3.Bölüm

1229 Words
Kaygılar, panikler, korkular ve daha da niceleri.. Bütün bunların hepsi bir bedenin etrafında dönüyordu ve o beden ise bana aitti. Titreyen ellerim, dolan gözlerimle beraber bir adamın ürkütücülüğü eşliğinde yolculuktaydım. Arabaya biner binmez, çantamı bana sormadan almışlardı ve beni ne sorarsam sorayım ölüm sessizliğine mahkum etmişlerdi. Bu adamlar kimdi ve benden ne istiyordu. Uzun süren sessizliğin ardından araba yavaşça durmuştu. Kalbim deli gibi atıyordu. Ellerimin titremesine artık bedenim de eşlik etmeye başlamıştı. Arabanın kapısını açan adama korku dolu gözlerle bakarken, beynimin içinde de soru işaretleri dolaşıyordu. ''İnebilirsiniz Mehir hanım. '' Adamın kaba ve zor Türkçe telaffuzuyla beraber güçlükle arabadan indim. Başımı kaldırıp baktığımda geniş bir sokakta olduğumuzu gördüm. Kapının önünde mafya filmlerinden fırlamış adamlar ve onların ürkütücü bakışları vardı. Büyük demir kapı açıldığında dışarıya orta yaşlarda bir kadın çıktı. Gözlerindeki kalın sürme ve yüzünü örtüyle kapatması, esmer kavruk tenini saklamaya yetmemişti. ''Buyurun.'' Kadının sesindeki aynı zorlu telaffuz adımlarımı geri geri atma isteğine neden oluyordu. Bu gidişatın hiç de iyi olmadığı daha şimdiden belliydi. Onlar, beni biliyor ve karşılıyordu fakat ben onlardan sadece korkuyordum ve başımın belaya gireceği hissini bir türlü atamıyordum. Arkadan '' Hayır!'' diye bağıran Murat abimin sesini duymamla gözlerim olabildiğince açıldı. Korkum daha da artarken, kadının açmış olduğu kapıdan hızlıca içeriye girdim. Ardımdan kapı gürültüyle kapansa da ben koca bahçede toplanan insanlara bakakaldım. Ne beni korkutan ses etkilemişti ne de annemin şok olmuş ifadesi.. Beni etkileyen tek ses, Murat abimin bir adamın önünde dizlerinin üzerinde durması ve '' buna asla izin vermem. Biz ölümü göze aldık. '' demesiydi. ''Mehir!'' Eniştemin gür sesiyle gözlerim hızlıca ona dönerken, omuzlarının ne kadar da çöktüğünü gördüm. Yanındaki teyzemin ise ağlamaktan yüzü şişmişti ve annem yerde oturuyordu. Kalbim korkuyla daha da hızlanırken, koşar adımlarla anneme doğru ilerledim. Annemin yanına çöktüğümde '' anne '' dedim ağlamaklı bir sesle. '' ne oldu size?'' Annem perişan bir halle ''burada ne işin var Mehir.'' dedi. Tarazlı çıkan sesi donup kalmama neden olmuştu. Murat abimin yeniden sesini duyduğum da ise annem kollarımın arasında hıçkırarak ağlamaya başlamıştı. ''Biz ölümü göze aldık Berzan bey. Bu yola onun için çıktık. Başkasını kurban etmek için değil. '' Sonra ise kalbim durdu. Daha nereden geldiğini anlamadığım adam, Murat abimi yakasından tutup hırpalarken, dizlerimin üzerinde doğrulmaya çalıştım. ''Ulan it, adeti töreyi bilmez misin sen? Kaç yılın geçti burada. Sen bu yalanlarına sadece kendi aileni inandırabilirsin. Sen bu işi bile bile, göz göre göre çıktın. Helin'in kılına zarar gelmeyeceğini bile bile geldin kaçırmış gibi yaptın. Yakalanacağını bu hükmün berdel olacağını en başından biliyordun. '' Gür sesli, yeri göğü inleten adamı gördüğümde beynim durmuştu. İnanmıyordum söylediklerine, Murat abim böyle bir şeyi yapmazdı. ''Biliyorum ama ailemi ikna edemedim. '' Murat abimin ağlayarak konuşması karşısındaki adamın sadece ona vurmasına sebep oldu. Çığlığım ortalığı inletirken '' Yeter. Polis yok mu bu şehir de. Biri polisi arasın!'' diye korkuyla bağırırken eniştemin bir anda beni çekip sarılmasıyla daha çok titremeye başladım. Başımıza gelen felaket, sanki yeri yurdu paramparça etmişti. ''Hüküm belli. '' Orta yaşlardaki adamın itiraz kabul etmeyen sesi gözlerimi yummama neden olmuştu. ''Berdel olacak. '' Eniştem beni kollarının arasından çıkarmadan '' olmayacak. '' dedi inat bir sesle. ''benim kurban edecek kızım yok. '' ''Evlat'' dediğini duydum birinin. Eniştemin kollarının arasında titrerken gözlerimi sıkı sıkı yumdum. Sanki açmazsam bu kabus bitecek ve uyanacaktım. ''Sende iki tane kız evladı var. '' sesindeki tonlama ve ağır konuşması görmesem bile yaşlı bir kadına ait olduğunu anlayabiliyordum. ''Biri on yaşında biri de kollarının arasında. '' Kadının susmasıyla her yeri sessizlik bürümüştü. Gözlerimi korkuyla açtığım da az ilerimizde açılan gözlerime dikkat kesilen kara gözlü beyaz örtülü, kırışmış alnının ortasında dövmeli bir kadın gördüm. Gözlerimin içine derinden bakışı beni rahatsız etti o an. Titreyen gözlerimi kapatarak derin bir nefes aldım. ''İstersen on yaşındakini şimdi sözleriz yaşı büyüyünce düğününü yaparız, istersen de kollarının arasındakinin düğününü. Seçim senin. Başka seçenek yok. '' Eniştemin titrediğini hissettim. Teyzemin '' hayır, hayır olmaz onlar daha çocuk. '' diye bağırması bedenimin buz kesmesine neden oldu. Annemin hıçkırıkları kalbimi yerinden çıkardı sanki o an. Eniştemin '' kızınız kalsın, oğluma istediğinizi yapın ama kızlarımı vermem '' demesi üzerine gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Onun titreyen sesi, bedenime daha da sıkıca sarılması yüreğimin burkulmasına neden oldu. Titreyen dudaklarımı sıktım. Boğazıma dizilen hıçkırıklarım, kaçıp kurtulmak istiyordu. Benim ve Gonca arasında pazarlık yapıyorlardı. Bunlar nasıl insanlardı böyle. Daha küçücük bir çocuğun üzerinde pazarlık yapıp onu istediklerini söylüyorlardı. Canım yandı o an. Gözlerimden deli gibi yaşlar akarken ''Allah hepinizin belasını versin!'' diye bağırdım. Bütün endişe, korku bu saçmalıklar üst üste gelmiş ve nevrimi döndürmeye yetmişti. Eniştemin kollarının arasından nasıl çıktığımı bile bilmiyordum o an. Enişteme bizi sunan kadının önüne doğru ilerlerken, o gülümseyen bir ifadeyle beni izliyordu. Biz burada perişan olurken, bu yaşlı kadının bu şekilde gülmesi onu öldürme istediğine itiyordu beni. ''Sen nasıl bir insansın!'' diye çığlıklarımın arasında bağırdım. '' Sen daha on yaşındaki bir çocuğu almaktan bahsediyorsun. Bu nasıl bir ahlaksızlık!'' ''Kes sesini!'' diye bir adamın bağırdığını duysam da o kadının gözlerinden gözlerimi ayırmadan '' asıl sen kes sesini!'' diye avazım çıktığı kadar bağırdım. ''O zaman sen gelin olacaksın!'' Gözlerim kocaman olurken '' kardeşinin olmasına rızan yoksa sensin o zaman. '' diye devam etmesiyle bir kaç adım geriledim. Kalbim korkuyla yerinden çıkacakmış gibi atarken '' hayır! '' diye bağıran anneme döndü gözlerim. Başını sallayıp '' Hayır Mehir. Olmaz yavrum '' diye çırpınıyordu teyzemin kollarının arasında. Gözlerim ağır ağır Murat'a döndüğünde onun donuk bir ifadeyle yerde oturduğunu gördüm. Yeniden kadına döndüm. Yüzümde nasıl bir ifade gördü bilmiyorum ama '' ben o kadar da aptal değilim be teyzecim. Murat'ın pisliği için kendimi yakmam. Bu işe nasıl girdiyse tek başına da ölecek olan o '' dedim dik bir ifadeyle. Kadın ya ruh hastasıydı yada benimle alay ediyordu. Çünkü yüzünde gördüğüm bu memnun ifadenin başka açıklaması olamazdı. Yüzümde kuruyan yaşları kolumun tersiyle itip anneme döndüm. '' anne kalk'' dedim donuk bir sesle. Annem apar topar teyzemin yanından ayrılırken hızlıca gelip elimi tutan annemle beraber arkamı döndüm ve tam o anda o yaşlı kadının yine sesini duydum. ''O zaman Gonca gelinimiz olacak. '' İşte o zaman yeniden nevrim döndü. Annemi bırakıp nasıl arkamı döndüğümü anlamadım o an. Fakat önüme dikilen adamla neye uğradığımı şaşırdım. Başımı hızlıca kaldırıp karşıma dikilen adamla göz göze geldiğim de nefretle yüzüne baktım. Onun kara gözlerindeki ifadesizlik benim nefretimle çarpışmıştı. Yaşlı kadının '' Aram!'' demesiyle adam dişlerini birbirine bastırdı önce ardından gözlerini üzerimden ayırmadan yana geçti. O yaşlı kadın yeniden karşıma dikildiğinde '' Düğüne kalın'' dedi gülümseyerek. Bilerek yapıyordu. Gonca'yı bilerek önüme atıyordu. Dolmaya başlayan gözlerimi gördüğünde gözlerini kaçırdı yaşlı kadın. Onun ne yapmaya çalıştığını anladığımı fark etti. Ne Murat'ın ne de o aptal kadının ölmesine izin vermiyordu ve bunun bedelini bana ödetmeye çalışıyordu. Kadına ağır ağır bir kaç adım attım. Tam karşısına dikildiğimde '' o kız neyin oluyor?'' diye sordum kısık bir sesle. Dudaklarındaki gülümseme an be an söndü. ''Torunum. '' Anlayışla başımı salladım. Dudaklarım alaydan uzak bir şekilde iki yana kıvrıldı. ''Torununu mutlu etmek için beni yakmak istiyorsun yani. '' Kadının gözlerindeki ışık an be an soldu. ''Sadece seni değil.'' dedi ağır bir sesle. Bakışları yanı başımıza döndü. Onun baktığı yere döndüğümde az önce önüme dikilen adamı gördüm. Gözleri bu yaşlı kadın ve benim aramda gidip geliyordu. Ne konuştuğumuzu anlayamamış ve büyük bir bilmeceye bakar gibi bakıyordu bize. Gözlerinden o tereddüt an be an okunuyordu. ''Bir torunumu daha yakıyorum.'' O yaşlı kadına döndüm. Yeniden onun kara gözlerinin içine baktım. Bir adım daha attım ona, ve son sözlerimi söyledim. ''Yaşayacağım ve yaşatacağım bütün mutsuzluğun, girdiğiniz ahımın sorumlusu sizsiniz. Beni siz yaktınız bunu sakın unutmayın. '' **BÖLÜM SONU
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD