekrar uzanmaya çalıştığında onu durdurdum. “Nefes, nefes almama izin ver.” dedim, soluğumu düzeltmeye çalıştım. Burun kemiğini burnuma sertçe sürterek bedenlerimizi birbirine birleştirmeye yemin etmiş gibi bel boşluğuma yasladığı eli ile bedenimi kendine çekti. Onun her şeyini hissedebiliyordum. Gövdesini, uzun bacaklarını, sert karnını…her şeyini. “Ответь, красный. (Karşılık ver, kızıl.)” Konuşmama fırsat tanımadan dudaklarıma yapıştığında inleyerek tırnaklarımı ince kumaşa sarılmış, koluna geçirdim. Dudağımı emerek, diliyle yaladığında aklımın benden tamamen uçup gittiğini anladım. Bedenim, arzunun ve şehvetin boyunduruğu altına girmişti çoktan. Kolları arasında kıpırtısız durmak istemediğim için, arzu duyduğum şeyi yaptım. Ellerimi yavaşça omuzlarından yukarı doğru çıkartarak boynuna yerleştirdim. Dudaklarımı kıpırdatarak alt dudağıma uyguladığı sert dokunuşları bastırmaya çalıştım. Dudaklarımız birbirine dolandı, şevkle ona karşılık vermeye başladım. Ona karşılık verdiğimi fark ettiğinde dudaklarının arasından bir inilti yükseldi. Odayı dolduran seslerimiz ile kendimi çoktan kaybettiğimi anlamam uzun sürmemişti. Diliyle dudaklarımı emerek, küçük aralıktan dudaklarımın içine sızmaya çalıştı. Büyük, kemikli ellerini ustalıkla bel boşluğumdan aşağı sürterek, kalçalarıma indirdi. Dudaklarımız dans eder gibi birbirine dolanırken, kalçalarımın yanaklarını kavrayarak beni karnına doğru bastırdığında hissettiğim tutku ile dudaklarımı dudaklarından kopardım. “Ты как огонь. (Ateş gibisin.)” Dudaklarının arasından fütursuzca çıkan sözcükleri anlasam da hafif bir öfkeyle söylediğini anlamıştım. Kaşlarını çatarak parmaklarını kumaşın üzerinden kaba etime bastırdı. Pantolonunun kemeri karnıma baskı uyguluyordu. Sert ve hükmedici hareketleri beni kendine çekiyordu. Bakışlarımız birbiri ile buluştuğunda kalçalarımdan bacağıma kayan parmakları ustalıkla beni kaldırdığında kısık sesiyle konuştu. “Bacaklarını belime dola.” Boğuk sesiyle birlikte bacaklarımı beline doladım, bedenimi kucaklayarak yatağa doğru ilerledi. Sakin ve sabırlı olmak yerine, aceleci adımlarla yatağa ulaştı. Bedenimi yumuşak yatağın üzerine sertçe bıraktığında saçlarım omuzlarımın üzerine dağıldı. Vücudum birkaç defa sallanarak sonunda durduğunda siyah irislerin hedefi oldum. Bakışlarını üzerimden çekmeden ellerini siyah gömleğinin üzerine yerleştirerek düğmeleri ağırca çözmeye başladı. Gözleri açıkta kalan uzun, beyaz bacaklarıma değdi. Bugün bu bakışlar gece boyunca üzerimde olacaktı ama bu his beni kötü hissettirmiyordu. Kanıma karışan alkolün şiddeti yavaş yavaş bedenime dağılıyordu. Nabzım yükseliyordu, kalbimin vuruşları şiddetlenmişti. Dudaklarımı yağmalamış, kısık iniltilerimi duymuştu. Ellerimi yatağa bastırarak ona baktım, merak ve heyecan içinde onu bekliyordum. Günahın tohumları bir bir yatağın üzerine serpiliyordu. Altımdaki siyah çarşaflar, kırmızıya bulanıyordu. “Тебя когда-нибудь трахали? (Hiç becerildin mi?)” Dudaklarından dökülen sözcüklerle dikkatimi ona verdim. Ne dediğini anlamıyordum ama bu dil, gerçekten onda çok çekici duruyordu. Dudaklarından dökülen sözler adeta beni çekiyordu. “Ne?” Siyah gömleğini ağırca omuzlarından indirdiğinde gördüğüm manzara karşısında vajinamın kasıldığını hissettim. Siyah gömleğin, iri bedenini sararken neden zorlandığını şimdi anlıyordum. Siktir, cidden bu adam gerçek olamazdı. Loş ışığın altında parıldayan esmer göğsüne bakmaktan kendimi alamadım. Esmer bir tene sahipti, göğsü gerçekten de büyüktü. Pazuları genişti, karnında belirgin olan baklavaları görebiliyordum. Göğsünün inip kalkması ile bana bir şölen sunuyordu. Göğsünün üzerinde hafif siyah tüyler vardı. Pantolonunun kemer çizgisinin üzerinde, kasıklarına doğru inen v şekli kasları gördüğümde kurumuş damağımı ıslatmak için, dilimi damağıma değdirdim. Gömleği yere atarak dizini yatağa yasladı. Kasıklarım karşımdaki bu görüntü ile sızladığında bacaklarımın iç kısmını birbirine bastırdım. Bakışları birbirine bastırdığım bacaklarıma değdi, kemikli uzun parmaklarını dizime yerleştirerek bacaklarımı ayırdı. Kasıklarımdaki sızıyı bastırmamam için dizini iki bacağımın arasına yerleştirdi ve ellerini omuzlarımın yanlarına yerleştirerek bedenini üzerime konumlandırdı. Adrenalin pompalayan hormonlarım, şiddetini iyice arttırmaya başladı. Yüzü, yüzümü gölgeliyordu. Bakışları ağırca yüzümde dolandıktan sonra dudaklarımda durdu. “Daha önce hiç becerildin mi?” dedi, katran karasına dönmüş ve arsız parıltılar ile beni süzen bakışlarının altında ona baktım. Daha önce birkaç sevgilim olmuştu ama yoğunluğumdan dolayı asla gerçek bir ilişki yaşayamamıştım. Birkaç öpücüğün dışında hiçbir şey yaşamamıştım. Bana hiç utanmadan, edepsizce bu soruyu soran adama ne demeliydim bilmiyordum. “Hayır.” Dudaklarımdan düşen söz ile dudağını şeytani bir tavırla kıvırdı. Sanki bildiği bir şeyi söylemişim gibi gülümsemişti. Az önceki öpüşmemizde yaşanan beceriksizliğimi fark etmiş olmalıydı. Bir elini yataktan kopartarak yüzüme yerleştirdi. Parmaklarının uçları ile yanağımı okşadı, bu küçük ve şefkatli dokunuşu o an bana çok anlamsız geldi. Ama bir anda çenemi kavrayarak yanağımı yatağa bastırdı ve yanağıma doğru eğilmesi ile nefesimi tuttum. “Güzel.” Dudaklarını yanağıma sürdü ve dilini dudaklarının arasından çıkartarak tenime değdirdi. “Seni öyle bir becereceğim ki, kim olduğunu unutacaksın, ateş parçası.” Dilinin bıraktığı ıslaklığa nefesi değdi. Sözleri ile kasıklarım arsızca zonkladı. Kalbimin atışları iki bacağımın arasında, arsızca yükseliyordu. Dişlerini yanağıma geçirerek tenimi ısırdığında bu acıdan çok zevkten dudaklarımı aralamama sebep olmuştu. Aramızdaki cinsel gerilimden dolayı şuan ne yaşasam zevkten olacakmış gibi geliyordu. Çenemi tutarak yüzümü yüzüne çevirdi ve beklemeden dudaklarımı yakaladı. Sıcak dudakları ile kavuşan tenim büyük bir coşku ile onu öpmeye başladı. Dili, sabretmeden dudaklarımı aralayarak dilimi buldu. Dilini dişlerime ve dilime değdirerek inlememi sağlarken, parmakları bacaklarımı kavradı. Elleri, kalçama ikinci bir deri gibi yapışmış olan kumaşı buldu. Yılan gibi süzülerek elbisenin altında giren parmakları kumaşı belime doğru itti. Altımdaki küçük, siyah ipli bir iç çamaşırı ile kalmamı sağlarken, dudaklarını dudaklarımdan çekti ancak bu sefer geri çekilmeden çeneme doğru ıslak bir yol çizerek, boynuma doğru indi. Bacaklarımı iki yana ayırarak, bedenimin arasına kendini yerleştirdi. Ellerimi yataktan kaldırarak boynuna doladım. Boynuma inen dudakları şah damarımın üzerinde duraksadı. Elini kaldırarak saçlarıma yerleştirdi ve boynumda duran saç tutamlarını parmaklarının arasına aldı. Merakla ne yaptığına bakmak için başımı eğdim. Burnuna yaklaştırdığı saç tutamını koklayarak, gözlerini kapattığını görünce dudağımın iç kısmını ısırdım. Parmaklarının arasındaki saç tutamını bırakarak gözlerini araladı. Harareleri göz kapaklarını açtığı anda beni buldu. Bakışlarında bir tutam karmaşıklık sezdim. Tam olarak ne hissettiğime izin vermeden bir anda beni yüz üstü çevirdiğinde dudaklarımdan küçük bir çığlık koptu. Bedenimi yüz üstü çevirerek dizlerimin üzerinde durmamı sağladı. Avuç içlerimi yatağa yaslayarak bedenimi düz tutmaya çalıştım ama kollarım titriyordu, başım hafiften dönüyordu. Göğsünü sırtıma yaslayarak arkamda bedenini konumlandırdı. Saçlarım iki yanımdan önüme süzülürken, ensemde nefesini hissettim. “Saçların…” diyen fısıltısını duydum. Burnunun ucunu enseme sürttü, içine çektiği nefesini duydum. Tenimi mi kokluyordu? “Saçların…” Kendini kaybetmiş gibi konuşması beni saçma sorular içinde bırakıyordu. Sırtımda inip kalkan göğsünü hissettim. Kolunu belime sararak beni dizlerimin üzerinde yükseltti. İkimizde yatakta, dizlerimin üzerinde duruyorduk. Belime sardığı kolunu sıkılaştırarak, başını sağlarımın arasına gömdü. “Твой запах настоящий, кусок огня? (Kokun, gerçek mi ateş parçası?)” Saçlarımın arasında söylediği cümleleri anlamaya çalışsam da bilmediğim dili anlamam imkansızdı ama bu şekilde konuşması çok hoşuma gidiyordu. Söylediklerini anlamak isterdim. Saçlarımın arasında içine soluklarını çekti, burnunu oynattı. “Bana ne yaptığına bak…” Boştaki elini kalçalarıma indirerek kasıklarını bana yasladı. Kalçalarımın üzerinde hissettiğim sertlik ile başım döndü. Arkamda hissettiğim şey hiç de küçük değildi, hem de hiç. Demir sertliğinde, kalçamın yanaklarında hissettiğim büyüklük başımı döndürmüştü. Kasıklarıma inen sızılar, büyümüştü ve durmuyordu. “Как ты довел меня до такого своим запахом, когда я заставлял себя эрекцию? (Ereksiyon olmak için kendimi zorlarken, beni kokunla nasıl bu hale getirdin?)” Sinir ve tatminlikle söylediği kelimeler beni kendime getirmişti. Beni bir anda kendine çevirerek yatağa itmesi ile kendimi yatakta, onu da üstümde bulmuştum. Sert ve güçlü hareketi ile nefesim kesilmişti. Ellerimi tutarak omuzlarımın üstüne hapsetti. Bedenini iki bacağımın arasına yerleştirerek üzerimde yükseldi. “Islandın mı?” diye sorduğunda utanç içinde yanaklarımın yandığını hissettim. Hiç utanma duygusu yok muydu bu adamda? Şuan ki halimize bakacak olursak pek utanılacak bir durumda değildik. Sorusuna cevap vermeyi geçtim, utançtan yüzüne bile bakamadım ama sonra kısa bir an düşündüm. Sarhoştum, bilicimi tamamen kaybetmiş değildim ama o beni sarhoş sanıyordu. Bu gece sınırlarımı zorlayacaktım. Utanmak yoktu. Bileklerimden tutarak başımın üzerinde ellerimi tek eliyle hapsetti. “Kendin bakmaya ne dersin?” diye kışkırtıcı bir sesle konuştuğumda dişlerini birbirine bastırdı, yanaklarında oluşan çıkık çukurlar ile dudağımı kıvırdım. Vajinamdaki ıslaklığı hissediyordum ama bunu söylemek istememişti. Bu gün cesaretli olacaktım, yarın ise her şeyi unutup hiç yaşanmamış gibi davranacaktım. Tek bir gece. Devamı olamazdı. Bakışlarında rastladığım şeytani parıltılar doğru yolda olduğumu gösteriyordu. Elini elbisemin göğüs kısmına getirdiğinde dudağımdaki kıvrılma yok oldu. Gözlerime kısa bir bakış atarak bileklerimi bıraktı. Hiç zorlanmadan ellerini elbisenin kesik olan kısmına koyarak yırttı. Kumaşın parçalanma sesi kulağıma dolduğunda şaşkınlıkla ona baktım. Elbiseyi baştan aşağı yırtarak önümün açılmasını sağladı. Elbise straplez ve destekli olduğu için sütyen giymek istememiştim. Şimdi ise göğüslerim ayan beyan önündeydi. Elbiseyi yırtarak uçlarını yatağa attığında bedenim neredeyse çırılçıplak kalmıştı. Göğüslerimi ilk defa biri çıplak görecek korkusu ve telaşıyla kolumu göğüslerimin üzerine örttüm. Bakışları göğüslerimi örten kolumun üzerinde dolanarak, yüzüme baktı. “Çek kolunu.” Utanç bedenimi esir alırken cesaretimin, utancın gölgesinde kalmasını izledim. Çenemi tutarak gözlerine bakmamı sağladı. “Elini çek, ateş parçası.” dedi, göğsümün üzerindeki kolumu çekmem için tutkuyla fısıldıyordu. Sarhoşsun, Bade. Utancı rafa kaldırmalısın, diye kendi kendime içimden fısıldadım. Dudakları dudaklarıma çarptı. “Emmemi istemez misin?” Bana yönelttiği edepsiz soru ile dudaklarım aralanırken, ıslak bir öpücük bıraktı. Parmaklarını bacaklarımın iç kısmına sürterek, aklımı ve utancımı ele geçirmeye başladı. “Yalamak istiyorum. Kolunu kaldır.” dediğinde, tutku dolu isteğinin onu nasıl kamçıladığını gördüm. Sadece onu değil, beni de ele geçiren merak ve heyecan durmamamı söylüyordu. Göğüslerimi kapattığım kolumu çekerek yatağa yasladım. Parmaklarımın arasındaki çarşafı avuçlayarak dişlerimi birbirine bastırdım. Beni izlediğini hissediyordum. Bakışlarını yüzümden çekerek, yavaşça göğsüme doğru indirdiğinde istemsizce nefesimi tuttum. Her ne kadar tepkisini merak etsem de ona bakma cesaretini bulamıyordum kendimde. Göz ucu ile başımı eğerek yüzüne baktım. Bakışlarını göğüslerime dikmiş bir şekilde beni izlediğini görünce yanaklarıma yanan ateşin külleri döküldü, sanki yüzüm alevler içerisinde yanıyordu. “Ты такой красивый, красный (Çok güzelsin, kızıl.)” Dudaklarında bir şarkı gibi dökülen sözler, bedenimde etki gösterirken yüzü tenime doğru yaklaştırdı. Göğüs oluğuma değen nefesi, bedenimi ürpertti. Kasıklarımda ve karnımdaki garip kasılmalar, beni ihtiyaç içerisinde kıvrandırıyordu. Tenimi açmak, benim için normalde zor bir şey değildi. Bir mankendim ve her verilen elbiseyi giymek zorundaydım ama bu farklıydı. Hem de çok farklıydı. Göğüs oluğumda hissettiğim ıslak ile dudaklarım aralandı. Başım, yataktan havalandı, belim ona doğru kavislenirken dudaklarımdan minik bir inilti çıktı. “Ah…” Dilini, dudaklarının arasından çıkartarak iki göğsümün arasındaki boşluğa boylu boyunca sürttüğünde kasıklarım kalp gibi zonkladı. Ellerim, siyah kuzguni saçlarının arasına dalarak, parmaklarımın arasından geçirdim. Dilini göğüs arama değdirerek, yaladığında soluğum kesildi. İçimdeki ateşi harlamıştı. “Tadın leziz, ateş parçası.” diye konuşarak sol göğsümü avuçladığında hissettiklerimi artık dile ve akla getiremeyecek kadar uçmuştum. “Lütfen…” “Söyle bana kızıl…ne istiyorsun?” Göğsümü parmaklarının arasında sıkarak, sertçe yoğurduğunda uçları uyarılarak, sivrileşti. Dudaklarımın arasından süzülen ihtiyatlı nefeslerimi dinliyordu. “Minik dudaklarını arala ve söyle…” “Dokun bana.” Dudakları göğüs ucuma