7.Bölüm

1475 Words
Yeni adımlar, yeni başlangıçlar ve yeni bir dünya. Aram Bargiram ve Mehir Dedeoğlu için aslında her şey yeni başlıyordu. Her şey, yaşanılan bütün bu mahvedilen hayatlar sadece Mehir'in gördüğü kadarıyla yaşanıyordu, fakat şimdi işler değişmişti. Mehir'in oyun dolu hayatına yeni bir kahraman katılmıştı. Aram Bargiram.. Aram da artık Mehir'in senaryosunda yer alıyordu ve söz hakkı artık ona da doğmuştu. Tek başına yaşanan hayatlara ikinci bir nefes katılmıştı ve bu nefes, hem Mehir'i hemde Aram'ı ilgilendiriyordu. Aram Bargiram, nikah kıyıldığından beri sessizliğini koruyordu. Nikah kıyılır kıyılmaz zaten soluğu dışarı da almıştı. Bu şehir de yaşadığı bu evde artık ona nefes aldıramaz gibi geliyordu. Yürüyordu. Saatlerdir yürüyordu. Aram Bargiram her ne kadar at binmeyi, silahını eline alıp hedef vurmayı sevse de en çok onu rahatlatan şey yürümekti. Bu alışkanlığı aslında ona babasından mirastı. Aram, rahmetli babası Arjin Bargiram'la çocukluğundan beri yürürdü. Daha ufacıkken babasının elini tutar yürürdü, gençliğinde ise yan yana olgunluğa eriştiğinde ise omuz omuza.. Mirasını hala stres atmak, acısını kederini dışarı atmak için kullanıyordu. Aram hala daha inanamıyordu. Helin, sırdaşı, biriciği dert ortağı ona bunu nasıl yapmıştı aklı almıyordu. Evet yaşı küçük değildi biliyordu bunu. Hatta Helin'e de söz vermişti. Yengesinin saçma sapan konuşmalarını ciddiye almaması gerektiğini söylemişti. Fakat hiçbir şey söylediği gibi olmamıştı. Helin, korkusundan bütün hayatını mahvetmişti. Kendi belki şimdi mutluydu ama Aram bir daha onu affetmeyeceğini biliyordu. Aram, daha yirmi yaşındaydı babası öldüğünde. Babası kanlıları tarafından vurulmuştu. Çok acı çekmişlerdi o zaman. Bütün aşiretlerin en büyük ağası babasıydı. Yine de onu öldürmelerine engel olamamıştı bu durum. Bu zamana kadar durulan sular o ölümle hareketlenmişti. Ardından Şardivan'larla olan husumetleri yeniden başlamıştı. Büyük amcası kardeşinin ölümüne dayanamamış ve Arjin ağayı vuran adamı tek kurşunla mezara koymuştu fakat amcası da Şardivan'larda kalan tek adam tarafından vurulmuş ve o da toprak olmuştu. Aram o sırada üniversite için başka şehirdeydi. Olayı duyduğu an direk Mardin'e gelmişti fakat iş işten geçmişti. Bir evden iki adam toprak olmuştu. İki yağız delikanlı, daha kırklarının ortasında birbirine çok düşkün iki kardeş iki gün arayla son nefeslerini vermişti. Musa amcası ve babası öldükten sonra Berzan ağa sahip çıkmıştı ailesine. Berzan, daha gençliğinde ağalığı reddedip başka bir şehir de yaşamaya başlamıştı. Orada bir yaşam kurmuş, ve gününü gün etmişti. Fakat hiçbir şey onun planladığı gibi olmamış yeniden Mardin'de hayat kurmaya adım atmıştı. İki abisinin ölümü ise yeğeninin okulunu bitirmesi süresine kadar ağalık yapmış, yeğeni hazır olduğunda ise yerini teslim etmişti. Bu süre zarfında asla yeğenlerini, ve ailesini yalnız bırakmamıştı. Eşi Nalin'le başka konakta yaşarken, bütün düzenlerini ezip ailesinin konağına yeniden yerleşmişlerdi. Bu durum onu zorluyor muydu? Evet bir nevi zorluyordu ama Berzan ağa yine ailesine sahip çıkabildiği için o gücü kendinde bulduğu için mutluydu. Ta ki ortanca yeğeni Helin, bir adama kaçana kadar. ''İyi misin oğlum?'' Aram, babasını kaybettiği günden beri ona ortaklık eden adama ağır ağır başını salladı. İlk günlerdeki öfkesi buhar olup uçmuştu sanki. Ya da yürümek iyi gelmiş, kendini biraz olsun dinleme fırsatına sahip olmuştu. ''iyi miyim, değil miyim bilmiyorum amca. '' Berzan ağa yeğenin yanına oturup elini omzuna attı. O da hala inananıyordu. Herkesten beklerdi de Helin den asla beklemezdi böyle bir şeyi. ''Helin..'' dedi Berzan ağa, fakat Aram Bargiram sertçe sözünü kesti. ''Onun adı bir daha anılmayacak. O, kaçtığı gün öldü.'' Aram'ın sözleri bıçak keskinliğindeydi. Canını, emanetini bir anda kesip atmıştı. Aram'ın gözünde Helin, abisine güvenmemiş ve onu ezip geçmişti. ''Hepsi Şermin'in yüzünden.'' Aram alayla güldü. Daha doğrusu gülme ifadesi bile yüzünde okunmuyordu. Helin'in yeniden aklına gelmesi onun bütün sinirlerini yerinden tek tek oynatmaya başlamıştı bile. ''Ben ona söylemiştim amca, onu o ite istemeye geldiklerinde vereceğimi söylemiştim. İster Şermin desinler ister başka biri. Helin bana güvenmedi, inanmadı ve ezik geçti. Şimdi yolu açık olsun. Benim Helin adından bir kardeşim yok. '' Bu kadardı işte. Aram ağa için insan silmek kolaydı da kardeş silmek çok zordu. Fakat Helin bunu başarmıştı. Aram'ın sözünü ezmiş sadece istediğini yapmıştı. Ne kendisine ne annesine ne de dil döken amcasının sözüne güvenmişti. O sadece istediği şeyi yapabilmek için bir başkasını bahane etmişti ve bu da Aram'ın onu silmesine neden olmuştu. ''Hava kararıyor oğlum. Merak ederler.'' Aram her ne kadar eve gitmek istemese de mecburdu. Annesinin birazdan aramaya başlayacağını hatta ondan önce Zozan hanımın arayacağını iyi biliyordu. Amcasının arabasına binerek yola koyuldu. Geçtiği yollar toza dumana katılırken, ilk defa Aram eve gitmek istemiyordu. Bir günde herkesin hayatı tepetaklak olmuş ve bu durumun neresinden tutarsa tutsun elinde kalıyordu. Konağın önüne geldiklerinde, iki yiğit arabadan indi. Konağın kapısı açılıp içeriye girdiğinde ev ölüm sessizliğindeydi. ''Aram'' Bahçeye adım attığı an babaannesini tek otururken görmüştü Aram. Kapının sesine onlara dönen babaannesi ise hemen seslenmişti. Yorgun olduğu her halinden belliydi yaşlı kadının. Yine de evlatları için dimdik duruyordu. ''Buyur Zozan xanim'' Aram'ın sert sesine hitaben Zozan hanımın da sesi katılaşmıştı. ''were cem min'' *yanıma gel* Aram kendisini çağıran babaannesine ters bir ifadeyle bakıp yanına doğru adımladı. Amcası Berzan ağa '' iyi geceler '' diyerek yanlarından ayrılırken o ise babaannesinin yanına oturdu. Arka bahçe kapısından girmesi bile babaannesine yakalanmasına mani olamamıştı. Ne söyleyecek ne diyecek az buçuk biliyordu fakat bundan onun kimseyi dinlemeyeceğini de onların bilmesi gerekiyordu. ''Helin babasının evine gelecek. '' Babaannesinin kızgın sesini duymasıyla öfkeli gözleri hızlıca ona döndü. Dişlerini birbirine bastırırken '' sana bu evliliği kabul ederken tek bir şey dedim Zozan Xanim '' dedi tek tek cümleleri bastırırken. '' o torunun da soysuz kocası da değil bu eve adım atmak, birinizin onlarla konuştuğunu duymayacağım. '' Aram'ın git gide öfkesi yükselirken, eski halini günden güne özlüyordu. Onun kaygısız, kimseye laf etmeyen, saygılı ve anlayışlı halleri babasıyla beraber toprağa girmişti. Zozan hanım torununa acıyla bakarken, ''kabul etmem bunu'' dedi. Aram öfkeyle ayağa kalktığında '' bunu kabul etmeyenler benim evimde bulunmayacak o zaman. '' diyerek hızlıca adımlamaya başladı. Ön bahçe kapısının oraya vardığında ise babaannesinin kızgın sesini duydu. ''Arjin'imin evinden beni atıyor musun?'' Aram arkasını dönmedi. Helin'e öfkesi git gide daha çok artarken '' Sakın dapir!'' diyerek bağırdı. '' Sakın babamı araya koyma. Kalbini kırarım!'' Aram öfkeyle bahçeye giriş yaptığında hızlıca odasına doğru çıktı merdivenleri. Öfkeyle odasına girdiğinde ise açık camın