Arina İvanov ile derin bir muhabbete girmiş olan anneme bakıp, parmaklarım arasında tuttuğum fincandan küçük bir yudum aldım. Yemekten sonra babam ve İskender, çalışma odasına çekilmişlerdi. İşle ilgili konuştukları kesindi, neredeyse bir saattir ortada yoktular ve onları merak ediyordum. Annem ise beklediğimin aksine Arina İvanov ile iyi anlaşmıştı, hem de haddinden fazla iyi. Arada sırada konuştuklarına kulak versem de nasıl bu kadar iyi anlaştıklarını çözememiştim. Annem tatlı dilli bir kadındı bu yüzden Arina ile anlaşmış olması zor olmadı herhalde diye düşündüm. “Nereye göçtün öyle sen? Sana diyorum badem?” “Ha?” Kolunu omuzuma atan Deniz’in sesi ile düşüncelerimin arasından sıyrıldım. Bakışlarını yüzümde dolandırarak, göz kırptı. “Nereye daldın diyorum? Yoksa şu bir ay sonraki dü

