Sosyete Doktor!

1404 Words
Eylül'ün Anlatımından Devam Teröristlerin nerede olduğunu bilmiyordum ama silah sesleri duyulduğu için korkmuştum. Burada olduğum her günün böyle geçeceği de beni endişelendirmişti. Fark edilmeseler belki buraya bile gelebilirlerdi. Böyle bir durumda ne yapardım emin değildim... Odadan çıkıp koridorda ilerlerken Meryem'i gördüm. Askeriyenin kapısındaydı. "Meryem?" Sesimi duyduğunda başını çevirdi. Yanına yaklaşıp onun gibi kapıya yaslandım. "Şu an ne oluyordur sence orada?" "Kılıç timi hepsinin içlerinden geçiyordur." Nefesimi bıraktım. "Burada çok çatışma olur mu?" Başını salladı. "Kısmen. Bu gördüğün dağlar terör bölgesi. Ya onlar buraya gelir, ya biz onlara gideriz." "İşiniz zor olmalı." "Zor tabi. Kimin işi zor değil ki..." nefesini bıraktı. "Ama senin işin yaralılarla ilgilenmek. Bekleme de içeride uyu." "Yok, yani bu seste uyuyabileceğimi sanmıyorum." lojmana giderim diye düşünmüştüm ama burada kalmak en mantıklısı. "Senin sabaha kadar uyanık kalman sadece kendini kötü etkiler. Bence uyumalısın." Başımı olumsuzca sallayıp gülümsedim. "Yoksa sohbetimden sıkıldın mı?" "Hayır, tabiki öyle bir şey yok. Senin için söylüyorum." "Senin rütben ne?" Apoletlerini gösterdi ama tabiki hiçbir şey anlamamıştım. "Asteğmen." Başımı salladım. "Ya Güleda?" "O da Teğmen." "Burada başka kadın asker yok mu?" "Hayır sadece ikimizdik. Ve bir kadın daha aramıza katıldı." Gülümsedim. Onunla sohbet etmek iyi gelmişti. Devam etmek de istiyordum ama yanımıza bir asker gelip selam verdi. "Komutanım, Güleda komutanım sizi çağırıyor." "Geliyorum." asker uzaklaşırken Meryem bana döndü. "Bence artık uyumalısın. Sesleri duyma. Sana her an ihtiyacımız olabilir. O yüzden dinlen." Başımı salladım. "Peki, teşekkür ederim sohbetin için." Gülümsedi. "Her zaman." yanımdan ayrıldığında önüme döndüm. Meryem iyi biriydi. Güleçti bir kere, ve yeşil gözleriyle o kadar sıcakkanlı görünüyordu ki... Sarı uzun saçları, yeşil gözleriyle oldukça güzel bir kadındı. Nefesimi bırakıp içeri geçtim. Odama geçip sandalyeme oturdum. Silah sesleri devam ederken derin bir nefes alıp telefonuma bakındım. Bu saat olmuştu ama Berkan da bana geri dönmemişti. Ya gerçekten çok yoğundu ya da beni arayacak kadar önemsemiyordu. Can sıkıcı gerçeklerle başımı masaya yaslayıp gözlerimi kapattım. Uyuyalım tamam da bu odada bir yatak bile yoktu ki... Yine de seslere aldırış etmeden uyumaya çalıştım. Meryem haklıydı. Bana da her an ihtiyaç olabilirdi. ~ ~ ~ ~ ~ Odamda duyduğum takırtılarla gözlerimi açıp yavaşça başımı kaldırdım. İçerisi zifiri karanlıktı ve odada biri vardı. Dolabın önünde dolabı kurcalarken ayağa kalktım. "Ne yapıyorsun?" "Uyumana devam et." dedi sert bir ses. Bu ses Demir yüzbaşıya aitti. "Sen niye buradasın?" yanına yaklaştığımda kan kokusunu aldım. "Yaralı mısın?" Yüzünü seçemiyordum bile karanlıkta. "Değilim doktor. Uyu." "Bana emir verme yüzbaşı." yanından ayrılıp ışığı açıp tekrar ona döndüm. Oldukça perişan görünüyordu. Terlemişti, saçları dağılmıştı ve yeşil tişörtünün sağ kol kısmı kan içindeydi. "Sen yaralanmışsın." Koluna yaklaşıp tutarken küfretti. "Siktiğimin gazlı bezlerini nereye koydun?!" Kaşlarımı çatıp koluna bakmaya devam ettim. "Bırak sen ve otur yüzbaşı." sandalyeyi gösterdim. "Doktor olan benim." Kaşlarını kaldırdı hayretle. "Öyle mi doktor hanım? Nihayet hatırladınız doktor olduğunuzu." Bıkkınlıkla nefesimi bıraktım. "Şu an seninle uğraşamayacağım. Dediğimi yap ve otur şu sandalyeye." Önündeki dolabın kapaklarını kapatıp karşıdaki dolaba yaklaştım. Tüm ilk yardım malzemeleri buradaydı. Hepsini alıp masaya bıraktığımda elini uzattı. "Ben hallederim." Gazlı bez ve batikonu aldığında elinden çekip aldım. "Yüzbaşı otur şuraya, beni sinirlendirmekten keyif mi alıyorsun?" "Sen bana emir mi veriyorsun bana mı öyle geldi?" "Emir veriyorum yüzbaşı. Otur şu sandalyeye. Doktor olan benim, ve burada benim sözüm geçer." Kaşlarını çattı. Elinden gelse bakışlarıyla bile döverdi insanları. "Otur hadi." diye ikilediğimde mecburen oturdu. Diğer sandalyeyi ona doğru çekip tişörtünün kolunu sıyırdım. "Şanslısın ki sıyırmış." tişörtünün kolunu biraz daha sıyırdım. Kolunda bir sürü yara izi vardı. "Belli ki çok fazla sıyırmış." "Hedefini tutturabilen olmadı şimdiye kadar." "Şanslısın." Nefesini bıraktı. Fazla gergindi. Kolu bile o kadar gergindi ki... Kendini çok fazla kasıyordu. "Dikmem gerekiyor." "Ne yapıyorsan hızla yap." Başımı sallayıp yarayı temizlemek için bir gazlı beze batikon döktüm önce. "Nasıl oldu?" "Ne?" "Nasıl vuruldun?" "Mermi sıyırdı işte." "Sağol ya, ben anlamamıştım onu zaten." gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. "Senden başka yaralanan var mı?" "Yok." "Koskoca yüzbaşı nasıl yaralandı acaba?" "Ayağa kalktım." "Kurşunlar yağarken ayağa mı kalktın? Neden?" "Orosbu çocuğunun kafasına taş atmak için." Duraksadım. Bu yüzbaşı gerçekten delinin tekiydi. "Neden? Onun yerine ateş etmeye devam etseydin ya." "Canım kafasını yarmak istedi doktor. Ne çok soru soruyorsun sen böyle." "Ama sen de tek tek hepsini cevaplıyorsun. Fazla sabırlısın." "Operasyonlarda değilim." "Neden hep bu kadar gerginsin?" "Gergin miyim?" "Soruma soruyla karşılık vermesen mi?" "Gergin değilim. Aldın mı cevabını?" "Aldım." diyip nefesimi bıraktım. İğneyi elime aldım. "Uyuşturmayacağım. Belli ki dayanabiliyorsun." "Dayanırım." Kolunu iyice temizledikten sonra dikmeye başladığımda başını çevirdi. "Sen burada mı uyuyorsun? Lojmana gitseydin?" "Siz çatışırken nasıl gideyim? Hem orada kalmam doğru olmaz. Ben de burada kalmak istiyorum. Geceleri ne olacağı belli değil, tek ben varken lojmana gidemem." "Şaşılacak iş." Kaşlarımı çatıp makası elime aldım. "Ne şaşılacak iş?" "Mesain biter bitmez gidersin sanıyordum. Buralar pek senlik değil ya hani?" "Değil tabiki. Ama ben bir doktorum. Sizi bu şekilde bırakıp gidemem. Hele de çatışmadayken." "Beni şaşırttın." "Gaddar biri değilim yüzbaşı. Asortik hiç değilim. Sosyete de değilim. Haberin olsun." Kaşlarını çattı. "Sen..." dudaklarını ıslattı. "Beni mi duydun?" Yıldırım'ı ifşa etmek istemedim. "Duydum evet. Sandığın gibi biri değilim. Buraya topuklu ayakkabı ile geldiğim için beni böyle tanımanı istemezdim." Güldü. Gülebiliyormuş bizim deli yüzbaşı. "Bir kez daha şaşırdım." Ofladım. "Sen şaşırmaya devam et. Bu önyargıyla tek yapabileceğin de o zaten." Son dikişi de atıp ipi kestikten sonra bandajla yarayı kapattım. "Geçmiş olsun yüzbaşı, bir daha kimsenin kafasını yarmak için ayağa kalkma." "Denerim." dediğinde ayağa kalktı. "Burada uyuma. Odama geç, benim yatağımda uyu." Omuz silktim. "Yok ya, gerek yok. Ben böyle iyiyim." "İnat etme de odaya geç doktor. Merak etme, ben odada olmayacağım." "Ya nerede olacaksın?" "Koğuşa geçerim. Bizimkilerin yanına. O yüzden oraya geç ve biraz uyu. Sabah olmasına da az kaldı zaten. Git dinlen. Yarın da bakarım şu senin yatak işine." Aslında hiç fena olmazdı. Omzum ve belim tutulacağına orada kalabilirdim ama onu yerinden etmek de istemiyordum. "Muayene masası var." "Düşersin." "Düşmem." "Düşersin doktor. İnat etme de geç odama." ayağa kalkıp karşısına geçtim. "Sabahki karşılamanın aksine şu an pek bir kibarsın. Şaşırtıcı." "Önyargılı olmamak lazımmış. Senden öğrendim." dediğinde gülümsedim. "Peki, teşekkür ederim." Başını salladı. "Ben çıkıyorum, sen odaya geç. Yatağın hemen karşısındaki dolapta temiz çarşaf da var, istersen alırsın işte. Sana kalmış." Başımı salladım. "Teşekkür ederim yüzbaşı." Baş selamı verip odadan çıktığında nefesimi bıraktım. İlk günüm de bir şekilde bitmişti ve şimdiden bile dolu dolu geçmişti bir günüm. Tek bir şey eksikti, o da yıllardır beraber olduğum erkek arkadaşım... Bir günümüz bile ayrı geçince sanırım onu özlemiştim. Ama yapacak bir şey yoktu. Buna alışacaktım. En azından bir süreliğine daha. ~ ~ ~ ~ ~ ~ Sabah erkenden uyanıp yüzbaşının da yatağını toplayıp odasından çıkmıştım. Hızlıca kendi odama girip önlüğümü giydim. Benim bugün lojmana gidip eşyalarımı almam lazımdı. Ve bir şekilde buraya adapte olmam da gerekiyordu. Tekrar odadan çıktım. Askerlerin kahvaltı saatiydi. Belki deli yüzbaşıyı yemekhanede bulabilirdim. Yemekhaneye girip kapıdan içeriye bakındım. Gözlerim Demir yüzbaşıyı aradı ama onu bulamadım. Fakat Meryem ve Güleda'yı görmüştüm. Belki onlar nerede olduğunu biliyordur diye düşünüp onlara yaklaştım. "Günaydın." "Günaydın Eylül." "Demir'i gördünüz mü?" Güleda başını kaldırdı. "Demir mi? Yüzbaşıyı öyle mi sesleniyorsun?" Başımı salladım. "Sonuçta benim yüzbaşım değil. Askeri değilim." "Yine de ona sadece Demir demesen iyi olur." Nefesimi bırakıp gülümsedim. "Peki tamam, öyle seslenirim." deli yüzbaşı demeye devam o zaman. Meryem lafa girdi. "Demir yüzbaşı arka bahçededir. Her sabah orada olur." Başımı salladım. "Teşekkür ederim." "Sen de kahvaltı etsene." "Yok... Ben aç değilim. Size afiyet olsun." "Sağol Eylül." Gülümseyip yanlarından ayrılıp dışarı çıktım. Ellerimi cebime yerleştirip arka bahçeye geçtim. Demir bankta kollarını bağlamış, sigarasını tüttürüyordu. "Günaydın." Başımı çevirip yüzüme baktığında sigarasını eline alıp üfledi. "Sağol." dedi sert bir şekilde. "Sabah sabah sigara mı içiyorsun? Çok zararlı." "Akşam mı içeyim?" derken önüne döndü. Dağ manzaralı sigara keyfini böldüm. "Hayır. İçmemeni tavsiye ederim ama senin akciğerlerin sonuçta." "Sağol." dedi tekrar. "Bugün lojmana gidip eşyalarımı alıp gelebilir miyim? Yani mesai saatleri içerisinde?" "Git tabi. Sana ihtiyacımız yok şu an." sigarasını tekrar dudaklarına götürdü. "Kolun nasıl? Acıyor mu? İlaç verebilirim istiyorsan?" "Acımıyor." dedi. "Acımıyor doktor." Başımı salladım. "Sana nasıl hitap etmeliyim? Yüzbaşı mı demeliyim herkes gibi? Ya da Demir bey?" "İstediğini de doktor. Bu kadar takılmana gerek yok." Başımı salladım. "Sen iyi misin? Fazla gergin görünüyorsun?" "Her zamanki halim." "Demir gibi sert. İsmin gibi bir adamsın demek ki." başımı sallayıp yutkundum. "Görüşürüz o zaman deli yüzbaşı." Arkamı döndüğümde bağırdı. "Hey, istediğini de dedim. Buna deli dahil değildi." Omuz silktim. "Laf ağızdan bir kere çıkar deli yüzbaşı. Sonra görüşürüz." "Sosyete doktor!" "Deli yüzbaşı!" Köşeyi dönüp adımladım. Askeriyeye geçip odama girdim. Üzerimdeki önlüğü çıkarıp astıktan sonra ceketimi giyip çantamı aldım. Gidip eşyalarımı toplamalıydım. Ne de olsa artık burada kalacaktım. ~ ~ ~ ~ ~ ~
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD