6.Bölüm

1025 Words
Siz hiç ailenizden ayrı kaldınız mı? Elinizde kalan tek yadigarınızın arkasına baka baka, gözü yaşlı gittiğini gördünüz mü? Ben bunu hiçbir zaman görmek istememiştim. Annemin bu şekilde beni bırakıp gideceğini hiç bir zaman hayal etmemiştim. Onun bu babamı kaybettikten sonra bir daha canının yanacağını düşünmemiştim fakat, bize sunulan bu hayatın acı gerçekleri düşündürmeye başlamıştı bile. Onun gidişini kabulleniyordum. Bir çok kez gitmeyeceğim seninle kalacağım dese de bunun olmayacağını ikimizde biliyorduk, çünkü en başından babamı bırakıp gelmezdi. Çünkü annem, babamı kaybettiğimizden günden beri gözünü açar açmaz önce babamın mezarına giderdi. Onun bunun eksikliğinde nasıl da çaresiz kalacağını iyi bilirdim. Kaç dakika olmuştu taksinin gidişinin ardından bilmiyordum. Hava yavaş yavaş kararmaya bile yüz tutmuştu fakat ayaklarım çivilenmiş gibi kapının önünden hareket edemiyordum. Göz yaşlarım artık akmıyordu. Kurumuş muydu yoksa beni terk mi etmişti anlayamadım o an. ''Mehir..'' Ardında duyduğum kısık sesle derin bir nefes aldım. Bana seslenen kişinin Zeynep hanım olduğunu biliyordum. ''Hava soğumaya başladı. '' Zeynep hanıma yine cevap vermedim. Zaten diyecek hiçbir şey de yoktu. Fakat bu kapının ardına yeniden girmek istemiyordum. Sanki girersem, bu zamana kadar tuttuğum öfkem, kırıklığım ve isyanım patlak verecekti ama öyle olmamıştı. Elimi tutan Zeynep hanımla beraber sessiz bir şekilde o büyük kapıdan içeriye girdim. Konağın ışıklandırmaları çoktan yanmıştı bile. Kuruyan dudaklarımı dilimle ıslatırken '' bir şey ister misin kızım?'' diye soran Zeynep hanıma başımı hayır der gibi salladım. Konuşamıyordum. Sanki o nikahtan sonra sesim alınmış gibiydi. Elimden tutmaya devam ederken, merdivenlerden çıkmaya başladık beraber. Bir üst kata çıktığımızda beni bir tarafa yönlendirdi ve o odanın kapısını açtı. İçeriye adım attığım da karanlık bir odayla yüz yüze geldim. Zeynep hanımın ışığı açmasıyla odanın varlığıyla da içindekilerle de çok ilgilenesim gelmedi. Onun kapıyı kapatmasıyla yere kadar uzanan perdenin önündeki küçük ikili koltuğa ilerledik. Yan yana oturduğumuz sıra da Zeynep hanım boğazını temizledi. ''Zor olduğunu biliyorum kızım. '' Evet bana bunu bir kere söylemiş ve ufak da olsa kendi geçmişinden bahsetmişti. Yerde olan gözlerimi kaldırıp ona baktım. ''Bu oda artık sana ve Aram'a ait. '' Onun bile konuşurken zorlandığını fark ediyordum. Nasıl zorlanmasın ki. Onlar nasıl benim hayatıma damdan düşer gibi girdilerse bende onların hayatına öyle girmiştim. Ne onlar suçluydu ne de ben. Bu hikayede ki tek suçlu Murat ve Helin'di. Murat ve Helin.. Sevdiğim ama artık kendisine dair bir şey hissetmediğim abim. Sadece ismini duyup daha kendisini görmediğim Helin. ''bizde adetler farklıdır ama burada daha da farklıdır kızım. '' Ne demek istediğini az buçuk anlıyordum aslında. Okuduğum kitaplar ve edindiğim nice bilgiler sağ olsun Zeynep hanımın kıvrandığı konuya geliyordu. ''Yarın da büyük eltim ve görümcem gelecek. Görümcem iyi kadındır. Bir kardeşten ötedir bana ama eltim..'' Onu nefessiz bırakan şeyin ne olduğunu bilmiyordum ama klişe şeylerin yaşandığını da anlayabiliyordum. Kötü bir elti her ailenin olmazsa olmazıydı zaten. ''Sizi anladım.'' Zeynep hanım büyük bir samimiyet ve anne şefkatiyle elimi tutarken '' demek istediğim onlarla iyi geçin falan değil. '' dediğinde yeşil gözlerine daldım o an. Gözlerinin etrafındaki kırışıklığa yanaklarındaki kırmızılık eşlik ediyordu. ''Geçinmeye bilirsin. Herkesi sevmek zorunda değilsin. '' Zeynep hanım demek istediklerini demek yerine konuyu farklı bir şekilde başka yerlere getiriyordu. Kapının tıklanması ve ''girebilir miyim?'' denmesi