kapandığında boğukça inledim. İniltim, odanın duvarlarına keskince çarparak dağıldı. Parmaklarımın arasındaki saç tutamlarını çekiştirmek yerine, onu tutarak kendime bastırdım. Alt dudağımı kışkırtıcı bir şekilde ısırarak, iniltimi hapsetmeye çalıştım. Dudakları arasındaki ucumu emdi ve dokunuşlarını çekmeden büyük bir açlıkla dolgun etimi ağzına almaya çalıştı. Beyaz ve ideal olan göğüslere sahiptim. Pembe uçlarını diliyle ezip, yaladığında belim ona doğru kavislendi. “İniltilerini tutma, bırak. Duymak istiyorum.” Beni tutarak birden yerlerimizi değiştirdiğinde şimdi kucağında, yüzüm ona dönük bir şekilde karnının üzerinde oturuyordum. Dudaklarının arasındaki göğsümü çıkarttı, kalçalarının üzerinde ellerini belime yerleştirerek beni kendine çekti. “Yaklaş ve onları ağzıma ver, kızıl.” Günahın zincirlerini boynuma atarak, beni şeytani bir arzu ile yanına çağırıyordu. İyice mayhoş olan bedenim, onun isteğini yerine getirmek için kıpırdandı. Göğsümü öne doğru kavislendirdim ancak bu onun için yeterli olmadı. Beni sertçe kendine doğru çekerek ondan yüksekte olmamı sağladı. Bedenim onun bedeninin üzerinde, başı göğsüme gelecek şekilde beni üstüne oturtmuştu. Gözlerime kısa bir bakış atarak eğildi. Parmakları sırtıma çıkarak göğsümü ona doğru germemi sağladı ve eğilerek yeniden meme ucumu dudaklarının arasına aldı. “Evet.” diye fısıldadım, parmaklarım yeniden saçlarına tutundu ve onu göğsüme bastırdım. Dudakları ustalıkla dolgun etimi kavrıyordu. Dili ile göğüs ucumun kenarlarına daireler çiziyor, beni kucağında kıvrandırıyordu. Dili bir yılan gibi süzülerek, göğüs ucumu eziyor ve dudakları ile tenimi emiyordu. Beyaz tenimde dudaklarının ve dişlerinin izinin çıktığı, muhtemeldi. Boştaki göğsümü parmaklarının arasında sıkarak, sertçe yoğururken kasıklarımda amansız bir ağrı baş gösterdi. Başım dönüyor, görünüşüm bulanıklaşıyordu. Bedenim arzu içinde parıldıyor, tenimin tuz miktarı iştahla kabarıyordu. Dudakları ve elleri durmadan hareket ediyor, bedenimi kuşatıyordu. Vücudum bir yaprak gibi titriyordu. Katlanamayacağım bir sancı vardı kasıklarımda. Yüzünü göğüslerimden uzaklaştırarak beni geriye doğru yatağa yatırdı, hareketleri hızlı ve haşindi. “Dudaklarını dişleme.” dedi, göğüslerime bulaştırdığı ıslaklık yetmemiş gibi gözlerimin içine bakarak sanki yediği en lezzetli yemekmişim gibi alt dudağını yaladığında dudağımı bıraktım. İş bilir parmakları bacaklarımı kavrayarak açtı. “İnlemelerini duymak istiyorum.” Çıplak bacaklarım iki yana doğru açıldı ve kendini o kısma yerleştirdi. Üzerimde kenarları iplerden oluşan, ince kumaştan yapılmış bir külot vardı. Bakışlarını oraya dikerek bana baktı. “Sakın sesini kısma.” Bu ses, uyarı gibi değildi. Daha çok tehditkarca söylenmiş bir sözdü ama bedenim öylesine arsızlaşmıştı ki ben kendime dahi söz geçiremiyordum. Ellerini külotun iplerine yerleştirdi ve iplerin düğümlerini usulca çözdü. Üzerimde genişleyen çamaşırı yavaşça tenimden çekmeye çalıştı, kalçalarımı havaya kaldırarak kumaşı ellerinin arasına aldı. Çırılçıplak kaldım. “Ебать. (Siktir.)” Bakışlarını vajinama dikerek konuştu. İçimde bacaklarımı kapatmamı söyleyen dürtüye engel olmaya çalıştım ancak o bana öyle bakarken, nasıl durduracaktım kendimi? “Ты как произведение искусства. (Sanat eseri gibisin.)” Bacaklarımı kıpırdattığım anda elini diz kapağımın üzerine yerleşirdi ve beni durdurdu. “Kendine hiç dokundun mu?” diye sordu, gözlerini kasıklarımdan çekmeden sordu. Kısık sesi, boğuklaşmış ve kalınlaşmıştı. Daha önce bazen Merve ile edepsiz filmler izlediğim olmuştu. Birkaç defa kendime dokunmuştum ama hiç devamını getirmemiştim. Bakışlarımdaki karmaşıklığı anlamış olmalıydı ki parmaklarının arasında duran iç çamaşırımı yatağa bıraktı. Ellerini kemerine yerleştirerek açmaya başladı. “Dokun.” “Ne?” “Bacaklarını iyice aç.” dedi, emir veren bir sesle. Titreyen bacaklarımı hareket dahi ettiremiyordum, nasıl açacaktım? Vücudum şuan tamamen gözlerinin önündeydi. İfadesiz bir yüzle, beklenti içinde gözlerime baktığında bacaklarımı biraz daha açtım. Yüzüm artık kırmızı değil, mora dönmüştü emindim. Kemerinin tokasını açtı, pantolonunun düğmesini ağırca çözerken gözlerim kumaştan belirginleşmiş olan çıkıntıya kaydı. O an yutkunma ihtiyacı hissettim. Dudaklarımı birbirine bastırarak, yutkundum. “Parmaklarını kızlığına yerleştir ve kendini aç bana.” Arsız hükmü, bedenimin cayır cayır yanmasına sebep oldu. Bedenim, şehvetin boyunduruğu altına girmişti. Aklım ve mantığım benden çok uzaktaydı. Parmaklarımı kadınlığımın üzerine koydum ve avuç içimi kasıklarıma bastırdım. Vajinamdaki sızı elimin baskısı ile azaldı ancak bu yangını daha da körüklemiş oldu. “Ihm…” Kalçalarım iç güdü ile parmaklarıma doğru yükseldi. Kapanmaya yüz tutmuş kirpiklerimin arasından ona baktım. Yataktan kalkarak pantolonunu üzerinden çekip çıkarttı. Üzerinde siyah bir baksır vardı ancak benim dikkatimi çeken şey kumaştan kendi özgürlüğünü ilan etmiş organıydı. Beklemedi. Parmaklarını baksırın lastiğine yerleştirdi ve aşağı doğru sıyırdı. Kumaşından belli olan organını, baksırın içinden çıkarttığında ağzım açık kaldı. Tamam daha önce erkeklik organı görmüştüm ama böylesini görmemiştim, ilk defa canlı görüyordum. Yere düşen kumaşın tok sesini duydum ancak gözlerim karşısındaki görüntüye takılıp kalmıştı. Uzundu. V şeklinde inen kasları, kasıklarındaki hafif tüylerle birleşmişti. Uzun ve damarlı derisi loş ışıkla onu tamamen görebilmemi sağlıyordu. Penisi, karnına doğru uzanıyordu. Uzun olmasının yanı sıra genişti. Esmer derisi parıldıyor, ıslaklığı ile göze çarpıyordu. “Beğenmiş gibisin.” Gözlerimi zorlukla ‘küçük şeyden’ çekerek ona baktım. “Şey, ı-ıhm o çok büyük.” diye saçmaladım, ne diyeceğimi bilemeyerek. Dudağı aptallığıma karşılık kıvrıldı. Gözlerinde gördüğüm o arzu ve tutku beni bitirecekti. Bunu hissedebiliyordum. Ben bu geceden sağ çıksam iyiydi. “Gururumu okşadın, kızıl.” Eğilerek ellerini yatağa yasladı ve bana doğru yaklaştı. Ayan beyan ortada, kendini ona açmış bedenimin bacaklarının arasına girdi. “Avucunu oradan çek. Sana bana kendini aç dedim, o küçük sızını dinlendirmeni değil.” Kasıklarımda asılı kalmış avucumu oradan hızla çektim. “Küçük kızlığının dudaklarını arala. Hadi!” dedi, sabırsızca hareket etmemi bekledi, külotumu yataktan kaldırarak avucunun arasına aldığında kendimi boğuluyormuş gibi hissettim. Günah dolu sudan çıkmak için çırpınmıyordum bile. Avucundaki külotumu yüzüne doğru yaklaştırdığını gördüm. İçimde bir şeyler koptu, bu son kum taneleriydi. Tamamen günaha boyanmıştım o an. “Aç kendini bana…” Parmaklarımı vajinamın üzerine getirerek dudaklarını aralarken garip bir şekilde utanç duymuyordum. Bacaklarımın arasındaki adama kendimi açmıştım. Kadınlığımın duvarlarını onun için aralamıştım. Külotumu kokladığını fark ettiğimde, vajinamda bir ıslaklık sezdim. Aşağı doğru kayan bir ıslaklık. Bakışları vajinamda, burnunu külotuma yaslamış beni kokluyordu. Gözlerim bir an penisine kaydı, seğirdiğini gördüm. “Я трахну тебя, рыжая. (Seni düzeceğim kızıl.)” Külotumu burnundan çekerek gözlerini vajinama sabitledi. “И я трахаюсь так сильно, что ты будешь умолять меня набить тебе еще. (Hem de o kadar sert sikeceğim ki, içini daha fazla doldurmam için bana yalvaracaksın.)” Dişlerinin arasından bedenime doğru savurduğu sözcükler beni baştan aşağı titretti. Külotumu yatağa atarak aniden bacaklarımı kavrayarak beni kucağına doğru çekti. Dudaklarımdan kaçan çığlığa hakim olamadım. Bacaklarımın iç kısmındaki kemiklerimi kavradı. Kalçam ve kasıklarım kasıklarına yakın duruyordu. Sırtım yatakta ona doğru kaymış, saçlarım birbirine girmişti. Ellerini kalçalarıma sürterek çıkardı. Parmak boğumları beyazlaşacak bir sertlikte tenime gömerek vajinamı penisine dayadı, hissettiğim sıcaklık ile başım döndü. “Ahh…” “Adımı inle, kızıl. Bu gece adımı sesin kısılana kadar inle…” Vajinamı penisinin üzerinde kaydırması ile ellerimi yatağa sertçe bastırdım. “Ah! Ah, evet!” dedim, başımı yataktan kaldırarak geriye doğru attım. Saçlarım yatakta dağılmıştı. Uzun ve ince saçlarım, yatakta dalgalanıyordu. Penisi şiddetle vajinama çarptığında kadınlığımdaki yangının artık önünü alamayacağım kadar çok büyük olduğunu fark ettim. Vajinamda bir sızı dolanıyor, penisini bana her sürttüğünde bu sızı katlanarak büyüyordu. “Daha sert, lütfen!” Sesim duvarlara çarparak, yankılandı. Odanın içinde, bedenlerimizin birbiri ile buluşma sesi, çıkardığım iniltiler ve onun dudaklarından dökülen hırıltılar yükseliyordu. “Да пошел ты, ты теплый и мокрый. (Siktir, sıcacık ve ıpıslaksın.)” Kalçamı kavramış, kendi ritmi ile penisini bana sertçe bastırıyor, sürtüyordu. Dudaklarından çıkardığı hırıltılar ve göğsünün kızarıklığı beni cezbediyordu. Beni üstüne doğru çekerek sırtı yatağa değecek şekilde uzandı. Tamamiyle yatağa uzanmamış olsa da, sırtı yatağa değiyordu. Kalçalarıma kendi yön vererek penisinin üzerine oturttuğunda başımı geriye atarak inledim. “Ah, bu çok güzel…” diye mırıldandım kendi kendime. İnsanların neden cinsellikle ilgilendiğini anlıyordum. Hissetmek, çok farklıydı. Öyle bir ihtiyaç duyuyordum ki, şuan bu zevk için her şeyimi verebildim. “Sürtün, kızıl. Ipıslaksın, içine girmemek için kendimi ne kadar sıktığımı bilmiyorsun. Sikeyim, nasıl bu kadar sıcak olabiliyorsun?” Beni penisinin üzerine boylu boyunca sürterek aramızdaki ateşe bir kibrit daha çaktığında kendimi düzensiz ritimlerle ona sürtmeye başladım. Dudaklarımın arasından yükselen iniltiler, onun bana yön vererek üzerinde hareket etmemi sağlaması…beyaz tenimin esmer tenine olan uyumu…o an her şey mükemmel gözüküyordu tenime. “Ah, sence içim daha sıcak değil midir?” diye arsızca konuştuğumda kalçalarını yükselterek bana kendini çarpması ile alt dudağımı ısırarak zevkle güldüm. “Beni kışkırtmak istemezsin, kızıl.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD