Doğumhanenin önünde, yüreğimiz ağzımızda bekliyorduk. Sırma doğurmak üzereydi. Bebek daha 8.5 aylık olduğu içindi bu endişemiz. Daha doğrusu ben ve Berhan bey hariç diğerlerinin endişesi bu yüzdendi. Fakat benim ki çok farklıydı. 2 hafta önce Sırma hakkında ki gerçekleri öğrenmiştim. Sırma çocukluğundan beri kalp hastasıydı ve bebek Berhan 'dan değildi. Hatta onlar evli bile değildi. Kafayı yememek için kendimi çok zor tutmuş ama Sırma'yı üzmemek için aklımda ki soruları tek nefeste soramamıştım. Oda ağlamaktan her şeyi ince ayrıntısına kadar anlatamamıştı. En azından olayı kaba taslakta olsa biliyordum.
2 hafta önce Sırma beni dışarı çağırmış bir kafede herşeyi tek tek anlattıktan sonra aklımın ucundan bile geçmeyecek bir şey istemişti.
Eğer ki doğumda olası kötü bir durum olursa bebeğine iyi bakmamızı. Bebeğine bizim bakmamızı en çok benim bakmamı istiyordu çünkü aile sıcaklığı iyi büyümesini istiyordu. Her anne gibi başka kadınların elinde yada bakıcılarla büyümesini değil İpek hanımların evinde olmasını istemişti.
Ben böyle bir şeyi nasıl kabul etmiştim hala aklım almıyordu fakat iş işten sanırım geçmişti. Çünkü Sırma'ya o ağlamasına karşılık sıkıca sarılmış ve bebeğine iyi bakacağıma dair sözler vermiştim. Neyime güvenerek ? Gerçekten kendim bile bilmiyordum. Berhan bey'in hiçbir şeyden haberin olmamasını geçtim geri kalan kimsede bu durumu bilmiyordu ve bu durum omuzlarımın eğilmesine sebep olacak kadar büyük bir yüktü. 3 kilo olan bıcırık şey benim hayatımda ki her şeyden çok daha Farklı olan bir sorumluluktu.
Bebeğin babası Berhan bey'in çok yakından arkadaşı olan Mert Bey'miç. Sırma, Berhan bey ve Mert bey zamanında çok yakın arkadaşlarmış. Hep beraber yurt dışına çıktıktan sonra aynı şirkette çalışmaya başlamışlar. Bir süre sonra Sırma ve Mert beyin arasında bir şeyler başlamış. Uzun yıllardır beraberlermiş. En sonunda da bir bebek sahip olacaklarmış fakat Mert bey Sırma'nın yanına gelirken bir trafik kazası geçirmiş. Bir kaç gün hastanede yattıktan sonra kendiyle olan mücadelesinde maalesef ki galip gelememiş ve baba olacağını öğrenemeden vefat etmiş. Ölmeden önce Berhan beyle görüşmek istemiş ve ondan ne olursa olsun Sırmaya sahip çıkmasını istemiş. Berhan bey'de sözünü tutmuş ve Sırma'yı hiçbir şekilde yalnız bırakmamak için ona ne olursa olsun sahip çıkmış.
Görüştüğümüzde o üzüntülü durumdayken böyle bir şey istemiş ve bende düşünmeden kabul etmiştim. Bundan sonra ki olaylar nasıl gelişirdi bir fikrim yoktu fakat görünen o ki yaşayıp öyle görecektim.
***^*^*^*^***
Yaklaşık 2 saat sonra doktor çıkmıştı. Yüzünde ki ifadeden de belli olduğu kadarıyla işler hiç yolunda değildi. Saygı yerinden hızlıca kalkıp doktorun yanına gitti. Cevabı bilmesine rağmen o hepsini yerle bir edecek soruyu sormuştu.
"Yaşıyor değil mi.?" Sorunun cevabını biliyordu aslında. Cevap iyi olsa doktorun suratı neden bembeyaz olsundu ki.
"Bebek gayet sağlıklı. Tam gelişimini tamamlayana kadar küvezde kalıcak. "
"Anne nasıl yaşıyor değil mi.!?" Sert sesiyle derin nefes almıştı doktor. Bu nasıl söylenirdi ki. ? Ölüm kolay söylenebilecek bir şey değildi. Kaç yıllık doktor olmasına rağmen hala alışamamıştı bu duruma. Nasıl alışılınırdı ki.? Ölümdü bu. Bir anneye, eşe, kardeşe, babaya nasıl denirdi evladınız öldü diye. Kolay mıydı.? Değildi. Şimdi de hiç kolay değildi.
"Başınız sağolsun." İşte bu yetmişti herkes için. Sırma kendisiyle girdiği mücadeleden mağlup ayrılmıştı. Kendi kalbini yenememiş, sadece sağlık bir bebek dünyaya getirene kadar açık tutmuştu o güzel gözlerini. Şimdi ise evladını ortada bırakmış sonsuza kadar yummuştu o güzel gözlerini.
Saygı'ın omuzlarında ki yük bütün ağırlığı daha da belli etmişti. Bir bebek daha annesiz kalmıştı. Bir evlat daha yetim büyüyecekti. Bir kalp daha kırılacaktı büyüyünce. Bir çocuk daha eksik olacaktı. Nasıl nasıl bu işinden çıkacaktı ? Çıkmak istiyor muydu ? Verdiği sözden nasıl geri dönecekti ? Dönemezdi ki. Sırma'ya dönse o masum meleğe dönemezdi.
Boş koltuklardan birine oturup Berhan bey'e baktı. Yüzünde tek bir mimik bile oynamamıştı. Aynı donuklukla doktora bakıyordu. O zaman anlamıştı Saygı. O bile bile izin vermişti. Bile bile arkadaşının ölümüne engel olmamıştı. Aslında o çok zengindi. Bir kalp bulabilirdi, nakil yaptırabilirdi fakat yaptırmamıştı. Sırma'nın ölümünü göz göre göre kabul etmişti. Hesapta soramazdı ki. Ne diyecekti.? Neden yaptın mı.? Diyemezdi. Aralarında neler geçtiğini bilmediği için diyemezdi işte. Yargısız infaz yapmak istiyordu ama yapamazdı. Sırma belki kendi istememişti. Berhan bey göz göre göre buna izin verecek biri değildi. Değildi değil mi? O kadar kötü olamazdı.
"O...o hastamıydı.?" İpek Hanım'ın sorusuyla üzgün gözlerini ona çevirdi Saygı. Kimsenin haberinin olmayıp, sadece onun bilmesi çok büyük bir yüktü onun için. Usulca kafa sallayıp elleriyle oynamaya başladı. Kendisi evde ki bir çalışandı fakat asıl sahiplerden daha fazla bir bilgiye sahipti bu durumda onun utanması sebep oluyordu.
"Benim anlatmam doğru olmaz İpek Hanım. Berhan Bey daha doğru olarak sizinle konuşacaktır." İpek hanım anlayışla başını sallayıp eşine sarıldı. Onlarda çok üzgündü. Sırma'yı seneler öncesine bir kaç kere görmüşlerdi fakat hiçbiri bu kadar uzun sürmemişti. Şimdi ise her hafta görüşmüşler onun saf kalbine, gözlerinde ki ışığa alışmışlardı. Hepsinin hayali bebeği hep beraber oldukları ortamda onlara yardımcı olarak büyütmekti.
Herkes için çok üzücü bir andı şuan. Berhan doktorla beraber diğerlerinden ayrılmıştı. Eylül ve Güçlü ağlamıyorlardı fakat onlar içinde bu haber çok yıkıcı olmuştu. Ölüm uzun zamandır onların yakınlarına uğramamıştı. Şimdi en çok alıştıkları kişiyi kaybetmek hepsini olduğu gibi iki kardeşide derinden sarsmıştı.
******
Cenaze işlemleri halledilmiş ve Sırma sevdiği adamım yanında toprağa verilmişti. Herkes cenaze yerindeyken Saygı, Berhan Bey'in evinde 2 günlük bebekle ilgilenmeye çalışıyordu. Kendi bebeği olmadığı için ayrı bir özen gösteriyor, altını değiştirirken bile dünyanın en zor şeyi gibi hareket ediyordu. Ki zaten onun için öyleydi. Çocukken Naz ile birlikte mahallerinde ki komşu ablalarının bebeği olduğunda her gün onu görmeye gider ona yardım etmeye çalışırlardı fakat bu o anlara hiç benzemiyordu. Doktor değerlerinin normal olduğunu söylemiş fakat haftada 2 kere kontrole getirmek karşılığında bebeği küvözde tutmamış eve gidebileceklerini söylemişti. İpek hanım'ın isteği üzerine Saygı'da, Berhan bey'in evinde bebeğe hazırlanmış odada küçük meleğe bakıyordu.
"Annene bir söz verdim ve sözümü tutmak için elimden ne geliyorsa yapacağım fakat nasıl olacak be minik? Nasıl yapacağız? Olur mu dersin? Başarır mıyız. Berhan bey'in onayını alır mıyız ? İpek hanımlar ne der? Ah ufaklık kocaman kafamın içinde binlerce sorunun arasında tek güzel şey sensin. "
Bebekle konuşuyor gibi gözükse bile aslında kendi kendine konuşuyordu. Bebek ise kendi halinde gözleri kapalı ayaklarını hareket ettiriyor arada bir mıkır mıkır sesler çıkartıyor ve çoğu zaman uyuyordu. Bu kadar sakin olması resmen mucize gibiydi. Sırma arkasında bir melek bırakmıştı evet ama bu melek her şeyi hisseder gibi kimseyi üzmeden duruyordu geceden beri.
Üzerini son kez kontrol ettikten sonra guruldayan karnını birazda olsa doyurmak adına mutfağa girdi. Buzdolabında Gördüğü karışık kızartma yoğurtlusunu bir tabağa koyduktan sonra çatal ve ekmek alarak masaya oturmuş hızlıca yemeğe başlamıştı. Bebeğin sesi çıkmıyordu fakat ne olursa olsun yanından ayrılmak istemiyordu. Hem onunda mama saati gelmek üzereydi. Tam son lokmasını ağzına atmak üzereyken mutfağa giren kişiyle elinde ki ekmeği yavaşça tabağa bırakıp ayağa kalkmıştı. Berhan bey çatık kaşlarıyla tam karşısında duruyordu.
"H..hoş geldiniz Berhan bey. Bebek uyurken bir kaç bir şey yemek istedim. Size sormadan buzdolabınızı karıştırmış gibi oldum özür dilerim ama arayıp rahatsız etmek istemedim. Ben yine aynısından yapar yerine koyarım."
Berhan karşısında ki açıklama yapan kadınla kendine gelmiş başını olumsuz anlamda sallamıştı. Kendisine yardım eden birinin yediğine laf söyleyecek değildi. Hatta evine gelen kim olursa yediğine laf edecek kadar kötü biri değildi elbette ki.
"Saçmalamayı kes lütfen. İstediğin zaman istediğini ye hatta eksik bir şey olursa kapıdakilere söyle alırlar. Bir kaç güne bakıcı bulacağım o güne kadar İpek hanımların izniyle ve sende istersen bebeğe bakmanı isteyecektim. Karşılığını fazlasıyla öderim o kısmı sakın düşünme."
Saygı cevap vermek üzereyken telsizden gelen ağlama sesiyle Berhan beye cevap vermeden hızlıca yanından geçmiş koşar adımlarla odaya ulaşmıştı. Bebek katılmış gibi ağlıyordu ve bu durum Saygı'nın elinin ayağına dolaşmasına sebep oluyordu. Hızlıca ama onu incitmemeye özen göstererek kucağına almış omzuna yatırarak pışpışlamaya başlamıştı. Duracak gibi değildi.
Kapıda dikilen Berhan beye dönüp sıkıntıyla ofladı. Onun daha önce bebek tutmadığına emindi Saygı fakat şuanda ilk deneyimini gerçekleştirmek zorundaydı.
"Berhan bey?"
Berhan ağlayan bebekte ki gözlerini zorlukla çekmiş karşısında ki soru sormak isteyen ama bundan epey bir çekinen kadının gözlerine odaklanmıştı.
"Bebeği bir kaç dakika tutabilir misiniz ben hemen mamasını hazırlayayım?"
Berhan anında başını olumsuz anlamda sallamıştı. Dışarıdan heybetli yenilmez gibi gözüküyor olsa bile o küçücük bebeği tutacak cesareti yoktu. Çıplak elle adam bile öldürebilirdi fakat dokunsa incitecek gibi durduğu bebeği kucaklayamazdı.
"Hayır. Yani benim işim var senin halletmen gerekiyor."
Saygı bir şey söylemesine bile izin vermeden koşarak uzaklaşan adamın arkasından şaşkınca bakakaldı. Bu adam bu bebeğe nasıl sahip çıkacaktı gerçekten merak ediyordu.