üzerine Zeynep hanım rahatlayarak derin bir nefes alıp '' gel Nalin'' dedi. İçeriye çok güzel, bir kadın girdi. Yüzündeki gülümseme insanın aklını başından alacak gibiydi. Kahverengi gözlerine çektiği sürme, kumrala yakın bir ten ve dudağının üzerindeki ben bu kadını bam başka bir güzelliğe çekiyordu resmen. Gülümsemeye devam ederken kapıyı kapatıp hızlıca yanımıza gelmesiyle zorlukla gözlerimi ondan çekebildim. Nalin dediği kadın dizlerimizin dibine oturduğunda '' maşallah '' dedi hayranlıkla. Ben ona hayran hayran bakarken, o da bana bakıyordu demek. ''Yakından daha da güzel. '' Nalin hanımın kurduğu cümle utanmama neden oldu. Beyaz tenli oluşum kendimi hemen ele vermeme neden oluyordu. ''Nalin?'' Zeynep hanımın ona seslenmesiyle ''sana yardıma geldim. '' dedi kıkırdayarak. Galiba bu evin en neşeli kadını bu kadındı. Nalin hanım, Zeynep hanımın yüzünde ne gördü bilmiyorum ama anında ciddileşti. ''Mehircim '' Nalin hanımın da Mehircim diyerek söze girmesiyle onları ezip büken şeyin aslında farklında olduğumu belli etmem gerekiyordu ama etmek istemiyordum. Sanki onlar konuşursa hemen gidecek ve ben bu koca odada yalnız kalacaktım. Korkuyla odada gözlerimi gezdirdiğimde gerçekten kocaman olduğunu fark ettim. ''Bizim adetlerimiz biraz farklıdır. '' Nalin hanıma döndüğümde '' evet '' dedim en sonunda. Kısık ve yıpranmış ses tonum beni daha da korkutmaya neden olmuştu. Boğazımı gürültüyle temizlediğimde '' siz şimdi evlendiğiniz için.. '' dediğinde Nalin hanımda ''olmayacak böyle abla. Anne'yi mi çağırsam'' dedi. Anne kimdi ne için çağırıyordu. Zeynep hanımın '' yok biz hallederiz. '' dedi gergin bir sesle. Zeynep hanım derin bir nefes alarak '' Mehir, bu evliliğin nasıl olduğunu ne kadar korktuğunu ve nasıl zorlandığını görüyorum kızım. Aslında buna karışmak ne benim haddime nede bir başkasının.. Fakat '' dediğinde nefesini hızlıca bıraktı ve vazgeçmekten korkar gibi yeniden söze girdi. ''Burada örf ve adetler farklıdır kızım. Düğünün ertesi günü çarşaf alınır kızım odadan ve bunu da yarın gelecek olan diğer eltim yapmak isteyecek büyük ihtimalle. Zozan anne de seninle o yüzden konuşmamızı istedi. '' Gözlerim öfkeyle kapandığı zaman konunun direk açılmasıyla derin bir nefes aldım. Gürültüyle nefesimi dışarı bıraktığımda gözlerimde aralandı. İki kadın utanmış ve mahcup bir şekilde yüzüme bakarken '' yalnız kalabilir miyim?'' diye bildim bir tek. İkisi önce kötü bir şey diyeceğim diye gerilmiş ardından birbirlerine şaşkınlıkla bakıp hemen toparlanmışlardı. Ardından Zeynep hanım yavaşça ayağa kalkıp '' Peki kızım. '' dedi. Nalin hanımı da kaldırdığında ikiside kapıya doğru ilerledi. Zeynep hanım kapıyı kapatmadan önce bana bakıp '' Aram aşağıda kızım. Babaannesinin yanında. Birazdan gelir bilgin olsun '' dediğinde öylece bakakaldım. Kapı kapandığı an aslında kapıyı kilitlemek istedim önce. Ardından düştüğüm durum için kendime kızdım ve en sonunda kendime acır hale geldim. Murat'a duyduğum öfke git gide artarken, bana yaşattıklarının ona da bela olmasını diledim içimden. Ben tanımadığım bir adamın karısı olmuştum ve tanımadığım bir adamın koynuna girmem için bana saçma saçma şeyler söylemeye gelinmişti. Nefes almak git gide daha da zorlaşırken arkamda duran camı açmak için hızlıca ayağa kalktım. Perdeyi aralayıp camı açtığımda derin bir nefes çektim içime. Bedenim ve ruhum yavaş yavaş rahatlamaya başlamışken, odanın kapısının gürültüyle açılması yeniden baştan aşağı kasılmama neden oldu. Korkuyla gözlerim kapanıp ellerim titrerken kapı gürültüyle kapanmıştı. Pencerenin önünden değil ayrılmak, bir anda kendimi aşağı atmak istedim o an. ''Mehir Bargiram.'' -BÖLÜM SONU
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD