Hoşçakal.

1791 Words

Sabah olduğunda, odamın duvarları bile üstüme çökmüş gibiydi. Geceden beri tek kelime etmemiştim. Yalnızca üniformama baktım… ve sonra onu giydim. Üzerimdeki lacivert ceket, her zamankinden daha ağırdı. Omuzlarımdaki apoletler, göğsümdeki arma sanki kalbimi sıkıyordu. Bugün bu üniforma, sadece disiplin değil; kaybın, acının sembolüydü. Efsun… Adını içimden söylemeye bile cesaret edemiyordum. Kapı çaldığında annemle babam içeri girdiler. Onlar da üniformalarını giymişlerdi. Babamın yüzü taş kesilmiş, annemin bakışları donmuştu. Ama ben ikisinin de kalbinin nasıl parçalandığını gözlerinden anlıyordum. “Hazır mısın?” diye sordu babam. Sesinde titreme yoktu, ama her hecesi boğazıma düğüm gibi oturdu. Başımı yalnızca bir kez sallayabildim. Cami avlusuna vardığımızda kalabalığın uğultusu kula

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD