Karargâhta sessizlik çökmüştü. Günün son saatleri ama işin sonu yok. Masanın üstü dosya, rapor… Hepsi önümdeydi. Kapı tıklandı. “Gir.” Asker içeri girdi, selam verip raporu uzattı. “Komutanım, sınır hattında hareketlilik bildirilmiş.” Başımı kaldırmadan konuştum. “Ne kadar net bilgi var ellerinde?” “Henüz teyit edilmedi komutanım, köylü ihbarı.” Kafamı kaldırdım, bakışlarım onun gözlerine saplandı. “Demek yine söylenti. Ben söylentiyle değil, kanıtla ilgilenirim. Teyit edilmeden kimseyi yerinden oynatmayın. Anlaşıldı mı?” “Anlaşıldı komutanım.” “Güzel. Şimdi çık, rapor tamamlandığında ilk ben göreceğim.” Asker selam verip çıktı. Kapı kapanınca derin bir sessizlik kaldı geriye. Kalkıp pencereden dışarı baktım. Hatay’ın karanlığı ağırdı. Bu topraklarda gevşemek, hata demekti. V

