Ne kadar zamandır orada kaldığımı bilmiyorum. Zaman kavramını yitirdiğim kaçıncı fena günlerimden biri olduğunu da. Dizlerimi sert zeminli tahta divanda karnıma doğru çekip başımı dizlerimin arasına sıkıştırmış bir halde bekliyordum. Veysel, ellerimden kelepçeleri çekerken; "Burası çok karanlık." dediğimde bana; "Her karanlık aydınlığa çıkarır insanı." demişti. Şimdi onun bu sözlerinin bana neden hiç rastlamadığını düşünüyordum. Bana, Allah'tan af dilememi söylemişti ama ben hiçbir şeyi bile bile, isteyerek yapmamıştım. Başıma gelen hiçbir şey birine gerçekten zarar vermek için değil, gerçekten kendimi ya da bir başkasını korumak içindi. Peki ben ne için af dileyecektim? Nefes alışverişlerim iyice yavaşlamıştı, sakinleşmiştim bir nebze de olsa ama hala fazlasıyla korkuyor, başıma gelece

