MİRAN Telefonu elimde çevirip duruyordum. Ellerim terli, kalbim deli gibi atıyordu. Bir şey içimde sürekli “Bunu söylemezsen eksik gideceksin” diyordu. Nefes aldım, numarayı çevirdim. Birkaç kez çaldıktan sonra Efsun açtı. “Efsun…” dedim, sesim boğazımda düğümlenmişti. “Evet Miran? Bu saatte?” Sesinde o tanıdık, sakin tını vardı. Bir an sustum, yutkundum. “Operasyona çıkıyoruz ya… Bu sefer… belki…” dedim ama cümle boğazımda kaldı. “Belki ne Miran?” dedi, sesi bir anda ciddileşti. Derin bir nefes aldım. “Belki dönemeyiz. Bunu telefonda söylemek istemezdim ama… bizzat, kendi sesimle söylemek istedim.” Sessizlik oldu. Efsun bir şey demedi. Ben devam ettim, sesim çatlayarak: “Biliyorum saçma bir zaman. Biliyorum bu işin ortasında böyle şey söylenmez. Ama içimde tutmak istemedim. Eğer