önündeki kadını gördü. Bütün öfkesi ona doğru akarken gür sesiyle '' Mehir Bargiram!'' dedi. Mehir duyduğu sesle git gide daha da gerilirken, arkasına dönmeye korkuyordu. Adamın delici bakışlarını sırtında hissederken, usul usul arkasını döndü. Karşısında gördüğü uzun, yapılı adama korku dolu gözlerle baktı. Esmer teni, iri bedeni ve koyu renkli gözleri Mehir'in gözünde daha da korkutucu bir hal alıyordu. Aram da ise durumlar daha da karmaşıktı. O gün kadını eve getirttiği gün gözleri onu yakmıştı. Aram bunu fark etmişti fakat öfkesi onu kör olmaya itiyordu. Kadının omuzlarından aşağı salınan kızıl saçları ise, başka bir yerde karşılaşsalar aklını başından alırdı. Fakat Aram'ın gözünü öyle büyük bir öfke, öyle büyük bir kin bürümüştü ki asla karşısındaki güzelliğin farkında değildi. Mehir derin bir nefes alırken, gözlerinin içine bakandan adamdan hızlıca gözlerini kaçırdı. Boğazı düğüm düğüm olmuş ve her an ağlamaya hazır bir şekildeydi. Aram'ın ona doğru adımlaması bedenini titretirken, bir adım hızlıca geriye doğru attı. Kalbi göğsünü delecek şekilde atıyordu. Aram hızlıca kadının yanından geçip camı kapattı. Perdeyi hızlıca çektiğinde kadının titrediğini fark etmişti. O kaçtığı, muhtemel son gelmişti aslında. Gönlü kadına dokunmamaktan yanayken aslında böyle bir şeyin mümkün olmadığını da net bir şekilde biliyordu. Şimdi dokunmasa bile ileride mutlaka bunu yapmak zorundaydı. Bir kaç adım önünde duran kadının titremelerinin daha da arttığının farkındaydı. Bu kadını görmek o iti hatırlamasına neden oluyordu. Her ne kadar kini başkasına da olsa öfkesini kontrol altında tutması pek de kolay değildi artık. Öfkeli ve yükselen sesiyle '' yatağa geç!'' dedi Aram Bargiram. Mehir'in göz yaşları hızlıca akmaya başladığında dudakları da titremişti. İstemiyordu. Murat'ın günahını çekmeyi istemiyordu ama bu pençelerin arasına düşmüştü artık. Ne kaçabiliyor, ne de bir kurtuluş yolu bulabiliyordu. Adamın yeniden '' yatağa!'' diye bağırmasıyla irkildi. Ayakları geri geri giderken, o aslında söylediği yere doğru adımlıyordu. Kalbi korkuyla atarken, karşısında dikilen adama yaşlı gözlerle baktı. ''yapma'' diye fısıldayabildi sadece Mehir. Adam öfkeyle dişlerini sıkarken '' ha şimdi ha bir hafta sonra. Bunun elbet bir gün olması gerekiyor '' demesi bile Aram ağa için büyük bir gelişmeydi. Kadının omuzlarını kaldırıp küçük bir çocuk gibi bakması ona kendi küçük kardeşlerini hatırlatmasına yetmişti fakat, artık geri dönüşü yoktu. Bu sonun mutlaka olması gerekiyordu. O bir aşiret büyüğüydü ve elbet ondan çocuk isteyeceklerdi. Ha şimdi ha bir kaç ay sonra.. Yoksa sonunu herkes tahmin edebilirdi. Aram'ın gözlerini kapatarak derin bir nefes alması Mehir'i az biraz rahatlatmaya yetmişti fakat adamın bir kaç saniye sonra gözlerini açarak, ışığı kapatmaya gitmesi çok erken sevindiğinin göstergesi olmuştu. Mehir'in ağlamaları daha da şiddetlenirken, dudaklarının üzerine başka dudakların yerleşmesi kurtulamayacağının ve bu sonun yaşanacağının kanıtı olmuştu. Mehir artık bazı şeylerin bittiğinin ve artık umutlarının öldüğünü anladı. Adamın ona nazik davranması bile içindeki acıya merhem olamıyordu. Saçlarını okşaması, rahatlaması için ona her şeyi yapması bile yetmiyordu. İlk defa.. Mehir ilk defa gerçekten Murat ve Helin'e karşı büyük bir nefret hisseti o an. Onların aşkı iki kişiyi yakmıştı. Bir bütün olurken, can acısıyla bağıran Mehir'i, o acıyı dudaklarına hapseden Aram'ı.. Bir aşk iki hayatı mahvetti.. -BÖLÜM SONU
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD